Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
Azrail’e gül
mustafadogan
(4,5 /8)
Dünya hepimize yeter
M_Ali_Unsal
(3,75 /8)
Yağmur Uykusu
Zisan_Karamazi
(4,36 /11)
BAY/ım II
nurevsan
(4,33 /6)
Boş Ver Be Doktor...
M_Ali_Unsal
(3,57 /7)
VATAN GÖZÜMÜZ!..
Aksakal
(1 /1)
Gülfidan
momoli
(1 /1)
Son Eklenen Metin Şiirler
Aktif : 74
Bugün :   7026
Toplam : 11458778
Toplam Üye: 5805
IP :   54.166.173.147
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
Online Üyeler :  
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler (1)
 
VATAN GÖZÜMÜZ!..



Gönlüm gibi kırgın, dünden tasalı,
Güzlerce kapatmış mağrur yüzünü.
Bin yıldır dinlenen Bağdat Masalı,
Irak rüyasında bir kış hüzünü.

Rüyalar kâbuslu, hep kan sızıyor,
"Peygamber adına! " Işid cellatı,
Mübarek İslam'a mezar kazıyor,
Sanki yahudinin son savaş atı.

Bilmem PKK mı, yoksa Esed mi belâ?
Uzandı bir kepçe sanki tuz ekti.
Üç ay, beş ay derken bitmiyor hâlâ,
Suriye'de bilmem kim başı çekti?

Firavun hortladı Mısır'da sanki,
O kafa yeniden soktu bir çomak.
Usta mı, kalfa mı? Değil inan ki,
O bir kır-dök çocuk, o daha çırak.

Doğuda ermeni, güney kürdistan,
Atatürk vallahi bin yıllık lider.
Ey Türk oğlu düşün! Neresi vatan?
İçimdeki hain beni kahreder.

Laf şurdan burdansa; vatan gözümüz,
Can verdik, elbette inat ederiz.
Bellidir davamız, tektir sözümüz;
Türk ve Müslüman'ız, böyle gideriz...

02.08.2014
Fatih-İST.

Enver Özçağlayan

Aksakal

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle
(Gelmeyen, görmeyen, duymayan, ağlatan sevgiliye)




Bir kez bakmadın yere, hep yüksekte gözlerin.
Akıp gittin ardından sahte dilli sözlerin.
Parasına, puluna kandın adi yozların.
Şu akılsız başına neler geldi Gülfidan?

Bu gün sultan olanlar bir gün olur göçebe.
Mağrur olma güzelim, yarın nelere gebe?
Nefsin arzularında, bak! Oluyorsun heba.
Ömür denen zamanın çok azaldı Gülfidan.

Bir kez tuttun elimi, ruhumu esir aldın.
Bu nasıl bir aşk idi can evime kök saldın.
Hep kaçardım ben aşktan, aşkınla yere çaldın.
Kalbimde saklı yerin çok özeldi Gülfidan

Kaç yaz geçti bilmeden bu sahillerde kaldım.
Ay ışığı altında senli hayale daldım.
Seher vakti gelende kendimi suya çaldım.
Gördüğüm nice güzel bana eldi Gülfidan.

Ne sahilin neşesi, ne dalgaların sesi,
Merhem olmaz yarama başka gönül hanesi.
Gitmiyor ki aklımdan son sözünün darbesi,
Böyle sessiz kalışın aklım aldı Gülfidan.

Gül fidanı dikerken Gülfidan’ı anarım,
Yaksa canım bir diken bir kez daha denerim.
Diken acısı ne ki? Ciğerimden yanarım.
Senli aşkın dikeni kalbim deldi Gülfidan

Suya saldım teknemi açıldım enginlere,
İmrenerek bakındım kotralı zenginlere.
Umutsuz aşkın beni düşürdü yangınlara,
El emeğim göz nurum sensiz kaldı Gülfidan.


Mehmet Macit
08.09.2014
İzmir


...
Merhaba bayım
Gördüm ki beni unutalı asırlar geçmiş
Kendinize yeni bir şiir bulmuş
Onu okuyormuşsunuz...

Bayım..
Şehrimi alt üst edip gittiniz
Gözleriniz şimdi hangi şiire mısradır
Hangi kalem yazıyordur isminizi..
Bu serzenişler de Ona mıdır?

Beceremediniz bayım
Bütün hayallerimi kırıp attınız
Biraz sabır dilemiştim sizden
Yaralarımla başbaşa bırakıp
Sadece gittiniz..

Üzülmeyin bayım..
Uyumam,yemem,içmem sizi beklerim
Yeter ki şehrime şehrayinler getirin yeniden
Sizin gibi değil..
Hakkını veririm beklemenin
Başka şiirlere konu olmaz ela gözlerim


Ve yine gözlerinizden bahsedeceğim
Onlar benim gökyüzümdür
Bu yüzdendir kuşları kıskanışım
Bu yüzdendir her defasında göğe bakışım
Özlediğimdendir..
...
İçime dertleri, tutup saldılar
Bağrıma basayım, taş ver be doktor
O sevdiğim yâri, benden aldılar
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Reçeteyi yazıp vermişsin amma
Günde iki defa yazmışsın amma
Sakın ihmal etme demişsin amma
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Boşuna uğraşma, hicran yarası
Ölene kadarmış, geçmez karası
Hem döşüme düştü, aşkın çırası
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Terk edip de gitti, içimde kor var
Diner mi sancısı, közünde har var
Elimde değil ki, aklımda yâr var
Acısı dinmez ki, boş ver be doktor...


Çare değil ilaç, nasıl atayım
Takılır boğaza, geçmez yutayım
Tesirli olanı yaz, unutayım
Acısı dinmez ki, boş ver be doktor...

Polat Tek
14.09.2014
11:15_ANTALYA
...
İçime dertleri, tutup saldılar
Bağrıma basayım, taş ver be doktor
O sevdiğim yâri, benden aldılar
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Reçeteyi yazıp vermişsin amma
Günde iki defa yazmışsın amma
Sakın ihmal etme demişsin amma
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Boşuna uğraşma, hicran yarası
Ölene kadarmış, geçmez karası
Hem döşüme düştü, aşkın çırası
Bu sızı dinmez ki, boş ver be doktor...


Terk edip de gitti, içimde kor var
Diner mi sancısı, közünde har var
Elimde değil ki, aklımda yâr var
Acısı dinmez ki, boş ver be doktor...


Çare değil ilaç, nasıl atayım
Takılır boğaza, geçmez yutayım
Tesirli olanı yaz, unutayım
Acısı dinmez ki, boş ver be doktor...

Polat Tek
14.09.2014
11:15_ANTALYA
...
Dünyamız kurulduğundan beri insanoğlu bir şeylerin peşinde ve bir şeyler arayışında süregelen yaşam kavgasında iyi ve kötü olumlu olumsuz davranışları da yanlarında getiriyorlar.

Gün geçmiyor ki dünyamızın çeşitli yerlerinde insanlar kendi ürettikleri silah ve zararlı ilaçlarla çevresine ve insanlara zarar vermektedirler.Bu yapılan zararların ardında maddi menfaatlar yatmaktadır.

Her zaman birileri büyümek hırsı ile başkalarını devamlı yok etme çabası içerisinde kötü faliyetlerini devam ettiriyorlar.
İşte bunların en başında gelen uyuşturucu ve benzeri zararlı maddeler.
Ülkemizde son yıllar yaşanan uyuşturucu ve benzeri zararlı maddelerin insanlara verdiği zarar her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Dört yıl önce piyasaya çıkan ve başka uyuşturucu maddelerden katlarca yüksek etkiye sahip bir uyuşturucu olduğu yetkililerce bildiriliyor.

Bunların önüne bir an evvel geçilmezse bir çığ gibi büyüyüp daha çok insanlarımızın hayatına mal olacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekir.
Daha çok büyük şehirlerimizde ve özellikle turizm bölgelerimizde yaygınlaşan "Bonzai"kullanımı içler acısı ani ölümleri yanlarında getirmiştir.
Daha yakın bir zamanda İzmir'in bir ilçesinde 3 genç ten ikisi bonzai kullanımında canlarını kaybetmişlerdir.Hepsininde yaşları en güzel çağları olan 32 yaşlarında.
Bu felâketin insanlara ve özellikle gençlere verdiği zararlar kaçınılmazdır.
Yine bir kaç ay evvel 18 yaşındaki bir gencimiz hayatını kaybetmişti,her geçen gün bir yenisi ekleniyor .
Silaha gerek yok işte böyle kötü alışkanlıklarda silahtan daha etkili oluyorlar..İçler acısı yıkılan yuvalar gencecik hayatların yok olması demek bir ülkenin geleceğine vurulan en büyük darbelerden biri olarak nitelendirebiliriz.Bu felaketin daha çok ilerlememesi için yeterli önlemlerin alınması gerekli olduğuna inanıyorum.
Bu önemli görev öncelikle ailelere ve devlet büyüklerine düşmektedir.
Öncelikle okullarımızda ,camilerimizdeki vaiz ve hutbelerde ve her türlü medyada böylesi önemli konulara yer verilmeli,en kısa zamanda önlemler alınmalı ,yoksa ateş büyüyünce önlemin alınması daha çok zorlaşacağı hepimizce bilinmelidir.
Bu gün kılını kıpırdatmayan yarın canlarından ve değer verdiklerinden olacakları acı kayıpları unutmamalıdırlar.
Bu vesile ile tüm dünya ülkelerini insanları sevmeleri ve insanların mutlu yaşamalarına yardımcı olacak gerekli bilimsel ve kültürel faaliyetlere davet ediyorum.
El ele gönül gönüle verip kötü alışkanlıklara dur diyelim,Dünyamızı ve insanlarımızı yok etmeyelim .Bir kaç saatlik zevk ve merak uğruna hayatımızı ve tüm insanların geleceğini karartmayalım.Çünkü dünya hepimize yeter artar bile...
İnsanlara faydalı hizmetlerin tüm insanlar tarafından devam ettirilmesini önemle arz ediyorum...

Hazırlayan ve sunan :Mehmet Ali Ünsal
14.09.2014
...




Derler ki
Gül bahçesine düşen gül kokar
Ben ölüm tarlasından geçtim susuyorum
Zamansız çirkef bir korku içine düştüğüm
Usulca yüreğimden çekti içeri
Sessiz bir cenaze eli

Zaman atından indim işte
Sorgunun en çetrefilli yerindeyim
Bir adım ileri iki adım geri
Bekliyorum sanma habersizim gelişinden
Elimde Azrail gülleri

Kinimin sebebi belli
Ondan bu cüretkârlığım
Sen aldırma boynumun isyanına
Heybetimin içi boş
Alnımın yazısına biat etmişim

Üryanda yaşarım bilesin
Geldiğim gibi
Boşuna yakmadım bindiğim gemileri
Yine susarak gel
Dağlarım çok gördü bu karları
Bil ki geç de olsa tanıdım
Gelmeyen baharları

...




Eski bir alışkanlık benim ki düşünmeden edemiyorum seni
Anılar küflü bir şarkıyı mırıldanıyor sanki kulaklarıma
Aradan kaç mevsim ,kaç yıl geçti inan ki bilmiyorum
Kaderimiz ne zaman ayrı yazıldı hiç hatırlamıyorum
Şimdi güneyin en hüzünlü kenti karanlığa bürünüyor
Herşeyi geçtim de
Bir nefes kadar yakınımdayken seni görmeden
İstanbul’a dönmek çok zoruma gidiyor


Kırmızı topukların gül yapraklarını ezerdi ya hani
Canını acıtan dikenlerine aldırmadan
Hani sonra soğuk bir sevişme geçerdi ya gecenin mahreminden
Çocuk kalmış yanımızın masumiyetine aldırmadan
oysa ne kadar da uzakmışsın bana
yıldızlar dahi görmemiş seni
ne kadar da yakınmışsın bana
ruhum bile varlığını hissetmedi


kara bulutların üzerime devrildiği o gün
bir yağmur uykusundan uyandım
sonra Göğü dinledim Dilaver Cebeci ile bir Kaçkar sabahında
nehirin diğer yakasında meşaleler ile yürürken kırklara karıştım
bismillah dedim ,toprağı öptüm üç defa
sonra tutundum meleğin kanadına
alemleri Yaradan Allah’ın huzuruna gittim


Eski bir alışkanlık işte
gözlerime düşen çiğ damlalarını silmek istemiyorum
ve bu yağmur uykusundan bir türlü uyanamıyorum
dur ne olursun dur bir sigara daha içeyim
belki tanyeri ağırmadan son bir şiir daha yazarım sana
dur ne olursun dur...

Zişan şiiri seslendirme nezaketi gösterdiğin için teşekkür ederim ,,
Arif usta montaj için teşekkür ederim saygılarımla...
...
Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin arasına dikilir yesil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim

Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü
Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden
Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler sahinin hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım


Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından


Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydim

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradim
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü
...


Gelir dedim ümidi kesmedim yarim senden
Nazına doymadıgım ne zaman gelirsen gel
Ne alacagın kaldı ne verecegin benden
Yazına doymadığım ne zaman gelirsen gel



Vardır bunda bir hayır sabred gönül dur biraz
Bülbülün bağrı yanık gonca güle sor biraz
Sanki güneş doğacak umutlarım var biraz
Güzüne doymadığım ne zaman gelirsen gel



Özlüyorum kokunu gel diyenim nerdesin
Elinle göz yaşımı sil diyenim nerdesin
Vay benim hasretimden öl diyenim nerdesin
Sözüne doymadığım ne zaman gelirsen gel



Her akşam yanağından sessizce akacağım
Dudaklarım bir volkan tenini yakacağım
Vallahi ilk gün gibi gözüne bakacağım
Gözüne doymadığım ne zaman gelirsen gel



Saklanan umutlarım gündüzlerimde zahir
Senin olmadığın gün aldığım nefes zehir
Bize şahit olacak istanbul denen şehir
Dizine doymadığım ne zaman gelirsen gel


Sakın vurup göçürme saltanatı tahtı yar
Sanmaki ölenlerin yerde kalır ahtı yar
Bizim gibi sevenler ya mesut ya bahtiyar
Yüzüne doymadığım ne zaman gelirsen gel


...
Bunca yıllık emeği yerle yeksan eyleyip
El alemin içinde acımadan peyleyip
Ummadığım lafları peş peşine derleyip
,,,Beni yüz'üstü koyup demek ki gidiyorsun ?
,,,Son defa sarılayım şöyle gel'de beriye

Yıkık bir viraneyim ben'den gittin gideli
Beni çöle düşürdün Mecnun divane deli
Gör nasıl çağlıyor bak gözlerimin bu seli
,,,Beni yüz'üstü koyup demek ki gidiyorsun ?
,,,Ne gözünden yaş aksın ne'de dön bak geriye

Umarım aradığın uzaklarda bulursun
Belki'de onun ile çok'ta mutlu olursun
Haydi git güle güle yâr yolun açık olsun
,,,Beni yüz'üstü koyup demek ki gidiyorsun ?
,,,İşlemiştim sevdanı tenim'deki deri'ye

Aşk'tan zerre yok'imiş anladım yüreğinde
Ararda bulamazsın sen beni gereğinde
Her'gün tütüp dursam'da burnunun direğinde
,,,Beni yüz'üstü koyup demek ki gidiyorsun ?
,,,Yalvarırım Allah'a n'olur canım al diye

Madem ki gidiyorsun arkanı dönüp öyle
Sen'den birtek son arzum bari suçumu söyle ?
Seni candan seveni hergün kahredip böyle
,,,Beni yüz'üstü koyup demek ki gidiyorsun ?
,,,Bu acıların tümü sen'den bana hediye

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ

DEVRİK CÜMLELER...
PEYLEMEK...Azarlamak
DERLEMEK...Sıralamak
...




Balkan suyu içerler gümüş bakraçlarda
altın testilerde
türküleri söylenir Rodop dağı eteklerinde
türküleri Necibe bir umut bulut bulut
yayılırken dal yeşil yamaçlara şen şakrak
sen pınar başlarını tut
dilbaz dereleri bana bırak
ne de olsa
çağıl çağıl akan suların dilinden anlarım biraz
yiğittirler
cömerttirler
bilmezler ihaneti
çiy olup gül yaprağa düşerler tan vakti...


Bakarsan bağ
bakmazsan dağ mı olur araz araz
kama kamayı söker,dil acıyı bal eder derler
dil deyince Necibe
ne de olsa
şamanların gizli dilinden anlarım biraz
Kıpçak bozkırından gelirler tefleri süslü
teflere vururlar
sulara üflerler bir büyük büyü
ne kiri kalır yaban ellerin
ne küfrü gazabı gavat dillerin
ve
"çökmedikçe mavi gök,delinmedikçe yağız yer "
konar göçerler
çocuklarca inatçıl kuşlarca hür
hudutları sevmezler akarsuları sevdikleri kadar
o akarsuları ki bir umut bulut bulut
günbegün kirlenirken hoyratça giderayak
sen pınar başlarını tut
dilbaz dereleri bana bırak...



Galip Sertel

...


yıl yok
Ademoğlu karanlığa gömülmüş bebek mezarlığında
Havva’nın karnı deşilip ağaçların
içindeki kan cehennemine mühürlendi
terazi kemikleri tükürüp
hepimizi ateş krallığına yolladı
şeytan valste



tüm krallıklar ölü
sesler yenmiş iki kaş arası araf boşluğunda
insanlık maskeleri sıyrılıp tensiz bırakıldılar
üryan dünyanın çivisini sökmek için arş ortadan yarıldı
içinden kanatlılar gelip iplerimizi kestiler
yok oluş başlasın dedi baş melek



II-



bulutların kaburgalarını soyup var oluş kuşlarıyla
sema’nın karnına şırıngalandım
içimden bir dolu kış eylülü akıp
kirpiklerimin bağcıklarına inşa olup
tel örgülü eşkıya dağından kovuldum süleyman



III-



bir iki üç sus çocukları doğuruldu göğün mezarlığına
üç asır üç insan üç kent üç aziz
ve üç rahiple yundum içimden ölüler kalktı
yedi katmanın ucubelerini içtim gözlerim cinnet



korkuyorum süleyman içimi basan ecnebi bekçisinden
babam doğurdu içimdeki var oluş senaryosunu
tüm göğü içti avuçlarımın ceset çukurları
saçlarımda uçuşan tüm ölü şairleri diriltip
beynimin kuyusuna kol parmaklarıyla ördüm
sonra şuurumu yitirip
deliler çukuruna hapsedildim süleyman



üç gün üç gece aklımı kurcalayıp
loplarımın arasında gezinen barbarları tükettim
çırılçıplak soydum ülkelerin cümlelerini
gebe kalsınlar diye
kıtaların doğumu kaç ölümü çağıracaktı
fışkıran kabus çığlığına süleyman
zaman ayaklarını sonsuzluğa giyindiğinde
bakire kan kalmayacaktı süleyman
ve tüm kent rayları ağlayacak
kahpe tuzağın içinde oynanan sözde merhamete



IV-



içimdeki vahşiyi ben doğurmadım
annemden aldım kanın dışa aktığı gün
süleyman gözlerimi al benden
kulaklarımı dik ağzımı toprak çamurumla doldurup
göğün kuklalarına satıp sustur beni süleyman sustur



V-



ben hiç var olmak istemedim süleyman
Meryem’in duasını anladığımda
aklıma kuş kaçtı var olmadığımı anladım
ö l ü y m ü ş ü m






________________________________________



Ondördüncüyıl
Duisburg
Lösev









Var oluş kuşlarıyla büyü
Evlat.


(Melankoli)
...
Çok özledim seni gel artık yeter
Tahammül kalmadı perişanım yar.
Bakışın gülüşün gözümde tüter
Yerin boş, dolmadı perişanım yar.

Ağlarken gülerim vurup şakaya
Bağrıma bastığım taş değil kaya
Anlattım derdimi yıldıza aya
Halimi bilmedi perişanım yar.

Senin yokluğuna alışamadım
Rüyada da olsa buluşamadım
Buluşup yanına ilişemedim
Ne etsem olmadı perişanım yar.

Aklımı yitirip olmadan deli
Dön de dinsin artık gözümün seli
Bir kez dahi olsun gittin gideli
Hiç yüzüm gülmedi perişanım yar.

Ne kadar olsa da tuzumuz kuru
Gönlümde ziyasın, gözümün nuru
Mahir arasa da sensiz huzuru
Bir türlü bulmadı perişanım yar.

Mahir Başpına. 09.09.2014

...
SEVGİLİ

ACILARIMI SEVGİMİ GÖMDÜM TOPRAĞA
BUNDAN SONRA KİMSE DOKUNMASIN SEVDAMA
UMUTSUZ YAŞAMAK HARAM ARTIK BANA
GÖNÜL BAHÇEMDE KİLİTLİ KALDIM
HAYALLERİM YIKILDI YÜREĞİM YANDI

ALLAH YAZDI YAZIMI KADERİMMİŞ SİLEMEDİM GÖZYAŞIMI
UMUTSUZ GECELERDE YOLDAŞIM OLDU ISSIZ SOKAKLAR
ARADIM SEVDA DEDİKLERİ ZULÜMMÜŞ DEMEK
BETERİN BETERİ BU OLSA GEREK

YANLIZ SENİ SEVMEK İSTERDİM
HİÇ BIKMADAN YÜREĞİNİN ORTASINDA OLMAK
SENİNLE ATMAK İSTERDİM HER AN
DOYASIYA YAŞAMAK SENİ

BAŞKASI ACITMASIN CANINI
DİKENLERİM ELLERİNE BATSIN
TUTARSA SENDEN BAŞKASI
BİLİYORUM SEN SOLDURMASSIN
GÜLÜN ACITSADA CANIMI

YANLIZ SENİN OLMAK İSTERDİM
HEP KALBİNDE OLAYIM
TEK GÜLENİM SEN OL
BEN YANLIZ KALMAYA RAZIYIM SEVDAM....



...




kollarıma sarıldı sevgi dolu kolların.
kuş kanadı gibi,
savrulduk özgürlüğe.
karanlık gecenin esrarlı mahreminde,
gözlerimi kapattım.
nefes aldım derinden,
kokun sindi ruhuma,
yılların ötesinden.

karanlık sokakların taş kaldırımlarına,
gözyaşlarıyla bizi yazdık.
aşka susamış bedenlerde,
ayazlar dinsin artık.
lambaları kırılmış,
sokaklarda dans ettik.
döndük,
semah eyledik,
vuslata ermek için.

bitmesin bu hatıra yazılsın sayfalara.
şiirler bizim için,
şarkılarda aşkımız.
resim çizen ressamlar,
göremez bu anımız.
kollarımda sardığım belki de peri kızı.
dağılır sokaklara,
incecikten bir sızı.

dönmekte ayaklar ellerimiz birleşmiş,
vücutlar şevk içinde.
saçlar dağılmış,
rüzgarlara arkadaş.
şehvet dolu bakışlar,
aşka susamış dudaklar,
bitmeyen dansımız,
yoksa gerçek değil miydi?

kaldırım taşlarında izlerimiz,
yalan mıydı acaba?



Mehmet Macit
20.01.2012
Seslendirme
07.09.2014

...
Geçmişinin hüzün kokan türküsü fısıldanırken radoyada...
Ben İstanbullu izliyorum ciğerim kız kulesinden
Senin vermeye üşendiğin selami asaletli durusuyla veriyor bana Galata köprüsü


İstanbulu izliyorum ciğerim, Top kapıdan
İzledikçe, yalnızlaşan bir ruh hali sarıyor dört bir yanımı
Nedenini bilmediğim bir ağlama tutuyor sonra beni
İster istemez süzülüyor göz yaşlarım yanaklarımdan
İstanbul boğazına karşı katre katre


İstanbulu izliyorum ciğerim eminönüden
İzledikçe Sükutu demleyip, sessizce içiyorum vapur seferlerinde
Gelişimin şerefini büyük bir uğultuyla kutlarken boğaza yakın uçan martılar
Hoş geldin diyordu bir yandan yorgun ihtiyar Ayasofya ardından da Sultan Ahmet


Hoş buldum diyorum bende ciğerim
Hoş buldum diyorum yüreğime usul usul selam veren İstanbul
Hoş buldum Üsküdar Kadıköy Beyoğlu
Hoş buldum Beykoz
Hoş buldum Beşiktaş
Hoş buldum yüreğimin yangın yeri
Hoş buldum ayrılıkların başkenti
Hoş buldum..
...

Kim yokluyor kalbimi, bedenimde sızı ne;
Bu garip musikinin notası ne, sazı ne?
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane.
Varsın istihza ile "kıtır atsın" zamane,
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane.

Biz de gençtik geçmişte, gönül dolusu sevdik,
Ummadığın kulvarda önde koşan bir devdik;
Yaşadığın günleri, barışla sana verdik.
Şimdi geçmiş karşıma "kıtır atar" zamane,
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane.

Hayâlimizde vardı Tanrı Dağın ötesi,
Ne o Şam'ın şekeri, ne de arabın fesi;
Ufkumuzu süslerdi bu cihanın kâffesi.
Bilmez ruh yöremizi "kıtır atar" zamane,
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane.

Bizler ölümüne dek kılınç elde erleriz,
Bazen Aksakal olur, bazen alperenleriz;
Dosta gönül bağlayan riyasız yârenleriz.
Kendini tanımayıp "kıtır atar" zamane,
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane.

Bin yıldır bu yoldayız Turan'a doğru hızla,
Bir elde Kur'an'ımız, diğer elde kopuzla;
Ölsek de anılırız, kalsak da namımızla.
Hâlâ gözüme bakıp, "kıtır atar" zamane,
Zaman dolduysa eğer, ne söylesen bahane...

28.08.2014 Fatih-İST.

Enver Özçağlayan
...
Zannetme sözde kalır bu gönlümü firakı,
Gönlüm izin verince dilim sustalı çakı.

Kim demişse doğruymuş ‘’sabrın sonu selamet’’,
Ufkumda güneş doğdu görünüyor alamet.
Madem yetmedi sevgim madem sen oldun kıyan,
Hani ömür törpüsü hani ömüre ziyan,
İnsanlarla karşılaş haklı olsan da ezil.
Ahvali senden başka gören herkese ayan,
Kişilerle düşüp kalk bütün çevrene rezil,
Olarak utancınla yalnızlığa talim et.
Dert çekme kurasına bir değil bin kez yazıl.

Sırtında kambur olsun ağır gelsin kul hakkı,
Zalimin zulmü varsa garibi korur Hak'kı.

Yaz günü kar mı yağar, dilerim ki farazi,
Buz tutsun biçilirken ektiğin her arazi.
Düşmanların saf tutsun güvendiğin cenaha,
Katmer katmer pişman ol aldığın cümle aha.
Kırdığın kalpler kadar hatta daha çok üzül,
Gırtlağına kadar bat af olmayan günaha.
Hak katında utançtan eğip başını büzül,
Günahın ağır gelsin tartamasın terazi.
Cehenneme odunluk ayrılanlarla dizil.

Ayırmasın gözlerin ne karayı ne akı,
Yaşarken duman sarsın dört yanında afakı.

Yıldız TOKSÖZ
...
Ah zerdalim
Bilsen ne fırtınalar kopuyor
Viran olmuş gönlümde
Neden bir yabancıymışım gibi bakıyorsun gözlerime
Susturdum tüm şiirleri şarkıları
Kahrolsun kırmızı güller
Ayrılığa açmaya meyilli beyaz güller
Bilsen severdim
Gel desen gelirdim
Yakardım acıyla biriktirdiğim yastık altı düşlerimi
Mavzer çığlığında vurulurdum dizlerinin dibinde

Ah zerdalim
Şimdi yetim bir kız çocuğu bıraktım Fırat’ta
Sen Dicle’nin yalnızlığına ağla
Oysa ki Mezopotamya’nın gecelerinden çaldığım
Yıldızları takmıştım saçlarına
Hani mülteci sığınmalarım olmuştu
Muhtaçlık rıhtımına
Yeşil hırkamı bırakmıştım aşk dergâhında
Yoksa kahırla mı doğurdu Ayşe kadın beni
Toprakları tırnaklarıyla kazıyarak

Ah zerdalim
Anlam veremiyorum hayat denen bu senaryoya
Bileti kesilmiş bu yolculuk
Beni hep acılar ve yalnızlıklar durağında mı bırakıyor
Şimdi yeni bir kahraman gerek bu romana
Bu filmin kaseti bozuk hep başa sarıyor

Ah zerdalim
Bilsen severdin
Tut desem ellerimde tutar mıydın
Şimdi mahşeri kalabalığın tam ortasına düşmüşüm
Kendimi bulamıyorum
Hadi düşür beni gözlerinden
İntiharımı engeller mi kirpiklerin

Ah zerdalim
Bilsen
Delice aşık olurdum
Severdim çok severdim
Sana Attila İlhan’ın kaleminden İstanbul’u
Nazım Hikmet’in memleketini dinletirdim
Ölümün vakitsiz randevusuna koşarken
Sana Azrail’den hayatı çalardım zerdalim

Ah zerdalim
Bir bilebilsen
Beş kuruşluk şairliğimi
Ayaklarının altına sererdim
ve Ben
Hep senden önce ölmek isterim
Senden önce..
...

Dostum Dostum (Bin Cefalar) 1

Bin cefalar etsen almam üstüme
Gayet şirin geldi dillerin dostum
Varıp yad ellere meyil verirsen
Gış ola bağlana yolların dostum
Dostum dostum dostum gelsene canım(Oy)

İlahi olmaya yardan ayıran
Bahçede bülbüller ötüyor uyan
Kula gölge ise Allah’a ayan
Senden ayrılalı gülmedim dostum
Dostum dostum dostum gelsene canım

Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar
İster isem dünya malın vermişler
Sensiz dünya malı n'ederim dostum
Dostum dostum dostum gelsene canım

Ali Sultan
Yıldızeli
...
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
...
Zamane rüzgârı tersten esiyor
Evlât Baba'sına ahkâm kesiyor
Uymuş kör şeytana onla geziyor
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Sen onu gör gözet besle ve büyüt
Ne söylersen söyle faydasız öğüt
Görenler zanneder bir salkım söğüt
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Biz haya ederdik ATA üzmeye
Ana dili varmaz kem söz demeye
Lokma bulmazken bizler yemeye
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Ana yüreği bu şefkatli olur
Koyun kuzusunu meleyip bulur
Günü gelir elbet her canlı ölür
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Mevlâm her kulunu yarattı asil
Eskiden hiç böyle değildi nesil
Biz'ler nerde hata yaptık vel'hasıl ?
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Der DURAK'ım gençlik komalık hasta
Ölüyor insanlık kör bir makasta
Bu yüzden yüreğim kederli yasta
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
...
Zamane rüzgârı tersten esiyor
Evlât Baba'sına ahkâm kesiyor
Uymuş kör şeytana onla geziyor
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Sen onu gör gözet besle ve büyüt
Ne söylersen söyle faydasız öğüt
Görenler zanneder bir salkım söğüt
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Biz haya ederdik ATA üzmeye
Ana dili varmaz kem söz demeye
Lokma bulmazken bizler yemeye
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Ana yüreği bu şefkatli olur
Koyun kuzusunu meleyip bulur
Günü gelir elbet her canlı ölür
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Mevlâm her kulunu yarattı asil
Eskiden hiç böyle değildi nesil
Biz'ler nerde hata yaptık vel'hasıl ?
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Der DURAK'ım gençlik komalık hasta
Ölüyor insanlık kör bir makasta
Bu yüzden yüreğim kederli yasta
,,,,Ne töremiz kaldı ne'de ana'ne
,,,,Bir'şey diyenede diyor sana/ne

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
...
Bir Eşi Olmalı İnsanın!!!

Bakarken yüreğinin kabardığı,

gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...

Aşık olduğu bir eşi olmalı!



Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp,

şükürler etmeli Yaradana.

Koklamalı saçlarını uyuyan eşine şefkatle bakıp,

usulca dokunmalı yüzüne,



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Varlığını hissedebilmek için.

Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.

Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...

Kramplar girmeli midesine,

Onsuzluk aklına geldikçe!



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Rüzgar onun kokusunu getirmeli,

Yağmur O’nun sesini.

Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.

Akşam O'nu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.

Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.

Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.

Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.

Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Rüzgar onun kokusunu getirmeli,

Yağmur O’nun sesini.

Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.

Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.

Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.

Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.

Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.

Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini,

Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...

Güven duymalı, herşeyiyle.

Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli,

Tüm düşüncelerinden arınmış olarak.

Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...

Şımarabilmeli yanında.

Kıskanılmalı zaman zaman da...



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Sabah yolcularken işine, içi acımalı,

Daha yollarken özlemeye başlamalı.

Seni şimdiden özledim!



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.

Gözleri yollarda kalmalı

Ve kapıyı çalmadan açmalı...

Aşkla karşılamalı,

Hasretle sarılmalı boynuna,

Özlemle koklayıp, öpmeli,

Yıllarca uzak kalmışçasına!



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,

Bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.

Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,

Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.



Bir Eşi olmalı insanın!!!

Cennetten köşe almışçasına

Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...

Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,

Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!



Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!! Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim

...
Bir bahar akşamı tanıdım seni
Baktım'da mazine ben sandım seni
Yazdığın okudum öyle ağladım
Baktım'da mazine ben sandım seni

Yaşıtım olsaydın alır kaçardım
Alırda koynuma eşim yapardım
Bir ALLAHA birde sana tapardım
Baktım'da mazine ben sandım seni

Gözlerine dalıp gitmek isterdim
Benim olasın diye neler ederdim
Diz çöküp önünde secde ederdim
Baktım'da mazine ben sandım seni

Sayfalarda gizli gizli izlerim
Her gece sinemde seni gizlerim
Rüyalarda bile seni özlerim
Baktım'da mazine ben sandım seni

Bu zulmu çekecek biri değildim
Kaderin cilvesi hergün eğildim
Fazla diklenmedim ama seğildim
Baktım'da mazine ben sandım seni

Bende senin gibi bahtsız kulmuşum
Duygularında ben beni bulmuşum
Görmeden nar'ında kebab olmuşum
Baktım'da mazine ben sandım seni

Felek benim ilen gönlün eylesin
Dünya güzel dolsa gönül neylesin
Kader artık bildiğini söylesin
Baktım'da mazine ben sandım seni

Sevgisiz dünyayı söyle nideyim
Bu kara yazımla nere gideyim
Elini tutunca orda öleyim
Baktım'da mazine ben sandım seni

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
...

Hayata dair ne varsa,
Bana bu kadar dokunmamisti

Yasadigim hic bir sey zorlamamisti beni boylesine

Daralmamisti yuregim nefessiz kalmamisti

Yorgun dusmemisti bedenim
Hukmetmemisti beynime

Tukenmemistim hic ,
Kaybetmemisti ayaklarim yurecek tahakati

Sanirim yine deniyor kaderim seyrediyor beni oylesine

Denenecek neyim kaldiysa,
Bir turlu bulamadim O saadeti

Yok , yok inadina
Herkes hersey sana karsiyim der"cesine

Bir koseye cekilip sessizce beklemeye mi baslasam bu vakti

Zamani bekle..,!
Beklede pismanliklar saldirir icini kemirircesine

Yine mi yanildin..!!
Hani busefer bulmustun aradigin sevkati

Saka gibi,sakagibi de.?
Gulumsemeye kinlenircesine

Soylenecek soz yok
Bu kez hayat beni alt ust etti

Toparlanmak zor olur .
Yillar beklemez ertelinircesine

Son durak sen,sendin de sozlerin yollarin bitti

Kabullendin uzaklari.., Hoscakal elvada dercesine

Elveda sana kucugum elveda..!!


...
Olaki yürürüm bir başka aşka
Ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
Unutmaki tek aşk olduğum sensin
Aşık olduğum değil

Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
Dur diyorum yıkılıyorum
Uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra
Okşuyorum saçlarını rüzgarda
Sıcak, ılık bir koku siniyor yüreğime
Gitme diyorum gitme düşüyorum
Sonra beni soruyorlar bana
Tanımıyorum diyorum
Daha hiç karşılaşmadık
Aynı çizgide bilge sus umu dinliyorlar
Ben sustukca
Yazık, bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
Önce bir bir, sonra hepsi
Sonra bir uçurumlar kalıyor birde yıkımlar
Verilen herşey borçmus gibi alınıyor
Önce bir bir, sonra hepsi
Sonra mı bir ben kalıyorum, birde yalnızlık
Uçurumlar, yıkımlar, ben ve yalnızlık
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi
Yatıyoruz yan yana
Öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta
Herşey oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor
Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz



Üşüyor saçlar biliyorum dargınmısın
Bu baharda mayısta bıraktığım gibi misin hala
Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
Hala kaçıyormusun zamansız
Gözlerini bırakarak birilerinde
Hala ellerinden tutup sevgileri
Dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun

Kendin kadar aklımdasın
Hala öyle savruk bir gök
Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
Ve aşkını şaşırmış bir tanrı
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara
Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
Öyle bıraktığım gibi misin
Gerceği yakmada hala usta mısın
Yoksa çırak mı yanarken yalanda
Saçlarıma dolanan aydınlığımsın
Somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde
Anlattıkça eksilen tek anlam
Anlattıkça eksilen tek anlam
Hala bıraktığım gibi misin
Yoksa beni bıraktığın gibi mi
Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma
Hala bıraktığım gibi misin..?
...


Madem gidiyorsun biraz dik yürü
Gül yüzün solmasın eğme başını
Mademki gidişin benden ötürü
Gözlerin dolmasın eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını

Vedanın murcunu kalbime çakıp
Üstelik koluna birini takıp
Değseydim gitmezdin beni bırakıp
Hiç hüznün olmasın eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını

Vicdanın dürtse de olma hiç pişman
Fikrin benim için desin ki “düşman”
Zihninden silinsin benle tanışman
Hatırım kalmasın eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını

Olanı biteni üstüme bırak
Nasılsa her suçu örtermiş toprak
De ki “hayatımdan koptu bir yaprak”
Kimseler bilmesin eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını

Hani rastlaşsak da bir gün bir yerde
Kalbine sulh insin gözüne perde
Yani beni görme kapılma derde
Canın sıkılmasın eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını

Kurbanın olsam da sanma silerim
Hatta bıçağını kendim bilerim
Ben sadece sana şunu dilerim
Dünyan yıkılmasın eğme başını
Değenlere sakla sen gözyaşını


BESTE ve SESLENDİRME :ARZU KARADOĞAN





...
Baş’tacı etmişim Onu zamansız
Çare bulamadım derdim amansız
Aşk’a tutulmuşum artıyor sancı
,,,,Kapıldım girdaba şaştım be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Geç otur karşıma gel hele şöyle
Hal haltır sormadan olur’mu söyle ?
Aklımın ucundan geçmez’ken böyle
,,,,Beni bir başıma koyma be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Sis duman bürüdü görünmez önüm
Rotasız gemi’yim kayboldu yönüm
Dünden iyi değil vallahi günüm
,,,,Daha fazla beni yorma be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Bülbül’ün misâli güle ağlarım
Sam vurdu soluyor yeşil bağlarım
Yine duman sardı gönül dağlarım
,,,,Kalma akçesini sorma be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Kararttı dalımda yeşil alımı
Sormadı vefazsız bir’gün halımı
Bıraktı umman!a saldı salımı
,,,,Birde sen dışlayıp vurma be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Uyansın uyuyan gamsız kaderim
Ben onu seveli göz’den dökerim
Yâr yoluna giden kör bir Nöker’im
,,,,Ser şu yatağımı durma be hancı
,,,,Kurbanın olayım çatma kaşını

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ

...

NEREDESİN SEN...!!!

NEREDESİN BENDEN UZAKTA
NE HALDESİN KİMİNLESİN
DERTEMİ KEDERDRMİ MUTLUMUSUN
BENİM GÖZÜM YOLLARDAYKEN
SEN NE HALDESİN NEREDESİN
UCURUMLARMI VAR ARAMIZDA
AŞILMAZ YOLLARMI VAR
SENİ BENDEN DAHA İYİ ANLAYAN
SEVENMİ HAKEDEN BİRİMİ VAR
SENİN HASRETİN VARKEN YAŞANMIYOR
NEREDESİN SEN
SABAH KALKTIGIMDA SEN VARSIN KARŞIMDA
KAVALTIDA GİTTİGİM YOLDA HEP SEN VARSIN
GÜNÜN 24 SAATİNDE SEN YANIMDASIN
BAHARI BEKLEYEN KUŞLAR GİBİ BEKLİYORUM
YOLLARA BAKAN GÖZLERİM KÖR OLDU
NEREDESİN SEN
BU HASRETİ CEKECEK KADAR NE GÜNAH İŞLEGİM
SENİ SEVDİM SEVDİM
ÖDÜLÜ BUMUYDU
SIRRA KALEM BASIP GİTMEKMİYDİ
BE VEFAZIZ SEVGİLİ ARAMAK YAZMAK COKMUYDU
NEREDESİN SEN
BAK GİNE AKŞAM OLDU
TEK BAŞINA OLMOYOR OLMUYOR
SENSİZ NE YAPARIM
TEK CAREM SENİ UNUTMAK UNUTAMIYORUM
NERDESİN SEN
İNSAFSIZ VİJDANSIZ
NEREDESİN SEN
BAŞIMIN BELASI
NEREDESİN SEN

...
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...

Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini.
...



Bildiğim tek bir şey var adını andığımda
Yolların sonundaki vaha’ydı gözlerin
Ve bir avuç toprak gibi kutsaldı tenin
Akarken zamanlarda sularda yandığımda

Uzaklarda anlatılan bir hikayenin
Yankısıydı ulaşan kulaklarıma
Sevdaya aç biçare gönüllerin
Türküsünü fısıldıyordu dizelerin bana
Bembeyaz bir tebeşirle
Aşkını yazdın yüreğimin kara tahtasına…

Nihayet geldin ya
Yalan sevdalar sokağından çıkardın ya beni
Sensiz dünyamın başkahramanı oldun şimdi
Ve sağır kulaklara sevda türkümü dinlettin
Denizin türküsünü yazdın yani…

Ve biliyor musun sevgili
Aynadaki yüzüm bile kıskanıyor artık beni
Ömrümün geri kalanı
Gözümden bile esirgediğimsin
Şu kara gözlerdeki fer’sin artık unutma…

Gönül sokağımda dolu dizgin koştur atını
Yelelerini savur aşkımın rüzgarında
Hamd’ime ve şükr’üme sebebimsin sevgili
Denizin mavisinde bulduğun sükuneti
Kaybetme sakın
Gözlerinin kıyılarında çiçek açsın bu sevda…



...
Bak yine yoksun yanımda
Ama adın hep aklımda
Öyle bir gel ki ansızın
Dinsin bu kalbimdeki ince sızın
Artık geceler haram olmasın bana...


Akşam olup gün batınca ufkumda
Sen gelirsin o an aklıma
Gözyaşlarım sel olur yanağımda
Akar yaşlar yürek kor olur
Gel artık geceler zindan olmasın bana...


Karanlıkta gezinir oldu hayalin
Gölge oldun tutamam istesem de
Zifiri karanlığın en sessiz anlarını yaşıyorum
Kırık dökük bir kalp bıraktın geriye
Dön artık geceler zehir olmasın bana...


Çığlıklarımı kimse duymuyor
Duvarlar suskun
Masamızdaki çiçekler bile solgun
Sen gittin gideli bu ev tuzla buz
Matem rüzgarları esiyor
sensiz geceler zindan oldu,
Ateş oldu, kor oldu...


Bak radyoda şarkımız çalıyor
Bizi söylüyor aşkımızı haykırıyor
Ne olur dön artık yüreğim kanıyor
Sensiz geçen her gün bu can ölüyor
Kahroluyor geceler zindan oluyor bana...


Bilmiyorum belki de kaderimiz buydu sevgili
İsyanım ne sana ne de Yaradan'a
Bu zavallı kalbim bir seni sevdi
Bir sen daha yoksun bu dünyada
Verin bana o lanet katran geceleri
Üzerime çekeyim o zindan zifiri karanlığı
Issız geceler haram olmuş bana
Haram olmuş
Haram....

Şiir ve seslendirme: Polat Tek
?.?.2012
...



Yıllar yılı bekledim bir gün ararsın diye,
Ne verdiğin sözleri, ne adını unuttum.
Bir kez daha uğradım gittiğimiz vadiye,
Ne aldığım buseyi, ne tadını unuttum.

Sabır ekmeğim aşım, katığım oldu yaşım,
Unutamam ki seni her bir yanda anılar.
Aşkını gerçek sanan aptal, akılsız başım,
Deli divane olup acı acı iniler.

Hani! Bu aşk sonsuzdu, sonsuza giden oldun,
Aşkınla yanan gönlüm sensiz kaldı güzelim.
Hani! Yemin etmiştik yemini biten oldun,
Vefasız aşkın beni yere çaldı güzelim.

Gezip durdum sahili, dalgaları dinledim,
Aşkımızın şahidi o bahçede oturdum.
Bu aşkta vuslat yokmuş, ah edipte inledim.
Hayalin görür gibi, engine bakıp durdum.

Ne çok dilek tutardık, yıldızlara bakarak,
Benim kaderim sendin, kaç kez söyledim sana.
Yaslandığın göğsümü nefesinle yakarak,
Ay ışığı altında yemin etmiştin bana.

Neler aldı götürdü sensiz geçen yıllarım,
Gezgin bir derviş gibi yolu yola eklerim.
Bu aşkın çilesinde ah! Etse de dillerim,
Gönül bağımda açan güz gülünü beklerim.


Mehmet Macit
13.02.2014
Samsun

...
İSKENDERUN’A YELKEN AÇIYOR


Geçen yıl ilki Mersin’de düzenlenen Şairtürk Mustafa’nın Gemisi Şiir ve dostluk Etkinliğinin bu yıl da İskenderun’da yapılması Şairtürk Mayıs toplantısında dile gelmişti. İskenderun Şairtürk gurubu teklifi memnuniyetle kabul etmiş 6 Eylül tarihini belirlemişti…
Bizler de dostlarla birlikte keyifli bir yolculuk güzel bir etkinlik yapmanın heyecanını sizlerle paylaşıyoruz.

Bütün Şairtürk dostlarını 6 Eylül’de İskenderun’a bekliyoruz.
Mustafa’nın Gemisine Arsuz’da binilecektir. Konacık Koyunda etkinlik yapılacaktır. Kahvaltı ve ve öğle yemeği dahil Katılım bedeli kişi başına 50 tl’dir

Önceden gelmek isteyen etkinlik sonrası konaklamak isteyenler için yer ayarlanacaktır.Kalanlarla ilgili düzenlenecek etkinlikler bilahere belirlenecektir.
süprizlerle dolu bir güne hepinizi bekliyoruz
Şairtürk İskenderun ekibi...

Arsuz İskenderun'a 30 km mesafede turistik küçük bir ilçemizdir.Marmaris'in İskenderun Şubesi diyebiliriz.Denizi çok güzeldir.Birkaç günlüğüne konaklamak isteyen arkadaşlar için normal oteller olduğu gibi apart oteller de mevcuttur.Rezervasyonlar yaptırılabilinir.Yaylada kalmak isteyenler için yayla konaklaması da mümkündür.Ayrıca sınırsız sayıda dostları hanemizde misafir de edebiliriz.

Eğer deniz keyfi yapmak istiyorsanız Hotel Hatemo'dan günlük 30
tl'ye yararlanabilirsiniz.Otelin havuzu da vardır.İster havuz,ister Deniz keyfi tercih sizin.İsterseniz aynı otelin apart bölümü de vardır.


En geç Saat 10:00’da Arsuz Köprüsünde olunacak şekilde tüm Şairtürk şiirseverleri bekleniyorsunuz.



TERTİP KOMİTESİ
------------------
Adem YALDIZ
Fuat İNAN
Tanzer CEREB
İzzettin AKYAPI
Ali ASAFOĞULLARI
Mehmet KAHRAMANOĞULLARI


KATILIMCILAR
------------------------
Dursun Demiray
Mehmet Nalbant ve Eşi
Doğan Bilge
Ahmet Saygı
Yıldıray coşkun
Erdal Sonuç
Aysel Tezel
Selda Yılmaz
Nuray Çakmak
Kenan Erçetin
Sibel Kılıç ve 3 kişi
Remziye Çelik
Deniznas (Nazlıcan)
Mustafa Doğan
Sonay Arıdıcı
Ali ASAFOĞULLARI ve Eşi
Ünata Akkoyunlu
Hürbilek Akkoyunlu
Kanber
Sezin Pınar
Nermin Karadeniz
Mehmet Çelik-İskenderun
Seher YILDIZ
İnci Eskicuma
Faruk Efe
Hasan (Kurbaprenzz)
Arif Hikmet Yanmaz
Nilgün Öztürk
Fuat İnan
Adem Yaldız (Eşi)
İzzettin Akyapı
Ayselcan ( Bir misafir)
Osman TEKERCİ
Özgür SARAÇ
Gülden TAŞ
Fevzi DAŞKIN
Kürşat TAŞDEMİR



...
Arayıpta sorma yorulma boşa
Acıyıp bakmadın akan şu yaşa
Çevirip yolumu sürdün yokuşa
İstemem başına çal bu sevdanı,

Kalmam sen gidince öksüz ve yetim
Al götür hep sende kalsın hasretim
Nasılsa bitecek hayat nöbetim
İstemem başına çal bu sevdanı,

Sen'ki hergün beni çarmıha gerdin
Çok çile çektirdin,hep acı verdin
Ne bağıma girdin ne gülüm derdin
İstemem başına çal bu sevdanı,

Sevda çilesini vurdun sırtıma
Hiç uymadın birkez benim şartıma
Gelip oturmadın gönül tahtıma
İstemem başına çal bu sevdanı,

Yalan derim sürdüm dersem sefayı
Görmedim ben sende ahde vefayı
DURAK çekti daim türlü cefayı
İstemem başına çal bu sevdanı,

Durak YİĞİT ((BATU_41))
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
http://www.youtube.com/watch?v=MhFo9ID8GCU
...




Gitme kır çiçeği
gitme yaban ellere
vururlar seni
kırarlar can filizini

kanma süslü maskesine uzakların
ufuklarda arama gönül payeni
şarkın çocuğusun sen unuttunmu
güneşler doğurdu seni


Gitme kır çiçeği
özgürlüğünden ederler seni
mavilerini perdelerler
medeniyet kisvesinde şaklabanlar
yırtarlar bulutlardan yorganlarını
saçlarından yağmurları çalarlar
nefs odalarında kilitlerler seni

yüzünü sever okşar
ayaklar altında ezerler seni
kanma yapay ışıklarına yalancı gecelerin
yabancı zerreler dökerler tenin üstüne
günaha kul ederler seni
etme şikayet topuklarına değen çamurdan
toprağın gitme yalvarışıdır paçalarında tutuşan
dağların çocuğusun sen unuttunmu
yamaçlar okşamıştı dizlerini


Gitme kır çiçeği
keyfe keder meyler dökme dudaklarına
kan doğranmış ekmeklerden çek ellerini
şarapnel parçalarında can veren çocukları düşün
düşün ki kaç annenin ellerinde hala sıcak kan izleri
ve günahsız ölümü bekleyen
kaç masum cenin var rahimlerde
kaç baba sigara dumanında saklar ağıtlarını
at ellerinden kırmızı bezeli kutuları
hadi çok bekleme
tam zamanı şimdi

çok susadıysan eğer
al alnım terimden kana kana iç
soğuk şükürler dök sinene
nasırlıdır helalin elleri bilirsin
patikaların çocuğusun sen unuttunmu
topraklar doyurmuştu seni


Gitme kır çiçeği
ezan makamına hasret ederler seni
eliflerini darağacına çekerler
hazan düşürürler ömrün baharına
haram çukurlarında mimlerler seni

bağlamanın tellerinden koparırlar yüreğini
hoyrat ıslıklarda yıkarlar gönül haneni
boğazında yarım kalır hıçkırıklar
ağlayamazsın
sen garipler çocuğusun unuttunmu
’Muhammed’(s.a.v) gözyaşlarıyla korumuştu seni...

Gitme kır çiçeği
sayki bu bir gönül niyazıydı
döktüm avuçlarına
şimdi gel etme
ne olur
gitme kır çiçeği...


Muharrem Küçük

...
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi

Aynadaki yüzler
hiç mi tanıdık değildir insana.
hiç mi anımsatmaz kendi çizgilerini...





Beyhude bir geleceğe
gözüm kapalı sereserpe yürüyorum.
Her geçen gün artan nöbetler içinde...


Saniyelere özlem bir yelkovan...
Yelkovana hasret
Ateş ortasında kalmış bi akrebin izindeyim anbean...
Geçmiyor işte
sensiz,
bu dilsiz zaman...
hep aynı nakaratta tekerrür ediyor acılarımı ve
açlığımın en iştahlı eylemi oluyor sevgiye dair..

Gece çökünce sol yanıma
Durgun sularına aldandığım Karadeniz’im...
Çaresizliğime en soğuk mevsim...
Erzurum’a İzmir sıcaklığıyla bakan
gözlerim oluyorsun
Sonra sen oluyorum...
Ben oluyorum...
Olmuyor.
yine
Eritemiyorum
kar kaplamış dağlardaki buzulları...
Çığ düşüyor aklımın ahşap odalarına...
üşüyorum.
donuyorum.
Yıkılıyorum
Kaybediyorum...

Kaybediyorum,çünkü sen benim
en şiddetli savaşlarımda savunmasız kalmış
en çaresiz cephem...
Sen benim;
Kırık dökük bir sandalda parçalanmış
kolsuz bacaksız ve zayıf düşmüş
sarhoş bedenimdin
Taarruza geçemediğim...
Sınırlarımı aşıp bir türlü kurtulamadığım,
yaralı ve düşman eline esir düşmüş
gururlu yanımdın.


Ben.
Sende var olma mücadelesi veren adam...
Ben sende ;
ameliyat masasındaki umutsuz bir kalp hastasının
kapı önü bekleyen çaresiz babasıydım...
Hep acı haberle kestin umudumu şah damarından.

Şimdi çek fişi öyleyse...
Umut yok dedin...

Sana bağlı,yatalak bir hayatı istemiyorum...
Aklım yerinden oynadı...
Ümidim..
Kalmadı artık !



- Bazıları gidişi başlangıç sanır kendine...
Ama onlar
Asla bilemeyecekler,
neleri bitirdiler,gittikleri yerde...


...
Çok boya sürüyon yüzün gözüne
Bu gidişle kızım evde kalacan
Gitmiyorsun hiç anne'yin sözüne
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Hin,hin bakıp durma sağa ve sola
Vakit geç olmadan koyulsan yola
Her gördüğün yerde verilmez mola
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Unutma sözümü yazdım buraya
Büyük sözü dinle dalma hülyaya
Kimler geldi geçti yalan dünyaya
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Her ne arar isen kendinde ara
Deme sakın benim kaderim kara
Bu kafayla düşen vallahi dara
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Sevgi arıyorsun silik izlerden
Kim ne bulmuş bilmem saklı gizlerden ?
Yaşlar boşaltırsın sonra gözlerden
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Der Gülşen'im iner gözüne perde
Kalırsın kendinle baş başa derde
O gün deme sakın nerdeyim nerde
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Gülşen Sarıoğlu
GüzGülü
31.08.2014 İZMİR
...
Mehmet Dinç:
Vurduğun her yerden gül biter sanma
Sen beni ilk defa yaralamadın
Ben sana kul köle olurdum amma
Sen bana bir günlük yar olamadın

Bu kadar yüklenmek var mı susana
Yerimde olupta çıldırmasana
Ben gönül köşkümü açtmda sana
Sen sokak kapını aralamadın

Hançerle mavzerle yıkılmazdım da
Süründüm aklımı senle bozdum da
Ben sana yüzlerce roman yazdım da
Sen bana bir satır karalamadın

Atakan ÖZER:
Onbinde bir kula nasip olsam da
Kadrimi bilmedin nimet olsam da
Ben senın bağına rahmet olsam da
Sen benim dağıma kar olamadın

Kalplere şifalar sunan meyvaydım
Her keyfe kedere derde devaydım
Ben senin bahtına gülen ayvaydım
Sen bana ağlayan nar olamadın

Yıllara mal oldu gözümden düşmen
Ey şimdi aynayla kavgalı düşman
Her zaman mahçupsan her zaman pişman
Sen kendi kendine yar olamadın

Cemal Safi
Seslendirenler: Mehmet Dinç&Atakan ÖZER
...

 

 
     
Şiir : VATAN GÖZÜMÜZ!..
Seslendiren : Aksakal
Dinlenme : 7
Şair : Aksakal
Okunma : 9
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Ses Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 16.09.2014 / 14:6
Gönderen : Aksakal
Kategorisi : Vatan
İndirilme/Yorum : 0 / 0
Şiir Yıldızı
Ses Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Yağmur
Arif_Odabas
( 4,64 / 11 )
Azrail’E Gül
mustafadogan
( 4,5 / 8 )
Yağmur Uykusu
Zisan_Karamazi
( 4,36 / 11 )
Bay/Im Iı
nurevsan
( 4,33 / 6 )
Tefekkür Kapısı
Abdurrahim_Yavuz
( 4,13 / 8 )
Dünya Hepimize Yeter
M_Ali_Unsal
( 3,75 / 8 )
Boş Ver Be Doktor...
M_Ali_Unsal
( 3,57 / 7 )
Ne Töremiz Kaldı Ne/De Anane
M_Ali_Unsal
( 3,57 / 7 )
Boş Ver Be Doktor...
M_Ali_Unsal
( 3 / 2 )
Vatan Gözümüz!..
Aksakal
( 1 / 1 )
Gülfidan
momoli
( 1 / 1 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
NE TÖREMİZ KALDI NE/DE ANANE
DEMEK'Kİ GİDİYORSUN..!
Gerçek miydi Dansımız?
İstanbul'u İzliyorum Ciğerim
ÖLÜMÜNE HAYALLER!..
Ömür Törpüsü
NE TÖREMİZ KALDI NE/DE ANANE
BİR VAHA’YDI GÖZLERİN...
GECELER ZİNDAN BANA...
MUSTAFANIN GEMİSİ
ÇAL BAŞINA SEVDANI..2..
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi
BU GİDİŞLE KIZIM EVDE KALCAN
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..