Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
Son Eklenen Metin Şiirler
Her Bakana Bir Uçak
Zaman aşk Okuyacak
Küflü Bir Fırçayla Hayata Dokunuşlar
Büyüksün Çiftlik!
BENİ HİÇ SEVMEMİŞSİN
ŞairTürk Tanışma Şöleni 2015
Aktif : 147
Bugün :   6270
Toplam : 12955977
Toplam Üye: 6464
IP :   23.23.46.20
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
Online Üyeler :  
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
NEREYE GİDİYOR
Asımın nesline benzerdi neslim,
Günümüz gençliği kimlere teslim ,
Cehalettir benim en büyük riskim,
Nesil bozuluyor görenler var mı?

Yetim hakkı bilmez haksızı korur,
Yalanı doğru gibi söyler durur,
Devlet malını yer vurgunu vurur,
Nesil bozuluyor bilenler var mı?

Saygıdan sevgiden haberi olmaz
Nasihatler versen aklında kalmaz
Helal haram demez hakkını bilmez
Nesil bozuluyor duyanlar var mı?

Zahiri’m duyanlar bir cevap versin
Dünyada kalacak olanlar gelsin
Ölüm var nefsine uymayın dersin
Nesil bozuluyor soranlar var mı?

Tahir GÖRENLİ 26.04.2015

Zahirim

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle
Öyle sözler ettim duyanlar ağlar,
Kendimle barışık sanmayın sakın!
Bize baş kaldırır o yüce dağlar,
Yalancı sözüne kanmayın sakın!

Mecnunun çöller de gözü kararmış
Ferhat Şirin için dağı yararmış
Kerem Aslı diye saçı tararmış,
Siz de Leyla gibi yanmayın sakın!

Ne çeşmeler gördüm suyu akmıyor
Ne güzeller gördüm kimse bakmıyor
Ne fakirler gördüm ateş yakmıyor,
Ateşe düşeni yakmayın sakın!

Tavşana kaç diyen tazı tut dermiş
Armudun hasını ayılar yermiş
Allah insanlara aklını vermiş,
Aklınızı boşa satmayın sakın!

Güller açsa bile dostun bağında
Çalışan kazanır gençlik çağında
Fırtınalar eser Gönül Dağı’nda,
Harama helali katmayın sakın!

Yoksulu bilirsen yardımına koş
Davete icabet bilirsin ki hoş
Düğüne gittiysen neşe ile coş,
Nerde akşam orda yatmayın sakın!

DOĞANAY’ım huzur nedir bilmedim
Ömrüm geldi-geçti hala gülmedim
Gözlerimden akan yaşı silmedim,
Meydanlarda yalan atmayın sakın!

Kemal DOĞANAY

...

YAŞAYAN GÖRÜR!..




Bir inat uğruna yıkma gönlümü,
Gönül yıkan iflah olmaz sevdiğim.
Kin tutan yoluna serse ömrünü,
Bin hacda günahı yunmaz sevdiğim.

Gönül durağımız Hakk'ın yeridir ,
O mekânda herşey sütten arıdır.
Korktuğun yılları bir bir arıtır,
Yıldan öte yıllar gördük sevdiğim.

Nice sultan vardır sultandan öte,
Ne insanlar gördük sultana yete.
Kul odur ki lâyık olur hürmete,
Kuldan öte kullar gördük sevdiğim.

Arif olan hikmetle kanatlanır ,
Âşık olan her cefaya katlanır .
Yoldan yola sanma çabuk atlanır,
Yoldan öte yollar gördük sevdiğim .

Selvi boylu, al yazmalı gelinler ,
Nice koç yiğitler, ünlü erenler.
Nerde yeryüzüne nizam verenler ?
Halden öte haller gördük sevdiğim.

Sakin ol, söz etme el ahvâlinden,
Önce kendin anla kendi hâlinden.
Kime ne kaldı ki Dünya malından,
Maldan öte mallar gördük sevdiğim.

Sakın ola düşmeyesin gaflete ,
Bencil olan girmesin hiç zahmete .
Cânana can veren erer vuslata,
Candan öte canlar gördük sevdiğim .

Enver'im söyleme dinlenmez sözün,
Hak bilir, ne kadar doğrudur özün.
Dik oldun, düşmedi yerlere yüzün,
Yerden öte yüzler gördük sevdiğim,
Ne yokuşlar, düzler gördük sevdiğim.

(27.05.2006)

Enver Özçağlayan
...
Günler güz yaprakları gibi birer birer
Dökülürken ayaklarımın dibine,
Ben her gece karanlığa dikip gözlerimi
Senin aydınlığını bekledim, sen yoktun
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında
Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim
Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında
Senin adını aradım, Berrin/im sen yoktun.

Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı
Her bir hücremin acısını
Yüreğimde hissederken
Beni enkazın altından çekip
Alacak elini aradım, sen yoktun
Özlem şarkılarını ezberledim
Kimini bağıra bağıra ,
Kimini fısıltıyla söyledim
Karanlığa haykırdım hasretimi
Sesimi duyacaksın diye bekledim, sen yoktun.

Senden gelecek bir tek haberi bekledim
Saatler geldi, geçmedi Berrin/im
Çalan her telefonu yüreğimin
Deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım
Senden başka duyduğum her seste
Hep aynı hayal kırıklığını yaşadım
Onlar beni duymak istiyordu,
Ben ise seni, ama manolya/m sen yoktun...

Sami Arlan..

...
ŞUBAT

Şubat soğuğu öyle bir esti ki
Vurgunlar oluşturdu yüreklerde
Öyle bir gittin ki yüreğimizden
Kanayan bir yara oldun yaşadıkça

Kırmızı bir mendil uzattın hayat
Yalan mendildin çünkü
Acılarımız görünmesin diye
Kanayan yaralarımızı kimse bilmesin diye
Bizimle gidecek acılarımız görülmesin diye

Şubat soğuğu öyle bir geldi ki yüreğimize
Kesen soğuk vurgunları dizlerimize vurdu
Acının en büyüğünü yaşadı yürekler
Tarifi olmayan vurgun vurdu

Bir gemi gönderdik sonsuzluğa
Yahya kemalin şiirindeki gibiydi
Hayattan koparırken bir aslanı
Öyle bir vurgun koyup gitti yüreklere

Sessizce kaydı bir yıldız gökyüzünden
Sonsuzluğa uğurlandı
Nerede kiminle olduğunu bilemediğin
Bir yolculuğa uğurlandı

Tüm yıldızlar seni beklesin olur mu
Tüm ecdadın senle olsun olur mu
Tüm güller yoluna serilsin
Bekle bizi orada bekle
Belkide ilk gelen ben olurum kim bilir
Belkide...
DEMET
...
SANATÇININ SESİ

Ben bir sanatçıyım
Sevgi dağıtmaktır işim benim
Karanlıkları aydınlatmaktır
Savaşım benim
İşte bu yüzdendir ki
Çilelidir başım benim
Zalimlere atmak içindir
Elimdeki taşım benim
Güzelliklerle kucaklaşınca
İner yirmiye yaşım benim
Aşktır dostluktur
Pişirdiğim aşım benim
&&&****&&&&&&

...

( Uçun Bakanlar Uçun)

yetmez efendiler,
az gelir ağabeyler…
kime yeter bir uçak çoluk çocukta ister.
nasıl olsa masraflar Devlet’in kasasından,
haram olmaktan çıktı İSRAF denen bir kavram.
aramayın kul hakkı,
el pençe divan dursun karşınızda kul Hakkı.

dibe vurdu işsizlik!
uçmakta yarınlara kalkınmış ekonomi!
asgari ücret ‘’O da ne?’’
dolu dolu aylıklar!
sürünür yerde dolar!
zirvesinde Milli gelir!
kıskan bizi Avrupalı!

her bakana bir uçak,
söyleyen dile kurban,
isteyen cana kurban.
kimin haddine dostlar söz üstüne söz demek.
‘’karşı çıkan aptaldır,
akıldan noksan ahmaktır!’’

sözleriniz ayet mi,
yoksa hadis mi Beyler?
siz söyleyince doğrudur da,
karşı çıkan niye aptal?
sanmayın ki cahiliz,
koyun kuzu olmaya hiç niyetli değiliz.

çağ atlayan ülkede demokrasi dersleri,
özgürlüğü yaşayan bir toplumdan kareler!
ne demeli bilmem ki böylesi akıllara?
‘’hem kel hem fodul’’ dersek,
ayıp olur mu dostlar?

Doğru söyleyen dili her yerde kınarsınız.
Eşek oldu bu Millet semersiz binersiniz.
Elbet bir gün o yerden sırt üstü inersiniz.
O makamlar sizlere baki kalır sanmayın.


Mehmet Macit
25.04.2015
Dikili/İzmir

Fatih’te seçim bürosunun açılışında açıklama yapan Bir Partinin Gn. Bşk.Yrd.Sn Ekrem Erdem, “Aldığımız uçaklara karşı çıkıyorlar. Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın niye özel uçağı olsun? Bakanların da özel uçağı olacak, olmak zorunda . Zira Türkiye’yi başka türlü büyütemezsin ki!” diye belirtti .

Daha sonra yaptığı bir konuşmada Sayın Erdem, bu sözlerine karşı çıkanları aptal olmakla suçladı.
Ben her Bakanın uçağı olmasına karşıyım ve APTAL değilim.
Macit


...
Gönül sahralarda koşmak ister
Kalp sende, göz sende olmak ister
Aşk sende, can sende, gel yar
Ben sende, sen bende olmak ister

Korkma unutmadım ben seni
Unutup bırakmadım ben seni
Suretini suretime cızdım yar
Seni bana beni sana yazdı yar

Seni unutmamı bekleme benden
Yağmur sesi bile seni hatırlatırken
Her yıldıza baktıkça gördüğüm sen
Düşüncelerimde sen varsın, hep sen

Batık bir gemiymiş gönlündeki sevgi
Ölüm kapıyı çalınca görürsün belki
Gönlüm sende deyip avutma beni
Yaptığından pişman olursun belki

Ben sevdikçe sen kaçmaktasın
Gönlünü gönlüme koymaktasın
Neden daldan dala konmaktasın
Peşine koşmaktan beni yormaktasın

Artık bekletme gönlümü sahralarda
Mehtabın altında kavuşmak arzusuyla
Gönlüme uzanmış bana bakan sevdanla
Dön hadi, gönlüme kelebekler gibi dön
...
Kendimden nefret ediyorum
Kalbimi söküp atmak istiyorum
Her sabah uyandığım da
Uyuyamadığım her gecede
Acı her yeri kaplıyor,
Oysa ben sadece mutlu olmak istemiştim
Olmuyor olmuyor olmuyor işte.

Seni unutamadım belki
Unutamadığım için kendimden nefret ediyorum
Hakikaten de senin gibi biri için
Ruhsuz, mecnun birine dönüşmeyeceğim
Ya da kalbimden vazgeçmeyeceğim
Mutluluğu hep sen ve senin gibi
İnsanların taşıdığını düşünüyorum
Bence bunu hak etmiyoruz.

Bu akşam için beraber içelim
Artık çok yoruldum seni sevmekten,
Artık çok yoruldum, seni beklemekten
Sadece yoluma devam edebilmek istiyorum
Ne olur sen de bırak artık beni
Çektiğim acı yetmedi mi?
Tamam, belki sen de bir şey yapmıyorsun
Bitsin artık ya bittttsiiinnn
Artık kendimi her seni gördüğümde
Kalbimi söküp atmak isterken
Bulmak istemiyorum, artık bitmeli, bitsin.

Sami Arlan..

...
ÇANAKKALE GELİBOLU Yarımadası
Birinci Dünya Savaşı sırası
25.Nisan.1915 sabahında
Şafak söküyor ARIBURNU ANZAK KOYU'nda
Şimdi şehitler uyuyor koynunda...

57.TÜRK ALAYI
Siperde CONKBAYIRI'nda
Tümü şehit çarpışma sonunda...

Yeni Zelanda'lı,Avustralya'lı
ANZAK ASKERLERİ
Kumsala çıkarmada...

MEHMETÇİKLER sabırsız bekler
Komutandan emir gelmeyi...
Geldi emir erata yayılmalı
Çünkü Komutan MUSTAFA KEMAL der :
"SİZE TAARRUZU DEĞİL
EMREDİYORUM ÖLMEYİ..."

Gök gürlemesi değil
Toplardı tepelerde patlayan,
Bu kızıllık
Rengindendi akan kan...

Şafak söktü,düşman söküldü
ANZAK KOYU'nda ilk kez denize döküldü...

ANAFARTALAR'da Yarımada GELİBOLU'da
Tam sekiz ay canlardı gece-gündüz çarpışan
57.TÜRK ALAYININ HEPSİ ŞEHİT...
Hepsi unutulmaz kahraman
Çünkü TÜRK'ündü VATAN...
Niye ta buralara gelmişti düşman?
Binlerce,on binlerce MEHMETÇİĞİM şehit düştü
Bir o kadar yabancı gençler de ölmüştü...
ATATÜRK seslendi yabancı analara
"Artık ağlamayın siz onlara
Toprağımızda kan akıtıp canlarını veren yiğitler
İster TÜRK olsun ister YABANCI ASKER
Unutulmaz evlâdımızdır onlarla bizim ŞEHİTLER..."
O canlardan oluştu GELİBOLU GÜLİSTANI
Böyle yazıldı "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DESTANI"...

Nice nice şafaklar söktü yine sökecek yıllardır
Torunları gelir kutsar
Şafak töreniyle,Şafak âyiniyle...
Şimdi kaynaşmakta kaç zamandır
Ölümün kutsalında
Ölümün tutkalında
Ev sahibi torunlar...
Konuk torunlar...
El ele tutuştu kalmaz artık sorunlar...
Şimdi bir ağızdan haykırıyor onlar
Sanki bu sesleniş ATATÜRK'ün diliyle
Tüm dünyaya veriliyor aynı mesaj
ANZAK ŞAFAK TÖRENİYLE,ŞAFAK AYİNİYLE:
"YURTTA BARIŞ,CİHANDA BARIŞ..."

Ne bir avuç başka toprakta gözümüz var,
Ne de toprağımızdan veririz
Tek bir çakıl,ne bir karış...


Alper Kürük
...

Külümden doğarım yansam da közde
Kim üfler külümü hangi edepsiz
Bedenim yok olsa kalırım özde
Yıkarım dağları hem de sebepsiz

Kim dedi yok oldum eridim bittim
Beyinsiz ne anlar zirvemi görmüş
Ne yollar yürüdüm tepeler gittim
Görmeyen baykuşlar anadan körmüş

Sarmışlar kefene ölmeden diri
Mezarım kazmışlar leş kargaları
Başları soyguncu kahpenin biri
Nasıl gömeceğiz son kavgaları

Çanak yalayıcı bulaşık yıkar
Kemiği hak eder hem de irice
İnsanın üstünde menfaat çıkar
Beslenmiş ruhundan olmuş dirice

Üç ahbap üç çavuş tutulmuş yollar
Üçü siyah derse üçü evet der
Kırılmış yelkovan ne yapsın kollar
Saatler yanlışa vurur da gider...

Niyazi TUNCER /Kurtbey / İSTANBUL

4/30/2009 12:10:42 AM

...
Tarihe not düşmek adına günü belirtiyorum

1.cisi Düzenlenen 22 Nisan 2015 Çarşamba Günü , saat 19:00 da ,
Osmaniye İli,Hasan Beyli İlçe Kaymakamlığınca EGEMENLİK HAFTASI AŞIKLAR , ŞAİRLER BULUŞMASI ŞÖLENİNE büyük bir ilgi vardı.


Etkinlik öncesi büyük hazırlıklar günler öncesinden başlatılmıştı.
Konukların kalacakları öğretmen evi gezi için minibüsler hazırda bekliyorlardı. Önceden gelen Şair ve Ozanları Öğretmen evinde karşılayan Şair İbrahim Özdemir , Osmaniye ve Hasan Beyli de biz gelene kadar gezinti turuna çıkarmış.Şair olarak Mersin-den davet edilen Ben Remziye ÇELİK, Şair Yazar Gazi Binbaşımız Faruk Gökbulut ,
Misafir olarak katılan Oğlum Şahin Çelik, Oğlumun Nişanlısı Gamze ile birlikte Mersinden saat 15.30 çıkmak zorunda kaldığımız için akşam saat 17.30 da arkadaşlara katıldık.


Seyahat ettiğimiz süre içinde defalarca telefonla bizi arayan İbrahim bey,
Sağlıklı bilgiler almak için iletişim halindeydi.Güler yüzüyle bizleri karşılayan Şair İbrahim Özdemir, Hasan Beylinin o soğuk havasını bastırmıştı.


Sanki yıllar öncesinden aynı ekmeği paylaşmış gibiydik.
Şairler ve Ozanlar ile bir kaç dakika ayak üstü sohbetten sonra
hazırda bekleyen minibüsler ile Antep sınırının yanı başında
Gökçe Dağı zirvesinde Rüzgar Santrallerini ve Osmaniye'nin tanıtımını yaptı.


Rüzgar Gülleri altında doğanın muhteşem manzarası eşliğinde resimler çekildik.


Hasan Beyli İlçe Kaymakamı Hakan Gönen Beyefendi sürekli iletişim kurarak ev sahipliği ile bizleri şaşırttı.


Resimler çekildikten sonra bizler adına organize edilen,
muhteşem manzaralı Hasan Beyli Alman Pınarında Kaymakam Hakan Gönen Bey bizleri bekliyordu.


Alman Pınarına geldiğimizde samimi karşılama bizleri mutlu etti.
Kaymakam Beyi Alman Pınarı ile ilgili bilgiler verdi.
Önceden hazırlattığı közde balık nefisti sadece menüde balık değildi,
oğlum balık yerine Adana kebabını tercih etti.


En çok dikkatimizi çeken Kaymakam Beyin samimi ,içten bizlerden biri gibi davranarak yeri geldi bardağımıza şalgamı mızı doldurdu ,yeri geldi masada eksik olanların siparişini dahi verdi.


Masada bir yandan yemek yerken bir yandan da bizler kaynaşırken resimler çekildi.


Saatler su gibi akıp gidiyordu yemekler yendi.
Artık etkinliğin olduğu adrese doğru gitmek için araçlarda yerimizi aldık.
Yol boyunca aşıklarımız, şairlerimiz, şarkılar, türküler eşliğinde şölen yerine geldik.




Büyük bir heyecan ile bizleri bekleyen Hasan beyli halkı ilk kez yaşayacağı şölen için ilgileri büyüktü.Öncelik ile Hasan Beyli ilçesinin
yöresel ve geleneksel giyecekleri, içecekleri, el örgüleri,
Pamuk elleri öpülesi ninelerimizin ,elleri kınalı gelinlik kızlarımızın, analarımızın, göz nuru alın teri birinden güzel hazırlanmış. Kermes görmeye değerdi.


Diğer yandan korlanmış ateşin üzerine pişen köfteler,
Gavur Dağının rüzgarıyla buluşunca ortalığı kaplayan kokusunu tahmin edebilirsiniz.


Artık saatler sabırsızlıktan o anı iple çekiyor,
Hasan beyliler Okulun Spor salonunda hazırda bekliyorlardı.
Protokolde bulunanlar;
Hasan beyli Kaymakamı Hakan Gönen
Hasan beyli Belediye Başkanı
Hasan beyli İlcesi Garnizon komutanı
Hasan beyli İlcesi Emniyet Müdürü
Hasan beyli İlcesi Milli eğitim Müdürü
Ve il seviyesinde bürokratlar yerlerini almışlardı.
Ortam o kadar samimi ve sıcaktı ki Şairler, Aşıklar isteyen istediği yere oturdular.


Önce Saygı duruşu sonra da İstiklal Marşımız okundu.
Bir fahri KÜLTÜR ELÇİSİ olan bir çok televizyon kanallarında
Türkiye ve Avrupa’da Osmaniye’yi tanıtan İbrahim Özdemir,
Türkiye'nin değişik il ve ilçeleri ile Avrupa’da katıldığı programlarda
Osmaniye’nin ‘Kültür Elçiliğini görev olarak üstlenmiş ...
Gecenin sunumunu öğretmenlikten emekli olan Halk Şairi İbrahim Özdemir yaptı.


Salon doldu taştı konukların bir bölümü ayakta kaldı.
Bir bölümü salonda yer olmadığı için dışarıdan dinlemeye çalıştı.
Açılışı aşıklarımız bağlamalarının telini ağlatarak uzun hava ile başladılar.
Bir kaç türküden sonra iki şair arkadaşımız şiirlerini okudu.
Ardından aşıklarımızın atışması salonu kahkahaya boğdu.
Şair Zahide hanımın aşıklar ile birlikte Merik şarkısı bizleri hüzünlendirdi .
Benim okuduğum yaşanmış bir aşk hikayesi olan aşk şiirimden önce
İbrahim Özdemir ile mikrofonda karşılıklı atışmamız yüzlerde tebessüm bıraktı.


Sahneye davet edilirken adımın okunması kırk yıllık as solist gibi sahneye davet edilmem o günün sıcaklığının kanıtıydı.


Cennetim Mersin'imden Heybeme doldurduğum sevgiler selamlar bir kaç latife sözden sonra, 23 nisan kutlaması sözlerimde alkışlar zirveye tırmandı.


Duygu yüklü okuduğum şiir ile yürekler sesime kenetlendi.
Araya alınan sazlar sözler aşıklar ozanlarımızın seslendiği şarkılar damak tadında idi.


Şiirler şarkılar bir birini kovaladı durdu.
Hoşuma giden açıkçası bayıldım desem yalan olmaz dediğim
Şair Özdemir hocamızın şivesi Sanatçı Özay Gönlüm gözlerimin önünde canlandı.


Helede okuduğunu şiir bizleri mest etti.
Benim boğazımı düğümleyen işte o an Gazi Binbaşımız Faruk Gökbulut'un saygı ile selam vermesi .
Konuşması neredeyse gözlerinin yatağını yırtaca mış gibi
göz pınarlarını körükleyen vatan aşkı ile yaptığı kısa konuşması
sesinin titrediğini hepimiz hissettik. Okuduğu şiiri alkışların kopmasına neden oldu.


Nede olsa o bir askerdi boğazında düğümlenen yaşları ikinci şiir serinletti.
Kapanışı aşıklarımız neşeli türküler ile son yarım saatini koşturdu.
Program sonunda,
Kaymakam ve protokolde bulunan üst düzey yetkililer.
Şairler ve Ozanlar sahneye alınarak,
Kaymakam Hasan Gönen-in teşekkür konuşmasında,
Fahri Gönüllü olarak bu geceye emek veren Organize eden
Şair İbrahim Özdemir'e, Aşıklara ,Ozanlar ve Şairlere
Plaket yerine genç kızların sac tellerinden dokunan eşsiz el dokumasını
Münevver Düver, Zahide Eskici ,Faruk Gökbulut , Halil Özdemir,
,Murat Kozanoğlu, Rıza Çiftci, İhsan Öksüz ,Tahir Erdoğdu ,İbrahim Özdemir ve Remziye Çelik'e el dokumalar hediye edildi,
O gün ardı ardına neredeyse yüzlerce resimler çekildi .
Kahramanmaraş Belediyesinin gönderdiği,
Kültür tanıtıp paketinde bulunan kitaplar içlerinden bir tanesi Kahramanmaraş'ta Sezai Karakoç Sempozyumu kitabı dikkatimi çekti.
Ev sahipliği yapan yemeğe eşlik eden Sayın Kaymakam Hakan Gönen Beyefendiye,
Protokolde bulunan üst düzey yetkililere,
Fahri Gönüllü olarak bu geceye emek veren ,organize eden
Şair İbrahim Özdemir ve Hasan Beyli halkına,
sahne arkası emek veren tüm emeği geçenlere teşekkür eder saygılarımı sunarım...
Remziye ÇELİK



Not bu ilk yazımdır Saygılar...


...
Bugün yine seni andım bir istanbul vapurunda
Eskisi gibi martılara simit attım
Sana söylemek istediğim içimde yarım kalan ne varsa
Hepsini birer birer mavi sulara anlattım

Sonra
Yan tarafımda oturan bir çift vardı iki sevgili gibi
Erkek kızın saçlarını okşuyordu
Kızda ne güzelde erkeğin yüzüne dokunuyordu
Tıpkı ben gibi tıpkı sen gibi
Aşklarını yaşıyorlardı bizim yaşadığımız gibi

Onları izlerken yüzümde bir tebessüm belirdi
Bizde onlar gibiydik
Vapura biner martılara simit atardık
Denizi seyreder kız kulesine selam çakardık
Hiç unutmadım geçmişimi seninle yaşadığım günlerimi
Bizde aşkımızı doyasıya yaşardık

Şimdi
Umudum kalmadı geleceğe dair
Geri gelmeyeceğini bile bile geçmişimle yaşıyorum
Benim için ne güneş doğar artık nede sabahlar olur
Gecenin karanlığı yoldaşım sessizliği sırdaşım olur
Düşün ki öylesine yalnızım öylesine bitik ve betbah
Yani anlayacağın
ben sana kavuşmak için günleri sayıyorum

Cennette mavi denizler var mı bilmiyorum
Yada vapurdan martılara simit atan sevgililer
Sen gidince hep yarım kaldı hayaller
El ele dolaşıp gezecektik sokakları
Hayal kurup seyredecektik yıldızları
Hani bir şiir yazacaktın adı aşk martıları
Yazamadan seni benden aldı melekler


...
Bil istedim
Neden sessizsin diye soracaksan eger,
Sensizlikler'de kilitlendi kalbim,
Muhurlendi yuregim
Bir baksana Ardina
Savrulduk, dagildik, ayrildik
Umutsuz yollarin camurunda
Kahpe dunyanin eksimis hamurunda
Param parca kaybolduk
Huzun keder elemden
Yasadigimiz ne varsa kayboldu birden
Kirilmis yureklerde kirgin anilar
Gun isigi gormeyen o garip yanlizliklar
Nasilda baslamisti bizim tutkumuz
Boylemi bitecekti ayrilmayacak yolumuz

Ne paraya ne pula bakardik
Biz seninle inandigimiz
Bir Allaha birde sevdaya tapardik
Bu kalabalik sehir
Bu yanliz sokaklar
Simdi bize yetim kaldilar

Gittigimiz yollara Veda ederken
Agir geldi burkuldu yuregim
icim bir doldu bir bosaldi birden
Cok zor geldi bilesin ayrilik giderken

Simdi yanlizliklarimda ben bana yeterim
Ben ne kahrolasi vedalar yasadim
Yanliz geldigim bu dunya'ya
Sensiz'de giderim
Ya sozunun hakkini vereceksin
Ya'da Arkana bakmadan gideceksin
...
Gözünün içine bakınır durur
Böyledir inan ki seçer küçüğüm
Yalancı baharlar aniden vurur
Kar boran olur da biçer küçüğüm

Sert eser rüzgârı adı karadır
Acırsa yüreğin bil ki daradır
Gün olur kapanır ince yaradır
Bir sızı bırakıp geçer küçüğüm

Sanma ki bir daha karşına çıkmaz
Dönsen de sırtını o senden bıkmaz
Sallayıp dururda inan ki yıkmaz
Gözünden pınarlar içer küçüğüm

Gördüğün siluet belki de rüya
Kalbinin rotası sanırsın güya
Gerçekse aksedip vurur da suya
Bir sabah güneşle açar küçüğüm

İçimden git demek gelmiyor ama
Mecburum alıştım efkâra gama
Yağmurlar düşerse baktığın cama
Bil ki yüreğim naçar küçüğüm

Unutmam sanırsın zamana bırak
Menzilin görünür sanma ki ırak
Göğsünden hedefe kanat çırparak
Kuş gibi sevdaya uçar küçüğüm

Dualar ederim son sözüm olsun
Kucağın sevgiyle aşk ile dolsun
Açılsın goncası bahçende solsun
Gül olan kokular saçar küçüğüm

Baktığın ufkumu saracak duman
Gelen vermeyecek mazinden aman
İsimsiz bir mezar olduğum zaman
Hatıram yol alıp kaçar küçüğüm...

Niyazi TUNCER / İSTANBUL
11/4/2009 3:06:28 PM

...
Habersiz gönlüne girmişçesine
Adını kalbime yazsam diyorum
Yazdığım şiirin her hecesine
Tadını şiire yazsam diyorum

Kalbin ortasını ikiye bölsem
Bir değil bin defa uğruna ölsem
Akan gözyaşımı gizlice silsem
Uğrunda kavrulup yansan diyorum

Gizlice aşkımı sana söylesem
Gönlünü gönlüme alıp eylesem
Bir gece vaktinde seni beklesem
Gelmeyince sana kızsam diyorum

İstemem soluma girmesin kimse
Benim sevdam umurunda değilse
Diz çöküp önüne yalvaran bense
Söküp sol yanımı yarsam diyorum

Ne olur sabrımı zorlama benim
Yusuf’u kocatma de bende senin
Kapanmadan gözüm sarsın bedenim
Birlikte bir yuva kursam diyorum

Yusuf ONUK-22.04.2015
...
Bir Ah Düştü

Anlamıyorsun kalbim
Gözümü gönlüm üşüttü
Yıldızları çalınmış
Geceleri bıraktı düşlerime

Dönemeçleri boş yüreğimin
Közün üstü küllenmenin eşiğinde şimdi
Yanık izlerim sızlıyor
Sarıp sarmalıyor kör karanlık
Hüsranım içime daha çok yakışıyor

Gecemin hüznü
Kâğıt kalemle buluştu yine
Karma karışık duyguları
Hasreti heceledik birlikte
Mevsimini terk etmiş
Senli şiirler dizeledik

Eylülden kalmış kelimeler
Yaprak yaprak dökülmekte

Rüzgâr estikçe derine
İçi sızladı cümlelerin
Bir ah düştü

Umutla yalnızlık yan yana duruyor
Gözyaşlarım toprakla buluşur oldu
Yağsın yağmurlar çorağa
Sevda koksun sokaklar

Sensiz üşüyen yanıma
Güneş karışsın zamana inat
Bulutlar ıslak perdelerini indirsin gözlerime

Oysa yüreğimde
Yüreğime yer bulamamacasına sevmiştim

Karanlıkla aydınlığın devşirme anını
Hüzünle ayrılık boğuyor
Sanki semadan vuslat yağarken
Umut hasreti uğurluyor...

Deniznas (S.E)
...
Duman çökmüş şu dağların başına
Güç dayanmaz, hasretliğin kışına
Koru yakar, düşmüş gönül döşüne
Gözleri sürmeli yâr ister benden.
**
Gözünde ferin yok, benizin solmuş
Yaz baharın geçmiş, ikindi olmuş
Seven sevdiğini aramış, bulmuş
Bilmem ne akıldır kız ister benden.
**
Felek salmaz gidem, yârin bağına
Kar, boranım çökmüş sevda dağına
Felek çeker beni kendi ağına
Çalmasını bilmez saz ister benden.
**
Çok çiçek dolanır konmazsın dala
Ne peteğe doldun süzüldün bala
Okundu ezanın, sırada sela
Bitmeyen bir bahar , yaz ister gönül.

**Deli Gönlüm** Eserimden**


...
Yine saat gecenin bir yarasi olmus
Ve yine uykusuz gozlerim seni aramakta
Yorgun bekleyislerde senli duslerim
Yuregim yine hasretinle alev alev yanmakta

Gelislerine bagladim umutlarimi caresizde olsa gelislerine
Avutuyorum hep senli duslerimi doneceksin diye sevislerime
Bir sen varsin bende olan yine tum benligimde
Dogacaksin birgun biliyorum sabahlarimda ki guneslerime

Mechullerdeyim sensiz sensiz virane bu beden
Yikik dokuk simdi tum hayaller senden geride kalan
Yasli gozlerim sel sagnak kaybetmisim kendimi varmi goren
Paramparca kalp kaniyorum derindedir benim ask yaram

Simdi pasli hancerler saplanir senli hayallerime
Anilar eskisi gibi hic de cazip gelmiyor
Sen varsin hep uykularda ki duslerimde
Yarinimdan eser yok gibi omrun gelecegini gormuyor

Bu saatten sonra ne degisir artik bilmem hayatimda sen yoksan sayet
Gelirsen acar gonul bahcesinde
Cicekler bulbuller yine mesk eder guller icinde
Gunes bir baska dogar biliyorum
Yildiz gecede daha da parlak sende olsan bi zahmet
Iste o zaman gam yemem olsemde
Senle bulusmak varya cennet bahcesinde...

Sedat Kesim
...
Her şey döner aslına kurttan kuzu olur mu
Üstü açık yatanlar varsın rüya görsünler
Yürek nasır tutmuş bak yansa sızı olur mu
Sözü ile çatanlar varsın rüya görsünler

Bizden bizi çıkarsan sıfır kalır geriye
Haysiyetsiz dillerde yuvarlansak ne olur
Bizim ile olanlar hele gelsin beriye
Şerefsiz olanları her gün ansak ne olur

Leş kargaları gördüm meydanı boş bulmuşlar
Atıp tutup arkamdan neler neler demişler
Sizi şeytan dölleri cennetten kovulmuşlar
Aslanın sofrasında haram lokma yemişler

Susmamız edeptendir seviye meselesi
Gayrı limanımızda bekleyen gemimiz var
Değil üç beş düzenbaz gelse de silsilesi
Yüreğimiz tavında dahası demimiz var

Kalkar gideriz elbet bu nasıl bir gözyaşı
Timsahlar rahmet okur utanırlar kendinden
Vereceğiz dediysek uğruna dönen başı
Kim dedi çıkacağız bizi biz yapan dinden…

Niyazi TUNCER / Kurtbey / İSTANBUL

6/5/2012 5:26:37 PM

...
Fidanlık dallarımı bucağında taşıdım,
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.
Civanlık yıllarımı kucağında yaşadım
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.


Ne kadarda mutluydum taşınla toprağınla,
Hazanlar dillenirdi sararan yaprağınla,
Yaylalar şenlenirdi tayınla kısrağınla,
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.


Yeşilini görmeyen renk zevkinden mahrumdur,
Senden uzak her yılım yüreğimde kahrımdır,
Serhat ilim ruhumda en sevdiğim şehrimdir,
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.


Çoruhunla birlikte yolların yan yanadır,
Toprağının bağrında erenler can canadır,
Yaşayan her bir kula gerçek vatan anadır,
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.


Her yağmur yağışında yeşillenir çayırlar,
Baharınla canlanır dağlar kırlar bayırlar,
Sılama hizmet için hep işlenir hayırlar,
Hayatın anlamını veren sensin Artvin’im.


Alptekin Yazar


...
Tanrım acı bana, şefaat eyle,
Secde’ne başımı koymak isterdim.
Mevlana gönlünde çalınan ney’le,
İlahi aşkına doymak isterdim.

Karanlığı sevmem aydınlık olsun
Odama çiçekler kokusu dolsun
Seni arayanlar kalbinde bulsun,
Aradığım yerde bulmak isterdim.

Bana ceza dersen, sevgini doldur
Yanlışa gidersem doğruyu buldur
Hak Yolu’na giden en güzel kuldur,
Nebiler yanında olmak isterdim.

Dua ediyorum özümden sana
Cennet’te kapını açacak bana
Meleğini gönder gittiğim yana,
Ebedi orada kalmak isterdim.

Bülbüller şakısın güllerin açsın
Bütün kötülükler içimden kaçsın
Gönlüme manevi nurları saçsın,
Kapını beş kere çalmak isterdim.

Tanrım affet beni hata yaparsam
Firavunlar gibi puta taparsam
Helalin yanına haram katarsam,
Bütün saçlarımı yolmak isterdim.

DOĞANAY’ım asla yanlış yapmadım
Ne paraya ne de pula tapmadım
Şeytanın dediği yola sapmadım,
Müjdeli haberler almak isterdim.

Kemal DOĞANAY



...
SANA OLAN BU SEVDAYI
BEN ÇEKEMEM BUNDAN SONRA
ÇAĞIRAYIM AŞK HAMALI
O TAŞISIN BUNDAN SONRA

SANA OLAN BU AŞKIMI
DİYE DİYE LAL OLMUŞUM
ÇAĞIRAYIM BİR TELALI
O ÇAĞIRSIN BUNDAN SONRA

MEHMET ARİF BAYKARA


...


Kanım akmaz bir damla sokaklarında ölsem
Dikişleri söküldü üzerimdeki çulun
Matematik değil ki yüz e binlere bölsem
Sualleri beynime takıldı İstanbul un

Ne defterde bir satır ne de cümlesi kaldı
İster süpürün gitsin ister arayıp bulun
Biraz kalan umudu dibinden söküp aldı
Defterine dürerek bakıldı İstanbul un

Yüreğimde kışlayan nice baharlar gördüm
Üç kuruşa satıldı sevdaları bir kulun
İnce ince uğraşıp koca duvarlar ördüm
Gök kubbesi üstüme yıkıldı İstanbul un

Nankördü sevgileri aşk ım içimde özdü
Diyetini ödetti gezindiğim her yolun
Kader deyip geçerdim iki hece bir sözdü
Ayağıma kurşunu sıkıldı İstanbul un

Kucağına doğana bak neleri yaşattın
Kararttın geceleri kapandı sağın solun
Yüzüne gülüyorken utanmadan taş attın
Tam bağrıma hançeri çakıldı İstanbul un...

Limanları kapattım hava lodosa döndü
Üşüyorum ayaz da biraz daha sokulun
Fenerlerin ışığı durup dururken söndü
Gemileri rıhtımda yakıldı İstanbul un...

Niyazi TUNCER / Kurtbey /İSTANBUL
2/19/2009 7:48:51 PM

...
Bu soğuk gecenin yıldızı kayıp
Kulak ses duymuyor gözüm görmüyor
Sabahın horozu hala ötmedi
Yerim kap karanlık ömür sürmüyor


Odam hapsetmişti kilitli kapı
Gözlerim görmüyor virane yapı
Elimde kalmadı pencere sapı
Kayıptı dostlarım beni bilmiyor

Almıştım gıdamı toprak ekerek
Koydular üstüme otlarla mertek
Ayrıldı sevenler yanımdan tek tek
Çocuklarım bile kıymet vermiyor

Ölüm gelip çattı canım çekildi
Başucuma taştan ismim dikildi
Tanıyanlar beni defterden sildi
Komşular emanet eve girmiyor

Yusuf'um bu yazı buraya kadar
Yarab amelimde koymayasın dar
Bana resulünün yanında da sor
Yalnız cevaplarım akla gelmiyor

Yusuf ONUK-21.04.2015

...
Öyle bir yağmurdur ki ıslatacak yer seçer
Bazen hafif çiseler, bazen sel olur taşar.
Bir tarafta gürlerken, diğer yanı düz geçer,
Sevgi düşen yürekler, karlı dağları aşar.

Bütün aşklar depreşir, nisan mayıs ayında,
Yağmurlarla yeşerip filizlenip açacak
Sevgiler renklenecek gökkuşağı yayında
Bir yandan diğer yana kucak açıp kaçacak.

Sevgisiz yaşayanlar ot gibi toprak gibi
İz bırakmaz geride ummanda tek bir damla
Hafifçe bir rüzgârda, savrulur yaprak gibi
Bitirir hayatını yüreğinde ki gamla.

Şarkı söyler bülbüller, sanırsın bir yarışta,
Gül kayıtsız kalmayıp kokular salıverir
Aşk öyle yakın değil, varılmaz bir karışta,
Nisan yağmuru gibi ansızın dalıverir.

Sevenler kulak versin ötüşen kuş sesine
Nağmede ki mesajı sevmeyenler almıyor
Mahir'i mecnun etmiş, hep vurmuş ensesine
Her canlı birgün göçer, kimse baki kalmıyor.

Mahir Başpınar

...

Bahar Zamanı...

Dem bahar zamanı, kış bırakmıyor
Sanki kışa kaymış günler akmıyor.
Grev mi var göklerde? İşler aksadı,
Örtülendi yüzü, güneş bakmıyor.

Penceremden girsin güneş odama,
Işıl ışıl vursun perdeli cama.
Eksilmesin gün hiç köhne evimden,
Kararmasın artık, parlasın semâ.

Gül mevsimi gelsin, gönlüm şen olsun
Kış günü ömrümün, neşeyle dolsun.
Şu ayak sesleri çıksın aklımdan,
Bir kışımız daha böyle yokolsun.

Gönül bu, sevdâ var her emelinde
Sevdâlar salınır bahar yelinde.
Yürek çıkmak ister kış davetinden,
Dost gülü görelim yârin elinde.

Belki son bahar bu ömrümüzdeki,
Hayattan ne kaldı elimizde ki?
Geriye bir satır, bir soluk kalsın,
Solgun yapraklarda elinizdeki...

11.03.2013 Fatih-İST.

Enver Özçağlayan
...
Sanmayın bu millet uyuyor böyle,
Karada,havada,denizde varız.
Bunca fabrikayı kim yaptı söyle?
Karada,havada,denizde varız.

Uzaya gönderdik Sat’larımızı
Kendimiz yaparız yatlarımızı
Yerli Malı süsler katlarımızı,
Karada,havada,denizde varız.

Barajlarda sular ışık oluyor
Sebze ucuzluyor sepet doluyor
Makineler çıktı otu yoluyor,
Karada,havada,denizde varız.

Ordumuza dünya alkış tutuyor
Hastalar en güzel yerde yatıyor
Fabrikalar ucuz oto satıyor,
Karada,havada,denizde varız.

Anadolu baştan başa karada
Jetlerimiz özgür uçar havada
Çocuklar çiçektir açar yuvada,
Karada,havada,denizde varız.

Kapımız açıktır Türküm diyene
Mevlanaca özden insan sevene
Türkiyem güzeldir seni övene,
Karada,havada,denizde varız.

DOĞANAY’ım rahmet “OKU!”Ata’na
Bu topraklar için Şehit yatana
Kanını toprağa maya katana,
Karada,havada,denizde varız.

Kemal DOĞANAY

...
ZAMAN AŞK DOKUYACAK

denize kızılca göz kırparken güneş
menekşe toprağından sevgi fışkıracak
eflatun zaman aşk dokuyacak kucak kucak
saatlerin tiktakları hep aşk okuyacak
gece can atar dinlemeye saati, kalbi güleş.

martı çığlıklarıyla yağmur sesi şakalaştı gece boyunca
asılı durdu asırların gizi yağmur damlasında
mevsimsiz yağar berhudarlık yağmuru apansız
aşk her dem hazır gönül kapısında zamansız...

Sait Edip Akdağ Sultanahmet, 12 01 13

...



Körebe oynuyoruz gecenin bir yerinde
Gözlerimi bağlamış gözü olmayan devler
Öyle bir feryat ki bu yankılanır derinde
Kulağını kapatır sözü olmayan devler

Bir kaç adım ötesi yürüyorum ateşe
Yüzümde sıcaklığı yanıyor sağım solum
Kovalarken akrebi saat vuruyor beşe
Zamanın girdabında kırılır iki kolum

Hayalini kurmanın cezası hasret ise
Ben cezama razıyım hasret dediğin ne ki
Ateşlere sürdüğün sadece bir elbise
Sana koşan ruhumu nasıl tutayım peki

Biliyorum bir daha gelmeyeceksin geri
Sağanaklar düşecek mevsimlerden sonbahar
Şu sararmış yapraklar boyarken şimdi yeri
Sensiz geçen yılları yine takvimler sayar...

Niyazi TUNCER / Kurtbey / İSTANBUL

9/15/2011 12:41:54 AM

...


Sayımız az bizim azdan azaldık
Görünmez olanı gördük çamurda
Bir lokma helali yerken haz aldık
Nefsin perdesinde kördük çamurda

Suyumuz ırmaktan meyve topraktan
Pula boyun eğenler anlamaz bizi
Yokluğa şükredip dilerken haktan
Kula boyun eğenler anlamaz bizi

Derdimiz tasamız dünyevi değil
Biliriz elbette asıl olanı
Bu bizim yasamız dünyevi değil
Biliriz nedeni nasıl olanı

Farkımız yok bizim fark arayandan
Akarız mecrasız dağlar aşarak
Farkımız sadece ark arayandan
Varırız menzile hem de koşarak

Mantık çeşmesinden içmedik suyu
İsimler koymadık ne de bir paye
İğne ile kazıp açarken kuyu
Bizde biz olanı bulmaktı gaye

Boyumuz kısaymış yetmezmiş ömür
Hükümler verdiler tövbe ve haşa
İlahi katından gelirse emir
Düz yolda takılır düşersin taşa…

Niyazi TUNCER / Kurtbey / istanbul

8/13/2013 12:11:01 AM

...

HİCRET
Hicret etti O ve Sıddık
Bir mağara gördüler
Mağaraya girdi
Hicret eden ve Sıddık

Sıddık yere oturdu
Resul dizinde uyudu
Uyurken yüce Resul
Sıddık oldu ondan mesul

Delikler vardı mağarada
Zarar gelsin istemedi
Sıddık yüce Resule
Bekçi oldu mağarada

Çok severdi O nu Sıddık
Yırttı üstündeki esvapları
Parçalayıp parçalayıp
Delikleri tıkadı

Ama yetmedi esvaplar
Bir delik boş kaldı
Sıddık oraya da
Ayağını dayadı

Resulü ve Sıddık’ı gördü
Ve örümcek ağını ördü
Peygamberi için
Yuvaya oturmuştu güvercin

Görmek için Resulu
Çıkmak için çabalıyor
Delikteki bir yılan
O da bir can

Isırıyor Sıddık’ı
Kanıyor ayağı
Çok yanıyor canı
Düşüyor göz yaşları

Ağladı gayri ihtiyarı Sıddık
Yalayınca yaşlar Resulü
Uyandı uykusundan
Yüceler yücesi

Aktı istemeden göz yaşları
Uykusundan kaldırdı Resulü
Doğrulunca yerinden
Gördü ağlayan Sıddık’ı

Ne oldu dedi
Yüceler yücesi
Anlattı Sıddık
Başına gelenleri

Sıddık ayağını
Delikten çekince
Yılan dile geldi
Resulü görünce

Sizden özür diliyorum
Ey yüce Resul
Sizi görmek için
Yıllardır bekliyordum

İncitmek istemezdim
Aziz Sıddık’ı
Ayağını ısırmazdım
Olmasaydı içimdeki sızı

Sizi görmek için
Başka çarem yoktu
Bu aciz yaratık
Onun için soktu

Resul baktı
Sıddık’ın ayağına
Tükürüğünü sürüp
Merhem oldu yarasına

Geçti o an acısı
Sadık Sıddık’ın
Yüzleri güldü
Güvercin ve yılanın

Ve Resul ve Sıddık
Ve güvercin ve yılan
Hep birden el açıp
Yaratana sığındılar

Ve Resul ve Sıddık
Ve güvercin ve yılan
Herkesin yüzü güldü
Hepside Allah’a şükretti.
MUZAFFER KULA (ŞİİRİSTAN 1 adlı kitabımdan)










...
" SENİ BEKLİYORUM "

Bir gün sen ansızın, geleceksin diye,
Çaresiz hep gülüm, seni bekliyorum...
Gelip de yar beni, seveceksin diye,
Çaresiz ben gülüm, seni bekliyorum...

Bir güneş olup da, doğacaksın diye,
Arayıp yar beni, bulacaksın diye,
Aşkın yarasını, saracaksın diye,
Çaresiz hep gülüm, seni bekliyorum...

Laf söyleyemem hiç, kırılırsın diye,
Kırılır da bana, darılırsın diye,
Beklerim boynuma, sarılırsın diye,
Çaresiz ben gülüm, seni bekliyorum...

TAŞGIN'ım aşkımdan, yar erirsin diye,
Bu ölümsüz aşkı, sen bilirsin diye,
Ben ölmeden belki, de gelirsin diye,
Çaresiz hep gülüm, seni bekliyorum...

Zekeriya TAŞGIN

20/04/2015
...

..................... ‘’Anılar... Anılar...
..................... Şimdi gözümde canlandılar
..................... Anılar... Anılar...
..................... Beni bu akşam ağlattılar’’ Çoşkun SABAH



Ey aşk!
Sen ne garip şeysin böyle?
Bir kere sevmeye görelim
Unutamıyoruz, silemiyoruz
Elimizde değil...
Ve neden sonra
Kavuşamamış olmanın ezikliğini
Unutamamış olmanın incinmişliğini yaşıyoruz

Hele geçmiş paylaşımların
Bir gölge oyunu
Ya da daha önce görülmüş
Dokunaklı bir filmin
Yeniden izlenişi gibi
Tatlı bir burukluk içerisinde
Ayrı yaşanmış yıllara isyanla karışık
Yüzümüze senelerin çizdiği derin izlerle
Kimi zaman sevinçlerin tebessüme
Kimi zaman da hüzünlerin gözyaşına dönüşerek
Yüreğimizde tarifsiz sancılanışla
O, geçmiş paylaşımların anımsanışı...
Gün gün... Dakika dakika hatırlayışlar...

Anıların,
Ateş almış silahtan fırlayan bir kurşun gibi
Ummadık bir yerde
Ummadık bir anda
Bazen hisli bir şiir
Bazen içli bir şarkıyla
Beynimin sayfalarından ani fırlayışları...

Yaşanmışın,
İrademiz dışında
Yeniden yaşanması...

‘’AŞK’’ denilen şey bu mu yoksa?
Anlaşılamayan bir duygu karmaşası
Bitmeyen özlemler
Sonu gelmeyen anımsayışlar
Ve her defasında
Her seferinde
Ayrılık... Hüzün... Gözyaşı...

****

Ama
Dudaklarımızda bir türlü eskitemediğimiz
İstesek de düşüncelerimizden silemediğimiz
AŞK var ya
O güzelim duygu fırtınası
Bütün kırgınlıkların
Tüm dargınlıkların
Tatlı bir tebessümle son bulması...

İşte
Seni böyle inatla sevişimin
Sana böyle çılgınca bağlanışımın sırrı
Anılarımız... Anılarımız... Anılarımız...


İskenderun 08 Mart 1995

...

Yeni bir oyun var,malum yerlerde.
Çok ince hesaplar işin içinde.
Aç kurtlar,çakallar istim üstünde
Çıkarlar uğruna gitti insanlık.



Kimi saltanat peşinde,kimi petrolün.
Elbet ahı tutacak,onca mazlumun
Unutulurmu sandın,yaptığın zulmün
Çıkarlar uğruna gitti insanlık



Taş,toprak yıkanmış,göz yaşı,kanla
Gövdesi ayrılmış,başı bir yanda
Okunmaz böylesi, hiçbir kitapta.
Çıkarlar uğruna gitti insanlık.



Güvendiğin dağlara karlar yağarda,
Birgün sende kalırsın,mutlaka darda
Buldunmu huzuru,o kanlı malda..!
Çıkarlar uğruna gitti insanlık.








Mahmut M. Özdemir
20.04.2015
...
Gözlerim göz göz oldu, sözlerimin tadı yok,
Zihnim; kafatasımın içinde çırpılıyor.
Bedene esir olmuş, canımın muradı yok,
Saniye tarafından hayatım kırpılıyor.

Derdim sevincim tuhaf, hepsi başka biçimde,
Darbe yemiş yüreğim, beynime dikleniyor.
Ciğerlerim yorulmuş nefes durmaz içimde,
Uykusuz gecelerde düşüm didikleniyor.

Güneşte kalmış gibi soluyor resimlerim,
Kalemler düzeltmiyor, fırça tonlandırmıyor.
Umutlarım yeşermez, kuraktır mevsimlerim,
Yaşadığım kıtlığı yağmur sonlandırmıyor.

Hayal gücüm soğudu, rüyalarımsa ayaz,
Kutupların ömrünü yaşıyor fikirlerim.
Sarıp sarmaladığım sözcükler siyah-beyaz,
Dilimin suyu bitti çatlıyor zikirlerim.

Başkasıyla işim yok, aklımla bütün zorum,
Düşünmeyi düşü/r/n/düm, dimağım küf bağlıyor.
Her içimi çekişte yanıyor soluk borum,
Gözkapağım gülerken kirpiklerim ağlıyor.

Ne kadar uğraşsam da ruhum dikiş tutmuyor,
Toparladım dedikçe ortasından söküldü.
Vefasızlık ağlatır, ihanet uyutmuyor,
Anladım ki gözyaşım hep boşuna döküldü.

15.01.2015-Malatya
Mustafa ERKENEKLİ

...


bir Çiftliği vardı Ankara’nın.
üretirdi sütü,
yoğurdu,
meyve suyunu.
tüketirdi Ankaralı,
hem yoksulu,
hem de zengini.
anladılar sonunda Çiftliğin kıymetini,
büyük oldu ödülü.
süslediler endamı görkemli bir Saray’la.

şimdilerde Çiftlik Saray’ın hizmetinde…
kümesler,
sebzeler,
inekler,
bilmem daha neler neler.
hepsi organik,
hepsi saf.

boğuşmakta Millet sanayileşmiş yiyecekle,
çoğu hasta,
çoğu huzursuz.
yetmiyor imkânlar iyisine,
bulduğuna çoktan razı.
sorgulamak kimin haddine midesine dolanları.
gdo’lular,
ilaç’lılar,
hormon’lular,
ithal tohum’lular.
bilmem daha neler neler.
olsunda ucuzu gerisini aramaz,
şükreder bulduğuna asil ruhlu Milletim.

gideni kalanı boş ver Çiftlik.
yediğinden sana ne halkın,
yok olmuş orta direğin,
huzursuz bir toplumun.
kusur etme Saray’a,
hazzını yaşa böylesi hizmetlerin.

büyüksün Çiftlik!

Mehmet Macit
05.04.2015
İzmir

...
Yaşanmamış saydığım
Nice kalleş vurgunlar sonrasıydı.
Affetmek büyüklüktür derler ya
Bütün kırgınlıklarımı
Uğradığım bütün haksızlıkları
Unutarak
Af etmişken.
Yalancı ve sahte yüzlülere
Riyakarlıklara ve bencil sevgilere
Kapatmışken tam da yürek kapımı.
Ve..
İkinci otuz yaşıma doğru ilerlerken.
.
İncitilmiş,
Kırılarak örselenmiş yüreğimle
Gözlerindeki büyüye kapıldığım
Bir Kadın sevdim.
.
İnsani değerleri savunarak
Benim Kabem İnsandır düsturu ile
Ezilenlerin yanında
Ezenlere baş kaldıran
Tüm halkların kardeş olduğunu savunan
Haksızlıklar karşısında duyarlı
Anarşist ruhlu
Bir Kadını sevdim.
.
Hak ettiği halde
Sevgisini istediği gibi yaşayamamış
Mühür gözlü bir Kadını sevdim.
Yüreğime kattım yüreğini
Onunla yaralarımı sağalttım
İçimdeki hicranı gördü
Yaralarımdan öptü
Yüreğini sevgisini verdi bana.
Bende..
Şiirlerimde yaşattım onu.
.
Öyle imkansız
Ve.. öylesine zor bir sevdaydı.
Biliyordum
Bitecekti.
Olumsuzlukların yanı sıra
Çaresizlikler
Ve.. geç kalmışlığımız vardı.
En uç noktasında severken sevilirken
Aniden Bitti
Efsane dediğimiz o yüce sevgi
.

O şimdi dört duvar arasında
Ölmeden mezar da
Bense yüreğimde vurduğu hançerle
Kanıyorum.
Yokluğu beni öldürdü de
Yaşıyormuş gibi yapıyorum.

.
A.Nevzat Uçar.
20/Nisan/015. Saat:06:35.
Tuzla-İstanbul.

-

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

-


...

Eşsiz İnciye...

Kimileri AHMED der kimileri MUHAMMED
Adının anlamıdır:övülmüş,övülecek...
ALLAH'ın sevgilisi, isteğine yok bir set...
Dûan ümmetin için...sözü var RAB verecek...

RAB'bin yaratığının en şereflisi İNSAN...
Onun da emsâlsizi, habîbsin ey MUHAMMED...
Hangi bir kul vardır ki ALLAH ile anılan?
Dûam:senden şefaat...ALLAH'tan af ve rahmet...


Alper Kürük





https://youtu.be/NjRbdlnU0og



...
Gam derip dertlerden gezerken üzgün
Bir pîr-i fâniye rast geldim bugün.
*
Gülen gözlerinde gölgeler gördüm
Sanki "tadım-tuzum, yok" der gibiydi...
Sabrını sınayan öfkeler gördüm
Çömeldi, bana da, "çök!" der gibiydi.

İnsan bu! Gün gelip kalsa da darda
Bir çare gizlidir her müşkül, zorda.
"Sana anlatacak çok sırrım var da
Önce sen içini, dök" der gibiydi.

Hâline bakanın sızlardı içi
Anlardı varlığı, yokluğu, hiçi
"Görmeyi bilene herşey geçici
Bâki olan bir tek, Hakk" der gibiydi.

Bel iki büklümdü, yol çıkmaz sokak
Kaldırım taşları yüksek! basamak
Saçlar dile gelmiş, "ibret için bak,
Gördüğün kar değil, ak" der gibiydi.

Nur yüzlü biriydi; sanırdın Velî
Cahili irşâda yeterdi hâli
Sohbet dem aldıkça çözüldü dili
"Geçen gün ömrüme, ek" der gibiydi.

Yorgun bakışında cılız bir ışık
Benzi sapsarıydı, eller kırışık
Hedef belliydi de, yönler karışık
"Beni bu dehlizden, çek" der gibiydi.

Sordum, "kimin-kimsen, komşun, akraba
Evlâd u iyalin yok mu beybaba?"
Derin bir âh çekti; beyhûde çaba,
Her sorun kalbime, ok" der gibiydi.

Belli ki gönlünde mevsimler kıştı
Mutluluk zamana karşı yarıştı.
İşaret parmağı söze karıştı
Bu yaşlı kimsesiz, tek der gibiydi.
*
"Oğlum" dedi...Sustu, gözleri doldu
Gecenin koynunda gözden kayboldu...
...
Yıkılsın yüce dağlar aşamaz ki ayaklar
Çığ düştü yollarıma, doldu saçıma aklar
Kaç kez ölüp dirildim dilim seni sayıklar
Can çıkmadan selası okunmuyor sultanım

Gönlümün ışığıydın geceler matem tuttu
Şifa bildiğim zaman çalıp ömrümü yuttu
Gurbet eller pek yaman dostlar bile unuttu
İnan yokluğun kadar dokunmuyor sultanım

Ne var işte diyordum ayrıldık altı üstü
Hiç de kolay olmuyor, umutlar bitap düştü
Asık yüzle bakınca resimlerin de küstü
Gözlerime aşk dolu bakınmıyor sultanım

Ömrümün baharında yükselen bir devirdin
Zoraki gittiğimi sende iyi bilirdin
Çok pişmanım dedikçe s/özümden yüz çevirdin
Gururun başka tavır takınmıyor sultanım

Bir duysaydın ahvalim huzur da yok neşe de
O sıcak gülüşünü bulamadım kimsede
Umutsuz bekleyişim, aklım vazgeç dese de
Deli gönül halinden yakınmıyor sultanım
...

 

 
     
Şiir : NEREYE GİDİYOR
Şair : Zahirim
Okunma : 15
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 26.04.2015 / 22:41
Gönderen : Zahirim
Kategorisi : Eğitici / Öğretici
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Bir Avuç Çığlık
nural
( 4,13 / 8 )
Her Bakana Bir Uçak
momoli
( 3,86 / 7 )
Rüveyda’Ya Sesleniş
cimlerinmelodisi
( 3,67 / 3 )
Yaşayan Görür!..
Aksakal
( 3,5 / 6 )
Hükümsüz
Yasmin_NL
( 3,2 / 5 )
Sevmeyi Ozledim...!!
sesizsairDoGaN_NL
( / )
Son Eklenen Sesli Şiirler
Her Bakana Bir Uçak
Zaman aşk Okuyacak
BENİ HİÇ SEVMEMİŞSİN
ŞairTürk Tanışma Şöleni 2015
EY İNSAN KARDEŞİM
Önce düşün sonra söyle
ŞAİRTÜRK TANIŞMA ŞÖLENİ 6
Vuslatı Yitik Sevda
BİZ TOPRAKTA SEVDÂYZ...
Bakarsın Bir Gün,Yeniden Severim Seni
Ah! Şu Gönül Yok mu?
Seveceksem Böyle Sevmeliyim
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..