Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
ŞAİRTÜRK 5. TANIŞMA - ŞÖLENİ -
DUYURU
(4,96 /101)
Dursun Demiray ile CHA Haber ve Söyleşi
DUYURU
(4,96 /102)
Kirvem
Bedirhan_Keklikci
EVLAT
KURSATTASDEMIR
(3,67 /3)
AYRILIĞIN ANATOMİSİ
ArzuKaradogan
Ruhsatlı Mı Silahın
Hecenin_Efendisi
(3,67 /3)
15
3
Bir Nehir Misali
İzzettin_Akyapi
20
1
Deliliğe Vurasım Var
Yunus_Ozkan
(1 /1)
Aşkının Aşkı Öldü Annem
Bilal_KARAMAN
Bebek Esir Olanda
momoli
28
1
Uyan Gafletten
Gariban
(1 /1)
BEN ALUCRAYIM
giresunluise
Son Eklenen Metin Şiirler
ŞAİRTÜRK 5. TANIŞMA - ŞÖLENİ -
Deliliğe Vurasım Var
Aşkının Aşkı Öldü Annem
Dursun Demiray ile CHA Haber ve Söyleşi
Arka penceremin İddiası
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 5
Mazide Kalan Aşklar
Aktif : 199
Bugün :   24410
Toplam : 8574045
Toplam Üye: 5326
IP :   54.227.141.230
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
 
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
Hoşgeldin Çocuk...





Hayat aci , devran kötü dönüyor
Bilemezsin vakti degil daha
Sen kücüksün bos ver aldirma
Tasiyamadigim sebebsiz acilarim sirtimda
Sana tek dilegim mutluluklar olsa da
Yarali yüregim hazir her zaman aglarken yaslanmana


Hoşgeldin Çocuk...


Bos ver aldirma
Ne fark eder mesafeler
Yeterki heb acik olsun gönlünde ki; bi careler
Aci olsada hayat
Istemem olmasin gözlerinde bir damla yas
Kücüklük sende kalsin ,solmasin renklerin ,heb dogsun günes
Hersey gönlünce olsun ,mutluluk senin olsun


Hoşgeldin Çocuk...


Hayat aci , olmasin gönlünde bir dirhem sanci
Ömrün uzun bahtin güzel olsun
Dünya fani ,dilerim bakislarin umutla dolsun
Kötülükler senden uzak iyilikler seninle olsun ...



YARALI_34

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle

Doğdum, dağların zirvesinden

Bir nehir misali,

Acılar kaya oldu, yolumu kesti.

Parçalandım, savruldum ama

Dinlemedim, yine birleştim devam ettim.

Sevgi etiketiyle çıktı karşıma setler,

Temelsiz, riya doluydu her biri

Göz yaşlarımla çoğaldım, yıktım hepsini

Sarı yapraklar taşıdım üstümde,

Her biri hatıra dolu,

Hiçbirini bırakamadım kıyılarıma.

Dakikalarla sınırlı, gülümseyişlerim vardı,

Hiç çürümeyen damarların da yaprakların,

Sararmadı, hep yeşil kaldı koynum da

Dağlar çıktı önüme, çarptıkça olgunlaştım

Çarpıldıkça, şahlandım devam ettim

Dost diye toprağa sarıldım,

Emildim, güçsüzleştirildim,

Çöktüm, bir zaman yığıldım.

Tortular bağladım, kan kustum

Umut yağmurları, yetişti imdadıma

Kabardım, kalktım devam ettim.

Ufkumu süsledi aşklarım,

Sevdim, sorgusuzca bağlandım,

Kır çiçekleri gibi girdi hayatıma,

Ümitle suladım, sevgimin pınarından.

Güneş gibi doğdu gözlerime, ısıttı

Sarıldım, inandım, uyudum kolların da

Yılana büründü sözleri hepsinin,
Alev oldu bakışları hepsinin,

Hepsi aynı silahlarla vurdu, kır çiçeklerini

Karardı gökyüzüm,

Fırtına oldu, dövdü mantığım kalbimi.

Uslanmadım devam ettim.

Açtım sevgiye, susamıştım şefkate

Uzandı ellerim tebessümlerle,

Attım, sevgi tohumlarını yeni topraklara,

Bekledim umutla, dinlendirmeden gözlerimi

Dıştan göremedim, toprağın içindeki kurtları

Yedi bitirdi, çıkar uğruna tohumları,

Hiçbiri filizlenmedi, doğmadı yaşantıma

Dövündüm, oruç tutum günlerce

Kararımı verdim, kalktım ayağa devam ettim

Kalbimi tersledim, mantığımla

Güvensizlikle, içten içe kurtlandım bende

Yeşertmedim, hiçbir duyguyu

Gömdüm derinlerime, kilitledim

Bir nehir misali,

Devirdim yılları, öylece devam ettim…

İzzettin AKYAPI

" Şiire sesiyle can veren Değerli Dostum Hazarbey e teşekkür ederim sesine emeğine yüreğine sağlık.."

...
topraklara ektiğimiz
umutlarımız vardı bizim,
her rüzgarda sancısı başlayan
ve keskin papatya kokulu,
mutluluğa gebe kadınlarımız…

geceler yaşanırdı kış geceleri
biraz uzun biraz buruk,
dışarda ne bir çiçek, ne bir kuş
özlem de vardı dışarıda
kış gecelerinden soğuk!

kavuşmalar yaşanabilir olsaydı.
Rujları ateş kırmızısı kadınlar
Belki de bu denli sevilmezdi.
Ve hiçbir kuyumcu
Ateş rujlu kadınlar için
Papatya rengi gerdanlıkları
Sevgililer günü için saklamazdı…

Aşk dediğimiz ise kuru topraklarda
Açmayan acı bir ottu,
Umut gibi filizlenemeyen…

Aydınlıkta bile aydın görünmüyordu,
Karanlıkta kim vurduya giden sevdalarımız…
Aşkın büyüsü dahi güzel kılamıyordu geçmişi.
Zira ne mümkündü kuruyan çiçeğin dirilişi…

Şimdi hangi aksesuarı taksak da
Vücudumuza,
Hangi güzel duyguyu aşılasak da
Ruhumuza,
Gitmeyecek aklımızdan aşkın son hali.
Ve hiçbir masumiyet rahatlatamayacak,
Boynumuzda ki ağır vebali...!

Zabit KARAKÖSE

...
Sen geride kalır

Benim ateş sönerse

Zerreciklerim

Ayrılacaklar birbirinden

Yavaş yavaş

Karışacaklar doğaya

Gördüğün

Dokunduğun herşeyde

Bastığın yerde

Kokladığın kokuda

Duyduğun seste

Düşüncenin içinde bile

Benden olan bir küçük zerrecik

Hasretim ve sevgimle

Seninle beraber olacak

Yine
...
ANKARA

•Sevgili Şairtürk dostlarımız;

Şairtürk 5. Tanışma Şölenimiz
17 Mayıs 2014 (Cumartesi) günü Ankara'da yapılacaktır.
Bir çok sürprizle karşılaşacağınız şölenimize teşrifiniz bizi onurlandıracaktır.

Katılmak istiyorsanız bu duyurunun
Yorumlar bölümüne Adınızı, İlinizi Yazmayı unutmayınız
…………………………………………………
YER : Ata Konağı : Dumlupınar Caddesi Sarıkadın Sokak No : 69
Kurtuluş /ANKARA
Hacettepe Onkoloji Hastanesi Karşısı (Yurtlar Sokağı - Hamamönü)

ULAŞIM : Otogara (AŞTİ) gelenler İçin : Aşti’den Ankaraya Binip, KURTULUŞ Durağında İnecekler. (Kurtuluştan sonra Yürüyerek 2 Dk mesafededir. Hacettepe Yurtları İstikametinde Yürünecek…)

BAŞLANGIÇ : Sabah - 09.00 (Erken gelenler için konak 8.00 dan itibaren açık olacaktır)

KATILIM ÜCRETİ : 40 TL (Öğle Menüsü dahil)
Öğlen Menüsü : Çorba + (Tavuk/ Külbastı / İskender / Adana / Beyti / Pide) herhangi biri
İkramlar : Salata ,ezme
Meşrubat : Kola /Fanta /Ayran/ Çay (sınırsız)
Tatlı : Kadayıf veya dondurmalı irmik helvası
…………………………………………………
Kahvaltı (Katılım Ücretine Dahil değildir. Kahvaltı yapmak isteyenler için) : Çorba : 5 TL / Kahvaltı tabağı 9,50 TL / Serpme kahvaltı 15,00 TL)





5. ŞAİRTÜRK TANIŞMA ŞÖLENİ KATILIM


YURT DIŞINDAN KATILACAKLAR

1. Banu Çiçek (Avusturya)
2. Sibel Kılıç (Sevdayeli)-Almanya
3. Sibel Kılıç Misafiri - Almanya
4. Sermin Alkan (Türkü gözlüm)-Almanya
5. Işık Arsoy - Almanya
6. Zişan Karamazi - Almanya
7. Baran Karamazi - Almanya
8. Zişan Karamazi Misafiri- Almanya
9. Yücel Duman - Almanya


YURT İÇİNDEN KATILACAKLAR

01. Yıldıray Coşkun-Ankara
02. Tuba Aydın-Muğla
03. Doğan Bilge – Ankara
04. Osman Erkin Yalı - Ankara
05. İzzettin Akyapı-İskenderun
06. Mehmet Nalbant-İstanbul
07. Dursun Demiray-Ankara
08. Arif Baran-Ankara
09. Ali Asafoğulları-Hatay
10. Eşref Demiryürek-İstanbul
11. Bilal Bütün-Ankara
12. Kenan Yılmaz-Ankara
13. Ali Altınlı-Ankara
14. Mustafa Doğan-Mersin
15. K.Noyan Yılmaz-Ankara
16. Osman Nalbant-Ankara
17. Gülistan Ceylan -İstanbul
18. Deniz Nas-Mersin
19. Giray Altay-İzmir
20. Aysel Can-İstanbul
21. Elif Büşra Eskin-Ankara
22. Faruk Efe-Ankara
23. Erol Gürgen-Ankara
24. Arif Odabaş-İstanbul
25. Gültekin Şahin- Denizli
26. Feyzi Daşkın-Ankara
27. Arzu Buse Eraslan-Ankara
28. Zeynep Beyhan-İstanbul
29. Selda Yılmaz-İstanbul
30. Erdal Sonuç-Adıyaman
31. Deniz Uzuner-İzmit
32. Şule Şahin-Ankara
33. Eylül-Bolu
34. Aydemir Karlı-Ankara
35. Züleyha Özbay Bilgiç-Kütahya
36. Erol Karahan-İstanbul
37. Şeyma Erdem (Elfida Su)- Eskişehir
38. Bedirhan Keklikçi-İstanbul
39. Hasan Yıldız (Kulhasan) - İstanbul
40. Rüstem Ahmet Gözübüyük – Bursa
41. Selda Yılmaz Arkadaşı – Ankara
42. Arif Hikmet Yanmaz – Ankara
43. Seher Yıldız – Adana
44. Ramazan Topoğlu - Ankara
45. Melek (Kahink11) - Kırıkkale
46. Berkay (Kahink Oğlu) - Kırıkkale
47. Volkan (kalbimdesen_06) – Ankara
48. Nefise – İstanbul
49. Şirvan Çelik Zengin – Ankara
50. Serap Bircan – Adana
52. Tülay Polat - Mersin
53. Yalçın Bayar – Bursa
54. Ülkü Güven - İskenderun
55. Devrim Tülay - Bursa
56. Seher Emrullahoğlu - Ankara
57. Sait Edip Akdağ - Konya
58. Zeynep Nilgün Gökçeöz - Ankara
59. Cemal Aykaç (Tercan Derman) - Düzce
60. Fatma Aykaç - Düzce
61. M.Ali Ünsal - Adana
62. Yasemin Ünlü - Kastamonu
63. Sait Edip Akdağ Misafiri - Konya
64. Tanzer Cereb - Hatay
65. Gülsüm Yıldırım - İstanbul
66. Yılmaz Değirmenci - Ankara
67. Mustafa Çakır - Zonguldak
68. Ahmet Saygı - Ankara
69. Oktay Çalı - İstanbul
70. Mutahhara Arlı Özkök (muti) - Ankara
71. Rukiye Aydın – Ankara
72. Yaşar Ekinci - Ankara

...
Bakışlarını gözlerimden,
Sevgini yüreğimden
Kokunu tenimden silmeyi
Ve..Sana olan sevgimi
Kızgın demirlerle harlayarak
Seni unutmayı
Denemedim mi sanıyorsun?
Yanılıyorsun..
Ne yaptım sa ne ettim se
Duygular sevgisiz,
Şiirler sensiz olmuyor.

Yüreğimde ellerinle yıktığın
Kocaman bir sevda enkazı
Darmadağın edilmiş
Kırk yamalı bohça gibi duruyor.

Gittin,
Her şey bitti diyerek gittin.
En çok da,
Seni hiç yaşamamışım gibi farz et.
Unutmalıyım,
Unutmalısın,
Unutmalıyız..
Olmuyor sen varken yüreğimde
Yapamıyorum demen yıktı beni.

Denedim,
Senin gibi unutmak istedim bende
Ama...
Beceremedim işte
Senin kadar güçlü değilim demek ki.
Yani anlayabiliyormusun.
Seni ne yapsam da unutamıyorum
Unutabileceğimi de sanmıyorum.
Unutmam,
Unutamam Seni.!

A,Nevzat Uçar.
30/Mart/2013.Saat:15:40
Tuzla.

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
-


...




’’Cam açıktı sen damladın sandım ...
Gök/yüzün düşürdü incilerini
Sonrasında kokun geldi ,
mis gibi toprak gibi ...
Çektim içime ne olur bir daha gitme !’’



İçmeden de sarhoş olurmuş bu beden...
Ruhumu duvardan duvara vuran aşk neden ?
Bir hayal bulur beni götürür uzaklara...
Yıllar geçse üzerinden bir sabah ayılır mıyım hayata....

Kapanan kapılar açılmaz olur bende giderim...
Mum alevi değil yangındır yüreğim...
Eşlik ettiğim ecel görmüş geçirmişliğim...
Bu dünya beni kesmedi hadi kalk gidelim...

Deliliğe vurup kaybolup gidesim var ...
El alem de bilsin ne çekmişim...
Yak beni çekilen dert değil boynumda sicim...
Mutlu olacaksan son isteğim sensin sevdiğim...

Ölümden sonra diner mi acım !
Huzur verir mi sana olan inancım !

Geceye yakılan şiirlerle dolu ceplerim...
Zindandan karanlıktı şiirsiz gecelerim...

Geceye özlem senden beter oldu...
Odama çekilip karalıyorum ya...
Satır satır dökülüyorum umarsızca...
Pervasız hallerimi , özlediğim gözlerini ...
Karanlığımı aydınlatan şiirler olup çıkıyorsun ya ...
İşte bu yüzden sen ardına bakma

Sensizim !!!
Sensizim ama hiç pişman değilim...


Doldur içimi , iç sesim yırtıyor geceyi...
Aç radyonu ,hadi !
Söyleniyor yine O deli ...

Bekleme artık !
Gelmez !
Gelmeyecek içini acıtan ’ O serseri ’...


Yunus Özkan

19.4.2014 01:30

Bu şiir, 19.04.2014 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
...
Ben aşktım ya
Hani senin tek aşkın
Fidanın, karanfilin, yiğidin
Yaşama hevesin soluduğun nefesindim
Döşümden ayıramadığımsın derdin ya

Geldim annem, yine sana geldim
Bir demet karanfil, yanında bir demet gelincik
İki tek ıslak zülüf teliyle geldim

Gelirken binlerce defa öptüm, kokladım
Kimselere göstermeden geldim

Gerçi, karanfilleri görenler oldu
Sanırım, dikkat çekmedi
Hep aynı saatte karşılaşıp selamlaştığım esnaf
Mekân görevlileri sana geldiğimi tahmin ediyorlardı ama bendeki farkı kimse fark etmedi

Hani seni karşılayan Yeşil şapkalı
Eli kazma tutan mahcup insan vardı ya
Yine dokunaklı bakıyordu, Gördüm
Hissettirmek istemedi
Gözlerini kaçırtıp başını öne eğdi
Tamam der gibiydi…

Bugün bir başkayım annem
Sanki içerimde bir mezar, haydi koy bedenini diyor
Tenim ürperiyor
Hava daha bir ıslak
Bulutlar daha bir siyah ve basık

Dokunsam ağlayacaklarmış gibi
Üstüme üstüme geliyorlar


Biraz üşüyor muyum ne
Her zaman saçlarımı okşayan rüzgâr
Öyle acı, öyle keskin değiyor ki
Ta… İçim titriyor
Evet, içim üşüyor annem, çok üşüyorum

Her gelmem de sana çokça bahsediyordum ya
Bir peri var diye

Ağlayıp güldüğümüzde, nazlanıp küstüğümüzde
Barışmak için olmadık bahaneler uydurduğumuz
Kavga ederken bile seviştiğimiz
O periden haber getirdim
Nasıl olsa duyacaksın, ilk benden duy istedim

Onunla her zaman ki buluştuğumuz yere gittim
Özenle hazırladığım bir demet gelincik ve heyecanla
Gecikti, uzunca bir zaman bekledim
Bir çocuk geldi, gözleri kıpkırmızı, Kan çanağı içinde
Ela gözlü bir kız çocuğu
Aceleden elime bir kâğıt tutuşturup
Arkasına bakmadan gitti
Karma karışık oldum
Zor bela kâğıdı açtım
İki tel zülüf, birkaç satırdan oluşan bir not vardı

Sana saçının telini göndermişti annem
Dokunup okşayamadı, bari toprağına bırak
Beni saçlarımdan tanısın diyordu
Onun zülfünü getirdim annem

Beni bağrına nasıl bastıysan
Onu da bağrına bas, ayırma döşünden

Biliyorum sen cennettesin, bir meleksin
O da bir periydi
Benim canımdı, ciğerimdi, her şeyimdi
Aşkımdı annem, aşkımdı

Karanfillerin gelinciklerin ortasına
Gözyaşlarımla ıslanan
O saç telinin birini bırakıyorum

Başucuna bırakıyorum

Duydun demi annem, duydun demi

O gitti artık dönmemek üzere gitti
Senin olduğun yere
Çok uzaklara gitti
Ona ben sahip çıkamadım, sen sahip çık

Aşkının aşkı öldü annem
Aşkının aşkı öldü…öldü

...
Baharda şenlenir bağı bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi'nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa'ya
Sevgisi başkadır benim köyümün

İbrahim SEVİNDİK
...
kutlu peygamberin, doğumu mutlu olsun...



Ya ResulAllah !

unuttuk !
dünyaya daldık, ahireti
paraya daldık, kefeni unuttuk
zevke daldık, cenneti
sefaya daldık, cehennemi unuttuk.

aldandık !
gösterişe aldandık, kanaati
yaşamaya aldandık, ölümü unuttuk

Ya ResulAllah !

şirke daldık, haberimiz yok
biz haşa Allah' ı bile unuttuk...

Ya ResulAllah !

bir bilsen bizi
müslümanlığımızı söylemeye utanır hale geldik
bir de senin ümmetiniz demeye.
oysa;
ne güzel bir din üzerine gelmiştin
kadını erkeğe
siyahı beyaza
arabı arap olmayana eşit kılan...

peki ya biz !
biz, kuran okumuyor
namaz kılmıyor
yetime bakmıyor
açı doyurmuyor
yaşlıya şefkat göstermiyoruz...

Ya ResulAllah !

''sahabiye, şöyle demiştin
onlar benim ahir zaman kardeşlerim
siz ise arkadaşlarımsınız.
neden diye sormuştular ?
çünkü;
onlar beni görmeden sevecekler demiştin.''

Ya ResulAllah !

biz seni unuttuk sanki
bir de gel gör bizi
sene de bir gün hatırlar olduk artık...
evet Ya ResulAllah
biz seni görmeden sevdik
ama;
göz göre göre unutuyoruz...

Ya ResulAllah !

günahlarımızla geldik
şefaatine muhtacız.
yine de kardeşlerim diyerek
şefaat eder misin bize...


md
...
Kaç lisânla anlatılır ki?
Acı...











Ahvâlime
Senaryolar yazarken yüreğimin çukurunda
üstü başı naftaline bulanmış
özgürlüğü
saçları yanık kokan
oyuncak bebeğinin gözlerinde arayan
çocuklar dikildiğinde karşıma
alfabeyi yutmuşluğumun tedavisi süren
insan bozması bir dille mi?









terli terli okuduğum âyetler
öksürtürken yozlaşan hücrelerimi
bir inşirâh ferahlığı solusam
savaş meydanlarında
ecnebilerin altından kalkamayan kadınların
gerdanına
doğmamış ceninlerden inci boncuk dizenlere
en çok mahşere şahitliğimin
yeminlisi bir dille mi?






şehâdet mertebesine asılan künyeler karşısında
diz çökerken dâr-ı saâdet
zûlüm etrafında kendinden geçen
azgınların
zir ü zeber olmuş hayatlarına
can damarlarımın şakağından süzülen
kanın
kelimelerin intizamını bozmaya âhd ettiği
isyan dolu bir dille mi?






rüyalarında
güneşe yetişemeyen
doğduğundan beri kendini insan belleyenlerin
dizginleyemediği uçkurlarından
saçtıkları geleceklerine
nüfûz eden şekvâların
çatallaşan cümlelerine
bütün harflerin
şefeâtçi tayin edilmeyeceği bir dille mi?





Müebbet cehennemi seçen
âcip mahlukatın
ikbâlinde esen fırtınaların
vazifesi bittiğinde
benim bir kısım emsalimin
vicdanlarının susmayacağı,
sus ağrısı çekmeyeceği bir dille mi?






"Allah’ım! Bir inşirâh ferahlığı ver kalplere...
muhakkak ki sen, sabredenlerle berabersin."
Şimdi toplasam insanlığı bu dûa’da
kaç amin
acı’yı bir lisândan def eder...





Sakın, ALLAH’ ’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma ! Ancak,
ALLAH (c.c) onları (cezalandırmayı),
korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor...
| - ibrâhim Sûresi / 42.Ayet -







zєץиєp є¢є єяєи
...



Anlamsız iç savaşta sergileniyor vahşet,
Duyarlı gönüllerin gözlerinde bir dehşet.

Açlık hastalık yetti dayanmak zor geliyor,
Böylesini görünce insan darda kalıyor.

Gördüğüm an o resmi isyanlara savruldum,
Masum bakışlarıyla ciğerimden kavruldum.

Güzel gözlerle bakıp namluyu oyun sanar,
Tertemiz duyguları bir ömür boyu kanar.

Ana kucağı ister bu masum güzel bebek,
İşkencelerde anne ırza dokunur köpek.

Büyüklerin günahı çocuklara dokunur,
Şaşkınlıkla bakışı gözlerinden okunur.

Silahı tutan eller, hangi din, hangi Millet?
Ne fark eder ki Tanrım! Ortada menfur zillet.

Duygusuz insanların düştüğü hale bakın,
Kopsun artık kıyamet yarından bile yakın.

Gördün mü kalleş Dünya? Bebekler olmuş esir,
Bu ateşi yakanlar nasıl bir yürek taşır?

Silahı tutana ele, acep denir mi âdem?
Bir kurşun ona haram ellerimle yok edem.

Böylesi çirkinliği yaşadı yakın tarih,
Bosna katliamında olanlar gayet sarih.

Medeni Dünya seyret, bu savaşta payını.
Sanma ki çok masumsun, yudumlarken çayını.

Kirlenmiş bir savaşta adalet elbet olmaz,
Canavar olmuş kalpten atiye huzur gelmez.

Ya Rab! Senin adın geçiyor zalimlerin dilinde,
Bu nasıl bir çelişki? Kur’an kimin elinde?

Hesabın nerde Ya Rab? İnsanlık çoktan öldü,
Analar işkencede, mezarlar çocuk doldu.


Mehmet Macit
20.04.2014
İzmir

...
Daha dün çocuktuk biz
Bugün büyümemiş
Kırk yılın hatırına kırkladık kırkımızı
Ömürden geçse de çıkarmadık gıkımızı
Kırkın üstüne dayadık sırtımızı
Kırk yılın kölesi
Kırk yılın hatırlı kahvesi desek de
Demleyip içtik çayımızı
Kırkı kırka koyar
Kırktan pay alırız
Kim tutar hızımızı
Kırk satırlı
Kırk bir Maşallahtan geçeriz
Kaptırmayız yakamızı
Kula kul olmadan
Hayattan alırız payımızı
Aşk şerbetinden içer
Kendimizden geçeriz
Leyla olur
Büyür de büyür yüreğimiz...
(18 Mart )
Mugdat Enterili
...
Söyleyemediğim sözcüklerim vardı benim
Gecenin karanlık yüzüne saklanmış
Güneş dogsun diye yalvardım geceye
Bir an önce Ay yüzünü saklasın diye

Sevgimi haykıracaktım yosun kokusu denize
Naralar atacaktım uçurumun kenarında
sonsuza
Yumruğumu sıktım ve gözlerimi kapadım
Hayat senin
dedim ben hüznüme
Gözümden akarken her yaşa
her damlaya .....

A .KARLI
...

müfteilün fâilün müfteilün fâilün

Sırr-ı hayâtım o dur, şavk-ı hilâlim o dur
Serv-i revânım o dur, yâr-ı helâlim o dur

Gönlümü har eyledim, eşkimi nar eyledim
Uğruna yol olduğum karlı cibâlim odur.

Her gece ah ettiğim, cevrine cân verdiğim
Nâle edip yandığım gizli vebâlim o dur.

Kuvveti yok aklımın, zahmeti çok gönlümün
Bin beterim, yorgunum şevk-i mecâlim o dur

Ellere çirkin olan âşığa sultan olur
Aynada hoş gördüğüm nurlu cemâlim odur

Mihrican'ım sevdiğim iş bu Agâh âşığın
Cevrine bir of demez şerli mezâlim odur
Erol Karahan (Agâh)
...
Bazen
En güçlü duyguların esiri olmaktır
Kıskançlıktır biraz aşk.

Yanında pır pır atan
Kalbinin sesini duymaktır kulağında.

Her şeyi unutup
Tüm dünyanı o yapmaktır
Heyecandır biraz aşk.

Ona karşı söylenecek
Milyarlarca kelime varken
Seni seviyorum
Bile
Duygularınızın zerresini anlatmaya yetmez
Yetemez işte
Anlatılmaz,
Yaşanır aşk..

Sami Arlan..

...
Kirildi gönlümün kanadi kolu
Bu dert beni inan asiyor evlat
Dert küpü olmusum gurbet ellerde
Deryalar derdimden tasiyor evlat
.
Sanma ayaktayim zordayim zorda
Basim dumanlarda yüregim darda
Mevsimlere bakma dagim karlarda
Beden düse kalka yasiyor evlat
.
Kankiran yaralar dermansiz kaldim
Dosduma agladim düsmana yandim
Geleni geceni canimdan sandim
Elim bak mezarim esiyor evlat
.
Ölürsem götürün siz yare beni
Görmezsem öldürür bu yara beni
Gömün gitsin artik mezara beni
Beden topraklarda üsüyor evlat
.
Takdiri ilahi bu benim yazim
Dost oldu gönlüme bu kirik sazim
Dermanda nafile gecmiyor sizim
Elim yaralarim kasiyor evlat
Bu dert artik beni asiyor evlat
...


Beyler ve paşalar geçer burada
İsmim Ayhan kara okununca çıkarım sırada
Bir gün hesap soracak Yaradan bize
Gaflet uykusundan uyan Ayhan uyan


Bir gün açılacak mezarımın kapısı
Orada bozulacak bedenimin yapısı
Elimde olsaydı dünya kapısı
Gaflet uykusundan uyan Ayhan uyan

AYHAN KARA
...
Yine Atesten Gomlek giydirdim sana yuregim..,
Gelde yakma kahrolasi bedeni.,,
Aci ceken mahkumlar gibi.,
Zindanlara gelde atma kendini......

Unutmak istercesine simdi
Kadehlerde gelde bogulma..,
Of diye inlerken berdus gecelere
Kalkma yerden gelde icme yikalasiya..,

Sarsilan menfaatci Hayatin mecburiyetine
Avaz avaz gelde tehditler savurma..,
icindeki en saf masumiyetine
Salya sumuk lanetler Gelde okuma

Kim ceker ulan seni kimin umurunda
Cok bir koseye kohnemiscesine
Bekle sirani kendini bir medah sanma
Uc nefesin var birini bosa harcama

Yine Atesten Gomlek giydirdim sana yuregim..,
Gelde Harcama bu nefesi
Gelde Harcama bu bedeni
Gelde Harcama sen kendini.
...
BEN ALUCRAYIM
Kadir kıymet bilirim
Yavuz gibidir her birimiz
Alpaslan olurum yiğitlikte
Sinanla karşılarım düşmanı
...
Akleden, Yaradan’a secdedeyken seherde
Libâs-ı edebini atanlar az anıyor.
Basireti bağlanan karar kılsa da şerde
Her gün sevaba sevap katanlar kazanıyor.

Aksini söylese de inanmayan, aybeden
Kolay mı sırat geçmek; çalışmadan, haybeden?
Kur’an, sünnette belli; âyan olmuş kaybeden;
Şeytan ve nefse kaşın’ çatanlar kazanıyor.

Gölge etse de beşer arsızca ahengine
Bakarkörlere inat! Herşey dengi dengine
Son verip, Rahman ile, akla zarar cengine
Oku doğru hedefe atanlar kazanıyor.

Yol almak kolay değil kılı kırka yarmadan
Maharet imân etmek; son durağa varmadan!
Gönlü incinse dahi, incitmeden, kırmadan
Sabrı şüküre banıp tadanlar kazanıyor.

Gönül kristal vazo; çok hassas, alınganız
Yürekler yangın yeri; dertten feryâd-figanız
Bu âlemde kâr uman tüccarız, bezirgânız
Hasletin güzelini satanlar kazanıyor.

Miskin Yunus misali; her sözünü eleyip
Resûl’ün izlerinde özenle ilerleyip
Yığın yığın yanlıştan doğruları derleyip
Yaradan’ın ipinden tutanlar kazanıyor.

Şeytan sinsi ve düşman! Kula musallat cüce!
Rabbim Rahman ve Rahim! Rabbim Yüceden Yüce
"Yâr" deyip Yaradan’a boyun eğip O Güce
Bezm-i elestten sözü tutanlar kazanıyor.
Ey nefsim! Zannetme ki yatanlar kazanıyor...
...
As ma yüzünü buruşmasın,
bir gülücük yeşert,
suretini lale sümbül süslesin,
ve sakın unut ma,
her ne kadar canını sıksa da kıskanılman,
alabileceğin en büyük taktir dir aslında.
Hani gül diyorum inadına..!

Zişan Karamazi
...




Sesinin tınısında,gözlerinin buğusunda
Sarılmıştı yürek aşka

Şimdi
Vedasız
Elvedasız
Bir ayrılığın hüznüne bulandı gözler
Ve dudaklarda mühürlendi günahlar
Gönül kırığı ahlar
Kalem kesiği izler bıraktı satırlara
Saklandıkça sûkutun ellerine
Söz dile geldi hiç susmadığı kadar...

Genzimi yaktı sensizliğin iç çekişleri
Yokluğunun alazında gamzelerimde üşüdü aşk
Soluğuma mıhlandı sanki adın
Başımda dinmeyen hasretinin ağrısı
Ve yüzümde boyverdi hüzün...

Nefesimde bestelendi sonbahar
Güftesi çalınmış hazan düştü koynuma
Yürek cemresiz...

Kirpiğimin ucunda uyandı gece
Anıların ertesinde üşüdü sensiz vakitler
Ve bir dudak payı bıraktı sabaha
Umutsuzluk taştı zamanın bakracından
Bileklerinden kesildi gün...

Ne kadar kilit vursam da dilime
Parmak uçlarımdan asıldı
Sana ördüğüm uzun saçlı şiirler
Mavi tadında
Arsızca...

Issız şehirlerimin kıyılarında vuruldu kelimeler şakaklarından
-Di li geçmiş umutlarımın mısralarında
Ağladı bir çocuk

Adı ben...

...V e sen!
Şimdi geldim desen
Neye yarar sevgili
Sevme tarihinden sonra gelmeler
Duysam da aşkın ayak seslerini
Ölü serçeler takılmış ökçelerine
Gözyaşıyla boğulan...

Bırak beni
Hadi git şimdi
Ben sararım sensizliğin de rengini
Eflatun hayallerin koynunda...

Ah!
Mavi düşlerim
Sür matemin karasını
Tut olmayacak duanın yasını
Ağlasın gülüşlerim...

Unutma!
Aşkımın en cesur bakışından meşk ederim gözlerimi
Ben seni yokluğunda da severim sevgili...

22.04.2011

ARZU KARADOĞAN

www.facebook.com/ArzuKaradoganOfficial
...
Sabahlar olmuyor yaban ellerde Kirvem
Yine başım dumanlı, efkar basar her gece
Selamın niye kesildi
"Bir selamın adı mı olur" der, Aşık Mahzunî
Görmez misin garip kalmışım bu kalabalıkta
Her türkünü dinlediğimde yanar yüreğim


Bahar geldi mi Antep’e Maraş’a?
Davarlar düştü mü patika yollara?
Çiğdemler yeşerdi mi nazlı nazlı?
Arılar bal yaptı mı?
Toprağa düştü mü çam kozalağı?
Damlara tarhana serildi mi?
Şahin’im kuşanıp silahını, dikildi mi Fransız’ın karşısına?
Sütçü imam ilk kurşunu sıktı mı?
Hüseyin’im vuruldu mu yoksa söyle Kirvem?
Vurulup düştü mü?
Beyaz gömleği kanlar içinde
Ezo Halep’e gelin mi oldu, al yazması sende mi kaldı?
Yasını tutmadan daha, eline kınalar mı yakıldı


Zaman kötü zaman Kirvem
Aslandık çakala yem olduk
Madara olduk aleme kargaların çöplüğünde
Kehribar tespihim dağıldı yerlere tane tane
Kalmadı kimsemiz, hem öksüz, hem yetim kaldık.
Toprak evin ocaklığında bağdaş kurardık
Bir idik, beraberdik
Rüzgar çok sert esti
Dalından kopan yaprak misali savrulduk, ayrı düştük
Çözüldük, sürüldük, unuttuk, unutulduk...


Bana, Mehmet oğlu Bedirhan’a
Bir selamı çok mu gördün Kirvem


Çık gel Kirve, kurtar beni bu şehirden
Özledim Amik Ovasını, tütün kokusunu, keklik sesini
Zeyno Anamı, o nasırlı ellerini
Vay Dileyy..!


Ecel geldi dayandı kapıya, bitti ömrümüz geldik sona
Ben çoktan ölmüşüm yetiş Kirvem
Cenazem kaldı musalla taşında
Yetiş Kirvem!
Vay Dileyy..!
...

Gez... Göz... Arpacık...
Bir mermiyle bir silah
Hedefi vurmak için
Var mı başka ihtiyaç
Gördüm lazım değilmiş
Sende varken o silah


Kuğu gibi bir gövde
Gümüş yaldızlı kundak
Altın işleme tende
Kabza ince belindir
Kurşun göz olmuş sende...


Tetiğe lüzum ne ki
Hançer neye ihtiyaç?
Açtığın yaralara
Busen olur mu ilaç?


Bende katildir adın
Bir kalbi yaraladın
Söyle,
Kaç kez can aldın?
Ruhsatlı mı silahın?


Bursa,
01 Şubat 2009
Ali ASAFOĞULLARI
...

.......................................Ve her gece
.......................................odamın duvarlarında
.......................................fısıltı halinde yankılanan duamı
.......................................artık
.......................................yüksek sesle itiraf ediyorum kendime;
.......................................seni seviyorum…

****************************************


Kaçamak bakışlardaki davetkârlığı bilirim
Ben bilge bir nehirim
Asırlardır sürer bu devinim
*

Tırnaklarımın dibindeki kirlerde saklı hoyratlığım,
Sevgisiz çocukluğumu,

Dilsizliğim,
Ele verse de ıssızlığımı
Kimsesizliğine ulayıp ömrüne kattım ömrümü…
*

Ben ki
Tüm tapınmalarımdan gönüllü geçtim,
Ömrün olmak uğruna…

Paradan, puldan… Yattan, kattan…
Attan, deveden… Tinden, tenden…
Cennet denen yerden,
Huriden…
Serden vaz geçtim…

SENDEN!
ASLA…
*

Ama kader ile keder!
Ömrüne ulanmaktan, sonsuza dek
Mahrum kıldı beni…

Tanrıya ve ölüme yemin olsun ki
Seni sevmekten uslanmayacağım asla…
Utanmayacağım…
ve
Usanmayacağım…



Chişinau,
19 Ocak 2005
Ali ASAFOĞULLARI

...


pişmanlığım;
günah diye tutmadığım ellerin
başka bedenlerde ısınacaksa
sarmadığım tenin,
bakmaya kıyamazken
başka gözlere değecekse
kaçırdığın gözlerin,
en büyük azabımdır benim...


sevgili;
sana sarılmak sevapların en büyüğüymüş
bilemedim,
gözlerin en afili bir gece
elaya kara çalarmış rengi
bakamadım,
saçlarına gül suyu sürermişsin
koklayamadım,
ah be sevgili !
sevabı aradıkça günaha çıkmış yolum
ben seni günah diye öpemedim...


git sevgili;
bana söylediğin güzel sözcüklerin kalsın geride
yazdım hepsini bir köşeye,
ve ben, sen gibi her erkeğe değil
ben gibi, hiç bir kadına söylemeyip
kirlenmesinler diye.
çünkü;
ben seni herkes gibi sevmedim...


şimdi çek hayalini üzerimden sevgili
ben seni korkunç özledim
lakin, söz ağızdan bir defa çıkar
gelme artık
çünkü;
ben sevabıma günah değdirmedim...


md

...
Çok fırtına gördü bu gamlı sînem
Ağlarsam aldırma; es bundan sonra!
Ne "aşkım" de artık, ne de "birtanem"
Selâmı sabahı kes bundan sonra.

Varsın gönül kabım yaş ile dolsun
Yorgun ayağıma yasaklı yolsun
Başardın sonunda bayramın olsun
Dört yanım karanlık, pus bundan sonra.

Yazıp yollarımı ıssız, meçhûle
Bahtıma gözyaşı, hep çile dile
Mahzûn, bir köşede rast gelsen bile
Bakma hiç yüzüme, küs bundan sonra.

Darbenden izler var ne yana baksan
Şaşardım umûda bir ışık yaksan
Sarayın gönlümde yer ile yeksan
Sol yanım göğsüme süs bundan sonra.

Ne bir suçlu ara, ne de "neden? de
Az mı yara açtın bezgin bedende
Say ki sen haklısın bütün suç bende
Konuşma, ne olur, sus bundan sonra!
...
Allahım önüme Cennetini ser,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!
Kulun hak ederse Cehennemi ver,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Haram malı koyma sakın yanıma
Mutluluklar dile güzel canıma
Mikrop karışmasın temiz kanıma,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Seni sevenleri sen de seversin
Peygamberim benden diye översin
Rabbim cümlesine şifalar versin,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Namazını kılan yolda kalmasın
Orucunu tutan günah almasın
Zekatını veren maldan çalmasın,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Adını anmayan huzur bulmasın
Binbir renkte açan güller solmasın
Müminin gözüne yaşlar dolmasın,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Dinimi sorana İslam’dır derim
Yüce kitabımız Kur’an’dır derim
Doksan dokuz ismin sorandır derim,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

DOĞANAY’ım aşkın ile yanarım
Yunus gibi durmaz seni ararım
Artık şu dünyaya olmaz zararım,
Bütün kötülükler uzakta kalsın!

Kemal DOĞANAY

Bu şiir KUTLU DOĞUM HAFTASI
İçin yazılmıştır..


...


cennettin yalnızlığındaydı Adem
kaburgasına saklanmış bir Havva uyuyordu
gözlerinden geçiyordu kainat
geçmişi yoktu
gelecekse muamma
çırpındı sol yanı birden
titredi elleri Havva’nın
cenneti çalınmış bir evvelsizin
göğsünde düş gördüm
ben aşkı,Adem’in tövbesinde yanarken gördüm...

gördüm...
Meryem ağlarken kundağında
parmaklarına dolanmış bir nehir susuyordu
kaçıyordu zaman dudaklarının arasından
yanaklarına saklanmış bir zen
gözlerinde yaş gördüm
kirpiklerine asılmıştı çarmıhlar
ben aşkı Meryem’in kucağında ağlarken gördüm...

kor içinde yanıyorduı ruhu
Sare’ye verilmiş bir söz
...göçürdü ruhunun direklerini
kırmadı dizlerinin ahını
nemrutun tahtına yürüdü umarsız.
kulağna fısıldayan iblis:
evlat bu diyordu...
ve ağlıyordu:
ellerine dokunuyordu İsmail’in teri
imtihanlar ağırdı
yardan,serden,İsmail’den geçiyordu
ben aşkı İbrahim’in ellerinde yanarken gördüm...

ruhunu yitirmişti gözleri
bir kuyunun yasını tutttu yıllarca
yedi kurak mevsim gördü dalları
onbir yıldızın gölgesinde
koşuyordu içinde Yusuf’un ayak sesleri
bir Züleyha çağırıyordu kuyusuna
bir Yakub’un gözleri
ben aşkı Yusuf’un sırtında kanarken gördüm...


hüznün kucağına doğmuş bir yetimdi aşk
Kureyş sokaklarında hazin gezerdi...
Talib’in gölgesine sığınmış bir güneşin
kırk mevsim kışını gördüm.
Nur Dağı’na kilitlenmişti kainat
Cebrailin kanatlarında
İkra’lı muhabbetler gördüm.

ben aşkı,
Rahman ve Rahimin nezdinde
’Habibullah’ lehçesinin ,tek kelimelik hükmünde gördüm...

AYŞE IŞIK UYANIK

3 ŞUBAT 2014
...
BIRAKMA

Bırakma ellerimi ne olur bırakma
Bir kuyuya atılmış virane gibiyim
Haykırsam kimse duymayacak serzenişlerimi
Kimse dönüp bakmayacak biliyorum

Nöbetlerdeyim yüreğim nöbetlerdeyim
Ben artık yalnız sendeyim
Bırakma ellerimi ne olur bırakma
Yalnızlıklarda kayboluşlardayım

Kör bir kuyudayım yüreğim
Bırakırsan düşerim biliyor musun
Koyacak yer bulamam ellerimi
Saklayamam kanayışlarını düşerim yüreğim

Akarım göz pınarlarından ağlayamam
Bırakma ellerimi ne olur bırakma
Sıcacık bir el buldum ellerinde
Ses tınında kayboldum yüreğim kayboldum

Ben sende ben oldum
Sende bir can oldum yüreğim canda can oldu
Uzun zaman oldu böyle titrememişti yüreğim
Kalp atışlarımı duymamıştım

Birisi için ağlamamıştım
Cana can olmamıştım yüreğim
Canda can olmamıştım
Bırakma ellerimi ne olur bırakma

Yüreğine geldim biliyor musun
Kapına geldim
Yürek kapının açılmasını bekliyorum yüreğim
Sende sen olmak istiyorum

Çok zaman oldu yüzüm gülmemişti
Çok zaman oldu kalp sesimi duymamıştım
Biliyor musun yüreğim
Heyecanlanmamıştım böylesine

Öyle çok oldu ki yüreğim sanki asır geçti
Bırakma ellerimi artık sen bırakma
Beni dipsiz kuyulara atma
Yağmurlarda artık ıslatma gözlerimi
...
BİR HASRET DÜŞER AKLIMA ŞİMDİ
SENDEN ÇOK UZAKLARDA GÖZYAŞLARIM AĞLAR
ZİFİRİ KARANLIK HER GÜNÜM GÖRSEN
BİLMEM Kİ GÜNEŞ BİR DAHA NE ZAMAN DOĞAR
BİR MAVZER PATLAR YÜREĞİMDE
KANATIR CAN ALIRCASINA HASRETİN
SENİ YAŞAYAMAMAK ÖLÜM OLSA GEREK SEVGİLİ
DÖRT BİR YANIMI BİR HÜZÜN KAPLAR

YOKSUN YA GECELER SANKİ KÖR KURŞUN
ŞEYTAN DİYOR Kİ ;
ÇEK TETİĞİ VUR ALNININ TAM ORTASINDAN BÖYLE HASRETİN
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİM SEVGİLİ BELKİ DE BU SON ÇIRPINIŞLARIM
NE YAZIK Kİ BÖYLE APANSIZ SON BULUYOR SENLİ DÜŞLERİM...

ŞİMDİ SEN GİTTİN YA BİR HANÇER DEĞDİ SANKİ KALBİME
KANAR YARALARIM KANAR
ZİNDAN GECELERDEYİM BİR GÖRSEN
GÖZLERİM HEP SENİ ARAR
PASLI BİR BIÇAK SAPLANIR GÖNLÜME
CELLAT KIRMIZISI ŞİMDİ SABAHLARIM BİR GÖRSEN
SÖYLE SEVGİLİ HAYATIMA KASTIN MI VAR
SENİ SENSİZ YAŞAMAK VAR YA EN BÜYÜK ZULÜM OLSA GEREK
ÇÜNKÜ SENSİZLİĞİ DÜŞÜNMEK BİLE ÖLÜM SENİ YAŞAYAMAMAK KADAR

ŞİMDİ DAR AĞACINA ASILMIŞ SEVDAM SEVGİM HİSLERİM
YARGISIZ İNFAZLARDA SON BULUYOR SANA VE HAYATA DAİR DÜŞLEDİKLERİM
NASIL BİR VEDADIR BU BU NASIL BİR SON BULUŞ BU NASIL BİR TERKEDİŞ
NE YAZIK NE YAZIK Kİ SEVGİLİ SENDE KALDI TÜM GÜLÜŞLERİM...

SEDAT KESİM
...
Meydanlar bozuldu kaldı itlere
Hileli güreşle baş başa kaldım
Peşrevim yeterdi koç yiğitlere
Yenilmezdim tuşla baş başa kaldım

Dünya er meydanı yiğit olana
Ne mutlu mertliği şiar kılana
Hiç meylim olmadı yalan dolana
İman yüklü döşle başbaşa kaldım

Ne iş kaldı ne güç emektar oldum
Her türlü cefaya giriftâr oldum
Aynalara göre ihtiyar oldum
Bir ağarmış baş’la baş başa kaldım

Hayal ettim yine bizim elleri
dolaştım dört yanı çamlı belleri
Tütüyor gözümde binbir halleri
Gurbet elde düşle baş başa kaldım

Çoğu akran göçtü neşem kalmadı
Geriye kalanlar kıymet bilmedi
Yllar var kapımı vuran olmadı
Gözlerimde yaşla baş başa kaldım

şairağa der ki yok artık tadım
Dertsiz ozan varmı söyle üstadım
Anılır mı bilmem rahmetle adım
Batacak güneşle baş başa kaldım
...
Değerli Şairtürk Üyeleri:
Sitemiz Üyesi değerli şair-yayıncı Dursun DEMİRAY ile Çihan Haber Ajanjı bir söyleşi gerçekleştirmiştir. Bu söyleşi Hürriyet Zaman Gazetelerinde yayımlanmıştır. Ayrıca kendileriyle yapılan sesli ve görüntülü söyleşiyi de;

https://www.facebook.com/photo.php?v=10203485716973876&set=vb.1542134322&type=2&theater

linkinden izleyip dinleyebilirsiniz.

Yapılan haberde yukarıdaki fotoğraf ile birlikte aşağıdaki yazı yer almıştır.
Dursun DEMİRAY ile gurur ve onur duyuyoruz.

***
Haber Başlığı 1;

İnşaatlarda yazdığı şiirleri web sitesinde yayınlıyor
Burak ÇAN/CHA

Haber Başlığı 2:
Köyde ve inşaatlarda yazdığı şiirleri web sitesinde sesli yayınlıyor
BURAK ÇAN - ANKARA
19 Nisan 2014, Cumartesi
***
40 yıllık inşaat ustası Dursun Demiray, ilkokul yıllarında merak saldığı halk şiirinden hiç kopmadı. İlk şiirlerini köyünde çobanlık yaparken yazmaya başlayan Demiray, daha sonra geldiği Ankara'da da inşaatlarda çalıştığı sırada şiir yazmaya devam etti. Oğlunun yardımıyla kurduğu internet sitesinde şiirlerini paylaşarak kısa zamanda babasının lakabı olan 'Çekiçoğlu' mahlasını insanlara duyurmaya başardı.
*
Demiray, daha sonra öğrendiği seslendirme ve fonlama ile şiirlerini sesli olarak aktardı. Ayrıca, internet üzerinden kurdukları radyoda şiir programları yapmaya başladı. Bu zamana kadar 300'ün üzerinde şiir yazan ve seslendirme yapan Demiray, arkadaşları ile birlikte kurduğu Şairtürk isimli internet sitesinde şiirlerini paylaşmaya devam ediyor. İlkokula gitmeden okuma yazma öğrenen Dursun Demiray, köyde yaşayan bir komşusunun evinde gördüğü halk hikayesi kitaplarını okumak için istedi. Hergün bir kitabı alarak çobanlık yaptığı sırada okuyan Demiray, Türk Halk şiirinin en önemli ozanlarını ve aşk hikâyelerini ezberledi. Bir süre sonra okuduğu türden şiirleri kendi de yazmaya başladı. İlk şiirlerini bulduğu düz kayalara ve ağaç kabuklarına yazan Demiray, okuldan ayrılarak 14 yaşında köyünden geldiği Ankara'da inşaatlarda çalışmaya başladı. Ancak Demiray, şiirden hiç kopmadı.

OĞLUNUN YARDIMIYLA DÜNYAYA AÇILDI

Yıllar içerisinde yazdıkları tüm şiirleri oğlunun yardımıyla kurduğu internet sitesinde yayınlamaya başladı. Babasını lakabı olan 'Çekiçoğlu'nu şiirlerine mahlas olarak kullandı. Kısa zamanda insanlar tarafından büyük beğeni toplayan şiirlerini seslendirmeye karar verdi. Bunun için aylarca aldığı eğitim sonucunda evinde bir seslendirme stüdyosu kurdu. Ses kayıt cihazına okuduğu şiirleri bilgisayar ortamında verdiği fonlarla internette paylaştı. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte kurduğu www.sairturk.com isimli internet sitesinde de seslendirme yaptığı şiirleri insanların beğenisine sundu. Ayrıca, sitede kurdukları internet radyosunda da şiir üzerine radyo programları yapmaya başladı. Demiray, hem seslendirdiği şiirleriyle hem de radyo programlarıyla büyük beğeni topladı.

“Şu ana kadar yayınlanmış ve herkesin bildiği şiirim var. Yine 300 kadar seslendirme yaptım. Birçok şiirimi başka dostlar okudu. Günümüz teknolojisini kullanarak şiirlerimizi duyurmaya, paylaşmaya devam ediyoruz.” diyen Demiray, şiirlerin sesli olarak okunduğunda daha çok hafızalarda kaldığını ifade etti. İnternet sitesinde yaptıkları seslendirme ve şiir programlarının, Türk şiiri için önemli olduğunu da ifade eden Demiray, “Genel olarak okumayan bir toplumuz. Biz bunu düşünerek bu şiirleri seslendirerek insanlara görsel olarak da sunmaya çalıştık. Bu da başarılı oldu. Şuanda Şairtürk radyosunun haftalık 35 yayıncısı var. Şairtürk.com sitesinin 5 bin şair üyesi var. Bunun içinde en az 500 kişi seslendirme ve montaj yapıyor. Kendilerinin haricindeki şiirleri de duyurmaya çalışıyor. Bu da Türk şiiri adına güzel bir gelişme” diye konuştu.

CHA (Cihan Haber Ajansı) Çeşitli gazetelerde yayımlandı.

...
Sensiz şu yüreğim dağda bir duman
Güzel günlerimiz söyle ne zaman
Yalnız kaldım artık halimse yaman
Güzel günlerimiz söyle ne zaman

Senle ben beraber gezip dolaştık
Kavuşacağımız gün yıl ne zaman
Dertli şarkılarla biz hep ağlaştık
Güleceğimiz yıl gün ne zaman

Pencereden bana el sallardın hep
Buluşacağımız yıl gün ne zaman
Karanlıkta kaldım efkarlıyım hep
Yaramı saracak yıl gün ne zaman

Neredesin söyle cevap ver bana
Şiirler yazmıştım sadece sana
Yaralı kalp ile yaşıyorum ama
Görüşeceğimiz yıl gün ne zaman

Tek başına nasıl verdin sen karar
Şair aksoy seni durmadan arar
Siyah gözlerimi hüzünler sarar
Geri döneceğin yıl gün ne zaman

ŞAİR MUSTAFA AKSOY
...
Demliğim, söylesende bilseler dertliyim,
İnce belli bir bardağın içinde benliğim,
Ne figandır tane tane kristal kalpler,
Her biri ayrı yerde ayrı sevdalar izler.

Buharında buğulanır gözlerin akşam seyri,
Kim demiş sevda bilmez saçının feri,
En âlâ yürektir kuşatan ülkeni,
Masallardır ışığı yüzüne vuran her mevsimi.

Mihrabda bir gül kurusu yönü sapa,
Of! Ne inattır huyun kurusun,
Bir ışık ver destan tarzı suya,
Ben olurum gökten inen yağmur kurağa.

Aşka inanmam olsun sevda ismimiz,
Bir ömür yağmur aşılayalım göklere ikimiz,
Altında kırmızı,pembe,beyaz güller,
Yanında oturur sevdamızı izleriz.

Sen mi toprak mı daha güzel gelir bilmem,
Her damlasında kıskanıp bakma değismem,
Ömrümde olsan, bir ömrümü bitiren,
Yinede seninleyi sensizliğe yeğlemem...

Og.zhan Yalçınkayâ
15.04.14

...
Orada olacağım
iki elim bağlıda olsa
hayalini mutlak
kuracağım.

seni aşk yaptım
beni kurşun kalem.

yazmak istiyorum
kokunu duymak istiyorum
seni okumak istiyorum
yaşatmak istiyorum.

bu gece dağıtmak istiyorum
seni sevdiğimi
yüreğime bir kez daha anlatmak istiyorum

Sami Arlan..

...
Ne güzelliktir bu
Var mı dünya da ötesi
Her zaman ki gibi duruyor su gibi
Bakmasam dayanamam
Baksam başka bir dert

Görmediğim gülüşün her zaman gözümün önünde
Bilmediğim ismin her zaman dilimde
Nasıl sevdiğimi bilmesem de
Severim seni her geçen günde



...






’’Sonu olmayan bir yalan bul kendine ,
işte ondan sonra kimse kandıramaz seni ! ’’


Parmağımdan yüzüğünü bir de aklımdan gülüşünü hiç çıkaramadım...
Arşı aşıp gelen nefesinde soluklandım !
Tarifsiz bir duygu ile hep yoklandım...


Bende gördükleri savrulan küllerimdi ,
Belki de seyretmekti hevesleri...
Yaşadıklarını zannettikleri boşluktaki cümlelerdi...
Karaladım belli belirsiz !
Yaralandım , yaraladın nedensiz...

Avuçlarımı kanatan imkansızı istemek !
İstedikleri sadece geçici heves...

Yollar ahh yollar uzun uzadıya serilse şimdi...
Tarifsiz beklentiler yok mu olacak sanki !

Sonu gelmeyen aşkı yaşamak kimi mutlu etti ?
Dünya küçük dedikleri hangi yalanın kulpu ki ?

Ellerinde şekillenen çaresizliğim !
Kimin yüzüne baksam sensizim...

İnandığın ne varsa benim !
Şimdi söyle sevdiğim , kime inandın da sensizim ...

Yunus Özkan

9.4.2014 08:30
...
Sabrımı sınarsın karşında dursam,
Onurum sendeki onurdan yüce.
Sözünle döversin yanına varsam,
Gururum sendeki gururdan yüce.

Ben alttan aldıkça fırtına estin,
Selama durdukça selamı kestin.
En büyük servetten kârdan da üstün,
Zararım sendeki zarardan yüce.

Düşmanı güldürdün düştüğüm hale,
Hüznümün seline dayanmaz kale.
Hangimiz zararda bir düşün hele,
Yararım sendeki yarardan yüce.

Dünyamı bıraktım gönül masana,
Yıllardır ortaktım kıskanç tasana,
Giderim elveda demeden sana,
Kararım sendeki karardan yüce.

İpekten kanadın yüksek uçarsan,
Sevdayı suç sayar, dava açarsan.
Cezaya çarptırır uzak kaçarsan,
Firarım sendeki firardan yüce.

Mehmet NACAR

...


Vefasızmış dostluğun sahteymiş özün
Bilmem neden güzel hayaller kurdum
Yalanmış dilinden dökülen sözün
Hicranı doldurup kalbimden vurdun

Durmam namaz için seninle safa
Kurşun sıksan cana önünden kaçmam
Kaldırdım tozlansın diyerek rafa
Senin defterini kapattım açmam

Sönmüş de ocağın tütmüyor közün
Dağılmış düzenin divane gördüm
Neşen de kaybolmuş gülmüyor yüzün
Yurduna varınca virane gördüm

Dileme boşuna el açıp aman
Rehberinden bulup adım silesin
Ardına bakmadan gittiğin zaman
Arasan da daha gelmem bilesin

Yaşarken yüreğine mezar kazdırır
Sevdim dersin ama sitem söyletir
Vefasız yüreğe neler yazdırır
Kaderin cilvesi bazen böyledir

ARİF BARAN (ARİFCE)

...

 

 
     
Şiir : Hoşgeldin Çocuk...
Şair : YARALI_34
Okunma : 1
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 20.04.2014 / 23:50
Gönderen : YARALI_34
Kategorisi : Çocuk
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Şairtürk 5. Tanışma - Şöleni -
DUYURU
( 4,96 / 101 )
Dursun Demiray İle Cha Haber Ve Söyleşi
DUYURU
( 4,96 / 102 )
Dursun Demiray İle Cha Haber Ve Söyleşi
DursunDEMIRAY
( 4 / 4 )
Evlat
KURSATTASDEMIR
( 3,67 / 3 )
Ruhsatlı Mı Silahın
Hecenin_Efendisi
( 3,67 / 3 )
Gitme İstemem
YALI_Sair
( 3 / 2 )
Deliliğe Vurasım Var
Yunus_Ozkan
( 1 / 1 )
Sen Gittin Ya
ziyneti
( 1 / 1 )
Uyan Gafletten
Gariban
( 1 / 1 )
Demedim Mi ?
Remzi_KURNAZ
( 1 / 1 )
Özlemeyeceksin...
Acemihtiyar
( / )
Son Eklenen Sesli Şiirler
ŞAİRTÜRK 5. TANIŞMA - ŞÖLENİ -
Dursun Demiray ile CHA Haber ve Söyleşi
Dursun Demiray ile CHA Haber ve Söyleşi
Arka penceremin İddiası
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 5
Mazide Kalan Aşklar
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 4
Tanrı Emzirmeyen Tanrıçalar
Dalgakıranda İki Ayrılıkçı
GİTTİN SOL YANIMI YAKTI AYRILIK
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 3
ŞAİRTÜRK 5. TANIŞMA - ŞÖLENİ - ANKARA
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 2
ENGELLİ GÜNLÜĞÜM - 1
DÖNME SAKIN SABIR TAŞINA
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkannet.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..