Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
AYŞEGÜL
mustafadogan
(3,5 /4)
Son Eklenen Metin Şiirler
RABBİM BANA YARDIM ET
Bir bilen Gerek Bize…
SEN DAĞLARI SEYRET BEN GÖZLERİNİ
Farkında mısınız Acaba?
BÖYLEMİ SEVMİŞTİN..?
Aktif : 175
Bugün :   824
Toplam : 14074666
Toplam Üye: 6522
IP :   54.198.222.129
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
 
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler (1)
 
HEMŞİRELER
İyi ve kötü günde, hayatın her anında,
Sağlık camiasının gülüdür hemşireler.
İyilik timsalidir, şefkat vardır kanında,
Allah’ın en hayırlı kuludur hemşireler.

Hayallerini süsler Ayşe’nin ve Fatma’nın;
Özveriye, emeğe yüreğini katmanın.
İnsanlığa hizmetin, insanı yaşatmanın,
Sırrına ulaşmanın yoludur hemşireler.

Tebessümü yüzünde, ruhunda hicran taşır.
Canını hiçe sayar, hep zamanla yarışır.
Gün olur ki, gecesi gündüzüne karışır;
Sevgiyle, merhametle doludur hemşireler.

Onlar ilham kaynağı, şair ve ediplerin;
Dert ortağı, sırdaşı, dert ehli gariplerin…
Bilgisiyle umudu yeşerten tabiplerin,
Şifa olup uzanan koludur hemşireler.

Neler görürüz neler; hayatın akışında,
Doğan ile ölenin; ilk ve son bakışında;
Sevincin, gözyaşının hem de yanı başında,
Dünyada meleklerin elidir hemşireler.

Sıhhatli yaşamanın biçilir mi fiyatı?
Dünyaya adım atan, bizle tanır hayatı.
Bizde tecelli eder, Hakk’ın “Şafi” sıfatı;
Azmin ve mutluluğun dilidir hemşireler.

Halil GÜLŞEN
Alaca Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin Hemşireler günü kutlama programı için, aynı lisede öğretmen olan eşimin ısrarı üzerine kaleme aldım.

Alaca Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri Nisanur ve Taha'ya seslendirme için teşekkür ediyorum.

halilgulsen

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle
Hisseder gönülden boldur duygusu
Hiç durmadan yazar yoktur uykusu
Şaşmaz kafiyesi çoktur kurgusu
Edeb'in adab'ın özü'dür şair

Onlarca heceyi sıralar yazar
Aşkı ağır baSar düz yolda azar
Gün olur Yâr'ine kahredip kızar
Beste'nin Güfte'nin sözü'dür şair

Bazen bülbül olur konar güllere
Düşer Yâr aşk'ıyla kızgın çöllere
Sevdasını döker sarı tellere
Dertli türkülerin közü'dür şair

Bir ben yazamadım ona yanarım
Paralar kendimi şair sanarım
Gerçek şairleri candan anarım
Bütün insanlığın gözü'dür şair

Arif olan anlar etmeyin nazar
Gâhi kaderine gâh Yâre kızar
Yazarken kalemden sanki kan sızar
İniş'in yokuşun düzü'dür şair

Durak'ım der yaza yaza yaşlandım
Kimi gün dışlandım bazen taşlandım
Tükendi duygular gayri uslandım
Hicab'ın utanan yüzü'dür şair

Durak YİĞİT
GönüllerinŞairi
KOCAELİ
Hasretle yüreği piştikçe pişer
Yazarken kalemi gözden yaş düşer
Gün olur eliyle kabrini deşer
Yâr'ini kalbine gömendir Şair
...


Asırlardır sinende sürdü sandal sefası,
Görkemli sahilinde nice güzeller güldü.
Zamansız ayrılığın çekilmiyor cefası,
Söyle bana ey Haliç! Kaç âşık sende öldü?

Seyre daldım Haliç’i âşıklar kahvesinden,
Aşka adanmış ruhum şu an sanki bir başka.
Sordum kader çizgimi kahvenin telvesinden,
Söyle bana ey falcı! Umut var mı bu aşka?

Uzanır kıvrım kıvrım Altın Boynuz denize.
Huzur veren güzellik alır başımdan aklı.
Varsa yürekte sancı olmaz ki derman dize.
Söyle bana ey tepe! Aşkım sende mi saklı?

Çektikçe derin derin sigaradan bir duman,
Aklımda bin bir soru, O yar bana düşer mi?
Anlayamaz halimi ne dostlarım, ne canan,
Söyle bana kahveci, bu aşk hayır mı, şer mi?

Neden geldim buraya? Diyemedim bir cevap.
Binlerce âşık gibi bir dem huzur bulmak mı?
Dilerim Allah’ımdan olmasın aşkım serap,
Söyle bana sevgili, sabrın sonu gülmek mi?

Sar beni Piyerloti, dalgındır şimdi Macit,
Umut olmayan sevda, iflah olmaz yaram mı?
Bir bir geçerken yıllar, gelmeden o son vakit,
Söyle bana İstanbul, vuslat bana haram mı?

Mehmet Macit
20.06.2015
Dikili/İzmir

...
Siyah gözlerinde dalıp ummana
Hayalini sardım bütün zamana
Bir şiir nedir ki bin bir romana
Sor desem sormaz/sın inan Ayşegül

Bir boşluk içinde sevda seline
Yetim gibi düştüm zalim eline
Al da şu merhemi Gönül teline
Sür desem sürmez/sin inan Ayşegül

Kurudu gönlümün İrem bağları
Gelip geçti deli gönül çağları
Ferhat gibi delsem yüce dağları
Gör desem görmezsin inan Ayşegül

Kimden kaldı sana bu zalim huy
Şu yanan sinemin feryadını duy
Götür gözlerinin sehpasına koy
Vur desem vurmaz/sın inan Ayşegül

Ne denizler aştım ne dağlar deldim
Aşka biat için kapına geldim
Üşüdüm yoruldum yönümü buldum
Sar desem sarmaz/sın inan Ayşegül

Bir adım kalmışken şimdi murada
Gökkuşağı doğsun bütün hayata
Gönül saatini artık vuslata
Kur desem kurmaz/sın inan Ayşegül


Hayatın yükünü benimle çeken eşime sevgilerimle...

...
Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:

Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!

Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
Yatıyor şimdi Nasıl yerlere geçmez insan?

Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!

Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn
Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!

Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!

Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler!
Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!

«Medeniyet» denilen vahşete lânet eder,
Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!

Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!

Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
Sonra nâmusuna kurban edilen bunca hayat!

Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!

Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
Saç, kulak, el, çene, parmak Bütün enkaz-ı beşer!

Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!

İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!

Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!

Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp

Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!

Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!

Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!

Hele İ'lanı zamanında şu mel'ul harbin,
"Bize Efkar-ı umumumiyesi lazım Garb'ın";

Oda ALLAHI bırakmakla olur herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini

Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün
Yine hicran ile çılgınlıgın üstünde bu gün,

Bana Vahdet gibi bir yar-ı musaid lazım
Artık ey yolcu bırak, ben yanlız ağlayayım
...
Ben dağların taşıyım
Ağaçların garip kuşuyum
Dostlar beni sorarsanız
Usta bir aşçıyım

Memleketten çok uzakta
Peynir ekmek var azıkta
Daima lezzet var
Helâl bir rızıkta

(Dostlarla paylaşalım acıcıkta)


Sohbettir çayın adı
Gönüllerde onun tadı
İster sultan ol
İster bir kadı
İsmimi sorarsanız ’Mehmet Ali’...!!!


14 / 05 / 2010

* Bu şiir Ali Korkmaz tarafından benim adıma yazılmıştır...
Ali Korkmaz Bey’e çok teşkkür ederim...

yazıldığı yer:Yatağan / MUĞLA

...
YARASI DERİN

Gönülde gizlidir derdin derini
Arasan bulaman sorma yerini
Kader kime gülmüş götser birini
Sinede sızlayan yarası derin

Menzile varmadan düşürdü yere
Gözüm bozbulanık akan bir dere
Ne deyip kızayım böyle kadere ?
Anlıma yazılan karası derin

Kimselerim yoktu ardımda duran
Anlamadım kimdi başıma vuran
Ne arayan oldu nede bir soran
İyi olmaz başımın sarası derin

Vakitli vakitsiz yaşlar süzülür
Lokmalarım geçmez olur düzülür
Bir köşede Garip garip büzülür
Lâl olur söylemez darası derin

Durak’ım der aştım zor’lu dağları
Geldi geçti boşa ömür çağları
Bozuldu açmadan gönül bağları
Çıkılmaz bir çukur arası derin

Durak YİĞİT
GönüllerinŞairi
KOCAELİ

...
Sen hep yalnızlığa giderdin
Ben ise sana
Gül boynunu bükmüş
Bülbül öter, kederden yana
Hasret mevsimler ikliminde
Sevdalar çorak oldu
Rahmetle yağmıyor
Bir daha yağmıyor
Deli deli esmiyor rüzgar
Umut kaynağının kurudu pınarı
Ve hala gözlerin dolu
Akıyor yüreğime
Ciğerlerimde bir sızıntı var
Şurada kalbimin ta köşesinde
Duygular bir kıvılcım arar
Gönlümün etrafı tıpkı gözlerin gibi
Deli dolu, buğulu
Ara sıra içimi buğulu bir hüzün sarar
Deli gönül yakınır yine
Hüzünlü akşamların mateminde coşar
Sırra kadem basar dolu dizgin yüreğim
Hasretini yudumlar kana kana
Varlığın hülyalarımın hayalinde
Samyelinde esen rüzgar
Siluetin esrarengiz bir perde
Gözlerim öylesine hayaline takılır gider de
İşte yokluğun ayrı bir dert
Fecr-i baharda hüzündür bana

Söz:Halil KÜÇÜK
Seslendirme: Hüseyin ÖZTÜRK
...
RABBİM BANA YARDIM ET..

DOKTOR TABİB ARAMA
İLAÇ MERHEM KAR ETMEZ
EL SÜRMEYİN YARAMA

Tenimi saran alev kavururken bedeni
Yıllar yılı ararım bulamadım nedeni
Mahsur kaldım deryada kilitledi dümeni
,,,İşim hızıra kaldı söndürsün şu korunu
,,,İçimi sana döktüm Rabbim bana yardım et

Geldi geçti gençliğim hüzün ile gam ile
Tatmadım hiç huzuru yaşadım hüzün ile
Sanki bir bana vermiş dertlerim düzüm ile
,,,İşim hızıra kaldı çözüversin sorunu
,,,İçimi sana döktüm Rabbim bana yardım et

Yeter bu kadar yeter artık canıma yetti
Kesilmedi arkası üstüme sökün etti
Benle yola çıkanlar beni terk edip gitti
,,,İşim hızıra kaldı çözüversin zorunu
,,,İçimi sana döktüm Rabbim bana yardım et

Yapıştıda yakama yakar durur bu firak
Faydasız kâr etmiyor bendeki derde tiryak
Söyle şimdi ne yapsın YÂR'den ırakta Durak ?
,,,İşim hızıra kaldı çözüversin sorunu
,,,İçimi sana döktüm Rabbim bana yardım et

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
https://www.youtube.com/watch?v=iHyORaSKEeY&feature=youtu.be
...
Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün basucuma karalarla gel
Arkanda, çepçevre, kizil bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel

Elinden, dal gibi düserken ümit,
Ne bir hasret dinle, ne bir ah isit;
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
Kirik bir tekne ol, dalgalarla gel.
...
Gönlüm bir meyhane sarhoş dostuyum
Cehennemlik sırlar taşıyorum ben
Tövbe kapısında eşik postuyum
İçerimde volkan üşüyorum ben

Hayırsız keyfini çıkartır mertten
Sevdalandım yolum geçti namertten
Bazı an sitemden çok zaman dertten
Kadeh diplerine düşüyorum ben

Özü adam olan başvurmaz kine
Sadık kalır söz verdiği yemine
Yaptığım yanlış mı delirdim mi ne
Kırk yıllık aklımı boşuyorum ben

Meleksin diyorlar amma beşerim
Zararım kendime gürler eserim
Derince bir çukur en son ki yerim
Arada bir, bazen şaşıyorum ben

İnsanım insanca ömür dokuyan
Kör kütük sızıdan gözlerim uyan
Yürek acısına meydan okuyan
Keskin şarap gibi yaşıyorum ben

Zaman yok ediyor, gün sayasında
Ölüm yokmuş gibi can havasında
Dünya ataşında hak tavasında
Yanıp kavrularak pişiyorum ben

...
BEKLE GELECEĞİM

Sana gelmek üzereydim;
Sana bir şeyler yazmak istedim
Zorladım kendimi, ilham gelmedi.
Zorladım zihnimi; yokladım kalbimi
kalemim susmuştu bana mısın demedi.
Oysa ki gönlümde beni benden alan biri vardı.
Biliyor musun boş verdim ben her şeye sevgiye!
Hasrete, yüreğimin yangınlarına
bekledim bekledim yine gelmedi.
Deliydim, gençtim tam yaşındaydım
gözlerim senden başkasını görmüyordu.
bulanık sulardaydım
Senden umut gelmiyordu
umutlar ceza almış sevgilere
gözyaşı düşmüştü bekledim yine gelmedi.
Biliyorum bunun bedeli ona çok ağır olacaktı
biliyorum bunun bedeli ,
beni belki zindanlarda çürütecekti.
Bunlara rağmen benim aşkım
Polyanna ruhlu çok nadide bir çiçekti
bir babanın inadını belki de ömür boyu çekecekti.
olmazsa olmazlar çıktı karşımıza
o bir nadideydi biliyorum
belki de benim için ölecekti.
Şimdi bana gel diyorsun
çok uzaklardasın nasıl geleyim.
Beni zorlama aşkım
ben artık sözün bittiği yerdeyim .
beni zorlama bekle ben yine sana
Geleceğim belki de dağlar ı delen Ferhat gibi
Aslı'sına yanan Kerem gibi
Yollar uzak olsa da
yaptıklarım günah olsa da
bekle be sevdiğim bekle geleceğim.

ARİF HİKMET YANMAZ.

...


Zorda kalır Devletim, delik deşik sınırlar.
İki milyon mülteci kim doyurur sanırlar.
Şaşırır yönetenler gerildikçe sinirler.
Aklı ve ilmi ile alacak halktan vize,
Çözecek sorunları bir bilen gerek bize.

Kaynıyor Ortadoğu, gelir bize yangını.
Müslüman Müslüman’la sürdürüyor cengini.
Petrol vermiş Yaratan, sömürüyor zengini.
Okuyarak Dünya’yı vakıf olacak gize,
Bozacak oyunları bir bilen gerek bize.

Siyasette gerilim liderler düşman gibi.
Yerli yersiz demeçler dikenli orman gibi.
Karıştı yalan dolan sürülmüş harman gibi.
Sevgi dolu diliyle etmez artık bir niza,
Büzecek ağızları bir bilen gerek bize.

Kese derdinde zengin, düşünür hep kendini.
İsterler yönetelim Siyasetin bendini.
Yemin etse Vekiller, unuturlar andını.
Milletine sevdası umut olsun işsize,
Düzecek defterleri bir bilen gerek bize.

Sokaklarda sahtekâr dürüste hava atar.
Moda oldu hırsızlık, yoksulu davet eder.
Ödül alır Devlet’ten bunda bir hikmet yatar!
Aydınlık yarınlarda baş olsun hepimize,
Üzecek hırsızları bir bilen gerek bize.

Dolmuş her yan bilenle! Atıp tutarlar boşa.
Şaşkın kalmış oy veren, bilmez ne yana koşa.
Yazıyor yanlı medya, gitmiyor asla hoşa.
Dilinde doğru sözle getirir bir bir dize,
Süzecek gerçekleri bir bilen gerek bize.

Düşündü yine Macit, neden görmez vekiller?
Aleniydi oyunlar, hani nerde akiller?
Ortada haritalar ayan beyan şekiller.
Kim hain, kim yurtsever çekiverir bir hiza,
Çizecek üstlerini bir bilen gerek bize.

Mehmet Macit
23.06.1015
Dikili/İzmir

...
Ne önemi vardı ki yaşamanın
Sensiz böylesine yetim kaldıktan sonra
Bir damla yaşsın şimdi kirpiğimin ucunda
Ölesiye hasretim sana

Neredesin?
Nakşıgülüm benim
Boynu bükük yaralı çiğdemim
Neredesin?
Umutsuzca güneşe sevdalı kardelenim

Unuttum yokluğunda gülmeyi
İçimin tenhalarında ararım seni
Ey! Gül nakışlı sevgili
Bu hasretlik bizi sanki öldürecek gibi

Ayrılık bir ateş sarar tüm bedenimi
Sevgin alev olur yakar yüreğimi
Gözlerim arar o ahu gözlerini
Ağlarım içli içli
Dağ başında açan uçurum çiçekleri gibi

Haydi gel gül nakışlı sevgili
Gel de sevindir şu yetimini
Sensiz kim tutar ellerimi
Esirgeme benden şefkatini

Bahtsız bir bedevi gibi
Aşkın derdi ile düştüm çöllere
Beklerim seni ömrümce
Yeter ki silme adımı gönlünde…

SİBEL LİSAN
...



Eski bir murattır bu, Hak dediğin zaman
Çileyi göze alacaksın Sümeyye

Sevmek işkencedir varmak için bekaya
Batılın burçlarına aşk bayrağı dikmektir
Ve yürümektir korkmadan yılmadan ölümüm üstüne
Tanrılar Sümeyye tanrılar bir sözünle baş aşağı yıkıldılar.
Düştü ebu Hişamın heybetli maskesi
Düştü ilahların şeytan kalesi

O başını göğe kaldırır yüreği bütün gücüyle Allah derdi
Sabır yağmur olur çölün dudağına inerdi


Dilin doğuracak cümle ararken sancılarına
Susmanın fazileti erdemli bir güneş gibi doğardı
Muhammedi ufuklara
Küffarın kılıcı ışıldar, ağzı küfür dolardı
Beden kana boyanır mızrakların şavkı parlardı
Aşka yürümek erimek mi Sümeyye


Yüzünde alaylı bir gülüş iman ederdi
Zulmün aklı başından gider o gülüşe titrerdi
Gül Sümeyye yaşamın kirli yüzüne gül
Gül ki gülistanda şehit nidaları dalgalansın
Gül ki gülzâr olsun sabrın ateşi

O başını göğe kaldırır bütün hücreleri Allah derdi
Ölüm vecde gelir önünde secde ederdi

Geceler dilsiz Sümeyye
Mızrak yaraların cennet kokar
Yıldızlar hicap perdesi çeker ayın üstüne
Gündüzler kirli pazarlık gündüzler batıl küfür cenderesinde
Elbette ucuz değildi ukba
Elbette candan öte can vardı
Sümeyye bütün heybetiyle şaha kalkar vücudundan kan akardı
Beden ikiye bölünür zaman mekân kalkardı

O başını göğe kaldır kükreyerek Allah derdi
Arştan inerdi melekler aşka biat ederdi.


...
Türlü çiçek açtı karşı'ki dağlar
Hasret acısı zor sönmez kor bağlar
Geç otur karşıma yürek kan ağlar
Sen dağları seyret ben gözlerini

Eremezken değme aşık visâle
Başka gerek varmı bilmem misâle
Sana bu yüreğim akan şelâle
Sen sağları seyret ben gözlerini

İtibar gösterdim herbir sözüne
Kan olup karıştın girdin özüme
Dünya dar geliyor sensiz gözüme
Sen çağları seyret ben gözlerini

Yürektendir sana çağrım sözlerim
Mah yüzüne hasret kaldı gözlerim
Senden başkasını nasıl özlerim ?
Sen bağları seyret ben gözlerini

Gül Gülistan olsun sevda yolları
Kurumasın yeşil kalsın dalları
Durak seni bekler açmış kolları
Sen gülleri seyret ben gözlerini

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ

Ayşe ÖZBAKIR
Ayşe ablaya çok teşekkür ediyorum bu şiiri ile
benim bu şiir'i yazmama vesile oldu..
Nefis şiirlerin güçlü kalemi,
Kaleminiz daim olsun Ayşe ablam..
...
size anlatmalıyım mutlaka
sağırken can kulağım yabancı sese
varlar yokken
yoklar varken
minareleri kılıfsız o şehirde
karabatak tüylerini yoluyorlardı,
kuşların intihar saatlerinde
soluğu yosunlu dip balıkları

ben hüzün besliyordum susamsız simitlerle,
bir sandala sokulup
gülmekten kırılan dalgalar geçiyordu,
ayağına taş bağladığım dünden
gökyüzü yaşlı mı yaşlıydı
ağırdı kucağıma aldığım deniz
hem kader vardı kıyıda,
feryat figan
hem keder
el yazması düşlerimi yerken güveler

görseniz nasıl da soğuktu,
üstüne titrediğim üvey şiirlerim
üflemeli çalgılar çalıyorken rüzgar
sağ olsa annem üşüteceksin der idi
ah evet
biliyor musunuz,
ben de küçüktüm önceleri
öndeki atı kovalarken,atlı karıncalarım kararınca
cambaz çadırlarının yanında,
azarlanmış çocukların,
güvercin taklaları vardı
kış kıştı
yaz her zamanki yazdı
baharlar hep bahar
sevdalar o zamanda farzdı
ve bütün anneler ölümlüydü
o günlerde de gene
ve o yüzden toprak ana denirdi yere

doğurgan memelilerin sütü bozuktu
bir başka gününde zamanın,
iki tencerede kaynatılırken iki aş
kız emziren kadınların sütüne ,
katardım afyon çiçeklerini
bahar erguvanları da çiçeklenmişti aşiyanın
dalına ihanetini astı Yahuda,
utandı erguvanlarımın beyazları
morardı kısacık ömürlü düşlerim

ah evet,
bana bir hal oldu sonra
ağızdan laf çeken cımbızlara uzattım içimi
ateş üfledi koruma ateşbazlar
yanmadım...
bin çiçek soldu
bin arı öldü ağzında bir kaşık bal
kurşun döktü azlar sokağının,
düğümlere üfleyen hasetçi kadınları
bir köleyi azat etti aşk
olmaz olsun dedi bütün şiirler
öylesine bir olaydı
dile kolaydı

size anlatmalıydım mutlaka
beklentisizdim
darmadağın
yorgundu siz yanım
yemin olsun diyorum inanın
yıkıldı kumdan kalelerim
hem vallahi hem billahi
bana mısın demedim...

suadiyehaziranikibinondört
Demir Mutlugil
...

Kim anlar, kim çözer bu kalp ağrımı?

Kim duyar, zamana düşen çağrımı?!...

Bu aşkın ateşi, yanık bağrımı;

Dağlayıp dağlayıp, lâlezar eyler…


Yarılan damla mı, deryâ mı, dağ mı?

Güllerin alevde, açtığı çağ mı?

Her nefes, bir ömrü yüklenen ağ mı?

Gönül dert elinden, âh u zâr eyler…


Kuytu mahzenlerde, kırık bir gül var;

Yakası yırtılmış, solmuş bir nazar!..

Halvette can kadar incelen efkâr;

Açmış gam yükünü, intizâr eyler…


Çıkmış hal dilinden, söz olmuş hüner.

Âlemde ne varsa, aşk imiş meğer…

Varlığın esası olan bu gevher;

Bîçare aklımı, bîkarar eyler…


Bildim ki bir cihân, döner başımda.

Asrın feryadı var, bu göz yaşımda.

Mihrapta gülşene, dönen arşımda;

Sermiş tezgâhını, can pazar eyler


Umutla devşirdim, günleri bir bir;

Tedbirim üstüne, yazıldı takdir!..

Bir âb-ı hayattan, damlayan iksir;

Akıbet ömrümü, payîdâr eyler…

...
Yaşama isteği yitirmiş kuru bir dal gibiyim. Beni renklendiren, çiçeklendiren sendin, kopardılar…

Seni yeşertmek için beni kuruttular. Seni yepyeni sevgilere aşılamak için benim dallarımı kestiler. Seni yaşatmak için beni vurdular, öldürdüler, parça parça ettiler…

Kader…

Kader bu öyle mi sevgili yavrum? Kader mi çıkardı seni karşıma? Kader mi seni de beni de böyle perişan eden?

Yollarımızı ayıran kader.. Umutlarımızı kıran kader.. Gözyaşlarımızı, gözbebeklerimize dolduran kader…

Ne olur, şu ‘’Kader’’ dedikleri güç, içimizdeki duygulara da hükmünü geçirse.. Unutsak birbirimizi.. Her şeyi unutsak…

...
Fatih Sultan Mehmed (k.s.)’in Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e Yazdığı Şiir..


Sen kokmayan gülü neyleyim,
Neyleyim sensiz baharı?
Sen doğmayan günü neyleyim,
Neyleyim sensiz ben dünyayı?

Senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem,
meltemi istemem.
Seni parlayacaksa parlasın yıldızlar,
Sana yanmayan yıldızı semalarda istemem.

Bülbüller söyleyecekse seni söylesin,
Senden okumayan bülbül olsa dinlemem.

Özlemim sen olacaksan yansın yüreğim,
Sılası sen olmayan gurbeti istemem, vatanı istemem.

Bir ateş yakacaksa beni kalbimden,
Senin aşkının ateşi yaksın,
Senden gayrı başka bir aşkla kül olursa kalbim,
Bu kalbi istemem, ateşi istemem, koru istemem.

Seni göremediğim vahalar bedevilerin olsun,
Ben senin çölünü isterim, suyu istemem.

Sana çıkacaksa durmaz yürürüm,
Sonu sen çıkmayan yönü istemem, yolu istemem.

Ben gönüllü bir köleyim, kulağımda küpem.
Kalbini fethedecekse geçerim bin sina'yı birden.

Yoksa neyime?
Bu fethi istemem, Mısır’ı istemem, cihanı istemem.

Ben Sultan Fatihim, önündeyim İstanbul’un.
Yakarım bu şehri yüzünde bir tebessüm için.

Yoksa gül yüzünü güldürmeyen sultanlığı istemem, İstanbul'u istemem.

Ben bir garip yunusum, yazdığım sensin, yandığım sen.

Senden gayrı bir aşka ben kalemi istemem, kağıdı istemem.

Ben senin ümmetinim, sensin benim efendim.
Senden gayrı, senden başka efendi istemem, sevgili istemem, istemem...

Avnî (Fatih Sultan Mehmed (k.s.))
...
Elbet onlarada sıra gelecek
Babanın halini o gün bilecek
Sanmayın ki devran böyle dönecek
...Hesap vereceğin günler gelecek
...Gör bakalım kim ağlayıp gülecek

İster suçlu olsun isterse suçsuz
Bu gençlik kimseye değildir uçsuz
Sende kalacaksın on gibi güçsüz
...Hesap vereceğin günler gelecek
...Gör bakalım kim ağlayıp gülecek

Bu babadır değil öyle sıradan
Kaldırıp şiddeti atın aradan
Elbet hesap sorar yüce yaradan
...Hesap vereceğin günler gelecek
...Gör bakalım kim ağlayıp gülecek

Eser bir fırtına kırar dalların
Bir anda siyaha döner alların
O gün kurtaramaz seni malların
...Hesap vereceğin günler gelecek
...Gör bakalım kim ağlayıp gülecek

Ektiğin biçersin hasat çeç olur
Sizde anlarsınız zaman geç olur
İntizar almayın sonu güç olur
...Hesap vereceğin günler gelecek
...Gör bakalım kim ağlayıp gülecek

Durak YİĞİT
GönüllerinŞairi
KOCAELİ

Bu şiirim Öncelikle BABA’lar günü için yazılmıştır..
Şimdi günümüzde neler görür neler okuruz.
Anne Babasnı huzur evine yatırıp,evinde kedi köpek besleyenler..
Onlar kadar değeri yokmuydu acaba Anne Babanızın..?
Sizleri koruyup kollayıp büyütüp bu yaşa getiren onlar değillermi..?
...


nedeni,
niçini belli olmayan kirli bir savaş,
sinmiş kan ve barut kokusu insanların üstüne.
can veriyor mazlumlar vahşilerin elinde,
lanetli misin Ortadoğu?
tükenmiş umutlarında karanlıktı yarınları,
kaçmaktı bu zulümden akla gelen tek çare.
kime?
nereye?
kurtuluş;
tutmak gibi bir şeydi kayan yıldızları.

fırtınalar koparken buruk duygularında,
çöpe uzanan eli,
kor olur yüreğine.
incinir duyguları,
derindir ıstırabı.
isyan doludur ruhu yaşadığı anlara.
kurtulmuştu bedeni,
ya bedeli?

yaşamak için bir gün satarsa namusunu,
çaresiz kalmış kadın.
aramayın boşuna kimdir suçlusu diye.
adaletin A’sından bi haber olanların,
sürünüyor yerlerde,
‘’merhamet duyguları.’’

fıtratında var diye mazluma hor bakanlar,
kurtaramaz kendini çekilirken hesaba.
Allah’ın varlığına iman ettim diyenler,
uykulara dalar mı?
huzur dolu kalplerle.
sözüm yönetenlere;
rahat mı vicdanınız?

dilerim bizi bulmaz,
aynı vahşet,
aynı zulüm.
olmalı önce insan,
dolmalı kalbe sevgi.
karşı çıkmalı zulme,
hem dilden hem gönülden.

ağasına kul,
parasına tapılan Dünya!
yok olmuşsa insanlık,
nerede adaletin?
öldün mü ey merhamet!

farkında mısınız acaba?
bende insanım…

Mehmet Macit
30.05.2015
Dikili/İzmir

...


Kızardı gözlerim, yüzün doğmuyor ufuklarıma.

Hasret sancısı saplandı bak sol yanıma.

Hüzün zincirleri sarıldı dünyama.

Dön artık yürek yurduma…


Gecelerin hıçkırığı, sabahsız bağlandı soluğuma.

Mevsimler bahardan yoksun, girdi koynuma.

Özlem dolu kelepçeler, takıldı kollarıma,

Dön artık yürek yurduma…


Sevgi yağmurlarını ek çoraklaşan sevdama.

Güneş ol mahzene kapatılmış duygularıma.

Kulak ver sesime, feryadıma,

Dön artık yürek yurduma…


Zaman dokunamadı sana olan, büyük aşkıma.

Sevgin kor, işlemişim seni benliğime, ruhuma.

Göç etmeden yaşamdan, gel bakışlarıma,

Dön artık yürek yurduma…



İzzettin AKYAPI

" Aynı isimdeki şiir gecen sene haftanın listesine girdiğinden üzerinde düzeltme yapılamadı, arkadaşlar şiir indirilirken yarım olarak iniyor o yüzden tekrar seslendirip eklemeyi uygun gördüm. saygılarımla."


...
Akıttın gözümden yıllarca yaşı
Zehrettin yediğim ekmeği aşı
Sim'siyahtı saçlar ağarttın başı
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Bir zaman sevgiyle sarardı kolun
Böyle kısamıydı huzurlu yolun ?
Hiç belli değilmiş sağın ve solun
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Hep yeldim peşine dönüp bakmadın
Huzurla sevgiyle dolup akmadın
Bir inat uğruna sarıp yatmadın
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Tükendi ümidim kalmadı senden
Birçift tatlı sözü sakındın benden
Eser yokmuş meğer çareden em'den
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Hani ne söylesem darılmazdın sen
Gidip başkasına sarılmazdın sen
Öfkeye ve kine karılmazdın sen
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Ne ettim ben sana bize ne oldu ?
Tomurcuk güllerim açmadan soldu
Koluna taktığın bir hayal oldu
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Bari söyleseydin erkenden başta
Boynu bükük koydun gencecik yaşta
Yaşlarımın izi bak karataşta
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Handan'ım der daha arayıp sormam
Geri dön diyerek kendimi yormam
Ölsen dahi gidip kabrine varmam
Böylemi sevmiştin beni vefasız ?

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
...
güpe gündüz yıldızlar tutuştu gökte
bir ay eksikti bir de gece

güneşse gülüyordu sessizce
buğulu bakışlı gözlerinde

sürgünde bir yürek prangalı
ıssız bir kumsaldı dil
alev alev kum yaktı dudakları

kimse görmedi rüzgâr bakışları
kimse duymadı usulca okşandığını yüreğin
ve umudun yankısını
ellerimizde

deniz bütün haşmetiyle bize bakıyordu
dalga dalga nağmeler kulağımızda
bir şeyler fısıldıyordu

gecenin yağmuru vurdu mısralarıma.
bahar erken geldi.
yine gitti erkenden, sessizce.
anılar terketti, kederler de.
tek kelime bile etmeden

depremlere gebe kırık faylarla dolu (bir yürek)
ne yangınlar gördü bu gökyüzü
ne buhranlar atlattı güneş
her yıldız bir diğerine eş

haykırdı ruh göçebe obalarda
bozkır sessizliği ile
dilendi bir yudum sevgiyi
bir ömür aşka eş

kadere boyun eğip susmalı mıydı günbatımı
yakmalı mıydık dilimizdeki tüm kutsal anıları
ve tufanları yadsıyarak
sabah ayinlerinde yıkanmalı mıydık
sızlanarak

anlar mıydık söyleseler
gök yarılıp yıldızların yağacağını
ve anlar mıydık
bir gün gelip aşkın avuçlarımızı yakacağını
bu mu kainatın son buluşu
bu mu kaderin son oyunu
son yangın da kül mü olmalı
yoksa külleri rüzgarda mı savurmalı

güneş umutları kavururken
soluk benizli kumlar,geleceğe açarken kollarını vahada
günceye küs serap, saklanırken yıldızdan yoksun semaya
kelimeler, sızamıyorken çatlayan dudaklarda
okyanus gözlerinde yıkanmalıydık aslında

gittin...
hüznüm saçılmış her yere...
odam darmadağın...
tesellilerimi kaybettim bu dağınıklıkta.
aramak kolay da sevdiğim,
bulmak var mı sonunda bilmiyorum?
bildiğim tek şey var sen yoksun...
ve ben tek başıma içiyorum
yüreğimde demlediğim sevdayı

oysa avucumda bakirdi umutlar
ay mi karinlikti
ruhum mu daralmisti
sensizligin girdabinda
mühürlenmistim gecelere

anlar mıydık söyleseler
gök yarılıp yıldızların yağacağını
ve anlarmıydık bir gün gelip
aşkın avuçlarımızı yakacağını
bu mu kainatın son buluşu
bu mu kaderin son oyunu
son yangın da kül mü olmalı
yoksa külleri rüzgarda mı savurmalı

bir sağanağa
o ne sessiz sağanaktı ki
yağdı yağdı
yaşları ıslatmadı
yağmurları bulutlar aldı
yaş dilde saklı

ey karanlığın tanrısı
göster bozgunların sessizce kaldırılan enkazını
ayyuka çıksın hıçkırığın aynandaki kudreti
ve dua kırıntılarındaki hazan
ve atılamayan adımlar

çağdaki suskunluğa şaşırmayın ey
bükün belini yakarışlarınızın
artık razı olun tendeki vurdumduymazlığa

ah dizelerim
yine kandınız neyden düşen o nağmedeki sonsuzluğa
...
Zor olur ayrılıklar.
Sevda gider acı olur,
Yâr olur, yara olur.
Kapanmaz, üstüne iz olur..

Zor olur ayrılıklar, zor olur.
Baba göçer, güç olur.
Ana kalır, piç olur.
Hiç olur.. hiç..
Çektiğin acılar da kâr olur!

Zor olur ayrılıklar,
Gider herkes kalırsın öyle.
Yazık olur boşuna yaşamışsın diye..
Zor olur zor!!

Giden gider sel olur,
En kötüsü de sen olur.. sensiz olur..
En beteri de "sessiz" olur..

...
Böylesi yaşanmış duygularda
Umursarken birbirimizi
Umursamaz sözlerde
Geçti yıllarımız birlikte
Ne sevgili olabildik
Ne ayrılabildik

Çok uzun gecelerimiz
Kısa anlarda mutluyduk biz
Ne geceyi sardı bedenimiz
Ne sabahı gördü gözlerimiz
Hem yakın hep uzaktayız biz
Beraberliği seçemedik
Beraberliği yaşayamadık biz


Seninle aynı dili konuşup
Ayrı konularda inatlaşmak
Gözlerine bakarken anlamak
Anlamaya çalışıp anlatabilmek
Zor yaşanmışlıklardan kurtulup
Şenle ben olabilmek
Ne geceyi sardı bedenimiz
Ne sabahı gördü gözlerimiz
Ne sevgili olabildik
Ne ayrılabildik biz


Bakarken sevgiye doyabilmek
Hüzün ve idiraptan uzak
Güvenmek,birbirine
Yaralanmış örselenmiş hayatı
Kurabilmek sorunsuzca
Çözebilmek..,
Çözümleyip beraber yaşabilmek

Nefeslenmek hayatı
Heveslenmek mutluluğa
Hefesle sarılmak boyna
Sarılası öpülesi
Sevgiye kavuşmak
Kucaklamak doyasıya
Kucaklayıp
Sarmak sımsıkı
Sarılabilmek
Bir beden bir ruh olmak
Herşeye rağmen tebessüm edip
Gülmek ölesiye
Gülebilmek,gülerken
Birlikte Yaşamak Sevgiyle
Ne geceyi sardı bedenimiz
Ne sabahı gördü gözlerimiz
Ne sevgili olabildik
Ne ayrılabildik biz

...
Nasıl bir vedaydı bu senin ki kara gözlü yiğenim
Seneler süren gülüşlerimizden sonra
Bir gece de ansızın gözyaşlarıyla son bulan
Ve onca geçen günlerin ardından hiç yaşanmamış gibi umarsız
Başka türlü ne kadar yanar ki yüreyim tarifsiz
Alev alev kor ateşlerde çaresiz
Mümkün mü vazgeçebilirmiyiz saçının tek bir telinden dahi
Senin mutluluğunla teselli bulacağız şüphesiz
Ama şu da bir gerçek
Yeni yeni anlıyorum şimdi bizden gittiğini
Görünce soyadının değiştiğini

Sedat Kesim
...
Sanmayın dostlarım bu-bir şikayet
İtiraf etmektir sadece niyet
Öderim sevdama ne ise diyet
Eliyle kabrini kazan benim ben

Ne durdum soludum ne verdim mola
Takamadım gitti o Yâr'i kola
Doldu türlü keder aha bak sola
Kendi huzurunu bozan benim ben

Kader dedim Aşk'a büktüm boynumu
Boş bulurum seher vakti koynumu
Yoksa bu bahtımın başka oynumu ?
Yeşil bir tarlada hozan benim ben

Bu şaşkın aşığın böyledir hali
Gitmiyor karşımdan Yâr'in hayali
Benim olsun rabbim bütün vebali
Olduğum yerime sızan benim ben

Der Durak'ım neydi benim günahım ?
Bitmiyor yıllardır figânım ahım
Sânki hasretlere bir benmi şahım ?
Kara kaderine kızan benim ben

Durak YİĞİT
GönüllerinŞairi
KOCAELİ
...
Türkü: Erdinç Bal//Telli Turnam
Şiir: Yıldıray Coşkun//Gidişini Anlatıyorum_Rıfat Ilgaz

‪#‎SözOlsun


Gidişini Anlatıyorum


Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş


Radyo A ŞairTürk'le Söz Olsun Program Kaydı
(14.06.2015 )
...
Kelebeğin Gözyaşları

Sen ve ben
İmkansızlık içinde imkanı arayan
iki yüreğiz aslında
her sabah ayrı kentlerden uyanıp,
her nefesi sevda adına alan.
Derin ve sonsuz sevdik uzaklardan.
Kimsenin anlamayacağı bir dilde..
İki yürek arasında sıkışan
bir aşkla bağlandık.
Hiç tutmadığımız ellerimizi,
yüreğimizle sarmayı bildik.

Ve biz seninle;
Güneşe dokunduk,
Sabahlara uyandık,
Hasretimizle günleri tuttuk,
geceleri uyutup,
şiirlerle konuştuk.

Ve bildik ki aşk
uzun hikayeler yazmak için yaşanmaz,
Bir ömür yanmak için yaşanır öğrendik.
Kendimize konuşup da
sadece sevdiğimizin duyacağını,
gözlerimize bakıp ta
onu görmeyi bildik.

Biz yar uğruna kendimizden geçtik

Sen ve ben

Geceleri yıldızlarda düşledik,
yaşanmamış bir hayatı
yalın sevdaya tutulup da,
gizlilikte tutsak ederek kendimizi.
Susmalara mahkum yaşadık sevdamızı
bir gün şikayet etmeden.

Sevmeye devam ettik sessizce,
yağmurlara mesken etsekte hasreti,
özlemeyi sırılsıklamken sevdik

Cümlelerin artık ruhu kanıyor,
kızıla boyanıyor satırlar,
ellerinin arasındayken kaderim
ve hayatım hayatına kaynamışken,
yırtarcasına canımı
söküp attın ya beni senden
söyle şimdi
söyle, aktıysa kelebeğin gözyaşları
suçu benim mi?..
Benim mi şimdi

Kim demiş!
Kim demiş aşk
Bağıra bağıra yaşanır diye
Seni gizli yaşamaktır aşkın en alası
Kimse bilmedi.

04.01.2014


Rasim Yılmaz
...
İlkin gözlerimle
Hislerini okuyuş
Ve cüretkar
bir temas...
Önce eline
Sonra tenine...
Aşka davet var
Hadisene...
Gelsene...
Bekletmesene...


Yıldızlı bir akşamın
Loşluğunda kayboluş
Islak ve...
Ürkek bir dokunuş,
Dudaklarına,
Dudaklarımla...


Göğsünü
Göğsüme yaslayışın...

Kalbinin şehvetli çırpınışı,
Avuçlarımda,
Terleyen avuçların...

Titreyen soluğun,
Kulaklarımda,
Dalga dalga sesin...

' Hadisene... Beni sevsene '



Kokulu mumlar...
Tütsü...
Mest eden rayiha...
Kankırmızı şarap
Sarhoş oda
Beyaz yatak
AŞK...
Ve büyü...


Boncuk boncuk terleyiş
Patlamaya namzet
Mayınsı vucutlarımız,
Islak...
Ateşli bir dokunuş tenine
Mavi gecede
Aşka davet var
Hadisene...
Gelsene...
Bekletmesene...


Bursa,
31 Mayıs 2008
Ali Asafoğulları
...
en ıssız köşelerinde gecenin
ve en duru yalnızlıklarda
sarının en koyusuna çarpıldı yüreğim

Gökkuşağıydı beklediğim
sarı beni açmaz dediğim
en koyusuna denk geldiğim...
neyleyeyim

neyleyeyim ısıtmıyor ayın ışığı
ve ısıtmıyor yıdızların göz kırpışları
öyle bir yalnızlıktı bu sapsarı
sapsarı üşüyorum

Var ile yok arası bir zaman diliminde
Sevdanın büyüsünde, hasretin düğümünde
Vazgeçişlerimde bazen, çoğu kez direnişlerimde
Siyahın tam orta yerinde yoruldu yüreğim


bir yandan sonbaharın izdüşümü mevsime
bir yandan ürpertilerin dokunuşu eylüle
bir yanım ölüme çeker
bir yanım yarınlara
tamamlanamayan yaşanacakları eker
yoruldu yüreğim üşüyorum

Ekilmeli yaşanamayan
son sonbahar olsa da
çiseliyor yağmur, filizlenecek illa aşk
sapsarı olsa da en koyusunda
koynumda

Ne motifine sözüm olur ey zaman ne nakışına
Dur demedim ki tersine düzüne bu akışına
Hazırım ömrün yazından kara kışına
Ateş ile buz ile karıldı yüreğim

yanaklarım yalnızlığın göçüğü altında
ayrılığın ayak izlerinde gözyaşlarım
bir mevsimin çekim alanında donuk bakışlarım
ve ruhum ızdırapların patikalarında
sapsarı anılarda üşüyorum

Üşüyorum,
Baharı olmayınca sabahın.
Renkleri düşmeyince kokuların
Kilitli bulutlar arasında sıkışık.
Umutlar...
Ve tutulu kalınca güneş.
Düşüyorum gökyüzünün en izbe köşelerine.....
...


Gördüm ya! Gül yüzünü, gözler melül bu gece.
Elimde kalem şaşkın sözler melül bu gece.

Üstümüzde Asuman sarsın bizi koynunda,
Yıldızlar desen desen örtümüz tül bu gece.

Bahar bitti yaz geldi, vakit kalır mı güze?
Düşmeden gazel yere zamandan çal bu gece.

Ay bürünmüş hilale, kaşın sandım ey güzel!
Bitsin artık nazların, salında gel bu gece.

Oynaşırken dalgalar meltemin ahenginde,
Aşk dolu nağmelerle kalbimi del bu gece.

Sarıl da kollarıma dans edelim coşkuyla,
Kıskansın yakamozlar yanımda kal bu gece.

Mahreminde gecenin koş, atıl kollarıma,
Sana olan aşkını sunsun gönül bu gece.

Harap olmuş duygular! Tarumar olmuş yürek,
Sar kalbimi sevginle, benimle gül bu gece.

Sahilin kucağında çifte kumrular gibi,
Seviştiğimiz kumsal, sahrada çöl bu gece.

Ömrün son deminde aşkla yansın özümüz,
Unutulmuş hazları ruhunda bul bu gece.

Arzu dolu bir gece ve özlenen sevgili,
Kumda kavrulmuş tenim, tenine çul bu gece.

Huzur içinde Macit, serdi postu sahile,
Yazar, çizer aşkını, düşlere kul bu gece.


Mehmet Macit
04.06.2015
Dikili/İzmir


...
Kör kütük aşkınla düştüm yollara
Şehrini dolaştım sabaha kadar
Mutlaka gelirim demiştim sana
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Neyin rüzgarıydı başında esen
Ölür müydün adres değiştim desen
Sıcak yatağında uykudayken sen
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Sessizlik çöktükçe hüzün bürüdü
Hayalin ardından çekti sürüdü
Gözlerim daldıkça yaşlar yürüdü
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Sokak sokak kapı kapı aradım
Gölgeleri kuytuları taradım
Yorulmak bilmedi attığım adım
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Bir ara camlarda perdene baktım
Ben bende değildim kendim de yoktum
Yayından fırlayan serseri oktum
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Yokluğun içime dert oldu koydu
Vefa dedikleri sence bu muydu?
Yağmur yağdı gece birden soğudu
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Islandım üşüdüm nasıl da açtım
Saymadım kaç paket sigara içtim
Tepeden tırnağa sana muhtaçtım
Şehrini dolaştım sabaha kadar

Şafak söktü ezan sesi duyuldu
Canlılar uyandı yola koyuldu
Düşlerine sızan sarhoş ayıldı
Şehrini dolaştım sabaha kadar

...
Gün biterya akşam olurya hani
Sessiz gecelerin ıssızlığında kalır düşlerim
Ne zaman gün doğar hayallerime bilmem
Güneş ne zaman değer artık çizgili yüzüme
Buraya kadarmı yoksa ömür dediğim
Buradamı bitecekti tüm ümitlerim
Sessiz bir vedaya mı avuç açtı ellerim
Yorgun terkedişlerdemiyim
Bu nasıl bir gidiş bu nasıl hüzün
Buraya kadarmı yoksa ömür dediğim...

Zifiri karanlık mı gördüğüm rüyalar gün doğmazmı
Masmavi değilmi benim gökkubbem uçmazmı cıvıldaşan kuşlarım
Uçurum kenarlarındamı aşka adadığım ömrüm
Düştü düşecek baksana ümitlerim tutan yokmu ellerimden
Meçhulemi gidiyor ömrüm kaybolmuşum gittiğim her yön tarifsiz
Nerde hayatım nerde umutla beklediğim güzel günler
İnan kendimden bile habersizim

Ama inanıyorum ümit yok da değil biliyorum
Güneş doğuyor uzakta olsa gözlerimde
Geleceğe umutla bakıyorum teslim olmuyorum yaşadıklarıma
Hep güzeli hayal ediyorum hep güzel bakıyorum gözlerimde
Beddua etmiyorum isyankar değilim haşa
Yaradana sığınıyorum el bağlamıyorum inan
Kuçak açtım yarınlara

Beyhude bir bekleyiş değil benimkisi biliyorum
Vuslata erecek hayallerim sabır edip bekliyorum
Yaşananlar can yaksada yıpratsada geçen günler
Hepsi yüce yaradandandır birgün geçecek biliyorum

Bu benim iç dünyam budur benim yaşantım
Birgün gülerim birgün ağlarım
Bazen severim bazen sevilirim
Bazen gelir bazen giderim
İnsanoğlu bu böyle değil mi
Belli olmaz işte;

Buraya kadar mı yoksa ömür dediğim...

SEDAT KESİM
...
Kibir!..

Kibrini kıramayan kendine dost bulamaz,
Yüksek daldan murt yiyen, böğürtleni göremez.
"Nice yüce olsa da dağ üstünden yol geçer,"
Mütekâbir, gönlünde Tanrı'ya taht kuramaz.

At kibrini sırtından, tevazuda toprak ol;
Asumana ulaşır yüzeyde uzayan yol.
Nice güzel meyvenin kökü topraktan çıkar,
Tevazuya misaldir topraktan çıkan her kol.

Hele hele Allah'ı yalnız gökte arama,
Böyle yapıp tuz basma şu kapanmaz yarama.
O'na kolay varmanın önce secdedir yeri,
Yerde mekân tutarsan, nefis kaymaz harama.

İnsan katili kibrin kendisidir İlahı,
İhtirası tükenmez, dağı aşar günahı.
Bazen başını indir, toprağa sür yüzünü;
Yoksa çekmek güç olur bunca aldığın âhı...

31.10.2014
Fatih-İST.


Enver Özçağlayan
...

Sanma ki anlamadım gözlerinde her şeyi
Bana böyle bakmazdın anlamsızca ve donuk
Son defa sarılıp da dönerken o köşeyi
Ben miydim yüreğinden vurduğun en son konuk

Neler oldu bir anda bu gidişin nedendi
Dünyaları vermezken bulduğumuz bir ana
Hani ruhumuz aynı vücutlar tek bedendi
Yaşardım gözlerinde cenneti kana kana

Öleceğimi sandın daha beteri varken
Üç gün ağlarsın bana gerisi hoş muhabbet
Dünya sensiz cehennem sensiz böylesi darken
Bak düşürdün payıma ağırlaşmış müebbet

Sen hiç böyle bakmazdın yaşarken gözlerinde
Işığın nurdan sanki suya düşen pırıltı
Hani hayat verirken sevdalı sözlerinde
Son nefesim mi oldu boğazımda hırıltı.

Adını cemre koyup beklemişken baharı
Neydi bu ayrılığa götüren mühim olay
Yüreğimde yakarak bunca ateşi harı
Issızlarda koyarak giderim demek kolay...

Niyazi TUNCER / Kurtbey / İSTANBUL
4/23/2010 12:13:44 AM

...
Demek gidiyorsun sevgili öyle olsun
Al bende kalan sahte gülüşlerini
Boşa geçmiş sana adadığım aşk dolu ömür meğerse
İstemem artık sende kalsın yalan sevişlerini

Mahşeri bekliyorum şimdi
Kıyametler kopmuş gönlümde çok mu?
Gidişinle bitti herşey sanki
Ve zaman şimdi durmuş anlamsız
Ne yazık sabah doğacak bir güneşim bile yok mu ?

Söylenecek çok söz var aslında
Acaba susmalarım saygımdan mı
Kalp kırılmış gönül incinmiş kimin umrunda
Biliyorum yine sen düşeceksin susmalarımın ortasına

Hiç düşündün mü,?
Bu seven gönüle ne kadar acı yaşattığını
Kor ateşlerde yanan kalbi nerden bileceksin ki
Yaptıkların kadar acı çekeceksin
Sadece yaptıkların kadar fazlası yok
Ve yanacaksın çaresizliğinde pişmanlığının
Sadece yalanların bitene kadar

Yazık böyle olsun istemezdim
Haketmişmiydim bilmem böyle hazin bir sonu
Şimdi kurumuş bir ağaçtan farkım yok
Çoktan geçmiş zamanım meyva vermez artık dallarım
Gidiyorum şimdi senin yaptığın gibi
Senden çok uzaklara gidiyorum
Bıraktığım yeri bir görsen
Ardımda bir cehennem saklıyorum

Sedat Kesim
...
Sevdiğin güllerden yollasam sana,
Hatırası diye alacak mısın?
Sabahlara kadar yalvarsam sana,
Yanımda bir gece kalacak mısın?

Ne çınarlar gördüm yerde serili
Şu eski saraylar derler perili
İnsanın gözünde perde gerili,
Benimle birlikte olacak mısın?

Boşuna ağlama acılar bitmez
Sanırsın karşımda hayali gitmez
Virane evlerin bacası tütmez,
Yandığında haber salacak mısın?

Bu nasıl yolculuk giden gelmiyor
Neden kıymetimi kimse bilmiyor
Çok çile çekenin yüzü gülmüyor,
Arayınca beni bulacak mısın?

Bir garip dervişim gidince gelmem
Hasretlik deseler cevabı bilmem
Bayram geldi desen ben yine gülmem,
Karanfiller gibi solacak mısın?

Kırılmadı sanma kırıldı aman
Kırılan kalbimi gördüğün zaman
Gülüşleri başka sözleri yaman,
Saçlarını sen de yolacak mısın?

DOĞANAY’ım artık kalem yazmıyor
Ben onlara kızsam onlar kızmıyor
Gözlerim kurudu damla sızmıyor,
Kapımı son defa çalacak mısın?

Kemal DOĞANAY



...
Bir tek seni sevdiğim doğruydu...
Ve bu doğru yüzünden hayatım, yalana battı...
Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin...
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet...
Kimisi, senin beni beklettiğin kapıda, beni bekledi.
Seni beklemekten yorulur, onunla birlikte çekip giderim diye buralardan...
Ve ben en çok onların sevgisine inandım. En çok onlara derinden üzüldüm.
Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine sevebildiler diye...
Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna,
Bu insanların bir hayalete duydukları o akıl almaz,
o sonsuz sevgileri yüzünden bir kere daha inandım...
Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aldatan bir hayalete...
Seninle kendini, bütün düşlerini, çocukluğunu, yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete...
Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan,
Bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete...

Bir tek sana olan sevgim doğruydu ve bu doğru yüzünden hayatım, yalana battı...

...

 

 
     
Şiir : HEMŞİRELER
Seslendiren : halilgulsen
Dinlenme : 1
Şair : halilgulsen
Okunma : 1
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Ses Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 07.07.2015 / 1:6
Gönderen : halilgulsen
Kategorisi : İnsan
İndirilme/Yorum : 0 / 0
Şiir Yıldızı
Ses Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Tefekkür
CemalGoren
( 3,67 / 3 )
Ağaçların Kuşuyum
M_Ali_Unsal
( 3,6 / 5 )
Ayşegül
mustafadogan
( 3,5 / 4 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
RABBİM BANA YARDIM ET
Bir bilen Gerek Bize…
SEN DAĞLARI SEYRET BEN GÖZLERİNİ
Yaşama isteği yitirmiş kuru bir dal
Farkında mısınız Acaba?
BÖYLEMİ SEVMİŞTİN..?
KARA GÖZLÜ YİĞENİME
Kaderimin Yazıldığı Gün...!!!
MUTLU TÜRKİYE İÇİN
ACINACAK OLSANDA BAKMAM
ŞİİRLERİM MÜSAİT AYRILIĞA
BERÂTİNİZ KUTLU OLSUN...
Kalk Gidelim Sılaya
SANA ADANMIŞ TÜM BEKLEYİŞLERİM
İÇİNDEN DOĞRU DOĞRU SEVDİM SENİ
Tüm Parçaların Bende...
Hatırlarmısın...!!!
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..