Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
MUSTAFANIN GEMİSİ
DUYURU
(4,96 /101)
2
4,96
SANA BİR HİKAYE ANLATAYIM SEVGİLİ
RAZI_SARAC
Gitme Kır Çiçeği
kendinol
(4,11 /9)
5
4
NESİNİ SEVDİM
A.HikmetYANMAZ
BU GİDİŞLE KIZIM EVDE KALCAN
guzgulu
(3,67 /6)
KURBAN OLDUĞUM..4..
durak41
BİR VAHA’YDI GÖZLERİN...
DENIZUZUNER
(3 /2)
GECELER ZİNDAN BANA...
POLAT_TEK
(3 /2)
ÇAL BAŞINA SEVDANI..2..
durak41
(3 /2)
Güz Gülü
momoli
(1 /1)
BAKSAN ŞU SAYFALARA HER İKLİMDEN BİR RÜZGAR
binay
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi
Remzi_KURNAZ
(1 /1)
Son Eklenen Metin Şiirler
BİR VAHA’YDI GÖZLERİN...
GECELER ZİNDAN BANA...
MUSTAFANIN GEMİSİ
ÇAL BAŞINA SEVDANI..2..
BAKSAN ŞU SAYFALARA HER İKLİMDEN BİR RÜZGAR
Gitme Kır Çiçeği
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi
KURBAN OLDUĞUM..4..
BU GİDİŞLE KIZIM EVDE KALCAN
SANA BİR HİKAYE ANLATAYIM SEVGİLİ
Aktif : 68
Bugün :   5997
Toplam : 11313071
Toplam Üye: 5885
IP :   184.72.82.126
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
 
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
HAYATIN OYUNU
Bir temiz gelir insan hayata
Kimi zengin kimi fukara
Zenginse bollukla yaşar
Fukaraysa çogu zaman yoklukla

Bahtı gelir ALLAHTAN
Kaderi ise yaşantısından
Şewkat merhamet işter insan
Zalimse beter yaşar zindandan

Rahatlıgı warlıgına bakar
Yoksullugu warlıgının olmadıgınaNa
farklı yaşar ınsan oglu,Bır acı yasatır ınsanı HAYATIN OYUNU.

yzn burak kanber.

kanber

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle

yüreğin susturulmuş yanıyla gel/gel eylülce açıl biraz
bu eylüller hicran için var sanki çok farklı dokunur insana
nice ayrılıklar var ki yeşertmiştir hiç olmayacak duaları
hasretim nehirden daha uzun dur birazcık aksın sana

hiç okumadan yak bu şiiri/şiirde kalsın bu cevapsız sorular
biz ömrün yollarında çileyi derledik bile bile
mavi buz kırığı olmuş ikimizi göstermez bu aynalar
elbet baharın bir şavkı takılıp kalmıştır zülfün ince teline

dağ suyu ol dökül biraz irkilsin ruhumdaki çiçek kökleri
günahlarım cam kırıklarında akşam güneşinde yanarken
bu mevsimde çok görürsün özellikle vuslat hayali
rüzgar uğultusu çocuk gibi yamaçlarda kayarken

kanatlarındaki ölümsüz efsane karanlığı söndürür
izdivaç renkli kelebek şem-i rûşende aşk içinde yanarken
her eylül dirilir bende ve beni her gün öldürür
efsunlu perilerin inat mizaçları hepsi sende yaşarken

bu akşamda kıyısız derya kenarında yine beklerken seni
kurşuni renge boyadım denizi güneş batacak yer arıyor
bulandırdı beni şu kuytuda ters takla atan densiz kuğular
sudaki izlerin öptüm diye seni bana yar sanıyor

bu mevsimde dudağıma ilişir bütün sarı türküler
bu mevsimde öfkeli dalışa geçer balık ve martı sürüsü
bu mevsimde yanmıştır mektup-şiir ve bütün şarkılar
bu mevsimde bulunur göçmen kuşların ölüsü

hüzün saltanat kurdu ve reva gördü eylüle
içim dışarıdan görünüyor çok eskidi pembe şafak tülleri
bir ara teşrif eyle yüreğimdeki sana mahsus yerine
şu sonbaharı sil mevsimlerden bitsin bu eylül halleri

gelirken çiğ düşer /üşürse ellerin kalbine geri dönersin
zemheri yaftasını artık hamaylı gibi asmışım boynuma
yüklerim eylül yapraklarına zümrüdüanka efsanesini
bir kucak yıldız koparıp galaksiden alıp yatarım koynuma.

İlhami bulut
...
Aklımın ucundan böyle her gece;
Hal hatır sormadan geçme olur mu?
Uşşak olsun bugün bütün şarkılar;
Hüzzam makamını seçme olur mu?

Bu akşam masamız kapalı gişe;
Kadehler şerefe kalksın peşpeşe;
Boynunu bükmesin açılan şişe;
Sakın bir başına içme olur mu?

Sensizlik önüme hicran sermeden;
Hasretin koynuma gelip girmeden;
Sakın gözlerime haber vermeden;
Uykumu alarak kaçma olur mu?

Sevdayı söylesin bütün sözlerin;
Görünsün yanakta dudak izlerin;
Nazara gelmesin zeytin gözlerin;
Sakın başkasına açma olur mu?

Yüzümde sararıp soluyor bağlar;
Neden duman duman güzelim dağlar;
Bülbül öksüz kalır güllerim ağlar;
Gönül bahçesini biçme olur mu?

Ali ALTINLI – 01/09/2014
Saat: 17:29

...
Kalbine girmek için gönlümün çemberini,
Kırsam mı, kırmasam mı? Zordur karar vermesi.
Hasreti vurmak için aklımın kamberini,
Sarsam mı sarmasam mı? Zordur karar vermesi.


Yollara düştüğümde, dağları aştığımda,
Sensiz geçen günlerin kırkına şaştığımda,
Fikrini duymak için sabırla taştığımda,
Sorsam mı sormasam mı? Zordur karar vermesi.


Yanarım kavrulurum, rüzgârla savrulurum,
Yokluğunun elinde günlerce yoğrulurum,
Yâr seni görmek için yollara doğrulurum,
Varsam mı varsam mı? Zordur karar vermesi.


Yavaş yavaş öldürür, kayıtsızdır hallerin,
Kalbimin kelepçesi, pamuk gibi ellerin,
Ruhumu inletiyor gamlı gönül tellerim,
Vursam mı vurmasam mı? Zordur karar vermesi.


Gönlümün tek dileği murat alsın sar beni,
Şu bahtımın hamuru hasıl olsun kar beni,
Derinden yaralıyor kahrolası dar beni,
Dursam mı durmasam mı? Zordur karar vermesi.


Alptekin Yazar
...



Bildiğim tek bir şey var adını andığımda
Yolların sonundaki vaha’ydı gözlerin
Ve bir avuç toprak gibi kutsaldı tenin
Akarken zamanlarda sularda yandığımda

Uzaklarda anlatılan bir hikayenin
Yankısıydı ulaşan kulaklarıma
Sevdaya aç biçare gönüllerin
Türküsünü fısıldıyordu dizelerin bana
Bembeyaz bir tebeşirle
Aşkını yazdın yüreğimin karatahtasına…

Nihayet geldin ya
Yalan sevdalar sokağından çıkardın ya beni
Sensiz dünyamın başkahramanı oldun şimdi
Ve sağır kulaklara sevda türkümü dinlettin
Denizin türküsünü yazdın yani…

Ve biliyor musun sevgili
Aynadaki yüzüm bile kıskanıyor artık beni
Ömrümün geri kalanı
Gözümden bile esirgediğimsin
Şu kara gözlerdeki fer’sin artık unutma…

Gönül sokağımda dolu dizgin koştur atını
Yelelerini savur aşkımın rüzgarında
Hamd’ime ve şükr’üme sebebimsin sevgili
Denizin mavisinde bulduğun sükuneti
Kaybetme sakın
Gözlerinin kıyılarında çiçek açsın bu sevda…



...

Şu dağın ardına düşünce akşam
Issıza bürünür sanki kainat
Her yanın parçalar deşince akşam
Yürürsün eğrinde düzüne inat

Yıkılır gözünde koskoca alem
İçine dönerek yürek dağlarsın
Bir kader yazılır kırılır kalem
İlmiği boynuna kendin bağlarsın

An gelir o an ki gölge oyunu
Üstüne yürürsün yorgun dizlerin
Işığa aldanan kısa boyunu
Uzatır lambalar silip izlerin

Nerede kaybettin nerde ararsın
Ne dersin sorana koyarken isim
Boş yere kendini yok a sayarsın
Solarken duvarda baktığın resim

Umudu sarartıp ektiğin yıllar
Döner mi bir daha çağırsan geri
Ses versen nafile baktığın yollar
Getirmez gideni bağırsan geri

Feryadın duyulmaz kısılır sesin
Kalbini bin defa böldükten sonra
Uğruna verirken bunca nefesin
Adını koyarlar öldükten sonra…

Kurtbey Niyazi Tuncer / istanbul

3/9/2013 12:01:18 AM

...



Ey gözleri kılıçtan daha keskin kırmızı
Sükûtu siper etme bülbülün hürmetine
Sakın azâd eyleme gölgene muhafızı
Aşk aşk diye inleyen Behlûl’ün hürmetine
Cevrinle yeksân eyle hâl bilmeyen albızı
Ey gözleri kılıçtan daha keskin kırmızı

Gözlerimde gecenin sen yokken nüktesi var
Karanlığını dağıt ma’lûlün hürmetine
Rüzgârının üstünde Züleyha nefesi var
En giriftâr bercestem kâhkülün hürmetine
Sükût nazâr boncuğu senden başka nesi var
Gözlerimde gecenin sen yokken nüktesi var

Ateş midir varlığın Elif midir kelâmın
İlk bahar müjdesi ver Eylül’ün hürmetine
Orduları yener mi verdiğinde selâmın
Ruhumu istilâ et kabûlün hürmetine
Yoksa hâlâ bâki mi sitemde intikamın
Ateş midir varlığın Elif midir kelâmın

Gölgene zincirliyim gördüğüm günden beri
Doğrunla doğrult beni şakûlün hürmetine
"Benim" diye çığlık at " vefânın muzafferi"
Gül yüzüne öldüğüm resûl’ün hürmetine
Bırakansanda gidemem üç ileri bir geri
Gölgene zincirliyim gördüğüm günden beri

Yüreğim yalnızlığın çıkmaz sokağı gibi
Sevgi tohumu getir mahsûlün hürmetine
Işığınla mesrûr et vuslat şafağı gibi
Sözümü noktalama virgülün hürmetine
Öyle sarki bahtımı kabir duvağı gibi
Yüreğim yalnızlığın çıkmaz sokağı gibi

Sensizliğin kalmasın Makberî’ye yadigâr
Ta ezelden ebede delilin hürmetine
Kandilinle tükensin sinemdeki bu efkâr
Yeri göğü yaratan Celil (c.c)in hürmetine
Yeni bir nefes getir nefesime dil-figâr
Sensizliğin kalmasın Makberî’ye yadigâr



_______________________Makberî___06/07/2014__İst
...
Bak yine yoksun yanımda
Ama adın hep aklımda
Öyle bir gel ki ansızın
Dinsin bu kalbimdeki ince sızın
Artık geceler haram olmasın bana...


Akşam olup gün batınca ufkumda
Sen gelirsin o an aklıma
Gözyaşlarım sel olur yanağımda
Akar yaşlar yürek kor olur
Gel artık geceler zindan olmasın bana...


Karanlıkta gezinir oldu hayalin
Gölge oldun tutamam istesem de
Zifiri karanlığın en sessiz anlarını yaşıyorum
Kırık dökük bir kalp bıraktın geriye
Dön artık geceler zehir olmasın bana...


Çığlıklarımı kimse duymuyor
Duvarlar suskun
Masamızdaki çiçekler bile solgun
Sen gittin gideli bu ev tuzla buz
Matem rüzgarları esiyor
sensiz geceler zindan oldu,
Ateş oldu, kor oldu...


Bak radyoda şarkımız çalıyor
Bizi söylüyor aşkımızı haykırıyor
Ne olur dön artık yüreğim kanıyor
Sensiz geçen her gün bu can ölüyor
Kahroluyor geceler zindan oluyor bana...


Bilmiyorum belki de kaderimiz buydu sevgili
İsyanım ne sana ne de Yaradan'a
Bu zavallı kalbim bir seni sevdi
Bir sen daha yoksun bu dünyada
Verin bana o lanet katran geceleri
Üzerime çekeyim o zindan zifiri karanlığı
Issız geceler haram olmuş bana
Haram olmuş
Haram....

Şiir ve seslendirme: Polat Tek
?.?.2012
...



Yıllar yılı bekledim bir gün ararsın diye,
Ne verdiğin sözleri, ne adını unuttum.
Bir kez daha uğradım gittiğimiz vadiye,
Ne aldığım buseyi, ne tadını unuttum.

Sabır ekmeğim aşım, katığım oldu yaşım,
Unutamam ki seni her bir yanda anılar.
Aşkını gerçek sanan aptal, akılsız başım,
Deli divane olup acı acı iniler.

Hani! Bu aşk sonsuzdu, sonsuza giden oldun,
Aşkınla yanan gönlüm sensiz kaldı güzelim.
Hani! Yemin etmiştik yemini biten oldun,
Vefasız aşkın beni yere çaldı güzelim.

Gezip durdum sahili, dalgaları dinledim,
Aşkımızın şahidi o bahçede oturdum.
Bu aşkta vuslat yokmuş, ah edipte inledim.
Hayalin görür gibi, engine bakıp durdum.

Ne çok dilek tutardık, yıldızlara bakarak,
Benim kaderim sendin, kaç kez söyledim sana.
Yaslandığın göğsümü nefesinle yakarak,
Ay ışığı altında yemin etmiştin bana.

Neler aldı götürdü sensiz geçen yıllarım,
Gezgin bir derviş gibi yolu yola eklerim.
Bu aşkın çilesinde ah! Etse de dillerim,
Gönül bağımda açan güz gülünü beklerim.


Mehmet Macit
13.02.2014
Samsun

...
İSKENDERUN’A YELKEN AÇIYOR


Geçen yıl ilki Mersin’de düzenlenen Şairtürk Mustafa’nın Gemisi Şiir ve dostluk Etkinliğinin bu yıl da İskenderun’da yapılması Şairtürk Mayıs toplantısında dile gelmişti. İskenderun Şairtürk gurubu teklifi memnuniyetle kabul etmiş 6 Eylül tarihini belirlemişti…
Bizler de dostlarla birlikte keyifli bir yolculuk güzel bir etkinlik yapmanın heyecanını sizlerle paylaşıyoruz.

Bütün Şairtürk dostlarını 6 Eylül’de İskenderun’a bekliyoruz.
Mustafa’nın Gemisine Arsuz’da binilecektir. Konacık Koyunda etkinlik yapılacaktır. Kahvaltı ve ve öğle yemeği dahil Katılım bedeli kişi başına 50 tl’dir

Önceden gelmek isteyen etkinlik sonrası konaklamak isteyenler için yer ayarlanacaktır.Kalanlarla ilgili düzenlenecek etkinlikler bilahere belirlenecektir.
süprizlerle dolu bir güne hepinizi bekliyoruz
Şairtürk İskenderun ekibi...

Arsuz İskenderun'a 30 km mesafede turistik küçük bir ilçemizdir.Marmaris'in İskenderun Şubesi diyebiliriz.Denizi çok güzeldir.Birkaç günlüğüne konaklamak isteyen arkadaşlar için normal oteller olduğu gibi apart oteller de mevcuttur.Rezervasyonlar yaptırılabilinir.Yaylada kalmak isteyenler için yayla konaklaması da mümkündür.Ayrıca sınırsız sayıda dostları hanemizde misafir de edebiliriz.

Eğer deniz keyfi yapmak istiyorsanız Hotel Hatemo'dan günlük 30
tl'ye yararlanabilirsiniz.Otelin havuzu da vardır.İster havuz,ister Deniz keyfi tercih sizin.İsterseniz aynı otelin apart bölümü de vardır.


En geç Saat 10:00’da Arsuz Köprüsünde olunacak şekilde tüm Şairtürk şiirseverleri bekleniyorsunuz.



TERTİP KOMİTESİ
------------------
Adem YALDIZ
Fuat İNAN
Tanzer CEREB
İzzettin AKYAPI
Ali ASAFOĞULLARI
Mehmet KAHRAMANOĞULLARI


KATILIMCILAR
------------------------
Dursun Demiray
Mehmet Nalbant ve Eşi
Doğan Bilge
Ahmet Saygı
Yıldıray coşkun
Erdal Sonuç
Aysel Tezel
Selda Yılmaz
Nuray Çakmak
Kenan Erçetin
Sibel Kılıç ve 3 kişi
Remziye Çelik
Deniznas (Nazlıcan)
Mustafa Doğan
Sonay Arıdıcı
Ali ASAFOĞULLARI ve Eşi
Ünata Akkoyunlu
Hürbilek Akkoyunlu
Kanber
Sezin Pınar
Nermin Karadeniz
Mehmet Çelik-İskenderun
Seher YILDIZ
İnci Eskicuma
Faruk Efe
Hasan (Kurbaprenzz)
Arif Hikmet Yanmaz
Nilgün Öztürk
Fuat İnan
Adem Yaldız (Eşi)
İzzettin Akyapı
Ayselcan ( Bir misafir)
Osman TEKERCİ
Özgür SARAÇ
Gülden TAŞ
Fevzi DAŞKIN
Kürşat TAŞDEMİR



...
Arayıpta sorma yorulma boşa
Acıyıp bakmadın akan şu yaşa
Çevirip yolumu sürdün yokuşa
İstemem başına çal bu sevdanı,

Kalmam sen gidince öksüz ve yetim
Al götür hep sende kalsın hasretim
Nasılsa bitecek hayat nöbetim
İstemem başına çal bu sevdanı,

Sen'ki hergün beni çarmıha gerdin
Çok çile çektirdin,hep acı verdin
Ne bağıma girdin ne gülüm derdin
İstemem başına çal bu sevdanı,

Sevda çilesini vurdun sırtıma
Hiç uymadın birkez benim şartıma
Gelip oturmadın gönül tahtıma
İstemem başına çal bu sevdanı,

Yalan derim sürdüm dersem sefayı
Görmedim ben sende ahde vefayı
DURAK çekti daim türlü cefayı
İstemem başına çal bu sevdanı,

Durak YİĞİT ((BATU_41))
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
http://www.youtube.com/watch?v=MhFo9ID8GCU
...
Derin bir sessizlik izni veriyorum bu gece ruhuma
Aklımın nöbetlerine pranga vuruyorum
Düşünmek yok
Hissetmek yok
Sevmek...
Sevmek gönül işi arkadaş
Ruha da akla da yetişemez bu yarışlarda.
O sadece uzağında kalır çemberin
Çember döner durur da,
İnsan sever durur.
...

Aydınlanmadı hiç zifir tarafım
Çektiğin her hüznün gizi dediler
Gönül kurak sahra onsuz arafım
Yüreğinde ince sızı dediler

Taş olmuş zalim yok ahde vefası
Figan taşımakla bitmez cefası
Zikirsiz zanneder zevki sefası
O bozuk akort un sazı dediler

Gurbet gözün çıksın dünya oldu dar
İpek saçlarımda kalkmadı ki kar
Aşk gülistan olmuş benden gül arar
O yalan mevsimin yazı dediler

Sözlü dudağımı büküp içimden
Kırılan her şeyi söküp içimden
Gidiyorum sırı döküp içimden
Âşık usandıran nazı dediler

Buram buram sıla tüter başımda
Tat değil tuz değil zehir aşımda
Derbeder ettiler gençlik yaşımda
Çoğu zarar, karar azı dediler



Çiğdem Çimen

...


Şu baktığım resimden kalan üç beş kelime
Bir kaç eski hatıra heybemizde ne varsa
Ne zaman kalem alsam şu titreyen elime
Gerisi boş hikâye kalanını yazarsa

Ne söyleyeyim bilmem hatırımda bir şey yok
Uyudum masallarla dünya denen beşikte
Çok çabuk geçti zaman satırımda bir şey yok
Bilmem neyi beklerim geçmek için eşikte

Sadece ince çizgi malumun ilâmı bu
Bir adım sonrasında belki bitecek hayat
Nasıl ne zaman gelir kimlerin selamı bu
Girer koluma o gün başlar meçhul seyahat

Hangi uzun gecenin mateminde saklıyım
Başımda kimler bekler kimler yolcular beni
Hangi dudakta adım kimlere yasaklıyım
Hangi durakta bilmem bekler kolcular beni

Bu dünyaya çiviyi çaktığımı sanmışım
Yörüngesinden çıkan dünya değilmiş meğer
Anlamadım bir türlü ben kimlere kanmışım
Sonumuz hayra çıkmaz böyle gidersem eğer…

Kurtbey / istanbul

2/23/2014 2:29:51 PM

...





Kısacık bir ömür, uzayan yollar;
Vuslat yollarında nice tuzaklar.
Sana uzanacak sandığın kollar,
Gel gör ki yanından çok çok uzaklar.

Yutmaya açıktır her balık ağzı,
Elini kaptırsan, vücudun gider.
Karşı hamle göster sen bâzı bâzı,
Bilsen dost bildiğin sana ne eder...

Hayat cilveleri mertliği bozar,
Bir gün çelme takar hiç ummadığın.
Düşme burun üstü, kalksan ne yazar;
Tedbir al yanmasın ormanın, bağın.

Zaman artık böyle, körükleyen ne?
Ahlâkı bozanlar önde koşuyor.
Silahı zalimin verme eline,
Seni öldürüyor, kendi yaşıyor.

Medeniyet cife, insan muhteris,
Bu koşu, koskoca dünyayı yorar.
Sonsuz karmaşada nerde kerteriz?
Allah bu hesabı sizlerden sorar.

Hızlı akışların sonu sel olur,
Bozar yeryüzünü, kolay durulmaz.
"Hep bana" dediğin bir gün yel olur;
Karun'a kalmayan sana da kalmaz...

25.07.2014 Fatih-İST.



Enver Özçağlayan



...
Ey şanlı yiğit bilirim korkmazsın
Cesaret sana dededen kalma asalet
Hadi git yolun uzun kalma geride
Hain düşman beklemekte senide

Koşun yiğitler, cepheye koşun
Zinciri kopmuş düşmana koşun
Hadi durmayın, hedefe koşun
Sancağı dikecek menzile koşun

Elbet yarınlar sizin olacak sizin
Düşman kudursada zafer sizin
Pes etme yiğidim bu toprak sizin
Ufukta bekleyen aydınlık sizin

Hainler bilmez vatan kıymeti
Sakın meyletme küfür milleti
Bastığın toprağın sanma milleti
Satılmış bir kere kalleş milleti

Yiğidim bilesin yolun hak yolu
Hüsrana götürür dalalet yolu
Hakkın emridir adalet yolu
Yürüdüğün yol hakikat yolu

...



Geçmiş sayfaları açtığımda her mevsimden bir rüzgar vardı ,kimi acı soğukların içerisinde bitkin ve halsiz bırakırken kimide ılık bir müzik gibi aktı,ertelemiş olduğum bir dolu dosyalar yazılarıma baktım,içinde sararmaya yüz tutmuş resimler gülücüklerimiz saklıydı,yavrularım her şeyimdi,

onlara bu tempo içerisinde ihmal etmiştim, ilk işim onları aramak oldu ,onlar benden dahada dirayetli çıktılar bana moral veren sesleri olmasa idi şimdi hayatta olmam imkansızdı

İyiki yalnız değildim,iyiki onlar vardı hiç bir şey çiçek böcek şimdi moda olan bir dolu evde beslenilen hayvanlar onların yerini dolduramazdı,hayır ben sadece onların resimlerini tutuyordum evimde başka bir şeye sarılmayacaktım,bahçeme aldığım kulube yaptırdığım kedi bile huzursuzlaşınca onu serbest bıraktım demekki herkes özgürlüğünü istiyordu yalnız yaşa diye zorlayamazdım

Bir ara kendimi yok etmeliyim diye avuçlarıma aldığım rengarenk haplar aklıma annemin çok eski sözlerini bağırdı ,ve el kaslarım gevşeyerek hepsi halıya yuvarlandı,işler yolundaydı şimdi beklediğim melek anne dostu her şeyi yoluna koymuş işler toparlanmıştı dediğimi yapacak işleri devredek evlerden bir kaçını satarak yurt dışı olmasada sakin bir yerlere doğru ruhumu dilediğim rüzgarlara savuracaktım

Meraklı olmak kötü bir şeydi galiba şimdi yerde yuvarlanmış diz kapaklarım kan içerisinde toz dumana batmış bana uzatılan limon kolanyası ve su ile ayılmaya çalışıyordum,büyükçe bir kalas beni öldürebilirdi,şans eseri biraz öteme düştü,ölmeyimi istiyordun işte ölüm diyordu hayat ,ne basit şeydi ölüm anlık ve saniyelik hiç aklında olmadığı bir an gözlerimi bir kaç kere açarak kapadım ve ben ben ben diyebildim konuşamıyordum galiba büyük bir şok geçiriyordum



HER MEVSİMDEN BİR RÜZGAR

Uzaklardan kalkıp gelen rüzgarlar bir dolu iklimdendi

sayfaları yavaş yavaş açtığımda

bazen üşüdüm bazende sıcacık bir rüzgarın taşıdığı müzik coşkusuna savruldum

fırtınalar kasırgalar vardı denizlerimin ortasında

kaçmak istiyordum bazen farketmez bir ölüm veya bir deniz kıyısına

işte derin bir uykuda kaybolmak sessiz atan nabızların zoraki atışında

bazen rüyalarıma dolanan soğuk siyah parmaklar zayıf kalp atışlarında

baygınım biliyorum açamıyorum gözlerimi

başımda sarılı bir yemeni örgülü saçlarımı seyrediyorum şimdi

niye mi

bir ses var hemde tanıdık

ne oldu size diye düşmüş başımdan biri tutarken çenemi

sessiz olmayı boşluğa bakmanın vaktimi

hayır hayır uyanmalıyım şimdi

kalkamıyorum canavar rüzgarlar kaptı bedenimi

yuvarlanıyorum kumların üzerinde midye kolyemi tekrar takıyor biri

kötü büyüler dağılırken etrafımda

ya o şarkı ötelerden akarken

kutsal bir pınardan fışkırdı sanki
.


HER İKLİMDEN BİR RÜZGAR
TUTMUŞ KOLARIMDAN KASIRGALAR
TAM ÖLDÜRECEK
KARANLIK DENİZLERİN ORTASINDA BİR MELEK BENİ YAKALAR


MİRAY HANIM






...
Sana baktığımda
Göz bebeğimden içeri giriyordun,
Beynimi deşip kalbime akıyordun
Soğuğa karşı kalbimi sardın,
Sıcakta serinlettin bir yudum aşkla
Sevmediğim ne varsa âşık ettin,
Huyun gibi, ah o pis huyun
Ah o düşman başına tavrın...

Görünmezken aydınlıkta,
Biz karanlıkta birbirimizi parlattık
Bom dedik patladık, ah dedik ağladık
Hıa dedik güldük, hay dedik sövdük
Kolay olabilir miydi?
Uzun olabilir miydi?
Bilmem kaç ay silip atabilmek için?
Bir eylem gerekti unutulmak, unutmak için.

Ben gerçekleştirdim, unutturdum kendimi,
İğrendirdim kendimden
Var gibi gösterdim olmayan şeyi
Rahatlattım seni, hep dik kafalılığımdan işte
Bir insan beni senden daha iyi tanıyamaz
Biliyorsun işte, sıra senin sevdam..

Sami Arlan..

...

Bahtiyar değilim mesut değilim;
Zerrene muhtacım anlarsan eğer…
Yaşamak sırf nefes alıp vermektir;
Taşınan canımda sen yoksan eğer…

Nerede merhamet nerde insanlık;
Vur emri vermesi sende bir anlık;
Yüreğim cehennem kadar karanlık;
Şu gönül hanımda sen yoksan eğer…

Tasa mı efkâr mı kahır mı bilmem;
Sensiz aksın varsın yaşımı silmem;
Bırak kahkahayı bir kere gülmem;
En mutlu anımda sen yoksan eğer…

Bedenim beyhude adımlar atsın;
Varsın çektiğime bin çile katsın;
Nefes yere batsın yol yere batsın;
Yürürken yanımda sen yoksan eğer…

Akıl hanem Bakırköy’e atılsın;
Emir eyle bu şehirden gidilsin;
Vur sinemiz delik deşik edilsin;
Boşalan kanımda sen yoksan eğer…

Ali ALTINLI – 01/09/2014
Saat: 00:18

...
NESİNİ SEVDİM
Gurbetten gelmez hiç haberin
Gözlerimde yazdan kalma hayalin
Sılayı özledim seni özledim
Ben bu güzelin nesini sevdim.

Gözlerine baktım nurdu aydı
Işıtır sandım içim yandı
Senelerce benim sandım
Ben bu güzelin nesini sevdim.

Memleketine bakdım yemyeşildi
Ne,de güzeldi gülen gözleri
Bekledim gelmezdi hiç haberi
Ben bu güzelin nesini sevdim.

Bir özlem var eski yıllardan
Cok sorular var yüreğime saplanan
Neydi beni sana bağlayan
Ben bu güzelin nesini sevdim.
Arif Hikmet yanmaz.

...




Gitme kır çiçeği
gitme yaban ellere
vururlar seni
kırarlar can filizini

kanma süslü maskesine uzakların
ufuklarda arama gönül payeni
şarkın çocuğusun sen unuttunmu
güneşler doğurdu seni


Gitme kır çiçeği
özgürlüğünden ederler seni
mavilerini perdelerler
medeniyet kisvesinde şaklabanlar
yırtarlar bulutlardan yorganlarını
saçlarından yağmurları çalarlar
nefs odalarında kilitlerler seni

yüzünü sever okşar
ayaklar altında ezerler seni
kanma yapay ışıklarına yalancı gecelerin
yabancı zerreler dökerler tenin üstüne
günaha kul ederler seni
etme şikayet topuklarına değen çamurdan
toprağın gitme yalvarışıdır paçalarında tutuşan
dağların çocuğusun sen unuttunmu
yamaçlar okşamıştı dizlerini


Gitme kır çiçeği
keyfe keder meyler dökme dudaklarına
kan doğranmış ekmeklerden çek ellerini
şarapnel parçalarında can veren çocukları düşün
düşün ki kaç annenin ellerinde hala sıcak kan izleri
ve günahsız ölümü bekleyen
kaç masum cenin var rahimlerde
kaç baba sigara dumanında saklar ağıtlarını
at ellerinden kırmızı bezeli kutuları
hadi çok bekleme
tam zamanı şimdi

çok susadıysan eğer
al alnım terimden kana kana iç
soğuk şükürler dök sinene
nasırlıdır helalin elleri bilirsin
patikaların çocuğusun sen unuttunmu
topraklar doyurmuştu seni


Gitme kır çiçeği
ezan makamına hasret ederler seni
eliflerini darağacına çekerler
hazan düşürürler ömrün baharına
haram çukurlarında mimlerler seni

bağlamanın tellerinden koparırlar yüreğini
hoyrat ıslıklarda yıkarlar gönül haneni
boğazında yarım kalır hıçkırıklar
ağlayamazsın
sen garipler çocuğusun unuttunmu
’Muhammed’(s.a.v) gözyaşlarıyla korumuştu seni...

Gitme kır çiçeği
sayki bu bir gönül niyazıydı
döktüm avuçlarına
şimdi gel etme
ne olur
gitme kır çiçeği...


Muharrem Küçük

...

Bu fasıl seninle nasıl geçecek
Nasıl biter ömür derdine yandım
Ne vardı gelip te beni seçecek
Anlamam neyime vurulup kandın

Bir geldin pir geldin girdin içime
Başımı taşlara vurayım diye
Sokarak sonunda elli biçime
Paketi süsleyip aldın hediye

Oturup kalkamam senin yüzünden
On parmak marifet çalışır durur
Vaz geçtim neşeden çıkmam hüzünden
Sanki damarımda kanım kudurur

Doktorlar çareni bulamadılar
Neşter desem yetmez öyle azıttın
Çiçek bile olsan sulamadılar
Yoldum saçlarımı tel tel kazıttın

Kiracı sanmıştım işgalci oldun
Sende mi bende mi kimin di kusur
Biraz bağırınca sarardın soldun
Yeter artık çek git bit artık basur...

Niyazi TUNCER / kurtbey / İSTANBUL

6/13/2009 12:36:31 AM

...
YOĞUN İSTEK ÜZERİNE ,EKLEMELERLE TEKRAR ASIYORUM
HAKİKİ DOSTLARA CANDAN TEŞEKKÜRLER
(verdikleri 1 ve 2 puanlarla sözlerimi bir kez daha tasdikleyen,yani kalitenin tesadüf olmadığını kanıtlayan çok değerli ! dostlarıma ! teşekkürü borç bilirim )

kalite tesadüf değildir

KALİTE TESADÜF DEĞİLDİR
HERKES,KENDİNE YAKIŞANI YAPAR

KUL HAKKINA GİRER ,ŞEREFSİZLİK EDER
CENNETİ TEPİP,CEHENNEM ATEŞİNİ SEÇER
ŞEYTAN ŞEYTANLIĞINI,MELEK MELEKLİĞİNİ
ŞEREFSİZLER DE HER ZAMAN ŞEREFSİZLİĞİNİ YAPAR

KENDİNE ETTİRİR BUNCA LANET,BEDDUA
GERÇEKLERİ ANLARSIN,ÇIKINCA ALLAH'IN HUZURUNA
YAZ Bİ KENARA UNUTMA
GELİNCE ANLARSIN BELALAR BAŞINA

BİR TÜRLÜ AKILLANMAZ
LAFTAN SÖZDEN ANLAMAZ
KANINA İŞLEMİŞ
ŞEREFSİZLİK ETMEDEN DURAMAZ

FAKAT UNUTMA SAKIN
YAPTIKLARIN YANINA KALMAZ
TUTARSA BEDDUALAR
SENİ KİMSE KURTARAMAZ

BAĞLANMIŞSA BASİRETİ
KAPANMIŞSA KALP GÖZÜ
SÖYLEYECEK ÇOK ŞEY YOK
CEHENNEMDİR GİDECEĞİN YER ,SÖZÜN ÖZÜ

SANA GÖZ YUMANIN DA AYNIDIR SONU
GEMİNDE AÇTIĞI DELİKLE GETİRİR SENİNDE SONUNU
VESİLE OLMAYA DEVAM EDERSEN ŞEREFSİZLERE
BİLGE SANMA KENDİNİ,DÜŞERSİN SENDE YERLERE

DOĞAN GİBİ YÜKSEKLERDE SÜZÜLÜRSÜN
AT, KANINI EMEN ŞEREFSİZLERİ,YOKSA ÜZÜLÜRSÜN
GEZERKEN BAŞIN DİK ZİRVELER DE
BESLEDİĞİN KARGALARLA BERABER ,ÇÖPLÜĞE GÖMÜLÜRSÜN


KALİTE TESADÜF DEĞİLDİR
HERKES,KENDİNE YAKIŞANI YAPAR
İNAN Kİ BU SÜLÜKLER ACIMAZ,
MENFAATI İÇİN SENİDE SATAR
KALİTE TESADÜF DEĞİLDİR
HERKES,KENDİNE YAKIŞANI YAPAR

MARİFET SANIP TA YAPTIKLARINI
ALKIŞ MI BEKLİYORSUN ŞEREFSİZLİĞİNE
SONUNDA HÜSRAN VE ÜZÜNTÜYLE
DÖNECEKSİN HAK ETTİĞİN ÇÖPLÜĞÜNE

EDEN BULUR
ÇEKTİREN ÇEKER
ALKIŞLAR YERİNE
SURATINA TÜKÜRÜRLER


BİR GÜN SANA DÖNER
ELBET ATTIĞIN OKLAR
KALİTE TESADÜF DEĞİLDİR
HERKES,KENDİNE YAKIŞANI YAPAR


MUZAFFER KULA (ŞİİRİSTAN1)

...
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi

Aynadaki yüzler
hiç mi tanıdık değildir insana.
hiç mi anımsatmaz kendi çizgilerini...





Beyhude bir geleceğe
gözüm kapalı sereserpe yürüyorum.
Her geçen gün artan nöbetler içinde...


Saniyelere özlem bir yelkovan...
Yelkovana hasret
Ateş ortasında kalmış bi akrebin izindeyim anbean...
Geçmiyor işte
sensiz,
bu dilsiz zaman...
hep aynı nakaratta tekerrür ediyor acılarımı ve
açlığımın en iştahlı eylemi oluyor sevgiye dair..

Gece çökünce sol yanıma
Durgun sularına aldandığım Karadeniz’im...
Çaresizliğime en soğuk mevsim...
Erzurum’a İzmir sıcaklığıyla bakan
gözlerim oluyorsun
Sonra sen oluyorum...
Ben oluyorum...
Olmuyor.
yine
Eritemiyorum
kar kaplamış dağlardaki buzulları...
Çığ düşüyor aklımın ahşap odalarına...
üşüyorum.
donuyorum.
Yıkılıyorum
Kaybediyorum...

Kaybediyorum,çünkü sen benim
en şiddetli savaşlarımda savunmasız kalmış
en çaresiz cephem...
Sen benim;
Kırık dökük bir sandalda parçalanmış
kolsuz bacaksız ve zayıf düşmüş
sarhoş bedenimdin
Taarruza geçemediğim...
Sınırlarımı aşıp bir türlü kurtulamadığım,
yaralı ve düşman eline esir düşmüş
gururlu yanımdın.


Ben.
Sende var olma mücadelesi veren adam...
Ben sende ;
ameliyat masasındaki umutsuz bir kalp hastasının
kapı önü bekleyen çaresiz babasıydım...
Hep acı haberle kestin umudumu şah damarından.

Şimdi çek fişi öyleyse...
Umut yok dedin...

Sana bağlı,yatalak bir hayatı istemiyorum...
Aklım yerinden oynadı...
Ümidim..
Kalmadı artık !



- Bazıları gidişi başlangıç sanır kendine...
Ama onlar
Asla bilemeyecekler,
neleri bitirdiler,gittikleri yerde...


...
Şu kalp neler çekti senin elinden
Sen dert ektiğin gün soldum sayende
Bu can huzur bulmaz sivri dilinden
Resti çektiğin gün bildim sayende...


Sonbaharım oldun sarardı içim
Sen gittin gideli karardı içim
O mutlu günleri arardı içim
Akan gözyaşımı sildim sayende...


Yeşermez umutlar intizar günler
Güldürmedin yüzüm hicranlı dünler
Olmaz olsun bu aşk yaktı hüzünler
Kurudu dallarım soldum sayende...


Ben de biraz mutlu olayım dedim
Yanında bir ömür kalayım dedim
Pembe hayallere dalayım dedim
Onulmaz yarayla doldum sayende...


Gizliden nankörlük varmış kanında
Ölmeden mezarı buldum yanında
Bir sen vurdun hain, ''kalp'' sapanında
Azrail gelmeden öldüm sayende...

Polat Tek
31.08.2014
...
Gelme Düşlerime

Bu sana son şiirim olacak
Birazdan düşeceksin kanatlarımdan
Yalan yanından esen rüzgârlar
Dolaşır oldu yüzümde
Artık silmelisin rüyalarından

Kavrulmuş çöller çarparken dudaklarıma
Hani aşk iki kişilikti
Hani gökkuşağının
En güzel tonlarıyla tutunacaktık kimliğimize
Biz olacaktık
Masalın tam ortasında
Yalnızdım her şeyde olduğu gibi
Çaresiz yapayalnız
İkimizin yerine de sevmeye çalıştım
Ne zaman sevildiğimi sandıysam, yanıldım,,,,
Bıkmadan her gece aynı rüyaya daldım
Benim olmadığını bile bile aldandım...

Yanılgılar içerisinde yangınına yürüdüm
Bilemedin
Bir yürek nasıl örselenmez
Bir mutluluk nasıl muhabbetle süslenir

Sandım ki karanlık gecelerime ışık
Üşüyen yüreğime güneş olursun
Hep ayazlarda bıraktın..
Kimliksiz fırtınalarda savruldum...
Gözümdeki yaş kirpiklerimden süzülürken,
Küskünlüğüm yalnızca kendime
İstemiyorum artık
Düştün gözlerimden
Gelme düşlerime
Selda YILMAZ

...


Bir ev vardı uzakta çatısı akıtmayan
Dışı mavi boyalı
Bahçe içinde duvarlarla çevrili
Bol meyve ağaçlarının olduğu
Güzel bir bahçe
Ve bir ev vardı içinde
Dışı mavi boyalı
Kapısı ne gümüş
Nede altın oymalı

Bir ev vardı uzağımda kalan
Dört odalı
Odaları sıcak, çocuklar uyuyordu
Rüyaları pembe boyalı

O evde
Çocuklar uyuyordu
Yanakları kan kırmızı
Gülüşleri parlak kıskandıran yıldızı
Düşleri okunaklı
Rüyaları masum
Kan kırmızı
Elma yanaklı

Bir ev vardı uzaklar da çok uzak mesafede
Duvarları beyaz yürekleri ısıtan
Aynalarından
Yıldızları yansıtan

Yıldızlar girerdi küçücük penceresinden
Bir ev vardı uzaklarda
Ay bakardı üstünden
Bir ev vardı bahçeli
Bahçeleri meyvalı
Bir ev vardı uzakta
Dışı mavi boyalı...

Bir ev kaldı uzakta
Yağmurlarında toprak kokan zamanda
İlkbaharı bahar olan
Baharı hayatı hatırlatan
Bir tek soluk resimde
Koca ömrü anlatan
Bir ev vardı uzakta
Hatıralarla dolan

Bir ben kaldı o evde tam içinde yaşayan
Uzaklardan bu güne
Özlemleri taşıyan

Bir ev kaldı içimde dışı mavi boyalı
Her odasında çocuk
Bir ev vardı
Kapısı sevgiyle
Nakış nakış oyalı....


Niyazi TUNCER / Kurtbey /İSTANBUL
9/2/2008 4:11:09 PM

...

Giderken bastığın topraklarımda;
Ne gül biter inan nede bir lale…
Gülmeyi unutmuş yanaklarımda;
Yine bana kaldı büyük ihale…

Yağmurla yarışır oldu gözyaşı;
Hasretin çaresiz bir çıbanbaşı;
Gündüzler paydosum gece işbaşı;
Yine bana kaldı büyük ihale…

Bir sözün uğrana yaktıklarımı;
Unuttum ardından baktıklarımı;
Hikâye sandılar çektiklerimi;
Yine bana kaldı büyük ihale…

Dudaklar kadehle ederken yarış;
Bozuldu vuslatla yaptığım barış;
Neş’e uzaklarda hüsran bir karış;
Yine bana kaldı büyük ihale…

Son arzum emelim son istek gibi;
Dilimde saklanan son dilek gibi;
Atmayı unutmuş bir yürek gibi;
Yine bana kaldı büyük ihale…

El ele dolaştık dert hanelerde;
Çok büyük devirdik meyhanelerde;
Kimsesiz tek şeker çayhanelerde;
Yine bana kaldı büyük ihale…

Ali ALTINLI – 31/08/2014
Saat: 17:27

...
Dünyaya teşrif için Hakk’tan gelince izin
Açıldı perdeleri sırlı âlemin, gizin...

Etrafım insan dolu henüz "acemi er"dim
Gözyaşları içinde ilk tekmilimi verdim.

Çok geçmeden aldılar anamın kucağından
İç çektim, medet umdum tandırın sıcağından.

Aylardan Şubat ayı, hava ayazdı, güzdü
Benden güçlü bağıran horoz, bir de öküzdü.

Hakkını yemeyelim gece uluyan kurtun
Nüfusu bir artmıştı doğduğumda Bayburt’un.

Görkemli kalesiydi tek ziyneti, takısı
Hâlâ burnumda tüter taze tezek kokusu.

Tipik bir yöresidir bizi biz yapan ruhun
Taa uzaktan duyulur yanık sesi Çoruh’un.

İkinci varisiyken ailemizde tahtın
Somurtan surat gördüm; dediler "işte bahtın!"

Bir baktı ki yüzüme sanırsın ki düşmandım
Daha üç gün geçmeden doğduğuma pişmandım.

Bir el tanıştırırken höllük ile hissizce
Fısıldadı bir melek kulağıma sessizce;

*
"Dünya dedikleri yer iki kapılı handır"
Her beşer hakikatte bir tüccar, bezirgândır!

En değerli üç şey var; sağlık, zaman ve îman
Allah’tır tek sığınak, O’dur güvenli liman.

Yarına olmaz güman; sayılıdır nefesin
Can denen tende kuştur; kilidi yok kafesin.

Güzel hasletle süsle gönül denen yapını
Davetsiz bir misafir çalar er geç kapını.

Sakın ola değmesin haram lokmaya elin
Ardına düş ilimin, güzel, salih amelin.

Alay eden olsa da sen hayrı tavsiye et!
Unutma! Aslolan şey; Hakk’ka sadakat, niyet!

Önceden belli değil varılacak yeriniz
Bunu tayin edecek kâr - zarar defteriniz.

Menzile giden yolda çok engeller çıkacak
Şeytan denen bir zalim seni sık sık yıkacak.

Sakın ola pes etme! Deme ki "kaçtı tren"
Bin kez yere düşsen de, ayağa kalk ve diren!

Akleden yüz çevirmez Yaradan, İlâh’ından
Kurşun atar şeytana irâde silahından.

Hani olur ya, birgün, günah dolarsa heyben
Yetişsin imdâdına gözde yaş ile tövben.

Nedâmet içten ise ve pişmanlık sahiden
Ümit kesmek günahtır Rahmet-i İlâhî’den.

*
Gözlerim yarı açık ilk dersimi almıştım
Az sonra herkes gitmiş, yapayalnız kalmıştım.

Anam ya tarladaydı ya da evin işinde
Yorgunluk saklı idi zoraki gülüşünde.

Az mı çekti garibim kayınvalidesinden
Bolca nasipdâr oldu feleğin sillesinden.

Yavrusunu koklamak özel izne tabiydi
Allah rahmet eylesin, ninem çok asabiydi.

Zulmün adı anane, gelenekti, töreydi
Kurban olduğum sılam geri kalmış yöreydi.

Gelecekten ümit yok, fakirlik diz boyuydu
Talihimin karası koyudan da koyuydu.

Doğar doğmaz takılıp paslı hayat çarkına
Beş yıl geçirdim böyle varamadan farkına.

Muhtemelen yayılmış süratle dilden dile
"Müjde" denilen haber duyuldu köyde bile;

"Taşı toprağı altın" denince İstanbul’un
Ardına dek açıldı bâbı gurbet yolunun.

Satıp tarlayı, evi kelepir fiyatına
Sözde "elveda" dedik sefâlet hayatına...

*
Tren sanki gitmiyor, âdeta kaçıyordu
Görünmez bir el bize yolları açıyordu.

Bir öğlen sıcağında yorgun varınca gara
Hayretlere düşürdü gördüğümüz manzara.

İnat edip de şayet tutmasaydım elinden
Ezilir, kaçamazdım, akan insan selinden.

Belli ki tüm işlemler halledilmişti baştan
Ahşap bir ev almıştık İstanbul Beşiktaş’tan.

Semt değil bir efsane, futbolda bir isimdi
Duvarımı süsleyen, gurur veren resimdi.

Boynu bükük kalsa da çok kez seyircisinin
En eski takımıydı dünyanın incisinin.

Yaza güneş yakışır, zemherî, ayaza kar
Sağlıklı vücutta kan siyah ve beyaz akar!

İstemeden son verip haklı methiyemize
Devam edelim dostlar hayat hikâyemize;

Babamdı, zaruretten şehire ilk alışan
Onbeş nüfus içinde tek iş bulan, çalışan.

İnşaatta kalfaydı, gayreti çoktu ama
Sökük fazla olunca kapatmıyordu yama.

Bir kaynana dört gelin ve daracık bir alan
Kavga yoktu desem de, herkes bilir ki yalan.

Alnımızın akıyla çıksak da her "savaş"tan
Çok geçmeden sürüldük, ayrıldık Beşiktaş’tan.

*
Hafızamda dün gibi kirada geçen günler
Izdırap ile dolu hüzün veren sürgünler...

Ucuza arsa bulup varoşlarında kentin
Bir gecekondu yaptık, sakini olduk semtin.

Artık yuvamız vardı; sadece bize ait
Yoksul lâkin mutluyduk; Yaradan buna şahit.

Daha sekiz yaşımda öğrendim tersi, düzü
Pek içten gülmüyordu henüz bahtımın yüzü.

Ülkemin de durumu bizden iyi değildi
İMeFe’ye boynumuz o günlerde eğildi.

Musluklar "tıs"ladıkca su taşırdık çeşmeden
Kolay mıydı getirmek hiç çamura düşmeden.

Çok şey karaborsaydı; çay, şeker, aygaz tüpü
Milletçe kuyruktaydık, milletçe sinir küpü.

Yağ çekerdik bakkala, iki kalıp yağ için
Mukadderat sanırdık; sormazdık neden, niçin?

Tek derdim derslerimdi, Futbol ise tek hobim
Dört kardeştik "önceden", biri kız, biri abim.

Yüzünü görmesem de, geçmek olmaz anmadan
Bir abim vefat etmiş henüz isim konmadan.

Şüphe etmem kaderden, sormam "onun işi mi?"
Bu yıl toprağa verdim kalan üç kardeşimi.

Kanatmamak adına yüreğin yarasını
Hızlı adımlar ile geçelim burasını...

*
Birgün baktım babamın başı öne eğilmiş
Dedi "evlat İstanbul meğer cennet değilmiş."

Çok geçmeden anladım hüznünün sebebini
Yuvamızı yaparken borç delmişti cebini.

Izdırap had safhada iş arayanlar çoktu
Yurt dışına gitmekten başka çaresi yoktu.

Vize çabuk çıkınca ne hayaller kurmuştuk
Ok atan çoktu lâkin, hedefi biz vurmuştuk.

Doldurup umutları eskice bir valize
Gözyaşları içinde veda etmişti bize.

Ayrılığın adresi Sirkeci´nin garıydı,
Trenden geri kalan bir hüzün rüzgârıydı.

Gurbetin manâsını ben o gün anlamıştım
Kimseye göstermeden, gizlice ağlamıştım.

Onu bizden ayıran aş-ekmek parasıydı
Yüreğimizi yakan bir hicrân yarasıydı.

O’na sürgündü hayat, bize zehirdi yemek
Demek böyleymiş meğer, ağlarken gülümsemek.

Üç beş kuruş artırıp hemen dönmekti gâye
Farklı bir şekil aldı bu hüzünlü hikâye;

*
Anam ve dört evlâdı; yarı tok yarı açtık
Henüz yaşımız küçük, henüz ona muhtaçtık.

Işığında ders yapar cimri gaz lambasının
Değerini bilirdik anamın çorbasının.

Ne kadere küs oldum, ne azmimi yitirdim
Bir kez olsun kalmadan liseyi de bitirdim.

Eskiden benim için yüksekokul masaldı
Oysa ilk imtihanda Fakültem Siyasal’dı.

Ailece çok çile, nice engel aşmıştık
Yetmişli senelerin sonuna yaklaşmıştık.

Nerden bilecektim ki sevinç kısa sürecek
Kader "imtihan" edip, yeni bir ağ örecek.

Kavgam var deyip biri, mevcut sistem, düzenle
Düşman etti herkesi birbirine özenle!

Darbeye sebep için kan akmalıydı, aktı
Akıllar esarette, kalpler kırgın, kuraktı.

Kardeş kardeşe düşman, öfkeliydi, âsiydi
Kahveler, gazeteler, giysiler siyasiydi.

Karşılığı kursundu barışa davetlerin
Failleri meçhuldü nice cinayetlerin.

Evlere hakim olan can korkusu, kederdi
On yaşında çocuklar mahallede "lider"di!

Sanıyorduk kaderdi; kanıksamıştık zirâ
Kanı kanla yıkardık; kapanmıyordu yara.

Ya sağcıydın ya solcu, ya dost idin ya düşman
O günlerde şeytandı doğduğuna tek pişman.

Yarana bastı isem, utanma, ağla Mamak!
Maziyi yâd ederken mümkün mü ağlamamak?

Hava puslu mu puslu, "kurşun"dan da ağırdı
Babam bilet gönderip Almanya’ya çağırdı.

Vedâ günü anama sıkı sıkı sarıldım
Sanırım o gün ilk kez talihime darıldım.

"Benim beklenen adam, yaraya derman hekim"
Diyerek başa geçti bir general "netekim".

Berlin’e vardığımda her yer bembeyaz kardı
Almanya büyük devlet, lâkin gönlüme dardı.

Bir tek hedefim vardı; sürgünü kısa tutmak!
Mahzun, garip gönlümü hayal kurup avutmak!

Yükleyip umudumu hayalimin hırsına
Üç ayımı harcadım yabancı dil kursuna.

Eksik fazla demeden Alman’ın akçesine
Çalıştım, katkı sundum aile bütçesine.

Daha on ay dolmadan alıp geçer puanı
Kazandım ilk hakkımda Üni’de imtihanı.

Gençlik şelâle gibi içimde coşuyordu
Akrep ile yelkovan ardımdan koşuyordu.

Futbol "kara sevda"mdı, belki de tek zaafım
Albümlerimi süsler yüzlerce fotoğrafım.

Beni sahada gören kartal konmuş sanırdı
Kuşlar kaleye baksa eminim kıskanırdı.

Forvetin şutlarını tam doksandan alırdım
Her uçuşta havada on dakika kalırdım.

Meğer o güzel günler yalancı bahardanmış
Az ötesi uçurum, yollar buzdan, kardanmış.

Bir trafik kazası bozdu tüm p(i)lanları
Simsiyaha boyadı anıları, anları.

Tiyatroda gibiydik; perde kapandı, indi...
"Sorumluluk" denen yük omuzlarima bindi.

Dindi gönül bahçemin coşkun akan deresi
Sıktı derdin, kederin can yakan cenderesi.

O gün gedik açıldı, tâkatimde, gücümde
Yarım kalan okulum bir uktedir içimde.

Zaman ne güzel doktor; Rabbim şifa verince
Sıla yolu gözüktü yaş kemale erince.

Gençliğini bırakıp Gurbetin kucağına
Döndü babam yeniden Vatana, ocağına...

*
Mevsimin yazı da var, günler uzun, ak ama
Yalnızlık sülük gibi yapışmıştı yakama.

Bir yaz günü sabahı güzel olunca hava
"Belki son fırsat" deyip çıktım zorlu bir ava.

Fazla vakit geçmeden keklik ovaya kondu
Yayım tek atımlıktı; bu ilkti ve de sondu.

Geç de olsa bulmuştum gönlümün perisini
Halden anlayın dostlar, sormayın gerisini.

O’dur ilham kaynağı her dizemin hecemin
Ay’ı O yıldızı O mehtabımın, gecemin.

Gündüzümün güneşi solar, üzülür O’nsuz
Bir sevdadır kalbimde; uçsuzbucaksız...Sonsuz.

O’dur rüyâma gelip kâbusları ağlatan
O’dur kör talihime kafa tutan kaş çatan.

Tebessümün anlamı gözlerinde saklıdır
Bir hata varsa, benim, O ise hep haklıdır.

Rabbim üç evlat verdi; Yusuf, Yunus ve Ahmet
Gerçek saadet buydu; buydu İlâhî Rahmet.

*
Ne zaman güneş doğsa, az ısınsa içimiz
Gök bulutla dolardı, solardı sevincimiz.

Talih tekerrür etti; derdi vardı babamın
Tesellisi zor işti, canı çıktı çabamın.

Dili sık sık dese de "dünya hayatı yalan"
Hayalinde ev vardı; geniş, bahçesi olan.

Değişik semtler gezdi, nice yerler dolaştı
Nitekim çok geçmeden hedefine ulaştı.

Yer alınca Termal’den ne kadar da mutluydu
Biz de döneriz sandı; bundan çok umutluydu.

Üç kat koca bir teras ve içinde iki can!
Sonuç yine yalnızlık, âkıbet yine hüsran.

Hüzün derdi an be an; yön dönülmez tek yöndü
Bundan altı yıl önce evde ışıklar söndü...

*
Her can kaybı kor gibi; O da gitti yakarak
Ardında boynu bükük emanet bırakarak.

An anneye sevginin, ahde vefa anıydı
Sevgi lafta olmazdı, göstermek zamanıydı.

Karar vakti gelince bakışlar yana düştü
Duasını kazanmak eşim ve bana düştü.

Cennetin bedeli var; herkese olmaz nasip
Arsız "gerek yok" derse bizim için münasip.

Hizmeti nimet bildik taç ettik başımıza
Çehremize tebessüm, tat geldi aşımıza.

Soframız mütevazi, her dem başımız dikti
Ne secdemiz ihlassız, ne şükrümüz eksikti.

Hiç tamahkâr değildik; kanaatkâr olduk hep
Biliriz ki her nimet binlerce şükre sebep.

Hamdolsun Yaradan’a; aç -açıkta kalmadık
Günahlardan tatsak da pek gaflete dalmadık.

Alçalmadık önünde ne merdin ne namerdin
Rabbimizden bekledik dermanını her derdin.

*
Seneler yaş aldıkça zaman sürat yapıyor
Esen rüzgârdan dahi gönüller nem kapıyor.

Kapanıyor kapısı onca hayalin bir bir
Göz toprağa bakıyor, "buyur" ediyor kabir.

Doğrudur! Hayat zordu; gün geldi çok sıkıldım
Her engeli aştım da, nankörlükten yıkıldım.

Bir ben vardı bir zaman, yeise mezar eşen
Zor taranan saçları omuzlarına düşen.

Mehtapsız gecelerin karanlığını yırtan.
Kaf dağının ardında köşk için yer ayırtan.

şen değilse bu gönül, bilin ki sebebi var
Mâziyi eşelesem dil sussa, hece’m ağlar.

Kimdi söyle be kalem göğe kanat çırpan kuş?
Aldırma gözyaşıma! Beni yorma, sen konuş!

*
Gündüzleri geceyle uç ucuna bağlardı
Uykular isyan eder, kâbusları ağlardı.

Farketmezdi konsaydı, koca dünya, sırtına
Hızına varamazdı hırçın esen fırtına.

Bakışları ufuğun ötesine taşardı
Onmaz denilen dertler çaresine şaşardı...

*
Yeter...yeter, sus artık, kibire dağ aşırma!
Günlerdir yazıyorsun, sabra sınır taşırma!

*
Şimdi yorgun ve bîtap gün sayarken zamandan
"Demir almak" üzere ömrüm bu son limandan.

Çoktan gözden kaybolmuş hayallerimi çalan
Paramparça bir yürek elimde kalakalan.

Talan olmuşsa ömür yaşı dinmiyor gözün
Ne güneşin hükmü var, ne göz kırpan gündüzün.

Hüzünlüydü bahtımın çaldığı tüm ezgiler
O yüzden böyle derin yüzümdeki çizgiler.

Hayat yolum kaygandı; görse şaşardı sırat
Anlatacak şey çok da...Gerisi teferruat.

Anladım ki ne etsem talih boyun eğmiyor
Emin olun bu dünya bunca hırsa değmiyor.
...
Aşk, hoyrattır, hiddetli.
Özgürlükte esareti yaşatmaktır kalbine.
Uykusuz geceler boyu düşünmektir.
Sanki ölecekmiş gibi hissetmek,
Ama bir türlü ölememek.
Baktığın tek şeydir sevgili.
Gözün görmez, dilin söylemez olur.
Biraz âmâ olmaktır, biraz lal.
Belki gülerken ağlamaktır aşk.
Hiç sebepsiz, göz yaşlarına boğulmak.
Adını her andığında, onda tutuklu kalmak.
Özlem duymaktır, hasret çekmek.
Kavuşamama sancısıdır biraz.
Nefessiz kalmak onu düşününce,
Ve kalbin teklemesi onu görünce.
Tüm dünyanı kaplar, etrafını sarar.
Anlatamazsın, anlamazlar.
Yaşarsın, ama tarifini yapamazsın.

Sevgidir saf olan, riyâsız, katıksız.
Durgun denizler misâli durağan.
Dokunmaktır sevmek, hissetmek.
Biraz öpmek, biraz sevişmek.
Gerçektir sevmek, yaşamaktır.
Sevdiğine nağmeler söylemek.
Gözlerine bakmak ve kendini görmektir.
Beraber hissetmektir, biz diyebilmek.
Derin derin işlemektir kalbine.
Büyüdükçe alışmaktır sevgi.
Kavuşabilmektir, kucaklaşabilmek,
El ele sokaklarda yürümek,
Gün batımına dek, sohbetler etmek.
Sevgi gerçektir.
Birlikte olabilmek, beraber yaşlanabilmektir.

Aşk, bir anda oluveren,
Sevgi yavaş yavaş gelen...
Söyle bana hangisi,
Aşk mı bu, sevgi mi?

MUTAHHARA ARLI ÖZKÖK
...
Yüreğim kaynıyor döndü kazana
Kaynar fokur fokur şuna baksana
Bekliyorum kara gözlüm yıllardır
,,,Kar yağdı yollara işe baksana
,,,Unuttum ben beni kurban olduğum

Özlem yağar durur nere sinerim
Bazen alevlenir yanar sönerim
Sabahadek öyle semâh dönerim
,,,Sevdaya saldığın başa baksana
,,,Unuttum ben beni kurban olduğum

Yaşamdan bi-haber esiyor serim
Elbet ALLAH büyük yaradan kerim
Gelsede Azrail seviyom derim
,,,Şu gözümden akan yaşa baksana
,,,Unuttum ben beni kurban olduğum

Gözüm senden başka kimse görmüyor
Bu nasıl sevdadır aklım ermiyor
Aklıma bedenime hüküm vermiyor
,,,Başıma aştığın işe baksana
,,,Unuttum ben beni kurban olduğum

Sırnaşdı bağrımda derin yaralar
DURAK hasretinle giyer karalar
Ecel gelip birgün kapım aralar
,,,Bağrıma bastığım taşa baksana
,,,Unuttum ben beni kurban olduğum

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
...
Çok boya sürüyon yüzün gözüne
Bu gidişle kızım evde kalacan
Gitmiyorsun hiç anne'yin sözüne
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Hin,hin bakıp durma sağa ve sola
Vakit geç olmadan koyulsan yola
Her gördüğün yerde verilmez mola
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Unutma sözümü yazdım buraya
Büyük sözü dinle dalma hülyaya
Kimler geldi geçti yalan dünyaya
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Her ne arar isen kendinde ara
Deme sakın benim kaderim kara
Bu kafayla düşen vallahi dara
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Sevgi arıyorsun silik izlerden
Kim ne bulmuş bilmem saklı gizlerden ?
Yaşlar boşaltırsın sonra gözlerden
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Der Gülşen'im iner gözüne perde
Kalırsın kendinle baş başa derde
O gün deme sakın nerdeyim nerde
,,,Yavrum sokaktan'mı koca bulacan ?
,,,Bu gidişle kızım evde kalacan

Gülşen Sarıoğlu
GüzGülü
31.08.2014 İZMİR
...


SANALDA AŞK



Aşk bilinmiyor
Aşk hesap edilmiyor
Ansızın kapıyı çaldımı kimsin denilmiyor

Açsan yüreğini olmuyor
Kovsan gitmiyor

Aşk
İnsanı hep kendine bağlıyor


Bakabilirmisin yakından gözlerine
Gülerken dokunabilirmisin yüzüne

Arada cam parçacıkları var
Seni seviyorum derken
uzanabilirmisin ellerine


Hasret kalırsın ellerinden bir bardak çaya
İç çekersin uzaktan uçuşan saçlarına
Her anın onu hayal etmekle geçer
Kavuşma umudunu hep saklarsın yarınlarına


Zaman tükenir günler geçer
Ne o gelir ne sen gidersin
Bazen tutulmaz verilen sözler
Bu hayal dünyasında kaybolup gidersin


Çok sevdiğinde olur
Bakıpta dokunamadığın
Öyle içten koklayamadığın
Gerçekler aklına gelince
Herşey masal olur


Bazen yalnızda kalırsın
Çok severken ihanet edende olur
Gidişini izlerken
Yaşadığın herşey yalan olur



MURAT GÜNEŞ
...
Karşında ne kadar paramparça olsam da,
Seni asla affedemeyeceği mi bilsem de,
Hep rüyama bekledim seni
Sesin ve cümlelerin delik deşik ediyordu
Çünkü kalbimi güzeller güzelim.

Belki onları rüyamda söylersen yüzüme,
Acıtmaz dedim, senden nefret etmem gerekirken,
Yapamadım, yine her gece uyumadan önce
En son seni düşündüm, her şey kararırken,
Bilincim benden kaçıp giderken
Sadece sen vardın orda, hiç gelmedin rüyama.

Belki haftalarca bekledim ama gelmedin
Sonra bir gece zihnimin içinde sesin yankılandı,
Şairim diye bağırıyordun bana
Ama karanlıktı, seni göremedim
Sadece defalarca kez bağırdığını duydum,
Şairim, şairim, şairim, sonrası?
O gecenin sabahına
Senin attığın mesajların sesiyle uyandım
Hem rüyamda geldin bana hem de gerçek hayatta,
Aynı anda, şimdi buna sadece
Tesadüf deyip geçmek mi gerek?
Neden bunca zaman atmadın o mesajı da,
Günler sonra ilk defa
Rüyama girdiğin gecenin sabahı attın?

Sami Arlan..

...
Sevgili Dostlar;

Sitemizin Değerli Şair ve Yorumcularından , Can Dostumuz Mustafa Doğan'ın Annesi uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenik düşmüş ve hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Tüm seven dostlarına ve ailesine başsağlığı dileklerimizle…

Başsağlığı Dilemek İçin : Mustafa Doğan : 0 533 600 62 46
...
Acılar duyarak hayata karşı iyice kat kat nasır bağlıyordu artık yüreğim,öfkem kayboluyordu adımlarımda her sabah rutin yürüyüşler yaparak iskelet sistemime taşıyabileceği kadar yükü taşıtmalıydım kemiklerime bu yaştan sonra edeceğim eziyet türlü sorunları dizlerimde çıkarabilirdi

Zaten bir koşturmaca içerisinde hiç dinlenemediğim zamanların içerisine atılmıştım,işi devredecek elime geçen para ile belkide bir sahil kasabasına yerleşecektim

Aklıma o geldi gençliğimizde kurduğumuz hayaller,ihtiyarladığımız zaman kırışmış ellerimizi sahil kenarlarında öpecek ve midyelerden hazırlanmış kolyelerimizi boynumuza takarak
başımıza o köydeki annelerin emeği göz nuru iğne oyalı işleri alnımızdan çevreleyerek takacak yine herkesten değişik gençliğimizin ölene kadar ense kökünde olacaktık.


Yani biz ruhlarımızla yaşayacaktık bedenlerimiz neydi ki? geçici bir elbise buruşursa buruşsun her çizgisini yüzümüzde ayrı ayrı öpecek ayrı anılarla tazeleyecektik,çizgilerimiz öyle değerli olacaktı ki hiç bir şey ile yok etmeye uğraşmayacaktık onlar bizeakan yıllar içerisindeki muhteşem bir servet olacaktı niye mi biz hala yaşıyorduk ve yaşam bizi bu çizgilerle ödüllendirmiş olacak ve bunlarda ödülllerin bir parçası olacaktı

Yaşadığım yer pek istediğim yer değildi,ben artık dul ve yalnız kadındım, evlatları olan bir insan yalnız sayılmazdı aslında

,balkona çıktığımda bir günaydın demem bile suçtu nedense

çay içen komşumuzun yalnız otururken çay servisi yapan hanımı tuhaf sesler çıkarmaya başlamıştı,ne aptallık ne basit ne küçük düşüncelerdi bunlar
bir günaydın kelimesini bile hazmedemeyen hasta beyinler her şeyi alt aşağı tepe taklak empoze etmiş geri zekalılar,o bedenleri yukarıdaki kafa sistemlerinde muhteşem beyni çürüterek oraya odaklamış olmalı idi

her şey cinsellik ya, saygı ile bir iki laf ettiğin zaman salaklaşan insanlar

dayanamayacaktım artık,evet burası bana göre değildi ben uzaydan mı ışınlanmıştım ya normal olan bendim yada onlar bu dünyadan değildi

Üstelik genç falanda değildim artık,orta yaşlardaydım,ve paraya pula ihtiyacım yoktu,babadan kalan bir dolu evleride satarak buralardan kaçmayı planlıyordum,bir koy,

Arkadaşımın yaşadığı sürekli olarak beni çağırdığı sakin güneyde bir yer ,

kalabalıklardan akarak uzaklaşmayı dilerken o evini yaptırıyordu,işçilerin başında kızı olmalıydı bahçe kapısını hafifçe araladım içeriye girdim,o sırada yukarıdan atılan bir kalas az daha beni eziyordu '' bir şeyiniz varmı ''diye bana doğru koşarken bir kız yere düşmüştüm toparlanamıyordum


FAYTONDAKİ ŞARKI

Çiçeklerle süslenmiş bir faytona el sallıyorum

içerisinde kumral bir kız yanında dalgalı saçlı bir adam

el ele tutuşarak ilerliyorlardı

atların o nal sesleri onlara nota olmuş eşlik ederken

şarkılarının adı neydi?

sürekli bağırıyorlardı ayni nakaratın o ucunda sevmek zamanı vardı

girdikleri düzlüğün rengarenk çiçekleri yemyeşil bulvarlarında

arabacının atlarını hızlandırdığı

hızla kayan tekerleklerin ucunda anılarımız savruluyordu o an etrafa

ha bire vuruyordu atlara şarklılardan akan nakarat

o şarkı bize değilmiş başkalarına imiş aslında

hayatın kırmızı yolları katarken bizi tozlu dumana

yakıp geçti acımasızca ezdi çiğnerken acımadı yollarında

ateşler ülkesinden soğuk ülkelere fırlattı bir anda

ama onada alıştık zamanla

yine de sevdik yine de şarkılar söyledik

tepeleri karlarla kaplı yemyeşil dağlar dertlendi

senelerce sesimizi sakladı yaşlı ağaçların gövdesi

o oyulmuş kavuklarında

iki dükkanlı küçük evi hatırlıyormusun?

hani o adalarda ya bana aldığın şekerler

rengarenk illa o kırmızı olanı hele içi tarçın karanfilli

of çok acı yaktı dilimi diye bağırdığımda

yemesene şunu diye bağırdığında

elime vurduğunda parende atan şekerim

tekerleklerin altında eziliyordu o anda



EYVAH KALBİM DUL MU KALDI ŞİMDİ BENİM?
YARIMMI KALDI O CANIM ŞARKILARIM
YA BURUŞURSA ELLERİM
HANİ O SAHİL KASABASINA VURDUĞUM HAYALLERİM?

YA ELİME VURDUĞUNDA PARENDE ATAN ŞEKERİM
TEKERLERİN ALTINDA EZİLİRKEN
HAYATIM BU MUYDU YOKSA BENİM?

MİRAY HANIM
...
Karagözlerine kurban olduğum,
Ölüyorum desem inanır mısın?
Kalem kaşlarına hayran kaldığım
Kalıyorum desem inanır mısın?

Sevda dedikleri başımda tüter
Ayrılık dediğin ölümden beter
Çektiğim çileler sanırım yeter,
Biliyorum desem inanır mısın?

Varsın dağlar yüksek ova düz olsun
İstemem ardımdan yine söz olsun
Ocağımda yanan ateş köz olsun,
Yanıyorum desem inanır mısın?

Lale çiçek açmış bülbül yuvada
Başaklar boy verir olmuş ovada
Ellerim her gece kalkar duada,
Geliyorum desem inanır mısın?

Merhamet istemem yanında kalsın
Bir şey sunacaksan başkası alsın
Sazlar son gece de hüzünlü çalsın,
Çalıyorum desem inanır mısın?

DOĞANAY dediğin her mevsim hazan
Hiç mi suçu olmaz kaderi yazan
Yanıma gelmesin oyunu bozan,
Kızıyorum desem inanır mısın?

Kemal DOĞANAY

...





“ Sana bir hikaye anlatayım Sevgili
gözlerini kapatarak dinle ve çekmeden ellerimden ellerini…”




Birileri gökkuşağının gerdanından renkleri çalmış…

Ama o zaman güneş saçlarını kurutmadan toplar
ve güneş saçlarını kurutmadan topladığında
korku ve ümidin kollarında yalnız üşür aşıklar
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
dudağındaki yemini…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri gecenin koynundan yıldızları çalmış…

Ama o zaman ay örtüp duvağını kaçar
ve ay örtüp duvağını kaçtığında
med cezir vakitlerinde karanlıkta kalır aşıklar
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
gözlerinin ferini…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri alfabenin heybesinden harfleri çalmış…

Ama o zaman kuyular cümleleri yutar
ve kuyular cümleleri yuttuğunda
aynı aşk dilinde konuşamaz aşıklar
İnanmam …

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
tenindeki ateşi…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri şiirlerin dudağından Sevgiliyi çalmış…

Ama o zaman imgeler zincire vurulurlar
ve imgeler zincire vurulduğunda
devrik cümlelerde yetim kalır aşıklar
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
gönlündeki ümidi…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri zamanın avuçlarından akreple yelkovanı çalmış…

Ama o zaman vuslatlar lamekanda kalırlar
ve vuslatlar lamekanda kaldığında
isimsiz caddelerde çıplak ölür aşıklar
İnanmam …

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
kokundaki sihiri…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri kalemin ucundan hikayeleri çalmış…

Ama o zaman melekler gazabı kuşanırlar
ve melekler gazabı kuşandığında
ilahi rahmetten mahrum kalır aşıklar
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
hayalindeki resmimi…

Başka bir şey çalsınlar ne olur


Peki…
Birileri alın yazılarından umudu çalmış…

Ama o zaman günahlar amel defterlerini yağmalar
ve günahlar amel defterlerini yağmaladığında
cennet kapısından gurbete sürülür aşıklar.
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
gamzelerindeki bûsemi…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri aynaların sırrından slüetleri çalmış…

Ama o zaman maskeler fıtratın hamurunu bozar
ve maskeler fıtratın hamurunu bozduğunda
taammüden birbirinin katili olur aşıklar
İnanmam…

İnan Sevgili
Daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
Kulağındaki melodimi…

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri kitapların içinden karakterleri çalmış…

Ama o zaman ebabiller şehirleri kuşatırlar
ve ebabiller şehirleri kuşattığında
iklim ayırdetmeden vedalaşır aşıklar
İnanmam …

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
dualarındaki ismimi

Başka bir şey çalsınlar ne olur

Peki…
Birileri Sevgilinin yüzünden tebessümü çalmış…

Ama o zaman düşler Şairin boğazında kalır
ve düşler Şairin boğazında kaldığında
Sevgili kabuslarla uyanır
İnanmam…

İnan Sevgili
daha zor bir iş yapmadı ki çalanlar
“Cennette bile….” dileğimizi…





Seslendirme için Adem YALDIZ ve Tanzer CEREB'e çok teşekkür ederim. Ayrıca Adem YALDIZ'a (Beni bu masalın hiç anında ve yerinde yalnız bırakmayan Abime ) bu şiiri kasetine layık görüp aldığı için minnettarlığımı ifade etmek isterim...




...
Sevişmek yorgan altı
Edep adap kalmadı
Yoldan çıkan bıkmadı
Zaman utanmaz devri

Ana baba saygısı
Yokki yuva kaygısı
Derdi varmı sorgusu
Zaman duygusuz devri

Bayram hatır sorulmaz
Komşu kapı vurulmaz
Cennet yolu açılmaz
Zaman kimlerin devri

Baban eder nasihat
İster dinle ister at
Bırak inadı evlat
Zaman kötülük devri

İnsanlık yazık öldü
Fesat doğruyu böldü
Sevgiler çağlar göldü
Zaman menfaat devri

Dosta kazık atmaktan
Kaçtın hatır sormaktan
Haram para çalmaktan
Zaman gözardı devri

Hak hukuk kaldımıki
Dost düşman oldumuki
Fakir tok bildimiki
Zaman boş veren devri

Namus töre davası
Onur şeref kavgası
Demir parmak arası
Zaman güçlülük devri

emine şişman yalçın
[söz kalemimde]
31.8.2017
...
Okuyan yok ise, kitap yazması
Karanlıkta işmar atmaya benzer.
Alıp üst üstüne vitrin dizmesi
Peşin alıp kârsız satmaya benzer.

Yoksa bir hedefin, yoksa amacın
İnceden inceye çoğalır acın.
Hükümdar olsan da başında tacın,
Güneş ağarmadan batmaya benzer.

Kalemin yazmayıp dilin susması
Konuşan dillerin zehir kusması
Cahilin âlime ahkâm kesmesi
Bal tasından acı tatmaya benzer.

Böyle sorumsuzluk böyle aymazlık
Olan bitenleri hiçe saymazlık
Hafife alarak, vurdumduymazlık
Bulutun üstünde yatmaya benzer.

Mahir, boş işlere zaman ayırman
Haklıyı suçlayıp haksız kayırman,
“Aç”a su vermeyip, “Tok”u doyurman
Uçan göçmen kuşu gütmeye benzer.

Mahir Başpınar / 26.08.2014

...


İkrarla söz kestik çıktık bu yola
Göze diken gibi söz batar oldum
Başı ne idi ki sonum ne ola
Yanık yüreğimde köz satar oldum

Hazan vurdu bana şimdiyse viran
Kırdılar dalımı gazelim her an
Gamlardan usandım gelmedi saran
Kadere durmadan hep çatar oldum

Sevdam külfet olmuş gönülde çile
Ateşlere yandım ben bile bile
Sazlara nağmeyim düşmüşüm dile
Derdimin üstüne dert katar oldum

Cananımdı o yar tahtımsa özü
Dedilerdi amma kalp yakar közü
Bilirdim yalansız katiydi sözü
O tatlı diline can atar oldum

El murada erdi bense firganım
Uzadı yollarım yoktur dermanım
Azrail gelip de yazsa fermanım
Tükendi takatim lâl yatar oldum

Aklına gelirde bir sorar sandım
Gelmeye bir çıkar yol arar sandım
Her şer’i hayıra o yorar sandım
Dostlar meclisinde gam tartar oldum

Unuttum gülmeyi tebessüm bilmem
Vuslat bana kırgın diyor ki gelmem
Damlalar süzüldü yaşları silmem
Coşkun ırmaklara yol tutar oldum

Sen bilirsin Rabbım kurtar aradan
Kuluna aç yolu gitsin buradan
Vermiş emaneti almaz yaradan
Sabırla bağlandım taş yutar oldum


Çiğdem Çimen



...

 

 
     
Şiir : HAYATIN OYUNU
Şair : kanber
Okunma : 12
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 02.09.2014 / 13:47
Gönderen : kanber
Kategorisi : Hayat
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Mustafanın Gemisi
DUYURU
( 4,96 / 101 )
Gitme Kır Çiçeği
kendinol
( 4,11 / 9 )
Gözlerin Gözlerimde
yildiraycoskun
( 3,67 / 3 )
Bu Gidişle Kızım Evde Kalcan
guzgulu
( 3,67 / 6 )
Bir Vaha’Ydı Gözlerin...
DENIZUZUNER
( 3 / 2 )
Geceler Zindan Bana...
POLAT_TEK
( 3 / 2 )
Çal Başına Sevdanı..2..
durak41
( 3 / 2 )
Güz Gülü
momoli
( 1 / 1 )
Yitirilen Siiri
selamiyigit
( 1 / 1 )
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi
Remzi_KURNAZ
( 1 / 1 )
Kardelenlere Çığ Düştü
Abdurrahim_Yavuz
( 1 / 1 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
BİR VAHA’YDI GÖZLERİN...
GECELER ZİNDAN BANA...
MUSTAFANIN GEMİSİ
ÇAL BAŞINA SEVDANI..2..
Çaresizliğimin En Soğuk Mevsimi
BU GİDİŞLE KIZIM EVDE KALCAN
YorgunAtlar Meydanı / Sürdirek Aşk
TESBİH TANESİ GİBİ SÖZLER DİZMİŞTİM
HEM KENDİNİ YAKTIN HEMİ’DE BENİ
ÇIĞLIK YÜKSELİYOR..!!
MUHALEFET MOR'SOĞAN
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..