Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
Üye Kayıt    
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
BİLİNMEZE DOĞRU
mdk60
(1 /1)
Müşerref'ime Dua
CemalGoren
17
1
Yâr Olur
MusaTolay
(1 /1)
33
1
SEVDA BORCUN VAR
mdk60
(1 /1)
40
1
UNUTMA ŞANLI BAYRAK
Rasim_YILMAZ
(1 /1)
Son Eklenen Metin Şiirler
BİLİNMEZE DOĞRU
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
On Beş Temmuz Gecesi
KÖPRÜLER ŞEHRİ
KÖPRÜLER ŞEHRİ
Aktif : 114
Bugün :   10404
Toplam : 18964250
Toplam Üye: 7314
IP :   54.224.230.193
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
Online Üyeler :  
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
BELLİ DEĞİL...

belli değil dost belli değil geçtiğim yol
peşime takılıpta birde sen yanma,
hiç bitmeyecek yolculuk'ta bu kul
yatağım bile batar oldu yarama.

^^^^

üstümmü açıldı üşüyorum bu gece
sıkışıp duruyor bir hançer göksüme,
dünyamı alçakta benmi gökteyim
düşüyorum sürekli her zerremde.

^^^^

arada biryerlere göç edeiyor zihnim
aklımın yarısı yok çekile çekile dilim,
terki diyar kolay olsa inerdim huzura
kuru yanarda yaşta karışıyor dumana

^^^^

ben ben olalı yanmadım hiç böyle
kendimi kaybedip salmadım töybe,
gurbet gibiyim anlatılmaz bazı şeyler
bugünde ölmedim yaşamaksa eğer.

^^^^

rıhtıma vuruyor ufalanmış parçalarım
iflah olmaz kurşun gibi ağırlaştı başım,
boş gemi sallanırmış hani okyanusta
sığınacak liman'da kalmamış dünyada.




mustafa yaman
25 ağustos 2016

liman56

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle

Hayat bu, nasıl geçer, farkına da varmazsın.
Açılan yaraları, merhem olup sarmazsın,
Ekilecek tohumu, harmanlayıp karmazsın,
Artık yoluma durma, beni günaha sokma.
-
Yıllarımı mahvettin, derde salıp ta gittin,
Üzülmüyorum artık, bende artık sen bittin,
Dost dedim güvenmiştim, canıma bilki yettin,
Başını taşa vurma, beni günaha sokma.
-
Dünya kalır mı sandın, zalimliğe doymadın,
Birgün olsun güldürüp, aşıma su koymadın,
Kıymetimiz bilmedin kendini de saymadın
Boşa hayaller kurma, beni günaha sokma.
-
Dönde bir bak istersen, bizlere neler ettin,
Güldürmedin yıllarca ahımı alıp gittin,
Sonunda düştün işte, artık canıma yettin,
Artık hatırım sorma, beni günaha sokma.


15.08.2016 - Melek Dönmez.
Meleksultan
...

kimi mutlu tasasızca yaşıyor
kimi kederini sırtında taşıyor
kimi sessiz gücünü'de aşıyor
taştı yürek yazalımmı.


gönlünce birgün gülebildikmi
hüzzamsız bir gün görebildikmi
adımızı o defterden silebildikmi
hafiflesin yükler yazalımmı.


bir düşen daha ne kadar düşer
kendin ol kendin özenme boşver
en iyisi sensin herkesi'de hoş gör
şükür defterine yazalımmı.



mustafa yaman
23 ağustos 2016
...
O"halde"yiz, bu haldeyiz...
Şehit varken gel piyese.
Vicdan sesi kısık kaldı,
Yasak vardır Erciyes’e!!!

Çuvaldızı tene batır,
Meseleyi şöyle yatır,
Serhat varıp orda otur,
Kapılmadan sakın ye’se!

Serhat KAHRAMAN
2 Ağustos 2016 / 14:30
...
Bir sal misali akıp giden hayatım vardı
Kıskananlar oldu salımla birlikte alabora oldum
Son bir uğraşla kurtardım kendimi
Zamanın hiç bilmediğim tarafları karsıma çıktı
Acınası halimi bir gözyaşıyla anlattım rabbime
Uzun suren kâbus gibi yıllara sözüm geçmedi
Hep bir yar yardımcı bekledim kendimce
Gelen giden olmadı
Ayırt edemedim iyi ile kötüyü
Neyin yanlış neyin doğru olduğunu düşünmedim hiç
Beklediğim hiçbir şey gelmedi
Hayalleri defterimin tek kalan yaprağını sığdırmıştım
Yazacak çok şeyim vardı oysaki
Bir tarafı bomboş kalmıştı
Yâri bekledim hep gelirse yazarım demiştim
Ümidim son nefesini vermişti
Ne bekleyecek halim kalmıştı ne de bir hayalim
Yâre ayırdığım son sayfayı küllerle buluşturdum
Doğru olan son sayfayı yakıp unutmak mıydı?
Yoksa o sayfaya hayalleri sığdırıp gülümsemek miydi?
Artık pişmanlık duygusu bile yok tu içimde
Kırgınlığım geçmişti bir nebze
Eskiye dair hiçbir şey kalmamıştı
Gözyaşlarım ı hesaba katmıyorum
Onlar durmasını hiç bilmediler
Aylardan şubattı havanın soğukluğu bile yakmıyordu canımı
Bir yar gelmişti aklım kalbim hep onu düşünüyor
Hep onu söylüyordu.
Dualarım ulaşmıştı rabbime
Biraz daha suskunum bu zamanlarda
Her şey ayrı bir güzellikteydi
Cebimden paramparça olmuş aynayı çıkartıp
Kendime bakıp artık sen ben mutluluk diyebildim
Bir çiçek açtım kimse dönüp te bakmadı yüzüme
Ben ise hep onu bekledim yâri bekledim
Huzurlu elleriyle yaşamakta olduğum topraktan alsın diye
Onun ellerinde yaşayıp ölümü bekleyeyim diye
Üstünden çok zaman geçti
Solmuştum başım önüme eğilmişti
Kirpiklerim sanki kar tanesini andırıyordu
Başımı kaldırdım her yer sararmıştı
Çaresizce gözlerimi yumdum
Ölümün namelerini tekrarlayıp durdum
Koparılmıştım artık sonun bu diyebildim
Bir koku sanki cennetten bir parça
Gözlerimi bir anda açıp başımı kaldırdım
Yar gelmişti gülümsemesiyle hayat buldum
Kızgındım neden dedim neden geç geldin
O ise gülümsemesini bozmadan
Bekledim sessizce
Ne zaman ki ölümün nameleri arasında adım geçti
Seni anladım sevgini anladım askı anladım
İçim elvermedi seni öylece bırakmaya
Boğazımda düğümlenmişti sözcüklerim
Konuşmaya yeltenmiştim utanmayı bırakıp
Ben ki başkaları koparmasın beni diye dua eden
Eli uzanan herkese cehennem olan
Yâri bekleyip bir yaz geçiren
Sonbaharın hüznüyle gözlerimi açan
Her an geleceksin diye yarı uyanık yaşayan ben
Söyle hak etti mi bunu
Gözleri dolmuştu o güzel gözlerinde hüznün parçaları dökülüyordu
Susamadın diye kızıp durdum kendime basımı önüme eğip sustum öylece
Çok geçmeden o güzel sesini duydum
Değmedi mi peki sonucu hüsranla mı son buldu
Soğuktan gülmek bilmeyen yüzüm değişti birden
Değdi yaprakların dökülmesine canım sıkılırdı
Şimdi ise dökülmesi için yalvarıyorum demiştim
Neden diyebilmişti güzel sesiyle
Saçlarının arasından süzülen yapraklar
Gülümsüyordu öyle güzel olmuştu ki dünya
Dua ettim dökülün ey yapraklar sevdiğimin üzerine diyebildim
...


akmayan bir dereydi kurumuş
evin köyün uzağında kurulmuş
hiçte kimsen yoktur unutulmuş
ben seni hiç unutmadım teyze


köyünüzden geçerken görmüştüm
sırtında odun yükü bükülmüştün
alıp taşırken evine sevinmiştin
yüzünde yılların izi sinmiş teyze.


kimlerdensin deyip sormuştun
yokluğuna boş ver deyip gülmüştün
kasabadan aldıklarıma üzülmüştün
böyle gelmiş böyle gidermi teyze.


üçkez gittim elini öpmeye sevindin
eskilerden anlatırken unutma dedin
ayrılıp şehre giderken hediye verdin
baş ucumda saklıyorum kokluyorum teyze.


keşke seni bir daha görebilseydim
katar katar odununu yığabilseydim
acı haberini alınca yetişebilseydim
yara oldun dert oldun unutmadım teyze.



mustafa yaman
188 ağustos 2016

...


Bugün..
Nedense
Daha bir başka
Daha bir zinde
Başlamak nasip oldu güne...

Ve..
Sabahın o mahmurluğunda
İçimden..
Biran önce
Kendimi atmak geldi dışarıya
Belki de...
Serçeler davet etti
Beni kahvaltıya..!


Tıpkı ..
Düşündüğüm gibi..
Simit evinin bahçesi,
Yine cıvıl cıvıl,serçelerim toplanmış bir araya
Beni bekliyorlar,sabırsızlıkla.

Bugün..
Davetsiz bir misafir,
Birde güvercin var aralarında

Daha..
Görür görmez
O çok sevdikleri
Simitleri
Üşüştüler hemen masamın etrafına..

Yine o kapışmalar,yine o curcuna
Benim ise..
Kafam takıldı,
Henüz ..
Siftah bile yapamayan zavalli güvercine
Koskoca parçayı,tam atıyorum önüne,
Mubarek arabalı vapur gibi
Daha dönemeden
O fırlatma serçeler..
Kapıp götürüyorlar yemi..!


Defalarca denedimse de
Nafile...
Bir lokma bile
İndiremedi midesine..

Artık
Fasıl bitmiş..
Simitler yerli yerine gitmiş,
Konmuşlar ayrı ayrı ağaç dallarına
Sanki..
O zavallı güvercine bakıpta
Katıla katıla gülüyorlar adeta

Açıkçası..
Hepsi işin gırgırında..!
Güvercin aç kalmış kimin umurunda..!

Güvercinse..
Kafası hala yerlerde
Yeni evli
Alyansını kaybetmiş,acemi aşık gibi
Eşeleyip duruyor,kum tanelerini..!


***
Allah kimseyi
O serçe sürüsü içinde ki
Güvercin gibi
Cürmüne güvendirip aciz etmesin, yanıltmasın
Paylaşmasını bilmeyenlerle muhatap edip,aç bırakmasın..!



_____________________________________Mahmut M. Özdemir
19.08.2016 / Berlin
...
Canın yanıyor, hüzünleniyor, seviniyor ağlıyorsun
Gözyaşlarının tuzu kalıyor
Sen yoksun

Sevdalanıyor, kederleniyor, Türküler söylüyorsun
Yüreğinin özü kalıyor
Sen yoksun

Okşuyor, dokunuyor, tutuyorsun
Parmağının izi kalıyor
Sen yoksun

Düşünüyor, sorguluyor, üretiyorsun
Kaleminde yazı kalıyor
Sen yoksun

Kapanıyor ansızın gözlerin,
Hayatın son armağanı
Üzerinde bezi kalıyor

Ama sen yoksun.
...
Geceyi yırtarak geldim buraya
Mor dağların eteklerinde kaldı hüzünler
Gri gökyüzü ve safran sarısı bir denizi bıraktım geride
Dönüş yok olamamalı da
Kim ister ki baharda zemheriyi yaşamak son deminde

Kanatlandım bende kuşlarla
Uzak diyarlardan geldim
Zifiri karanlık bir geceyi bıraktım
Ve kandilsiz sokaklardan geçtim

Buz tutmuştu yürüdüğüm kaldırımlar
Menekşe kokusunu özledim
Meyvaya durmak üzereyken dallar
Bunca yıl kurusun diye mi bekledim

Hem sen nerden bileceksin ki
Irmaklar vardı su değil zehrini akıtan
Sabah doğmasını beklediğin güneş yok
Yok gök kubbeme baktığında
Alabildiğine bir mavilik
Denizlerin de rengi solmuştu hani
Nedir bu tarifsizlik

Dağlar gördüm paramparça olmuş
Taş taş üstünde kalmamış
Bir olmaza bırakılmış her yer
Hiç birşeye zaman kalmamış
Yakılmış yıkılmış gelecekler
Bu neyin nesidir diyede soran olmamış

Bir ölüm sessizliğindeydi her yer
Buz gibiydi odamında dört duvarı
Isıtmıyordu üzerime örttüğüm battaniyem
Yansıyordu odamın duvarına titrek bir mum ışığından süzülen gölgem
Gelmez mi bahar açmazmı çiçekler derken rengarenk
Bir daha görecekmiyim acaba sabahı
Allah’ım kim küstürmüş olabilirdi doğayı

Sürgün edildim düşlerimden
Hiç sorgusuz sualsiz
İdama mahkum gibi öylesine çaresiz
Kasırgalar kopar bedenimde
Gecede aynı gündüzde
Hep aynı dert hep aynısı her seferinde

Aslında bir umut vardı beklediğim
Keşke olsaydı keşke bir ümit verseydi
Yok olmazdım gecenin kör karanlığında
Hüzünlü yarınlara uyanmazdım dert şafaklarında
Sendin ey sevgili sendin en sevgili
Bana çare olacak yok zamanımda

Artık çok geç biliyorum
Durup durup hep kendime soruyorum
Keşke gelseydi keşke olsaydı diye
Keşkelerde çare değil biliyorum
Ben yine kendimden habersiz
Bir olmazın içinde yoksa başka dünyalarımı mı yıkmaya gidiyorum

Sedat Kesim
...
Ya Rabbi, emrin ile Müş’üm Sana yürüdü
Himmet eyle, cennette baki kalsın ya Rabbi!
Kasvet düştü haneye, kara duman bürüdü
Onun ruhu şad olsun, nura dalsın ya Rabbi!

Sen gaffarsın Allah’ım, affetmeyi seversin
Kolay geçsin Sırat’tan, hesabı kolay versin
Lütf-u keremin ile hayalleri yeşersin
Verilen defterini sağdan alsın ya Rabbi!

Hanemizin akili, temel taşı idi o
Herkesin başvurduğu fikir başı idi o
Bir iyilik perisi, gönül kuşu idi o
Ne olur mükâfatı orda bulsun ya Rabbi!

Garip bir kuşum şimdi tek kanadı kırılan
Zevkine, neşesine prangalar vurulan
Onun ile yoğrulan, onun ile karılan
Aciz kulun, metanet, sabır dolsun ya Rabbi!

Büyüttü, yetiştirdi üç nadide fidanı
Meyve verdi fidanlar mutluluk gördü canı
Kaynardı fıkır fıkır yavrular için kanı
Cennetinde hepsiyle daim olsun ya Rabbi!

Tutulur dillerimiz senden emir gelince
Gelen emri ilahi perdeleri delince…
Senin her buyruğuna boynumuz kıldan ince
Yeter ki esen rüzgâr senden gelsin ya Rabbi!

Meftun idi Kur’an’a, gece-gündüz okurdu
Gözyaşları içinde ilmek ilmek dokurdu
Senin için ağlardı, Senin için şakırdı
Müş’üm gözyaşlarını orda silsin ya Rabbi!

Rahmeti bol Allah’ım, rahmet eyle Müş’üme!
Gösterme eza cefa yoldaşıma, eşime
Cennet bahçelerinde girsin her gün düşüme
Orada mutlu olsun, orda gülsün ya Rabbi!

Kabul görsün Allah’ım bu yürekten niyazım
Ona Senin cemâlin, Senin rüyetin lazım
Senden yardım diliyor, inleyen gönül sazım
Müşerref’im cenneti mekân bilsin ya Rabbi!
31 Temmuz 2016
...
Bir şiir gibisin içli ve derin
Gözlerin masmavi rüzgarın serin
Garibin gönlünde başkadır yerin,
Yazmak istesem de yazamıyorum.

Senin güzelliğin dillere destan
Seni seven insan kurtulur yastan
Doldur da içeyim o altın tastan,
Çözmek istesem de çözemiyorum.

Tanrı yaratırken özel yaratmış
Hüsn-i cemaline güzellik katmış
Bütün benliğini ellere satmış,
Kızmak istesem de kızamıyorum.

Bu sende ki sevda bitmez diyorlar
Üstündeki büyü gitmez diyorlar
Viranede bülbül ötmez diyorlar,
Gezmek istesem de gezemiyorum.

DOĞANAY’ım dedim bağrım yanıyor
Adını andıkça yaram kanıyor
Beni böyle gören aşık sanıyor,
Çizmek istesem de çizemiyorum.

Kemal DOĞANAY


...
Kelimelerimiz yetmedi sevmeye
Anlatım bozukluğuna düştü bu yüzden kalp
Tüm heybedeki sözcükler eksik kaldı
Anlatılamadı bu yüzden kavuşmalar
Kavruldu masada bekleyen hasret
Savruldu bir gönülden diğer gönüle özlem
Sözün özü; özünde kalmadı artık şiirlerdeki kahramanlar.
Kahroldu tüm başroldekiler
Senden sana omurgalarından daha yakınım
Sakın başkasının kulakları duymasın bunu
Dil'im affetmez kendini
Diğerleri dört gözle ararken dilim dilim şimdi beklentim.
Herkesin acısı sevgisi kadar ,katma değersiz.
Benim acım boyumu geçti
Adımlarının gölgesinde kalır boyum
Kaoslarsa siler adım izlerini benden
Ben boyumu geçtim
Varamamazlık ihtimali uçurur şu denizden
Ve deniz feneri ışık vuramaz karanlığına
Bataklık misali severek alçalırız bir şehir gibi
Dağılıyor inşaa ettiğimiz sevgimiz
Sonumuz şu Güneş gibi kamaştırır denizi
Gözler bizdeydi ; biz nereye gidiyoruz...
...

Akşam sabah demez, şişe devirir,
Sabah uyanınca, rulet çevirir.
Yoluna duranı birden evirir,
Ekmeğe verecek parası yoktur.
Kumar oynamaya zamanı çoktur,
-
Çoluk çocuk evde perişan olsa,
Cepleri hıncahınç parayla dolsa,
Evde eş çocuklar saçını yolsa,
Kimseye verecek hesabı yoktur.
Kumar oynamaya zamanı çoktur,
-
Akşam giydiğini sabaha giymez,
Evde pişen aşı beğenip yemez,
İşine gelmezse birşeyler demez,
Çocuğa verecek parası yoktur.
Kumar oynama zamanı çoktur,
-
Kumarı bir yandan küfür bir yandan,
Eşini bıktırır inan ki candan,
Nerdeydin der ise, söyler külhandan,
Borcun ödemeye parası yoktur,
Kumar oynamaya zamanı çoktur,

06.08.2016 - Melek DÖNMEZ
Meleksultan
...
GÖKYÜZÜ MATEM TUTSUN, AĞLASIN AŞKIMA!!!

Nidalar arşa yükselsin!
Yer yerinden oynasın!
Yaksın, yıksın viran gönlümde
Ne varsa....!!!
Kararmış, zindan olmuş düşünceler
Çöreklenmeden yüreğime
Alsın götürsün beni, benden geriye ne kaldıysa....???

Umutsuzca sarıldığım hayat,
Ellerimden kayıp, yok oluyorsa
Ve ben çaresiz her mücadelemde yenik düşüp, yok oluyorsam
Gökyüzü matem tutsun, ağlasın aşkıma!!!

Gökyüzü kararsın
Fırtınalar kopsun
Yangın yeri yüreğimin küllerini
Bilinmezlik ülkesine savursun
Adım sanım silinsin, yok olsun
Alıp götürsün beni, artık benden geriye ne kaldıysa???
Gökyüzü matem tutsun, ağlasın aşkıma!!!

Birsel
18.08.2016
...
Hayallerin kadar güzelsin
Düşüncelerin kadar masum
Anne kadar şefkatli
Ve çocuk gibi neşeli

Öğret bana sevmeyi
Öğret ki seveyim seni
Şefkatinle sar beni
Gitme sev beni
...
Bu sefer de Elazığ,
Ciğerimi dağladı.
Her gün ağlayan millet,
Bugün burda ağladı.

Mazlum sesi göklere,
Ta evvelden dayandı.
Yine vatan toprağım,
Al kanlara boyandı.

Şehitler, yaralılar…
Feryat figan ortada.
Nutuk nutuk üstüne,
Sabır yine tartıda!

Delî, fazla konuşma,
Daha akar kan bizim!
Vatan darda kalınca,
Öne çıkan can bizim.

Delî (Serhat KAHRAMAN)
18.08.2016
...
Başını ellerinin arasına aldı
Hayal kırıklıklarıyla ağladı yerin altından
Yıldızları az önce tatmıştı oysa
Bir garip kargaşaya yol açtı
Teras katında sarf ettiği haykırışlar
Kendini bırakmak istedi boşluğa
Tek yaptıkları kargaşayı biraz daha körükleyen vahlar olan
Şaşkın insanların gereksiz bakışları karşısında
Bir rüzgar itti onu ardından
Azrailin sol tarafından
Tüm hayatı aktı o an gözlerinden
Toprağa değene kadar borç aldı nefesini
Sonrasıysa ölüm ile oynanan bir satranç
Sonucu o doğmadan belli olan
Azraile tek kelam buyurmadan
Başını ellerinin arasına aldı
Hayal kırıklıklarıyla ağladı yerin altından
Yıldızları az önce tatmıştı oysa
Hayatının son kumarıyla
...
Çığlık çığlığa şuan yalnızlığım.
Arkamı dönüp dinliyorum topuklarımın sesini.
Bu ses te inletiyor içimi .
Dinleyebilsen keşke kalbine yakın olan kulağından.
Beni alıp götürecekken ; getirip bırakıyor bu ses.
Şehir sınırının ortasında kalıyorum.
İki arada bir Denizde kalıyorum.
Yüzme bilmeyen ben.
Yavaş yavaş boğuluyorum.
Zamanım tükeniyor , gidiyorum.
Gideceğim ama gitmiyesim var hala benim.
Bu şehrin rakımı beni kendine çekiyor.
Rakımsa gözlerinin kıyısına çekilmiş.
Tuzluluğu fazla bu şehrin başka bir sebep.
Ya da papatyalar fazla bu şehirde.
Başka bi sebep te sebebsiz gidişin.
Giriş gelişme sonuç derken.
Yani aslında çoktan gitmem gerekir.
Dermanımı bulmuşken birden zehir oldu.
O kutlu mübarek şehre artık gitmem gerekir.
Gitsem seni de götüresim var hala .
Şu zehrini boşaltıp haliçe bir de Fatih'e selam verip.
Yavaş yavaş çığlığı dinsin şu yalnızlığımın.
Ben en çok seni götürüyorum.
Artık görüşmemek dileğiyle efendim
...

Bu milletin tarihi, zaferlerle doludur,
Yorulur mu sandınız, bre gafil sürüsü?
Dünyadaki mazlumun tutunacak dalıdır,
Kırılır mı sandınız, bre gafil sürüsü?

Şahlandı bak meydanda, şehâdete yürüdü,
Cennet libaslarını, vücuduna bürüdü,
Nice gıpta edeni peşi sıra sürüdü,
Dur' ulur mu sandınız, bre gafil sürüsü?

Vatan, bayrak aşkını, doldurdu sînesine,
Bin kez tökezlese de, elbet doğrulur yine;
Göğsündeki Îmân’ ı siper etti kendine,
Vurulur mu sandınız, bre gafil sürüsü?

Çok şükür ki halkımız, daim özünü buldu,
En zor denen zamanda, silkinerek doğruldu,
Hep birlikte tek vücud, kenetlenip sur oldu,
Yarılır mı sandınız, bre gafil sürüsü?

Son kaledir bu kale, teslim eder mi sandın?
Hayalinde mi gördün, düşlere mi aldandın?
Vatan nâmustur bizde, almaya mı uzandın?
Verilir mi sandınız, bre gafil sürüsü?

Sırtlan kahpesi sarıp, başlar ayılmayınca,
Tarihdeki dersimiz tek tek sayılmayınca;
Nöbetteki aslanın sesi duyulmayınca,
Girilir mi sandınız, bre gafil sürüsü?

Nice şehit kanıyla, sulamışız her yeri,
Sulandıkça yeşerir, ‘’Hakk Yolu’’ nun neferi;
‘’Cennet Vatan’’ Yurdumdan, bu milletin defteri,
Dürülür mü sandınız, bre gafil sürüsü?

28 Temmuz 2016 Mustafa USTA
...


bir adım öteye gidebildikmi
gittim diyorsan yerini söyle
kapıları bir bir açabildikmi
açtım diyorsanki kapıyı söyle.

varlığın peşinde koşmaktan
muhabbeti kaybettik çoktan
çıkarım diyorsan bu yokuştan
kaç yokuş indin yerini söyle.

uzak hasretlerin kısa günleri
sevdikçe azalmaz bil sevgiyi
saklarsın pinhanı bırak gizliyi
sevgiden kaybetiğin yeri söyle.

gönlüne bir defter aç tertemiz
yüksekten in yere olmaki hissiz
arzular bitmezki son nefessiz
taşlar ağırdır hadi attığını söyle...

mustafa yaman
15 ağustos 2016
...

Kök salmış bir ağacın gövdesi nasıl kalın,
Uzak durma sevdiğim, dallarını tut salın,
Toprak yaprakla dolmuş, ayaklarımız yalın,
Ellerimiz açılsın kavuşmak bil ki yakın.

Kalplerimiz bir atar, Uzak olsa da ara,
Özlemle yanar yürek, açıldı içte yara,
Beni benden almakta, gözlerindeki kara,
Güllerimiz açılsın, kavuşmak bil ki yakın

Güneş bize doğacak, senli günler gelecek
Aşk kapıyı çalarken, yüzler artık gülecek,
Son fasılda da olsa, herkes bunu bilecek
Kollarımız açılsın kavuşmak bil ki yakın,
-
Kurduğum hayalime, tertemiz sayfa açtım,
Gerçeklerle yüzleşip, yüzlere neşe saçtım,
Gülen yüzüne bakıp, sensizlikten hep kaçtım,
Yollarımız açılsın, kavuşmak bil ki yakın,
-
Kadere bak kadere, ağını geç mi ördü,
Derledim günlükleri, sevdiğimi kim gördü,
Sensiz geçen günlerde, gönül gözlerim kördü,
Sollarımız açılsın, kavuşmak bil ki yakın.

16.08.2016 - Melek DÖNMEZ
Meleksultan
...
‘’Teyze sen çok fazla inançlı bir insan değilsin biliyordum’’
‘’Evet inancım çok fazla yoktu.Sonra yaşadığım şeyler,biliyorsun yeğenin öldükten sonra kendime gelemedim.Aslında ben o’nunla konuşuyorum Mina’’
‘’Ne?
‘’Evet o geliyor,bana yardım edende o’’
‘’Teyze sen o geldiğimiz hastahanenin bir bölümünde tedavi olsan biraz ihtiyacın var gibi sanki .Ne dersin?psikiyatri merkezinden destek almalısın’’
‘’Sus şapşal,tedavi olması gereken sensin,annen ile boşuna sefalet çekip durdun’’
‘’Niye anlamadım,bizim bir şeyimiz kalmadı .Babamın borçlarına gitti,yetmedi bile’’
‘’Ben her şeyi biliyorum,evin alt geçidi.Orada baban muhteşem bir şey bıraktı.Sakladığı şeyi bul.Sakladığı o şey yüzünden öldürdüler.O intaharı seçmedi,öldürüldü.Bu bir oyundu’’

‘’Nasıl yani ne gibi bir oyun teyze.Delirmek üzereyim.İyi anlat şunu.Detaylara gir.Kim o kimler öldürdü?’’
‘’İsminin ilk harfi ‘’G’’bu adam çok tehlikeli.Korkunç bir adam.Seninde peşine düşecek.Burayı dilerim ki bulmaz.Hepimizi öldürür bu adam’’
‘’Eyvah teyze ne biçim şeyler söylüyorsun.Delirmeme az kaldı.
‘’Hangi adam?bizi niye öldürsün?Kays’ın işleri ile bizim ne alakamız var ki tam manası ile saçmalık’’
‘’Saçmalık falan dediklerin bir haftayı bulmayacak.Bence bu adam peşinde’’
‘’Ne yani Kays’ın barı benim yüzümden mi kurşunlandı’’
‘’Bilemiyorum,ama iki güne kadar çözerim.Eğer sağ kalmayı başarabilirsek.Ama burası aklına gelmez,eğer takip edilmediyseniz eğer’’
‘’Bu adam niye benim peşimde ki teyze?’’
‘’Adam niye senin peşinde biliyor musun?o evde bir şeyler var.Ve sende sanıyor.Evin boş olduğunu görünce annen ve senin peşine düştü.Annen hasta olduğunda evinizi sora soruştura öğrendim ve kapı kurcalanmıştı.Demek ki ben ambulans çağırdığım sırada bunlar gizlendiler.

Anneni öldürebilirlerdi.Annen konuşmuyor ama galiba o’nu bayıltmışlar,evi aramışlar.Astım krizi falan sandık değildi.Anneni öldüreceklerdi belkide ama bayıltmayı evi aramayı tercih ettiler.Hiç bir şey bulamadılar.Kesinlikle bunun kızında diye akıllarından geçirdikleri şey birkaç kağıt parçası.Ve bir ses kaydı CD’’

mina

...

"Ben dokunamıyorum,yazdıklarım dokunsun''(İlhan Berk)

Bir örümcek ağı gibi
Acı acımasızca içimi sardı,
İğrenç bir küf kokusuyla
Beni benden zorla aldı.
Kalbim patlamış bir balon misali;
Daima hüsran iğnelerine takıla takıla
Artık yere düştü.Çamur parçası gibi olmuş onun hali.
Muzaffer tavrılı güneş şimdi kan yaşlarını döke döke batıyor.
Bir paranoid hastasının dili gibi
Tıkır tıkır işliyor zihnim...
Ne olur üstüme gelmeyin,dokunmayın,tuz basmayın yarama,
Gölgede ölmeye bırakılmış bir karanfil kadar çok yalnızım...
...
ışarıda kahpece öldüren yağmur
Yüreğimin sokaklarında bir metruk oturur
Etrafı çevrili Sur
Ona rağmen her kurşun gelir onu vurur.

Kahvemden fincanıma kalan yalnız bir telve
Peki falıma çıkan ne,yolcu n’olur söyle.
Şafakta ölüm doğuyor bundan banane!
Ne demeli ah apansızca çekip gidene.

Sözlerime boğazımda kilit vurdum
Şehadet şerbetinden içirdim bir yudum
Bir erbain,alev almamış yanan kordum
Ateş ne zaman icat edilecek bilmiyorum
E be yolcu!Şu orucunu boz da yap bir yorum
Selefini arıyor cevabı olmadığından sonuna nokta konulmuş sorum

Yürek odalarımda hüzünlü bir tablo
Kapı çalınıyor kimdir o.
Ölümü haykırıyor dilsiz koro
Soruyorum yolcu,tek kişilik değil midir ki solo.

Kanlar olur derya gemiler batar
Yazın ortasında yağar mı kar.
Derdimi yalnız sana anlatıyorum dinle DUVAR
Ne saçmalıyorsun be !Sanki ondan başka sırdaşım mı var.
DUYMUYORUM,KONUŞMUYORUM,GÜLMÜYORUM,DOKUNMUYORUM
GÖRMÜYORUM...
VE SADECE YAZIYORUM...
...
Kapıyı çaldığımızda esmer bir kız kapıyı açarak bizi içeriye buyur etti,annemler üst katta çay içiyordu.Sesimi duymuş olmalı

''Mina!''
diye heyecanla seslendi.Nasıl da özlemiştim.
‘’Anne,anne ben geldim’’
‘’Neler oluyor?Mina nereden çıktın?’’
‘’Teyze ben geldim.Arkadaşımda var’’
‘’Kim arkadaşın?erkek mi yoksa?’’
‘’Yok bak görünce tanırsın,in aşağıya’’
‘’Geliyorum deli bozuk kim yanındaki görelim bakalım’’

‘’Merhaba efendim.Rahatsız ettim beni hatırlayabildiniz mi ben Çisil’’
‘’Ah canım elbette hatırladım.Sen ha Çihisilia ah ne iyi ettinizde geldiniz’’
‘’Carmella teyzem nasıl iyi mi?hasta olduğunu duydum.Mina her şeyi anlattı’’
‘’İyi benden daha iyi.Hiç bir şeyi kalmadı.Beni görünce evi değişince düzeldi’’
‘’Bu evi ileride Mina’nın üzerine yapacağımı söyledim.Çok sevindi’’
‘’Haydi gelin şimdi harika şeyler var.Kekte var.Acıktıysanız yemek hazırlatırım’’
‘’Hayır şimdilik bir duş alıp kendimize gelelim.Bize kalacağımız yeri göster teyze’’
‘’İstediğin yerde kal .Bu ev senin evlat’’
‘’Teyze biz üst katta kalalım,izin verirsen eğer.’’
‘’Kalın bu evde tamam kalın ama siz o adamın yanında çalışmıyor muydunuz?
ne oldu? adam kovdu mu sizi yoksa?’’
‘’Haberimiz yok sanırım aranıyor.İş yerini yağmaladılar,belkide kurşunlandı her yer alt üst oldu.Galiba düşmanları var’’
‘’Aptal kızlar sizi,demedim mi ben oraları her zaman olaylı yerlerdir.Olaylar bitmez.Çok kazanıyorsa önünü kesmek isteyenler olmuştur’’

‘’Hayır hayır Bay Kayser Filistin’li ülkesine yardım ediyordu.Hatta bana da kazandıklarından çocuklar için vereceksin dedi bende seve seve dedim kabul ettim’’
‘’Ne gibi yardım.Savaş bitmedi mi?anlamadım’’
‘’Olsun bir şekilde yardımları önlenmek istendi’’
‘’Yapanlar İsrail’den birileri mi?’’
‘’Son yapılan terör olaylarının failini o sanıyorlar,yani karışıklık yarattığını sanıp öldürmek istiyorlar’’
‘’O adam bence farklı işler yapıyor.Mina o gece kulübü sadece bir görsel.Arkasında koskoca bir ekibi var.
O adam eski bir polis duydun mu eski bir polis!''
‘’Ne diyorsun sen teyze bu aralar polisiye romanlarını fazla okuyorsun galiba?
‘’Ne romanı?
ben medyumum bir şeyleri hissedebilen ruh uzmanı bir insanım,işin tuhafı

Filistin eski günlerine kavuşacak,çok kuvvetlenecek.Dirayeti sayesinde kaçmadığı için.

Bilemiyorum nasıl olacak ama bunlar yine eski topraklarına kavuşacak.

Çünkü Dünya yeni savaş yasaları hazırlayacak.
Toprak ihlali ve değerli madenleri petrolü hazineleri için çıkartılan şeytani haksız savaşlar kesinlikle önlenecek.
Uymayanlar ağır savaş cezalarına çarptırılacak.Ben hiç bir kuruluşa üye değilim diyerek sıyrılamayacak.O ülkenin tüm topraklarının iadesi çocuk ölümlerinin cevabı ve her kanın hesabı istenecek.
Ve ben böyle hissediyorum.Burada olduğumuz için çok şanlı olduğumuzu hissedeceğiz.

çünkü
Filistin vatanı için çoluk çocuk hiç pes etmiyor etmeyecek .''

Sahi mi?bu kanunların söz hakları kimde olacak ki?


Türkler evet evet o Türkler

onlar çok kuvvetlenecek Yeni Dünyayı onlar belirleyecek.Biz göremeyeceğiz belki ama son durum bu olacak''


Bu dediklerin çok ilginç kehanetler teyze

Peki şimdi sana her şeyden evvel sormak istediğim tek bir soru var.

Biz buraya kaçtık ama

ya o ?ya o?söylesene
O yaşıyor mu söylesene ne olur
o yaşıyor mu?

...


eskimeden atıyor
şehrimin kadınları
olur olmaz yakıyor
tütmeyen bacaları.

dolaplar dolu erzak
yemeden biraz dursak
obez olmuş şu kuşak
spor salonunu doldursak.

yeni moda hiç bitmez
koltuğunu eskitmez
dolap dolmuş giysiyle
birini giyse birini giymez.

kıymık batsa doktorda
ilaç dolmuş dolapta
çıt kırıldım halleri
zaman nasıl değişti

anam odun çekerdi
sırtına yüklenirdi
yorulsada gülümserdi
bulduğuna şükrederdi.




mustafa yaman
13 ağustos 2016


...
Gönlün yolu ufka çıkan yokuş gibi,
Her yiğit nefessiz aşar mı sandın.
Tüm gece sabahı bekleyen bir kuş gibi,
Ah Ah herkes kapında yatar mı sandın.

Herkes peşinde koşar de mi?
Koşar koşarda kaç gün yoksa sene mi?
Yokluğunun topuna tutulan her gemi,
Gamların denizine batar mı sandın.

Yakıp yık hele kim kalır kim kalır sevgiyle,
Gökler yere çöker bir çın sesiyle.
Hele bir üfle firar nefesiyle,
Herkesi benim gibi çınar mı sandın?

Biz sana sonsuzluğu vaadettik,
Pişman olursun ettiğin delilik.
İçeceğin bir kadeh sonrası bitik,
Herkesi benim gibi pınar mı sandın?

Herkes cehennemi bir yangınla,
Ziyan etmez dünyayı bir zannınla.
Senin o bitmez hatalarınla,
Herkes kendini kınar mı sandın?

Gözlerine ipek gayrına demir olup,
Sultansı bir mühürle emir olup
Herkesler sevdana kıtmir olup
Bir gamzene bin gönlü kırar mı sandın?

Her gece ölen biri varsa kesin,
Kesin o benimdir ben bilesin.
Herkesler saçının tek teli için,
Benim gibi cehenneme iner mi sandın?

Her gece ansızın durup durup,
Herkes benim gibi göz yaşıyla dolup
Herkes benim gibi ele kör olup
Senden bir yudum aşk diler mi sandın?

Herkes bir günde bin eder mi yaşını,
Herkes hilale bakıp hatırlar mı kaşını?
Herkes gönlünün teri göz yaşını
Bir defter yaprağıyla siler mi sandın?

Ruhunu çalıp bedeninden getirip,
Her gece okşayıp sever mi sandın?
Her an gayrını cehennem bilip,
Herkes cenneti gözlerin beller mi sandın?

Sen beni öyle basit bir kişi zannet
Öncelerde mecnundaydı bendeki emanet
Sevda yağmurumun hududu kıyamet
Yoksa yokluğunda diner mi sandın?

Hangi kar soğutur böyle kara sevdayı,
Şu meczup kalbim basit bir rüyayı,
İnsanlarla gülmeyi alemi dünyayı
Hayalini bırakıp sçer mi sandın?

Her rüzgar dalgalandırmaz böyle büyük denizi
Güzeller güelse sendendir izi
Zatım elinden değilse ab-ı lezizi
Suzuzluktan ölürde içer mi sandın?

Bir karlı günde buz edip ellerini
Gönlün sayıp dünyadaki tek yerini
zanlarınca o tertemiz kalplerini
Herkes cefa-i Aşkınla sınar mı sandın?

Senin için mecnunluğa yemin ettim
Çünkü aşkın olmasa yalnız bir ettim
Çölü sana cennet edecek bendim
Şimdi cenneti sen bir diyar mı sandın?

Bir kuyuya indin ki GÖzükmüyor dibi
Tuttuğun el karanlığın eli gibi
Benim gibi aşkınla yanmış deli gibi
Herkesin kalbi aklını yener mi sandın?

Firarınla ölmüş bedenim dirilip,
Senden elini eteğini çekip
Gönlüm senin olmayan bir gamzeye girip
Yoksa gamdan kederden kaçar mı sandın?

Sığ sular gibi coşkun coşkun akıpta
El sallar gibi ardından bakıpta
Gönlüm verdiğin bu kahrı bırakıpta
Her gülüşe bir gül açar mı sandın...

...

aklımın izindeyim
iste bugünde sendeyim
sevdamın peşindeyim
geçmişimi silmekteyim.

aklımın geçtiği yerdeyim
dağ başında köydeyim
o dağlarda çobanım
afrikada yabanım.

aklımın estiği yerdeyim
hindistanda - uygurlarda
pirinç tarlalarında
sahranın çölündeyim.

aklın ziyan olduğu yerdeyim
etopyada - somalide
neymarda - suriyede
canların yandığı yerdeyim.

aklımın peşindeyim
varoşlarda - sokaklarda
duvarların arkasında
fabrikada işteyim

aklımın uzandığı yerdeyim
aydayım - marstayım
nehrada - sahrada
gözden uzak yerdeyim.




12 ağustos 2016
...
Bir söz ver bana gamzelere aldırmadan
Bugüne dünü karıştırmadan
Ezbere söylediğin bütün şiirlere
Aykırı sevişmeleri katmadan söyle
Söyle ki demet demet umut fışkırsın içimden
Kırılan özüme rağmen.
*
Bir söz ver bana
Ver ki sözlerin başını eğmesin karşımda
Yılları alıp götürmesin ne gamzeler
Ne de revan sevişmeler.
Yeterki acımasın ayaklarımız
Sunduğumuz masum dansla.
Yaz ortasında üşümesin kaçamak mevsimler.
*
Hangi davet alır aklını başından
Bütün sözlerin üzerinden atlayarak
Hangi gümüş gerdanlık
Bir başkasının boynunda kırım kırım kırıtır.
Oysa ne güzeldir
Uzatılan ellere kadim bir sıcaklık koymak
Yüreğe her bakıldığında
Aşkı orada bulmak.
*
Bir yaradan bin yara doğar mı hiç
Şifasız duygular yolcu değil midir
Susuz kalmış hasret türkülerine.
Tepeden tırnağa isyan giyinmiş mavi
Arınır mı öfke tomurcukları göğsünde patlarken
Hangi adresin kapısı aralık
Bu zaman geçidinde
İstersen dur sessizce orada
Kıyametler kopsun her nefes alışımızda
Aldırma….
*
Bir söz verme bana
Sadece masaldan bir bahar ekle
Gamzesiz yarınlara
Bütün aşkların yeşerebilmesi için
Ayın peşine düşme
Kalemimiz kırılana kadar
Yaz yaz oku sevdanın en derin kıvrımlarını.
*
Bak şimdi yine yağmur yağıyor
Ceplerimizi ısıtan eller gibi tanıdık.
Ben gitmelerden hiç anlamam
Ama çok severim hüzünleri
Nefessiz susmak gibidir
Gamzesiz gülmek gibidir..
Ve
O çok tanıdık cümlelerin
Firarını seyretmek gibidir.
...
Benden önce uyanmamalıydı güneş
Tam unuttum derken seni
Birden bastıran kar gibi
Vurmamalıydı cesur yalnızlığıma
Sevmek vardı bilirim yanı başımda
Çürük tahtalara dayanmadan sevebilmek
Uzak bir ihtimal de olsa
Benim karanlığım avuntumdan alır adamı
Tam kalemimi koymuşken masaya
Bir bahsi kaybeder gibi bir anda sırtımdan bıçaklanmış gibi
Yineden küskün bir bakış fayda vermez akan zamana
Ateşi inkar ettiğin gibi
Yanar yüreğim
Ne varsa tatminsiz yaşamakta dersin
Ve bir an için ölebilmek
Bilerek batıdan doğmayacağını güneşin
Umuduyla ölebilmek
Bundan sonra kim bilecek sabahların bana darını
Yalnızlığıma sarılıp ellerimde taşıyışım mı
Her günün yalanına belki değil
Betonlara çiçek diktim
Yeni günahlar yeni umutlar
Yepyeni yağmurlar ektiğim yokluğuma
Soğuk soğuk terleyen duvarlar şahidim
Son bir gemilerimi vurmadan kıyıya
Derin bir uçurumdan düşme korkusu gibi bakıyorum yaşamaya
Gelecek misin ? En fakir zamanımda
Çekecek misin sürgüsünü yüreğimin
Of!Tüm anılarımı tükettin
Bir mavi masal bile yok aklımda
Lanet olsun.Seni bana unutturmayan ne varsa lanet olsun
Lanet olsun
Sana ve gözyaşlarıma

...
Vatana saldıranaTürk Milleti çok kızar,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!
Savaş meydanlarında yeni destanlar yazar,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Göğsünü siper eder tanka,tüfeğe,topa
Aşılmayan dağları aşar olsa da sapa
Haksızlık yapanlara acımaz, atar sopa,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Kökleri derinlerde ulu bir Çınar gibi
Damarından kan damlar sanki bir Pınar gibi
Ahı göklere çıkar ateşte Yanar gibi,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Ne sevdalar yaşanmış ne güzel günler görmüş
Türk’e Oyun edenin defterini hep dürmüş
Sevdiği insanların başlarına taç örmüş,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Bağrıma saplanan ok derin olsa da çıkar
Hainler, fırsat olsa kaleyi içten yıkar
Unutma ki bu ateş bir gün bizi de yakar,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Kıvrım kıvrım akıyor hedefine ırmaklar
Anadolu bağrında nice kahraman saklar
Herkes yollara düşer açılınca bayraklar,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

DOĞANAY’ım kalplerin titrediği bir gece
Şafak Vakti göklerde şimşekler çakar nice
Şehit diye yazılır adımız hece hece,
Asırlardır hür yaşar, hür yaşamış bu millet!

Kemal DOĞANAY

...
Şiir attım sevmediniz
Bir okuyup geçtiniz
Tek bir yıldız vermediniz
Siz şiirden ne anlarsınız

Şiir illa böyle mi olmalı
Cümle sonu hep mi uymalı
Modern şiire bir bak aq malı
Siz şiirden ne anlarsınız

Anca "aşkım sevgilim gitme dur
Gidersen ciğerim mahvolur"
Keko apaçi kezban toplanmışsınız
Siz şiirden ne anlarsınız
...
Uzaktan bakarken maziye şöyle
Gözlerim maziye dalıp gidiyor.
Bu ızdırap bana reva mı böyle
Gönlümde bir parçan kalıp gidiyor..

Her gün ayrı bir dert, ayrı bir hüzün
Kederle doldu hep gecem gündüzüm
Yokluğuna her gün ağlarken gözüm
İçime hasreti salıp gidiyor..

Anılar gerçeği saklamaz bizden
Hayalinden başka ne kaldı dünden
Ne olur gözünü kaçırma benden
Aklımı başımdan alıp gidiyor.

Bırak artık bırak cilveyi nazı
Bu can ki uğrunda çok şeye razı
Silinmez kaderin yazdığı yazı
Azrail bir sebep bulup gidiyor.

İbrahim Değerli.12.8.2016
...
Ağlamayı azarladım uğramaz
Gönlüm nihayet gülmeyle barıştı
Hayallerin artık başı ağrımaz
Mutsuzluğun kaybettiği yarıştı...
...
Sevmek dünyadaki en güzel şeydir derler
Ama bilmezler sevilmenin kıymetini
Şarap gibidir bazı aşklar
Zaman geçtikçe değerlenen

Bazı şeyler zamanında güzeldir
Beklemektir insanın en büyük düşmanı
Üç gün ömrü olan birine
Dördüncü gün gitmeye benzer

Sev kardeşim sev
Ama dozajında sev
Her şeyin fazlası zarardır
Değeri kadar kıymet ver
...

‘’Anlıyorum,savaş yükü çok ağır,bedeli masumlardan çıkan savaşlar,binlerce kere haklısınız’’
‘’Senin şu ağır yükün neymiş öğrenelim bakalım’’
‘’Aradan üç sene geçti bay Kays.Benim babam çok zengin bir işletmeciydi.Birdenbire anlayamadığımız borçlara girdi.Ve canına kıydığını öğrendik.Kendi şirketinde kafasına kurşun sıkmış kanlar içerisnde yatıyordu.’’
‘’Nasıl yani?baban intaharımı seçmiş’’
‘’Evet babamın ölmekten başka seçeneği kalmamış olmalı.’’
‘’Bence kendini öldürerek.Dünyanın en büyük günahını işlemiş,pardon seni üzmek istemedim.Durumlardan ötürü ruh sağlığımız hiç iyi değil.Bizleri de anlamak gerek’’

‘’Beni o kadar severdi ki dört yaşımı bile hatırlıyorum.Kucağından indirmezdi.O kadar kıymetli kızıydım ki evde tüm çalışanlar bana karşı çok dikkatli davranırdı.Evimiz çok büyüktü.Dedemler Macaristan’a çok eski tarihlerde gelmişler.

Dedemin ismini babama koymuşlar.ATİLLA ismi uğurlu gelsin demişler.Dedem o dönemlerde Etterem yani restoran işletiyormuş.

İkinci dünya savaşında Nazi ordularının yıktığı köprü Elizabeth köprüsüne bakan bir yerde Budapeşte’de bir dolu tanınmış insanlara hizmet vermiş.

Ünü dışarılara kadar gitmiş.Kurutulmuş mantar çeşitleri ile değişik menüler sunmuş.Başta dışarıda dükkanı olmadan küçük bir araba ile başlamış.Öğrencilere küçük paketler hazırlamış.Sonra lezzeti ünlenmiş derken dedem işletmesinde bir numara olmuş.Dışarıdan ünlü müzik ustalarını ağırlamış duvarlara resmetmiş.

Turul kuşları Kraliyet armaları

Şu uzun uzadıya Tuna'nın gerdanlığı olan
özgürlük köprüsüne ayni sizin Aslanlı köprüye yaptığınız gibi yeminler etmiş.



Son konuşmalarımız o'nunla bunlardı Çisilia .Biz canımızın derdine düşmüş adi bir korkak gibi kaçıyorken;

Ya o öldürüldü ise ha ?
of Tanrım ya o adam şimdi yaşamıyorsa?

mina



...
BİR HASRET DÜŞER GÖZLERİME
GECENİN KÖR KARANLIĞINDAYIM
SÖNMÜŞ TÜM KANDİLLER
BEN YİNE ZEMHERİDE DOĞMAYAN BİR GÜNEŞİN ŞAFAĞINDAYIM

YER GÖK SİMSİYAH BİR KARADUMAN
KALDIRIMLAR BOŞ ODAM DÖRT DUVAR ZİNDAN
IŞIKLARIM SÖNMÜŞ GÖZ GÖZÜ GÖRMÜYOR
BU NE TUHAFLIKTIR
SANKİ BİR OLMAZIN İÇİNDE DURMUŞ GEÇİYOR BİLİĞİMİZ ZAMAN

HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ DEĞİL GİTTİĞİNDEN BERİ
GÖRMÜYORMUSUN BU BEN DEĞİLİM
BEN DEĞİLİM SARI SAÇLARINDA HUZUR BULAN
MAVİ GÖZLERİNDE GÖKYÜZÜNÜ VE HATTA DENİZLERİN SONSUZLUĞUNU YAŞAYAN

HAYIR DAHA FAZLASI OLMAMALI
GİTMEMELİSİN ÖYLECE ZAMANSIZ
DÜŞLERİM YARIN KALMAMALI
OYSA HER ŞEY ESKİSİ GİBİ OLABİLİR
BUNUN İÇİN İSTEDİĞİN ZAMANDA VAR
UNUTMA BANA BİR ÖMÜR BORÇLUSUN
KISACASI BANA BİR SEVDA BORCUN VAR

SEDAT KESİM
...
Ben
Senden önce ölmek isterim.
(Nazım Hikmet)




Bir kişiyi düşün,
Bacakları ampütasyon edilmiş olanı.
Var ya işte onun koğuş yatağından kalkıp da
Protezlerle yeniden yürümeyi öğrenme çabası,
İşte bu sensiz olan ben.
Şu benim kanayan ruhumu
Her saniye ama her saniye
Bir keman telleri gibi incecik,
Ahududu meyveleri gibi hassas
Rabbim'in sevdiği tahammül ipleriyle
Olabildiğince sıkı sararak,
Sanki hayata yeni başlayan masum bir bebek gibi,
Daha iki adımını bile bir araya getiremeyen.
Son olarak da,sana
Ezelden beri dağları taşları
Hayretler içerisinde bırakan
İlk kelam söyleyivereyim dedim
Ey,benim çelişkiden ibaret olan,
Yaşamaya odaklanan canım sevgilim;
Seni seviyorum,
Son nefesimi vermeden bundan haberin olsun istedim.
...
elinde olsa gelirmiydin dünyaya
taşımazdın onca günahı sırtında
sözlerin yankı yapıp geri dönüyor
takmadıkların yapışmış ayaklarına.
'
hayallerinde yaşlanıyor senin gibi
daldığın yerler çok ulaşılmaz herbiri
ufuklar gözükmüyor yok oldu bilirim
hasret uzak sarıyor yokluğun çemberi.
'
varlığını bilen varmıydı seni kim anacak
hadi kolaysa git gidişini kimler duyacak
doğacak güneş hergün sensiz yine'de
ne ilksin nede son bir izin kalmayacak.


mustafa yaman
10 ağustos 2016
...
‘’Saçlarını ben kuruturum’’
‘’Hey bana bak, sen delirdin mi ?ne güzel yıkanıyordum,yorgunluğumu atacağım tek şey o sıcak sabunlu sulardı.
‘’Chisilia senin bu davranışın saçmalık neler olduğunu anlatacak mısın ?yoksa da seni çok kötü azarlamak zorunda kalacağım’’
‘’Bana bir şey sorma tatlım,şimdilik şu üzerini giy.Buradan ayrılmak zorundayız.Neyimiz varsa topladım.Senin değerli eşyalarını şu valize koydum.Geç kalırsak mahvoluruz’’
‘’Of delirdi bu iyice.Bırak şu valizleri.Bizim evimiz yerimiz burası başka nerede yaşayabiliriz,saçmalama’’







mina


...
Ey gözümün nuru sanlı askerim,
Sen için dalgalanır sancağım bugün,
Ey gözümün nuru şanlı askerim,
Sen için dalgalanır bayrağım bugün…

Ey vatanım için candan geçen,
Milletim uğruna ölmeyi seçen,
Anadan babadan yardan vazgeçen,
Sen için dalgalanır vatanım bugün…

Ey ecdadımın hayırlı evladı,
Şehitlik askerimin son muradı,
Ya Allah diyerek getirin sıradı,
Sen için dalgalanır milletim bugün…
...

 

 
     
Şiir : BELLİ DEĞİL...
Şair : liman56
Okunma : 5
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 25.08.2016 / 15:30
Gönderen : liman56
Kategorisi : Sitem
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Zulmü Alkışlayamam
Aemre
( 4,2 / 5 )
Sana Yeminliyim...
sevdayeli
( 3,8 / 10 )
Bilir Misin...
seldaYILMAZ
( 3,67 / 3 )
Bilinmeze Doğru
mdk60
( 1 / 1 )
Yâr Olur
MusaTolay
( 1 / 1 )
Sevda Borcun Var
mdk60
( 1 / 1 )
Unutma Şanlı Bayrak
Rasim_YILMAZ
( 1 / 1 )
Nasıl Seveyım
Yucelduman
( 1 / 1 )
Söyler Gönül Aşk Aşk Diye
Bileo
( 1 / 1 )
Baboş
KURSATTASDEMIR
( 1 / 1 )
Rahmeti Bol Rahim Allah
TERCAN
( 1 / 1 )
Yokluğuna Dair
niks
( 1 / 1 )
Bir Deniz Kızı'nın Aşkı
haticedenizkizi
( / )
Son Eklenen Sesli Şiirler
On Beş Temmuz Gecesi
Sen Dönmedin Sevgili…
Bir deniz kızı'nın aşkı
Söyler Gönül Aşk Aşk Diye
Demem Odur ki Zaman;
GELMEDİN VE BİTTİ
Ezme Bizi Allah’ım
GELECEK BAHARLARIN EN GÜZELİ
O SOKAK LAMBASININ ALTINDA
Şiir Adı Yazınız..
TAMAMLANMAAMIŞ ŞİİRLERİM SANA
Varlığım Ve Yaşamım Sadece Bir Hiç ti,
GÖKYÜZÜM HÜZÜN YAĞDIRMADA
Yok mudur Gençlik Çağı?
Elveda Sana ,Elveda Derman Beyim !
Hitap Çiçekleri Gönüllerde Açarmı ?
Sustu ÂMÂ o DİLLERİN !
Söyle! Bu Yürek Sensiz Ferman dinler mi?
AL DA GİT AŞKINI BENDE KALMASIN 3
Toprak Gül Ve Diken....
Sevmiyorum Artık Seni
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANISINA
GELDİK GİDECEĞİZ ELBET
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..