Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
MUSTAFANIN GEMİSİ
DUYURU
(4,96 /102)
SUS AHRAZ SUS...
Dogan.Bilge
TESBİH TANESİ GİBİ SÖZLER DİZMİŞTİM
bilalbutun
(4,56 /9)
6
4,13
İsimsiz Şiir...
M_Ali_Unsal
(3 /2)
YÜREĞİM ÜŞÜYOR
M_Ali_Unsal
(1 /1)
Örümcek
TopraginSesi
İyi Değilim
MehmetBilecen
(3 /2)
HEM KENDİNİ YAKTIN HEMİ’DE BENİ
guzgulu
(3 /2)
üzülme yüregim...!!!
sesizsairDoGaN_NL
31
1
35
1
Sen bu değilsin..
ihlamurlaraltinda58
YIKIM
seckingunduz
(1 /1)
Son Eklenen Metin Şiirler
TESBİH TANESİ GİBİ SÖZLER DİZMİŞTİM
HEM KENDİNİ YAKTIN HEMİ’DE BENİ
Aktif : 22
Bugün :   1048
Toplam : 11267781
Toplam Üye: 5866
IP :   54.167.238.60
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
 
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
Vakit Geldi
Yürek neden buruk
Ay neden karanlıkta bu gece
Kaybolmak
Ve unutulmayı beklemek
Bir durakta

Bakışları soğuk bir çay demledim yüreğine
Hadi sıcak bir bardakta sen dinle
Elbisen buruşmuş
Saçların kahveye hatır çatlatıyor
Kaldırımlar mavi
Insanlar aynı
Sokaklar ve evsizlerde öyle
Köşe başı puslu
Saatler seni soracağım vakti bekliyor
Ah o kırmıZı kazağın
Seneler kokusunu atamıyor
Yıllar değil yollar bile eskitemiyor
Bense ne zaman
Değişmeyi düşünsem
Hep zindanlarında uyanıyorum
Bu farelerde nerden çıktı şimdi
Neden ellerim Zincirli
Tek suçum sevmek miydi.

Yatağım boş göZlerim ise
Çok doldu
Ah bunun adı hasret değil
SonSuza dek hayalini beklemek
Yüreğimi sorsan
Mevsimler şaşırır girecekleri yerleri
O ağlarken gözlerin nerdeydi
Ya da kulakların
Duydu mu sesini
İçten dışa nasıl da bitip eridiğini
Olmamalıydı böyle
Bir kitap başladığı gibi bitmeliydi
Başka heceler girmemeliydi işin içine
Sen sus şimdi
Yüreğimin intihar vakti...

Dragooon01

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle
Beni hasretinle yakma sevdiğim
Kalp dediğin bir yaralı kuş olur
Gönlümde yerini yıkma sevdiğim
Oturduğun sarayların boş olur

Mutlu musun beni derde salınca
Bilinmezin girdabına dalınca
Sen bir yanda ben bir yanda kalınca
Yaşadığın hayal olur düş olur

Hayalimi senin ile süslerim
Sen bilmezsin ne umutlar beslerim
Sana karşı tükenirse hislerim
Bu yüreğim katılaşır taş olur

Çekicoğlu der ki dinle sözlerim
Sanma ömür boyu seni özlerim
Gelişine gülümseyen gözlerim
Gidişine iki damla yaş olur
28.08.2104

...
Çaldın yüreğimi ne yana aksam
Öyle gizli gizli bakma olur mu?
Saçına kırmızı gülleri taksam
Öyle nazlı nazlı bakma olur mu?


Hasret rüzgarları bağrımı yaktı
Neredesin dedim şimşekler çaktı
Gönlünü aldım da yüzüme baktı
Bağrımı birde sen yakma olur mu?


Haberim olmadan öteye gitme
Sırtımı dönünce hemen de yitme
Gönlüm seni sevdi ansızın bitme
Başka gönüllere akma olur mu?


Çok seviyor beni, kanma dediler
Alma yüreğine, yanma dediler
Ondan yâr olmaz ki, anma dediler
Sen bu densizleri takma olur mu?


Karabulutlara aldırma sakın
O güllerimizi kaldırma sakın
Verdiğin yüreği çaldırma sakın
Gönül bahçemizi yıkma olur mu?


Uyumadan önce adını andım
Düşlerimde yoktun sen gittin sandım
Gözüm açtım yoksun köz gibi yandım
Böyle sevdim diye bıkma olur mu?

Polat Tek
28.08.2014
...
Şu fani dünyaya meyletme gönül
Haydi, bana yoldaş ol da gidelim
Derdimi deşip de söyletme gönül
Dosta giden doğru yolda gidelim
Haydi, bana yoldaş ol da gidelim.

Gel, benden hiçbir şey beklemeden gel
Gel sözüme bir söz eklemeden gel
Gel derdime dertler yüklemeden gel
Gel dipsiz deryaya dal da gidelim
Gel benimle sırdaş ol da gidelim.

Kavurup yaksa da ateş-i firâk
Düşelim yollara bu menzil ırak
Elinde dünyalık ne varsa bırak
Sadece sevdanı al da gidelim
Haydi, bana gardaş ol da gidelim.

Gidelim, bilinmez yerlere nice
Gidelim durmadan gündüz ve gece
Gidelim, çözülmez, zorlu bilmece
Gidelim, cevabı bul da gidelim
Gidelim, arkadaş ol da gidelim.

Aldanma duracak dönen küreye
Dikkat et, su gibi geçen süreye
Sorma kim, ne, nasıl, neden, nereye
İstersen en kızgın çölde gidelim
Haydi, bana candaş ol da gidelim.

Haydi, düş peşime dağlar aşalım
Haydi, nazlı yâre doğru koşalım
Haydi, sevda ile dolup taşalım
Haydi, gözyaşımı sil de gidelim
Haydi, bana yöndaş ol da gidelim.

Gidişler O’nadır, dönüşler O’na
Yaklaştık, az kaldı beklenen sona
En büyük ödüldür O Yâr ki sana
En temiz, en nezih halde gidelim
Boynu bükük kuldaş ol da gidelim.

Geçtiysen hayatın en demlerinden
Seçtiysen en naif ünlemlerinden
Aşk boylamlarından, enlemlerinden
Aynı yönde, aynı kolda gidelim
Haydi, bana koldaş ol da gidelim.

Ömür sermayeymiş, tükettik nakti
Unutma dost ile yaptığın akti
Ayrılık zamanı, bu seher vakti
Haydi, kalk, namazın kıl da gidelim
Hakk’a layık dindaş ol da gidelim.

Çalınca açılır dostun kapısı
Bir sırça saraydır kalbin yapısı
Halık’tır, Malik’tir O’nda tapusu
Yokluk kapısını çal da gidelim
Düş önüme öndaş ol da gidelim.

Olduysan hak yolda bir gönül eri
Maddeden manaya tam yol ileri
Geç artık kendinden yak gemileri
Hep aynı hedefte kal da gidelim
Gel benimle yârdaş ol da gidelim.

Çocuktuk, geliştik geldik buluğa
Yaşlandık, eriştik en üst doruğa
Dönüşü olmayan son yolculuğa
Tahtadan yapılmış salda gidelim
Haydi, bana nurdaş ol da gidelim.

Sevda ateşiyle yanıp, pişelim
Pişip de yâr için yola düşelim
Dostlarla son defa helâlleşelim
Kuş uçur, bir haber sal da gidelim
Aç kolunu sarmaş ol da gidelim.

Önce iste, çalış; lokmayı hak et
“Lâ” kılıncını çek, her şeyi yok et
“İlâhe” yolunda ömrünü tüket
“İllâllâh” aşkıyla dol da gidelim
Muhabbetten sarhoş ol da gidelim.

Derler ki aşk başta kılmışsa karar
Akıl başta durmaz edermiş firar
Âşıklar düşünmez, bilmez kâr-zarar
En derin uykunu böl de gidelim
Geç kendinden bir hoş ol da gidelim.

Meftunum vuslata erenler gibi
Ömrünü sevdaya verenler gibi
Gülistandan güller derenler gibi
Gel, ölmeden önce öl de gidelim
Haydi, bana yandaş ol da gidelim.

Kadir Çetin 19.8.2004 izmir
...
İnsanlarda şikayet memnun olmama halleri her zaman olmuştur şu hayata karşı,zengin olurlar bir dolu evleri lüks arabaları yinede bir şeylere kulp takarlar ,insanları memnun etmek ne zordur,birdenbire çöküşler yaşayan insanların işleri dahada zordur hele etrafında sorumluluk duyduğun insanlarda varsa hastalıklar ve ekonomik çöküşler insanın canından can yer, ölümü hatırlatır yok oluşları

tehdidkar dünya verdiği zenginlikler tutun mutluluk aşk sağlığınıza kadar hiç bir şeye güvenme bakalım der ,şımarmalar yarıda kalır gülüşler bıçakla en keskin yerinden dilimlenir
geleceğe doğru fırlatmak istediğiniz o rengarenk top birileri tarafından hunharca kesilir ve dilimlenir,içinizdeki o tatlı sözleri söyleyen çocuk ağlamaya başlar,herşeyden vazgeçmek işte çöküş anları bir şeylere sarılmak istersiniz duman dumana boğularak ,mutsuz soluk bir yüz gülse bile tedirgin bakışların arkasına sürekli gizlenir,ne bileyim işte yaşam şu dünya hiçte rahat olası bir yer değildir ,illa bişiler çıkar suratınızı asacak olaylar,güzel hayaller sivri tırnaklar ile tırmalanırken içinizde acılar kıvranır

Dalgaların üzerinde yükselen bedeniniz birdenbire ağırlaşarak diplere çekilir,ve ben buydum işte ,eşim sürekli bir iskemlenin üzerinde hiç konuşmadan saatlerce oturuyordu,ne var ne yok satılmış,evin içerisinde tek bir servet sadece suskunluk kalmıştı

ve aklını yitirdi,her şeyin bittiği andı,hayat bana öyle bir tokat patlatmıştıki sanki birileri ellerin, göğüslerinden aşağıya kaydırıp oh çekiyordu ,kendimi toparlamalı hayata hiç olmazsa ben sarılmalı idim

vazgeç diyen iblisle savaş halindeyken,evet ben kolay yolda yürümemeliydim,hayallerimi erteleyerek sürekli uykuya dönüşen saatlerime uyan demeliydim,sağlığım kötüye gidiyordu ,bozan yerlerimi kestirdim biçtirdim,ben her türlü şeye hazırlıklıydım,ağlamak falan yok ,güçlü bir insan olmalıydım,psikologlara para akıtacak zamanda ise hiç değildim ben kendimi tedavi edebilecek güçteydim,daha sağdım ve ölmemiştim





ÖNÜME ÇIKAN SİVRİ KAYALAR



Dalgalar beni dev bir akıbete sürüklerken

arada yükseliyordum sörfçünün atik hareketleri gibi

yutamayacaktı beni sular

içinden geçecektim ustalıkla zorlukların

hayatın en hızlı kulvarlarında yaşamak için yarışıyordum şimdi

büyüme sancıları olgunluktu belki adı onun

psikolojik engellerin üzerinden atlamalıydım ayni,iyi cins bir koşu atı gibi

düştüğümü görüp yuh sesinde

alay edemeyeceklerdi benimle

dengemi bozamayacaktı sinirlerimi geren kalın ipler

motivasyonun en güzel renklerini yollayacaktı beynim

aklımın duvarlarına tırmanıyordum şimdi

ciğerlerime derin bol oksijenli nefes çekerek

dumanlara sarılmadan

bir anahtar vereceklerdi elime biliyordum

inandığım doğruların kapısını açarsam


işte o zaman kurtulacaktım


EVET
BEN İNANCIMIN DOĞRULARINI AÇARKEN
O ANAHTARLA BİLİYORDUM
MUTLU OLACAĞIM DİYE İNANDIM
MUTLU OLACAKTIM

MİRAY HANIM

...
BU KOLLARLA SARAMAM
=====================

Uzattıkça elimi, uzaklaşıp kaçarsın,
Sıralanmış yıldızlar, kanatlanıp uçarsın,
Bu gidişle Evrende, yalnızlığa duçarsın,
__Demleniyor hasretin, buralarda duramam,
__Sen yanımda olmazsan, hiçbir hayal kuramam!

Ay kalbime saklanır, boş bırakır yanımı,
O tutkulu gülüşün, tutuşturur kanımı,
Git-gel’leri yaşatır, zordur aşkın tanımı,
__Unuttuysan bileyim, istemezsen aramam
__Hırçınlaşır gözlerim, ben bir şeye yaramam!

Biz hepimiz insanız, yaratıldık alâktan,
Kur empati kalbimle, al haberi ulaktan,
Seviyorum dedikçe, duyacaksın kulaktan,
__Sen kalbimden vurmuşsun, ben kuş bile vuramam,
__Çekilmez bir yük olmuş, bu kollarla saramam!

Şu karanlık dünyamda, ışığımsın nurumsun,
Az rastlanır eşine, saf su kadar durusun,
Yaşadığın müddetçe, seni Rabbim korusun,
__Gözyaşıyla ıslanan, o gözleri yoramam,
__Suskun kalır bu dilim, artık soru soramam!

Gece gündüz fark etmez, gelip gitsen arada,
Dünya malı geçici, gözüm yoktur parada,
Varlığınla hep kalbim, bekleyecek burada,
__Yıllardır hep severim, o kalbini kıramam,
__Uçak tahsis etseler, istemezsen varamam!
Unut dersen hiç kızmam, Unuturum aramam!

Hüseyin Hakan KURTARAN
03.04.2014- Denizli




...
Hayatımda ihtimali,
En düşük şeylerden birisidir herhalde
Senin ile yaşlanmak
Haklı olma gayretine
Hiç anlam veremedim
Saygı duyuyorum sanırım
Bir kadının haklı olduğunu
Bana da ispatlayabilmesi için.

Bu kadar uzun şeyler yaşıyorsa
Hayatındaki kişilerin hatasıdır bu
Benim böyle bir merakım yok
Sen yine haklı, kusursuz ol,
Bu şekilde mutlu olabiliyorsan
Ne düşündüğün, nerede olduğun,
Kiminle seviştiğin,
Neye kızdığın umurumda değil.

Bir kişiye bir kişi yeter demiştim
Yetti, gittiğini, gelemeyeceğini söylüyorsun
Gülüyorum, bir yere gittiğin falan yok,
Buradasın, canımın içinde
Hiç kimseye ispatlamak zorunda değilim
Bu hikâyeden almam gereken şeyi aldım
Kararımı verdim, uyguluyorum
Yeryüzündeki hiçbir şey sonsuz değildir
Umarım senin için
Sonu gelmesi lazım, mutlu olabilmen için
Benim gibi adama da
Böyle şeyler yazdırdın ya
Helal olsun sana uzağım.

Sami Arlan..



...
Ve sordu yuregim kendine
Ne kaldi senden geriye
Yasanan bos bir hayale
Yillardan arda kalan sisli maziye
Ne bir resim Ne bir isim
Bilinmeyen sehir bulunmayan adresin
Oylesine yazilarda kalan
Kaybolan mutluluk hevesim
Nerde simdi O askin magrur edasi
Duyulmmayan sessiz cigliklarda
Kayboldu gitti sevginin gizemli sedasi
Uzulme yuregim artik uzulme
Uzak kalsin senden ne varsa geriye
Mutluluk bana ugramasin
Alsin götürsüñ benden senide
Bir daha gam dusmesin yuregime
Ugramasin bir daha gönül limanima
Dümeni hoyrat dalgalarda kirilmis
Bilinmeyen sularda rotasini sasirmis
Yelkenleri hircin ruzgarlarda yirtilmis
Direkleri sert kayalarda kirilmis
Bir omrun donemecinde
Yanlizliga bir nefes demir atmis
Seferi tamamlamis gemiler misali
Issiz rihtimda talihsiz kaderine
Terk edilen enkaz gibi
Olum sessizligi çökercesine
Unutulsun sevdamin seyir defteri
Üzulme yüregim durul ki durulsun
Yalanci mutluluk rüzgarlari
Üzulme yüregim unut ki unutulsun
Geri dónülmez hayal yolculuklari
Ve sordu yüregim kendine
üzülme bu pismanliklar niye
Malum nedenler getirir sonlari
Keskelerde Basin Dik Yuremelisin
Yollarinda...
Birde Guzel bir Yurek olmali
Kollarinda..,
Paylasmaliyida Bilmelisin
MutLuLuklarinda..
Yasacaksin Iyi ve Kotu zamanida..
úzulme yuregim uzulme
Ogrenecek ve Ogreteceksin Sabrida

...
Giysilerinden başladım yakmaya.
Sonra sırayla, seni hatırlatan ne varsa.
Özleminden payıma düşen her şeyi,
Attım hiç acımadan,
Ateşin tam ortasına.
Korlar düştü birer birer bağrıma.
Ben, öyle kalmışım ki karlar ortasında,
Yalnızım ya,
Söndü alev alev avuçlarımda,
Aldırmadım...

Yağmurlar gibi, iğne iğne battı özlemin tenime.
Yüreğim kanadı, kanadı sol yanım.
Acılardan öyle çok geçmişim ki yokluğunda,
Konarken sineme hasretin,
Canım bile acımıyor artık...

Unuttum senle geçen günlerin sarhoşluğunu.
Artık şarapların buruk tadı var gecelerimde.
Biraz hüzün rüzgârları esiyor bu sıralar,
Hepsi o kadar...

Fotoğraflarınla beraber,
Tozlu bir raftasın şimdi...
Unuttum yüzünü, ellerini.
Bir de her gün seyrettiğim ela gözlerini.
Resmini bile çizemiyor kalemim.
Öyle silmişim ki seni belleğimden,
Artık tuvaller bile anmıyor seni.

Gittiğin gündü, bir şiir yazdım sana.
Göz yaşı kondurdum her bir satırına.
Mürekkebi dağıldı, kelimeler ağladı.
Yokluğuna dem vururken satırları,
Geçmişim de, geleceğim de,
Orada aslı kaldı.
Ben boşluklarda kaybolup yiterken,
Saatin zembereği durdu,
İşlemiyor artık sesi.
Aşkın da orada hapsoldu,
Unuttum çoktan seni.

O gün, bugündür böyleyim,
Biraz durgun, biraz üzgün,
Bazen de bir deliyim.
İşte hepsi bu...

MUTAHHARA ARLI ÖZKÖK
...


hikayeye gerek yok her insan bir hikayedir



şiirlerimin ayaklarına dolaşıyor yokluğun

gidişin kış
gözyaşlarımızda üşüyen kar
canım yangın yerinde kül
külümden su dilenen şiirler
ellerim fırtınaya tutulur gidişlerin dökülür parmak uçlarımdan
üşürüm kaldırırım boşluklarına yokluğunun yakasını
gidişin bir şehir gürültüsü
depremler çökerken aklıma
aklı çıkar şiirlerimin kalesi düşer
yutkunamıyorum
adın paslanırken boğazımda
susmak neyin çaresizliği
suskunluğum seninle dolacaksa
çareyse gelişine
hadi uzun uzun susalım


içim geçkin
aksim aksileşir aynalarda
yüreğinde kıyılarına çekildiğim kent sürgünlüklerim
her toprağın altında ölüm bir başka sızlar

ne geceye sığarsın ne gündüzün boşalır sokaklardan
bilir misin sen sevmeyi öğreten en güzel şehirsin
sokaklarında zil zurna sarhoşluğum
gidişinle serserileştiğim kaldırımların
dilime sürgünlüğü bağışlayansın
ne batan yaradan kanlı çıkan bıçak ne dilim de yara
s/aklımda kalan
karanlık Kan tükürür yokluğunla sınanır aklım sıra
Ne gece s/aklar koynunda
adınla patlar içimdeki tomurcuklar

yokluğuna sokulur varlığım
anne çığlıklarıyla atılırım uçurumlardan
saçlarımda ölür babamın şefkatli elleri
ve geçip giden ömrüm sensizliği koparırken takvimlerden
yokluğun alıp yitersin sonsuzluğum olur gece korkularım

sonum sende sollanır
içimdeki kalabalıklarda şehirleşirsin
kent küser
geceye çöreklenir uluyan yalnızlıklarım

rüzgar uğultuları deşelenirken yatağımda
düşünmek ellerimi dualarınla yüreğime mühürlemek
sen bakma arsızlığımdır
adının her harfine kazdığım mezarlar
geçmiş kuruntuları
gecenin sessizliğinde tozduğum
suskunlaşır sus çöker karanlık yanlarım
bin bir gecenin hesabısın sen
bulutlar kanar, yağmurlar gölünde boğulur
korkularım anne diye koynuma sakladığım
ve karanlık koridor sonlarında vardığım yorgunluğumsun
şimdi şiirlere sokuluyor soluklarım
alışmak zor yokluğunun cümlelerine şiirler düşürmek
ah
ben varlığına hasretken kimin yokluğunu doldurur
benden alıp gittiklerin

trenler geçer şehirler biter
yanar gelmeyecek yolculara kesilen biletler
eksilen vedalar
boyun büker kör kütük aşık oluşlarım
sen bana bakma ben iyiyim dedim ya
boş ver biraz eksilirim bu gece
bir hevesti derim geçip gider
üzülme düşürdüm içimden seni
düşünme beni iyi bak yüreğine
...

Yeniden başlarsın kafana takma;
Biterken her sevda bir tohum verir…
Bozukken aklımın fikir ayarı;
Tutuşur gözlerim gözyaşım erir…
Biterken her sevda bir tohum verir…

Kalbinden geçmeyen yalan kelime;
Dilinden dökülen inkara yakın;
Düşlerin gözümde hep lime lime;
Üstüme yürürken hep akın akın;
Dilinden dökülen inkara yakın…

Bu ıssız caddeler sensiz sokaklar;
Elleri koynunda bir çocuk bekler;
Yüzüme konan bu arsız yasaklar;
Beyhude hiç olur binbir emekler;
Elleri koynunda bir çocuk bekler…

Şehir ki katlime verirken emir ;
Işıklar ışıklar sönen ışıklar;
Alnımda paslanır buz tutan demir;
Ayrılık şarabı içer aşıklar;
Işıklar ışıklar sönen ışıklar…

Buz tutan yanıma sokulma bırak;
Ellerim ellerim soğuk ellerim;
Efkarda ustayım neş’ede çırak;
Ve bundan soluyor açan güllerim;
Ellerim ellerim soğuk ellerim…

Ali ALTINLI – 27/08/2014
Saat: 22:45

...
Haller
Kırılmışsa onur bardağı,
Acıyı buyur eder gönül çardağı,
Akıp giderken ömür ırmağı,
Dile vurulan kilit yalandır..

Edebi takınıp olmalı insan,
Kalpleri kırıp ta olunur mu tamam,
Haliyle diliyle olmalı adam,
Dile vurulan kilit yamandır..

Rol model olur babalar oğula,
Tatlı dil söylenir konu kamşuya,
Bi haber misin be adam yaşarsın havaya,
Dile vurulan kilit hazandır...


Mustafa Çakır 26/08/2014
...
mefãîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün

Tutuşsun gönlümüz yansın bu hicran hiç tükenmez mi?
Ne sen geldin ne ben güldüm bu hüsran hiç tükenmez mi?

Sükûn bilmez mi feryâdım, emânım yok gümânım yok
Neden gam yurdunda kaldım bu devran hiç tükenmez mi?

Ne bilsinler senin derdin bu cândan cân alıp gitti
Bu hasretten tükendim ben bu zindan hiç tükenmez mi?

Tutulmuş sems-i bahtım yâr esir etmiş bu gam cânı
Bağım solmuş gülüm solmuş bu efgan hiç tükenmez mi?

Yıkılmış köhne hânem bir hazân vurmuş perîşânım
İmar olmaz bu ömrüm âh bu vîran hiç tükenmez mi?

Agâh dildãr vefâsızmış, ne bilsin bî vefâ halden
Canânım kanlı bir sultan bu ferman hiç tükenmez mi?

...
Benliğim benden uzaklaşıyor çaresizlik kapımda şeytanı zevkten beş köşe yapıyordu,yanlış yollara saptırmanın zamanı işte elimdesin diyen şeytana gün doğarken dünyaya niye geldm ki ben diye isyanlarım yaşamımda ki ilk satırları koyuyordu. Çare sandığım kötülükler işaret veriyor ışıklarını yakıp söndürüyordu filozof şeytan vaazlar vererek kendine saf tutmam için etkiliyordu

bu yazılarımın anlamı elbetteki her köşe başında şeyh her köşe başında tarikatlar,tsavvuf ilmini veren Osmanlı devrindeki hak tarikatları asla değil,halifeyim mehdiyim diye insanları etkileyen Peygamberler diyarından soyum diyenler birlik beraberlik adı altında seni her konuda yetiştirip tüm maddi alanlarında destek verenler yani bir elin nesi var bin elin sesi var ,bir dolu insan senin dar zamanlarına el veriyor süper iyi güzel tamma sonra ya gerisi?


Bunları neredenmi tanıyordum,dost dediğim arkadaş dediğim insanın sürekli bahsettiği topluluktan,şeyh dediği adamın mürüdi ,düşmeye gör nelere sarılacaksın demekki ,uzun bir süre kızı dinledim,Musevilerin Mısırdan uzamış Kabala kültürleri aklıma geldi,orada düşen asla olmazdı,birbirlerini koruyorlardı,tarih öncesi karalamalar mistik şifrelerle insanları büyülemektir amaçları,dinlerinden uzak bir diyarda büyücülerle el tokalaşır bir dahada ayrılamazsın


27 derce ile başlangıç yapıp 33 dereceye ulaşmak terfi etmek için dünya görüşünü terkederek masonların verdiği kurallarda sürekli çabalarsın,sefirot şeması bir dolu sırdır,diğeri lusifer olup artık ona saygı duyarsın


İşte benim için ayni değerde olan ülkemdeki tarikatlar,saçma sapan konuşmalar vazlar süslü püslü kızlarla ayin yapanlar ve müridlerini genişletmek isteyen şarlatanlar


Kurtuluşum bunlarsa eğer öleyim daha iyi dediğim anlar,Masonik ilahlara hiç ihtiyacım yoktu,kendini mehdi mesih yapan şeyhlerede ,ben aklımı başıma toplamalı hazıra konmadan yeni bir şeyler üretmeliydim karanlık güçlerin saçma sapan sapkınlıklarından uzaklaşmalı kendime direktifler vermeliydim


Ve sürekli dua ediyordum,derken bir melek yamacımdaydı şimdi,o kim miydi ?varını yoğunu satarak bizi düze çıkaran anne dostu her şey yoluna girecek diyordu ve ona olan tüm borçlarımız kısa zamanda ona ödeyecektik

bu sayfaya kadar hiç durmadan çalışıp çabalamıştım,ama sadece onlar da harçlığım çıkıyordu




VAZLAR VEREN FİLOZOF ŞEYTAN



Hayatımın en kötü kısımlarını yaşamak için zorlanırken

kaçıp gitmek istediğim o bakir koylar o yüzdendi

bir kaç satır ile avunurken

gülüşler duyuyordum ötelerden

hayalperest olmayımı öğrendim hayır

gerçek düşlerimi süsleyen okuduğum kitapların arasına sıkışmış serüvenler değildi

beklediğim güneş benimdi umudum bir çekilişin sonucu değildi

kapımın dışında oyalanan gerçekler elbet içeriye girecek

kim olduğumu göterecekti

düşmüştüm ama en asil şekilde kalkacaktım yerimden

içimdeki imporatoriçe bu kaçıncı yenilişin kalkıp toparlanma zamanı deyince

birden onu gördüm kalabalıkların içinde

yıllar nasılda akmış beyazlar vardı saçlarında o kulaklarının çevresinde

beni görmedi yanında kızı ve oğluydu belkide

şiir değil tarih ansiklopedisi gibi satırlarım bir sayfası alay ediyordu bak yine

hayatımızın akışını kim değiştirdi

söylesene kim?

baksana koskoca yirmi yıl geçmiş

tanıyabildinmi diye sordu birde alaycı sesinde

bunca yıl düşünsene aradaki boşlukları sorma bile

imparatorluk saraylarımdan yine bir ses uyan dedi uyan

kendime gelmeliyim şimdi

silkin be kadın kendine gel artık dediğinde

vazları veren şeytanların yenilgisi çatırdıyor sanki çimde


HANİ DİYORUMKİ ŞU YAŞAM


HAYATINI KENDİN YAZ DESEYDİ KEŞKE

ELİME KALEMİ VERİPTE

AMA OLSUN
DİRAYETLİ OLMAYI ÖĞRETMESİ İÇİN
O YÜZDEN
KENDİ YAZIYOR İNATLA BELKİDE



MİRAY HANIM








...
İYİ DEĞİLİM

İyi değilim.
Son zamanlarda ben bile anlamıyorken kendimi;
Bırak etrafımdakiler anlasın.
Gülmeye çalıştıkça, daha da kötü hissediyorum kendimi.
Sabretmek desen yok hayatımda.
Dostlarım sayesinde öğrendim pes etmeyi.

İyi değilim.
Gündüzleri penceremi kapatıp, geceleri açar oldum.
Yakamozla dost oldum.
Kimi zaman gittim koynunda ağladım.
Yağmurlu havalarda dışarı çıkıp;
Yağmur dindikten sonra eve girer oldum.
Ne kadar aşk şiirleri varsa,
Hepsini saklı sandığıma kaldırıyorum.
Sensizlikten midir? Nedir? Bilmem ki.
Kahvaltıyı tek başıma yapmak istemiyorum.

İyi değilim.
Elimden telefon düşmezken;
Şimdi gözümün önünde bile tutmuyorum.
Çünkü aramayacağını adım gibi biliyorum.
Ve gelmeyeceğini bile bile,
Gölgemin bile arkamdan gelmeye cesaret edemediği,
Bana veda ettiğin yere gidiyorum.
Buraya neden geldim?
İnan ki hiç bilmiyorum.

İyi değilim.
Artık aldırışlarıma bile aldırmıyorum.
Düşüncülerimi düşünmüyorum.
Hayallerimi kurmuyorum.
Dedim ya iyi değilim.
Hemde hiç iyi değilim.
İşlek bir tren istasyonuna bırakıp yüreğimi.
Gidiyorum.

26/08/2014 - 17:30
Mehmet BİLECEN #mehmetbilecen
...
Âşık olmakla ne kadar doğru
Bir şey yaptığımı bir kez daha anlıyorum
Sen benim hayal edip, gerçekten var mı?
Böyle bir kadın diye arasam bulamayacağım
Bir kadının sevgisini verdin bana
Hayal kırıklığına uğratmayacak kadar
İnançlı bir aşk benim kisi.

Biliyorum hissizlik bir girdap gibi
Oysa sana bir kez daha hayran oluyorum
Neden bu kadar iyisin?
Söz konusu sen olmasaydın eğer,
Kendimden utanıyor olurdum
Bu lafları nasıl kuruyorsun diye
Hatta aşk denilen duyguyu
Yalnızca yazarken yüceltip,
Kendi hayatıma gelince
Aşk ancak bir yanılsama diye küçümserdim.

Hâlbuki aşk denilen duyguya
Bakış açımı gözden geçirmeme
Neden olacak o uzağım la
Aynı coğrafyada nefes alıp veriyorum,
Her ne kadar kilometreyi aşkın
Mesafede olsa da
Yanımdaymış gibi hissedebiliyorum.

Sami Arlan..

...
Bir gün neden diye soracaksın her işin sonunda
Hep neden diyeceksin hiç düşünmeden
Belkıde neden diyemeyeceğin seylerede bile neden diyeceksin
Çünkü sen bile neden,demem desende hep neden diyeceksin
Çünkü bu acımasız hayatın nedensiz olmadığını gün gelecek sende bileceksin

burak KANBER
...




Geldiğimiz şu cennet, Ağva denilen yerdi
Virajı çok olsa da görülmeye değerdi.

Sağda solda tepeler,hepsi cennetten bir iz
Kuzeyden uzanıyor haşmetli Karadeniz.

Kudret iki hat çekmiş,dere inmiş ovaya
Güzelliği bir başka, can katıyor karaya.

Doğayı sevenlerle tüm motorlar doluyor
Kimisi eğlenceye,kimi rızka dalıyor.

Yeşille sırdaş olmuş her dağı, her tepesi
Yeşilden murat almış,yeşil akan deresi.

Derenin tam karşısı ustaların mekânı
Parçalanmış kayıklar kaplamışlar her yanı.

Herbirinin başında ustalar uğraşıyor
Balık mevsimi için zamanla yarışıyor.

Belli ki sandal, taka görüyorlar kalafat
Yaratan'dan dilerim size vurmasın âfat.

Limanına dizilmiş çeşitli boyda takne
Ben diyeyim on onbeş, onunu da sen ekle.

Liman ağzı havadar,geleni üşütüyor
Az zamanda gelen çay,imdada yetişiyor.

Çarşı pazar samimi,tertipli ve de güzel
Belediye hizmeti az daha gayret ister.

Yeni Câmi çarşıya ne de güzel yaraşmış
Gördüm ki iç huzuru,dışındakini aşmış.

Burada tüm ağaçlar bülbüllere dem verir
Gönül huzura erer,kinler nefretler erir.

Bir de var, erenlerin Engin olur destûru
Yalçın olsa da yanı, toprak olmak düstûru.

Enver'im artık yeter, çok söz yok buraya denk
Vedâ et, helallik al, bozulmasın bu ahenk.

(03.06.2007)

Enver Özçağlayan
...
Ruhumda var olan rüzgarda,
Düşüncelerimi sallandıran tokmak,
Eski bir oyuncaktı.
Uykundan uyandığımda...
Sahip olduğum incelik ve bükülmeler
Mekanik bir salınım,
İçimde kaydığında yüksek anlam,
Bir avuç
Aşk yansıdı,
Alkışlar koptu,taşlar yerle bir oldu.
Geçmişte asılı kalan işaretlerde,
Sır olmaktan çıkmış mezarlık,
Hissizce soğuyacaktı.
Geride bıraktığımda...
Kapatamadığım hesaplar,
Hafif ve güçlü sesli bir ezgi,
İçimde kaydığında,yüksek anlam,
Bir avuç
Aşk yansıdı,
Sardı beni kollarıyla,dillere dolandı.
Peşim sıra
Hayallerin gölgesi...
Aşk ;
Gezgin bir gemi.
Sıcak kumsalları
Beklentilerin yeşermesi gibi...
Değişim var şimdi.
...
Şimdi neredesin, ne yapıyorsun,
Nasılsın hiç bilmiyorum
Sadece tahminlerim var
Bense aynı aylar öncekindeki gibiyim
Sadece maskemi taktım
Arada bir yine düşüyorum
Kalakalıyorum öyle.

Şu an hayatım aşırı derecede hareketli
Tam istediğim tarzda yaşıyorum
Ama yetmiyor biliyor musun?
İstediğim her şeye sahibim ama yetmiyor
Hala ilk gün ki gibi işte her şey.

Düşünüyorum da sen bunu zaten biliyorsun
Senden tek istediğim arada bir konuşmaktı
Çünkü istediğim mutlu olmandı
Bunu görsem, bilsem inan bende mutlu olurum
Neyse işte, canımı yakan
Artık sadece şu ki sen bu değilsin
Benim tanıdığım kadın bu değil
Yıllar söz konusu burada
Böyle düşününce değmiyorsun
Yinede değiyorsun işte.

Sami Arlan..

...

Susuyorsa gözlerin bakmaya gerek mi var;
Kederle yarış edip akmaya gerek mi var;
Dünden arta kalanı yakmaya gerek mi var;
Madem ki o dilinde bir tatlı söz kalmadı…
Seni benden çıkardım geride biz kalmadı…

Gündüzler hasret kokar geceler ölüm zaten;
Ayrılık bakışlardan okunan bölüm zaten;
Sana dair her sözüm birtanem, gülüm zaten;
Kusursuz cinayetin sonunda iz kalmadı;
Seni benden çıkardım geride biz kalmadı…

Akıllanmaz yüreğim akıllanmaz nafile;
Senden gelen her kahrı çekerdi bile bile;
Kararlısın, anladım, hoşçakal, güle güle;
Mevsimlerim hep kışta inan ki yaz kalmadı;
Seni benden çıkardım geride biz kalmadı…

Kabuk bağlar nasılsa anzısın vurduğun yer;
Yıllar yılı beyhude oyunla yorduğun yer;
Çekil gözüm görmesin kanıyor durduğun yer;
Damla damla tükettim kirpikte tuz kalmadı;
Seni benden çıkardım geride biz kalmadı…

İlk defa sanma sakın yenildiğim bu savaş;
Gözyaşıyla büyüsün o çocuk yavaş yavaş;
Türkülerde ızdırap şarkılarda bir telaş;
Paramparça yürekte arasam haz kalmadı;
Seni benden çıkardım geride biz kalmadı…

Niyazi Misri’nin “EY SENDE SANA SIĞMAYAN BEN, ÇEKİLİRSEM ARADAN NE SEN KALIR NE DE BEN” SÖZÜNDEN ESİNLENMEYLE…

Ali ALTINLI – 23/08/2014
Saat: 00:43

...
Bunalımların peşime taktığı kaldıramayacağım yükler üzrimde ağırlıklar oluşturuyordu,gerilen sinirlerim esnemeli ve sadece kendime güvenmeliydim,bu da güzel bir şey değildi ama sevmek lafı sahteydi bende artık,kaslar gerildiğinde aslında dahada güçleşiyor bedenime faydaları var diye düşünüyordum


ruh çatılarımı tamir etmeli ve yıkılmasını önlemeliydim,aradan bir hayli zaman geçtikten sonra yalnızlığın ne kötü bir şey olduğunu öğrendim,arkadaşımın sözünü dinleyecektim evet demeli ve evleneliydim bir evladım olmalıydı onu sevmeliydim

Kanım canım tesellim olmalıydı,iş güç tüm planlarımı bırakarak hayatı fazla ciddiye almayan biri ile evlendim, kısa zaman sonra başarmıştım işte hamileydim daha kızımın ağlama sesleri benimle sohpetlere dönüşsün dert ortağım olsun hemen büyüsün diye dualar ediyordum,sabırsız biriydim ben


film şeridinin sarılı makarada yaşam denilen şey sürekli akıyor bazen sümüklerimi siliyordum,ağlamak tüm kadınlara iyi gelirdi,berberde saçlarından hırslarını almak değişik renklerde yaşam renklerini değiştireceğini sanarak


sıkıntılar elbette yaşamın bir parçası olacaktı,sürekli şakaları ile beni güldüren asık suratlı olmamı asla istemeyen eşim aslında çok güzel bir kalbi taşıyordu,''çay hazır kalk bakalım ''diyen bir ses te uyanıyordum bazen,''kalk!'' diyen asi bir sesi asla olmamıştı o uyuyamadığımı yorgun hasta olduğumu biliyordu



Ama önümü kesenler vardı,kin duyanlar bu ilgi niye? diyenler,öyle ya sevgili değildik karı koca mutluluğu olurmu hiç onlar kavga etmeliydiler,kocası azarlamalı birşeyler söylemeliydi , ve hatırlamak istemediğim bir boşluk önüme çıkmıştı sürekli derinleşirken büyük iş projeleri bizi yok etmeye başlamıştı muhteşem yerlerimiz eriyordu biz yok oluyorduk. Hayat bana gülümseyen yüzünü kapamaya başlamıştı


Senelerce bu böyle sürüp gitti üzerimizde bir beddua bir kötü söz mü vardı? niye kin doluydu bize?şu hayat yaşarken yavaş yavaş öldürüyordu ,çocuklarımın okullarına zor yetişir olmuştuk,kahretsin dediğim anlar okulumu yarım bıraktığım anlardı.

Hayat bana öfkeli hayatını kazanmazsan bende sana böyle vururum mu diyordu çok şükür dediğim anlar ailem yoksul değildi ,ama biz o dönemde anılan para birimiminde trilyonlar kaybediyorduk ve herkes bunun bir masal olduğunu düşünüyordu bizi anlayanlar sadece tanıyanlardı kesinlikle bir ah bizim peşimizden sürekli kovalıyor bizi her fırsatta bir köşeye sıkıştırıyordu

İş yerindeki işçileri çıkarmaya azaltmaya başlamıştık paha biçilmez yerlerimizi elden çıkarmaya başlamıştık hele o mücevherlerim üzerimde olan o üç katlı devasa evim her şeye el sallıyordum şimdi,bana haşin ve kıskanç bakan gözler rahatlıyor olmalıydı




PEŞİME TAKILAN SİNSİ BUNALIMLAR



Yalınayak yürüdüğüm yollarda cam kırıkları vardı şimdi

acıyor kanıyor parçalanıyordum sanki

yükseklere tırmanmak ne kelime ortasına bile varamıyordum merdivenlerin

tutunamıyordum cam kesiklerinden hiç bir yere

güçler benden uzaklaşırken tekyanlı isyanların kucağına atıyordu

dua etmeyi unuttum lanet okuyordum

bir güce kanad takmak isterken o kanad kırılmıştı şimdi

derin bir nefeste beynin odak noktasında umudu arıyordum

bu gezegende lanetli bir yere çekiliyorduk

yavaş yavaş ölüyorduk galiba biz

şuh bir kahkaha atıyordu iblis

en içten öpücüklerini yolluyordu uzaklardan

beni hatırla diyordu işkenceli bedeninde

sinir krizleri geçirmemi istiyordu

hayır toparlanmalıydım

Mısırdan bile olsa büyüleri ellerimle paralayacaktım

sabırlı bilgin bir ilahe hiç bir şeye kızmadan

kurtarıcımı bulmalıydım ama hayır olmuyordu

hiç bir şey kolay değildi

az daha bir mezhebin koynuna atılıyordum

macaraperest düşlerin ablukasında her şey yoluna girecek diyen ses

belkide hiç çıkamayacaktım

yine kaçtım mitolojik öykülerin uydurma korkuları sapmalar

uyduruk inançlar

beni yakalayamayacaktı uzaklaştım




ÖNÜME ÇIKARDIĞIN SAHNELER ÇOK KÖTÜ
OYNAMAM İÇİN ZORLADIN
OYSA SEN BANA BE HAYAT
AMA YENİLMEDİM YENİLMEYECEKTİM
İNATÇI KEÇİ GİBİ HALA TIRMANIYORUM KÖTÜ SESLERE İNAT

MİRAY HANIM









...
Işık başkadır, nur başka;
Güneş başkadır, Ay başka...

Ermek mi istersin erenlerin sırrına?
Oysa bilsen ne yükler biner o kamburdan sırtına,
Yalnızca bir küçük karıncanın hatırına;
Çöller aşıp, pınarları bulabilir misin?

Erenlerin mevsimi gönüllerdedir; tende ayaz olsa ne çıkar?
Bir gönül var ki onlarda canım, baştan başa gülizar,
Bir kuru gül yaprağının kokusuna ey talip olan,
Mevsimlerden kış ortasında nâr gibi yanabilir misin?

Bir derin Hu çeker ki onlar, sonra bulutlardır semada sürüklenen,
Kabarır deniz; hırçınlaşmış dalgalar ile köpüklenen,
Bir kıtadan bir kıtaya yüzbin defa küreklenen
Bir küçük sal ile okyanusları aşabilir misin?

İşitmelisin artık kırılan her daldan gelen imdadı,
Izdırabına ızdırap katar şu mazlumların feryadı,
Sana seslenecek olan bu alemi, tabiatı;
Duymak için kulağını göklere kadar açabilir misin?

Nefsi yenip, derin bir çukura gömmelisin kibrini,
Artık dünde kalan dünündür; yutmalısın fikrini,
Bir küçük ceylan ile oturup, eylerken zikrini
Ben, benden geçmişim diyebilir misin?

Sen, sen ol! Kır dişini, yinede gönülleri kırmaktan çekin..
Gönül tarlasında yalnızca salavat-ı şeriftir en bereketli ekin,
Besmelesiz çıkılan yolları sanma ki olurlar tekin;
Bu yolda heybeni salavat ile doldurabilir misin?

Ruhsuz bedenlerin tarifi cesettir; cesede bu dünya bir ahır...
Koysan teraziye gözünü, gördüklerin ağırdan da ağır!
İrşad eyle; tane tane, öbek öbek çağır..
Sen sağırlaşmış ademe resim çizebilir misin?

Bu bir savaş; zikir ile yapılır yığınak üstüne yığınak..
Sinsidir o iblis, oyun eder; başına çiviler yağar sağnak sağnak!
Korkma! O vakit yine Rabbin olacaktır sana tek sığınak;
İmanını göğsüne kalkan, ilmini şerlere mızrak yapabilir misin?

Bizi de kendine kardeş sayabilir misin?
...
Bu gece yazmayacağım desem de
Yine öylesine yazdım işte...


Aslında ilk defa
Hüzünleri bir kenara itip
Zihnimdeki kalabalıktan
Bir nebze kurtulmaktı maksadım
Ama olmadı işte...


Sanırım bu yazma isteğini
En çok tetikleyen şey yalnızlık
Tıpkı benim şuan yazdığım gibi...


-Neden yazar ki insan
-Amaç nedir ?
Bu sorunun cevabı çok kapsamlı
Neyse onu da geçelim
Sahi ben niye yazıyorum hala !!

Polat Tek
25.08.2014 (anlık öylesine işte...)
...
Bazen...



Bazen yüreğime bir ses dokunur, düşerim peşine
Arkama baktığımda, kimseyi göremeyeceğimi bile bile...
Bazen yıkar dururum düşlerimi, gözlerimde ki buğulu cennet ile
Bazen de, yıllardır alışmış olduğum yalnızlığıma bile isyankar olu veririm
Ne bir kadeh içkiye...
Ne bir sigara paketine ....
Nede en candan dostuma anlatabilirim, içine düştüğüm bu garip karmaşayı...




Sonra, bir tokat gibi yüzüme ansızın çarpar kimsesizliğim!
İçim burkulur, vuslat çalar kapımı
Kaçıp gitmek isterim o an kendimden;
Oysa kaçıp gidilecek tek yer yine kendim biliyorken!




Bazen geceye bağladığım üç beş nöbetlerinde,
Bazen seherin kızıl tanelerinde,
Bazen de, seni yazmanın vakti geldiğinde
Uzun uzun susmak istiyor kalemim
Kahrolası bir sitem düşer sonra, yalnızlığımın tam ortasına...
Sarar yangın dumanı gibi dört bir yanımı
Gözyaşlarım dindirmeye kafi değildir cayır cayır yanarken düşlerim içinde...



Sonra "Zeki Müren çalar radyoda apansız
Bir kez daha Kırılır yüreğimin sazı
Yine hüzne batar dururum boğazıma kadar.
Acırım, kanarım, yanarım...
Umurumda olanların umurunda ol/a/mayanlardanım...
...
Âdem, Allah’a kul oluşuyla şereflenen Âdem
Müslüman oluşuyla mazlum ve mağdur olan
Dünyanın her tarafında zulme maruz kalan
Adı Müslüman, soyadı işkenceler gören Âdem

Yusuflar gibi haksızca zindanlara atılan Âdem
Henüz yeni doğmuş çocukları öksüz bırakılan
Zalimlerin acımasız ve hayâsızca katlettiği
Adı Müslüman, soyadı işkenceler gören Âdem

Sen Müslüman oluşunla her tarafta ezilmektesin
Sen dünyada irtica ve yobaz olarak gözükmektesin
Sen kâfirin dinine girmemekle ezilmektesin
Adı Müslüman, soyadı işkenceler gören Âdem

Sakın’ha, Âdem oluşundan taviz verme sakın
İzzet ve hasiyetsiz insanlara bel bağlama sakın
Her ne olursa olsun, Allah’a kulluğu bırakma sakın
Zalimler havlasada, tevhid yolundan ayrılma sakın

...
Yelkovan yanaştı, ağır adımlarla
Yürümeye başladı ve konuştu,
Aşk yaşanmakta olan şeye denmez,
Asıl aşk, aşk acısı sandığın şeyin ta kendisidir
Dünyanın tüm güzelliğini tek bir insanda gördün,
O bir yanda güzelliği timsali iken,
Acının da timsali oldu senin için.

İlk gördüğün anı hatırlıyor musun?
Hiç ile her kelimesinin farkı iki harfti o zaman
Hiçbir şeyin olmayacaktı o senin,
Her şeyin oldu, acın oldu, mutluluğun oldu,
Gözyaşın oldu, çok sevdin,
Çok sevmenin yan etkisi
Hiç kavuşamamaktır oysaki.

Yürüdü yelkovan, ağır ağır,
Çamura bata bata
Şimdiki zaman geldi ve indim,
Giderken arkasını dönüp
Zamanla geçen tek şey zamandır dedi
O kadar karanlıktı ki,
Dudağıma koyduğum sigarayı bile göremiyordum
Yürüdüm, yürüdüm.

Sami Arlan..

...





ağlarken göremezsiniz bir örümceği
ağının kimyâsı buna müsâde etmez
yaşamak için vakti yoktur buna
bir örümceği ağlarken göremezsiniz
çünkü örümcekler sevmez, yaşamak inadınca



bir örümceği ağlarken göremezsiniz
üzülürken de
çünkü yaşamak inadı dolaşır kanında
vakti olmaz çünkü
atacağı çok pusu vardır daha!



ağlarken göremezsiniz bir örümceği
üzülürken de
imge düzer gibi düşünmez çünkü örümcekler
havalandırırken kaderin ağlarını
doğarken alışıktırlar ölmeye
yüreklerinden akıllıdırlar
yaradılıştan sevmez örümcekler
bir örümceği ağlarken göremezsiniz
çünkü vakitleri yoktur ölü gömmeye!



göremezsiniz ağlarken bir örümceği
kaygılıyken de
kanını içerken bile tavır koymaz, dokunmaz avının benliğine
çünkü karanlıktır yüreği
çok uzaklaşmaz evinden
çâre üretmez yoklukların peşinden
heves etme ama
örümcek yapmaz seni tanrı
neyse o!


ağlarken göremezsiniz bir örümceği
severken de
sevişirken ya da
çünkü kalpsizdirler, ruhsuz
cümle cümle, kan baldıran dökerken zehirini bile
ağlamaz...

ağlarken göremezsiniz bir örümceği
. . .
çünkü örümcekler şiir yazmaz!




Serhat AKDENİZ




( Olağanüstü performansından dolayı sevgili Çimlerin Melodisi’ne sonsuz teşekkürlerimle)


.
...
Otuz Ağustosa Doğru...

İnsanlar gerildiler...
Şimdi iki oldular
Önceleri birdiler,
Beraberdiler...
ATA' nın önderliğinde
Başlarını sermaye koydular
Elele verdiler,
Dirsek dirseğe temasa geldiler,
Her zorluğa göğüs gerdiler,
Açlığa, yokluğa mide deldiler,
Yemediler, giymediler,
Askerini yedirdiler,
Askerini giydirdiler...
Kol verdiler, bacak verdiler,
Can verdiler...
Düşmanla süngü süngüye,
Göğüs göğüse geldiler...
' Misak - Millî ' ile hudut çizip
Bu bizim VATANIMIZ dediler
'Kuvay -ı Milliye ' ruhuyla tek ruh olup
Yedi Düvelle savaşa girdiler.
Direndiler...
Yenilmediler...
Hep yendiler...
Hep yendiler...
Ağustos Türklerin ayı...
MALAZGİRT ' te şahlanan tayı
ANADOLU' ya sürdüler...
Kâh büyüdüler...
Kâh entirika kurbanı olup
Bölündüler...
Kusurlarını gördüler
Delinen onurlarını tez ördüler...

26 Ağustosta öyle bir şahlanıp
Emperyalizmi önüne katıp sürdüler
Ve de 30 Ağustosta
O leşler denize döküldüler...

İnsanlar şimdi yine gerildiler...
Sanma ki yerlere serildiler...
Gerildikçe uyandılar...
Uyandıkça dirildiler...
Kendilerine geldiler
Ve de şöyle dediler:
Ecdadım da GAZİYDİLER...
Ecdadım da ŞEHİTTİLER...
 
Alper Kürük
...
YIKIM

Uzatmaların başlangıcıydı o an
Bıraktım kaleyi de boş
Haydi ama gelsin artık gol

Seçkin GÜNDÜZ

...
Hayallerimin elinden enerji emilimi yaparak gücünün tükenmesini sağlayan sözler her zaman aklımdaydı,olmaz bu insanlar bize uymaz diyen annem ,

Sonradan öğrendiğimde onlar yabancı kökenliydi,aslında Avrupa kokan onlardı fazla kiloları asla olmadı yürüyüşler yapar her pazar gezilere çıkarlardı ,onlarda sistemli bir yaşam tarzı vardı
bu arada birbirlerine çok bağlıydılar beni de çok seviyorlardı

beni Cladue Cardinale 'ye benzetiyorlardı boyum bir hayli uzun olduğundan annesi bir dönem ''sen harika bir oyuncu olabilirsin yüz hatların ve boyun mükemmel ''diyordu sevdiğim o çocuğun annesi tam istediğim insandı


Övgü dolu sözler her zaman herkese iyi gelirdi ama sahte olmadığı sürece.Kendimi beğenmeye başlamıştım,sanat okullarına yönelecektim ,matamatik fen ve diğerleri bana göre değildi,hayır hayır edebiyat alanı belki, diğerleri ruhuma bile tutunamazdı


ama kader işte Ankara bize set çekecekti,orayı kazandı ve hayatı başka yöne doğru akmaya başladı,bende kendime çeki düzen verip kendi hayatıma doğru akmaya başladım,kokulu mektuplarıma cevap gelmemeye başladı ,belliki hayatında başka rüzgarlar vardı oysa bu mevsimde biz

Sapsarı yaprak döşenmiş yollarda nasılda koşuyorduk eylül akşamları yorulduğumuzda yatak oluyordu bir ağacın altında yumuşacık


hiç ayrılmayacağız diye sözler arkamı dönüp baktığımda gençliğimden açılan pencerelerde
,kırgınlıklar öfkeler bahçemizin huzur veren sessizliğini bölen kötü kısımlar ayni şu duvarın üzerinde yürüyen kötü sesler çıkaran gri siyahlı erkek kedi nin sesi gibi


etrafımdaki her şey anlam taşırken birden anlamsızlaşması,kör karanlık tapınaklara sapması,güvenimin yıkılması serin ve nemli bir havanın sabah okşamalarında içimi titretiyordu şimdi


KAPI ZİLİNİ BASTIĞIMDA

Arkamı dönüp baktığımda açık olan gençliğimin o kapısından

adımlarımı sürüklüyordum ağır ağır şimdi

uzun saçlı güzeller güzeli bir kız niye ağlıyor ki ?

başka bir bahçede zeminde avluya açılan kapılar ardına kadar açık

içinde hiç kimseler yok

havuza akan sular içimi serinletiyor

parlak mor çiçekler sarı hareleriyle etrafında hala göz dolduruyor

yasaları koyanların soğuk sözleri haklı çıkarken

hafif bir rüzgarda ağaçların hışırtı sesleri duyuluyor

ismini bağırıyorum dakikalar boyu ama hiç ses yok

duvarında asılı gitarın sus pus olmuş

oysa odanın penceresinden o neşeli şarkıların duyulurdu

merdiven boşluğuna doğru ilerlediğimde

hep merak ettiğim o kapının kilidini zorluyorum şimdi

ayak sesleri var saklanıyorum

elleri kenetlenmiş bir adam kahkahalarla kadına bir şeyler söylüyordu

kapıyı kapatmayı unuttular dudakları birbirlerine değiyordu

sımsıkı sarıldılar

avuç içlerim şimdi dudaklarımdan çıkacak tek kelimeye kilitli

sımsıkı kapayarak yavaşça uzaklaşıyordu

evinden ayrıldığımda her şey koskoca bir yalan

belkide bu hayatın sayfaları gerçeğinde dedi haydi bakalım uyan

dakikalar geçiyordu kalbim hızla çarpmaya başladı duvarlara yaslandım

yumuşacık yorgan olmuş sapsarı yaprakların üzerine bu defa yapayalnız uzandım

kendime ağlamayı kes ve kalk !dediğimde

güçlü olmalıydım

evet çok güçlü olmalıydım ,doğrularak olduğun yerden uzaklaştım




SARI YAPRAKLARIN YUMUŞACIK YAPTIĞI YOLLAR
SENİ ÇAĞIRDIĞIMDA

BU MEVSİM YORGUNLUĞUNDA
TATLI SÖZLERİNE VURAN NEMLİ RÜZGARLARLA BİRLİKTE

ÜZERİLERİNDE

OYSA BENİ NE ÇOK DİNLENDİRİYORDU



MİRAY HANIM







...

İndir beni ne olursun sahneden;
Bu senaryo bana fazla güzelim…
Çektiğim sevdayı heves mi sandın;
Geçecektir üç beş yazla güzelim…

Selamın dil ucu hatır sormasın;
Hayalin kapıma gelip vurmasın;
Ne olur ne olur uzun sürmesin;
Bitir infazını hızla güzelim…

Nedir bu sevdaya hasreti takış;
Bir anlık cinnettir geçmişi yakış;
Hançeri kınından çıkaran bakış;
Girer mi yerine sözle güzelim…

Çektiklerim yoluna gül serecek;
Sanır mısın başın göğe erecek;
Hesabını hangi yüzle verecek;
Hangi kaşla hangi gözle güzelim…

Varsın hasretinle ıslansın yanak;
Şerefe kalkmasın bir iki bardak;
Gönüllü buluşur kadehle, dudak;
İçilmez bu zıkkım nazla güzelim…

Ali ALTINLI – 22/0/2014
Saat: 22:45

...
Gözlerinde okunan hüznün
Yüzünde oluşan buruk gülüşlerinin
Vardır bir sebebi diyorum.
Soramıyorum..
Yaralarına dokunmaktan korkuyor
Yüreğinde sakladığın sırrı
Ve..sevgiden korkuyor olmanı
Anlayamıyorum.

Oysa her şeye rağmen sevmek
Sevilmek
Ve sevginin tadına varmak
Sevgiyi yaşama katmak gerek diyorum.
Yani sev diyorum.
Sev..

Henüz zamanın varken
İçinden geldiğince özlediğince
Ama mutlaka İnsanca sev.

Kırılmış olsa da kalbi
Henüz geçmemiş olsa da
Kanıyor olsa da yaraları yüreğinde
Seni de inadına seviyorsa..
Seninle ağlıyor seninle gülüyorsa
Ellerini uzatıyorsa sana
Yalansız riyasız seviyorsa yürekten seni
Hissediyorsan duygu selini
Dipsiz kuyularda çırpınıp durma artık.
Hiç bir şeye aldırmadan sev..
Sadece sev.

Sevgi yürek yarlarını onarır.
Hayata bakışın
Seller gibi çağlayarak akışın
Sebebidir sevgi.
Sev.
İnadına sev diyorum Can.
Sev.

A.Nevzat Uçar.
28/Nisan/2014 Saat:19:07

-

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
-


...
MERHABA SEVGİLİ SANA GELDİM
oyuncaklarımı toplayıp getirdim
tahta arabamı , plastik tabancamı , misketlerimi aldımda geldim
belki oyun oynarız diye getirdim.

Merhaba sevgili sana geldim
tüm saflığımla geldim
çocuksu duygularımla
tertemiz koşarak geldim ,

Merhaba sevgili sana geldim
söyleyemediklerimi söylemeye geldim
hani dersin ya hep acık ol diye
acık sözlü olmaya geldim .

Merhaba sevgili sana geldim ,
gelirken günlüğümüde getirdim .
seninle yaşadıklarımızı okur
hem güler hem ağlarız diye

Merhaba sevgili sana geldim
mezarının başında dua okumaya geldim
hatta bağırmaya , kızmaya , küfretmeye geldim .
insan bu kadar erken gider mi diye sitem etmeye geldim

Mezar taşınla konuşmaya
sana söyleyemediklerimi ona haykırmaya geldim
ruhuna Fatiha yazan yere bir yazı da ben yazmaya geldim
MERHABA SEVGİLİM SENİN OLMAYA GELDİM

arda29
...
Hekese zehir zemberek olan aklım,
Gözlerim şahitlik etmese de varlığına,
Ruhum sezdimi inceden gelişini,
Susar kalır.
Elim dilim yüreğim.
Tat cocuklar gibi biçare!
Anlar da anlatamaz işte...
Anlamazdan gelsen,
Merak etmesen,sürmesen izimi...
Ruhmu azad etsen!
İzin versen artık ben gitsem.
Yolda bıraktıklarımı toplasam,
Aklımı,gururumu,yarınımı!
14 ağustos 2014
...
Allah rahmeti ile bakar her kula
Kulları ki Allah’ı aşk ile her an ana
Aşk ile secde ’de Allah ile baş başa kala
Teslimiyet aşkı ile her daim yana

Cümle âlemi ol dedi yarattı
Güzellikleri ile insanları donattı
Gül kokulu Resulünü
Rahmetellil âlemin diye gönderdi
İman ile Kuran’ı kerim ile âlemi nurlandırdı

Cümle âlem yok iken o hep var idi
Merhameti ile cümle âlem gülümsedi
Gül kokulu Resulü gülümseyerek gönderdi
Kendisine şirk koşanları zelil eyledi
Aşk ile desin Allah tüm lisanlar
Yok, olur gider tüm hazanlar

Allah ile olanlar kavuşur nimete
Onun ile olmayan şirk koşanlar
Cehennemde azap görür daha neler
İnsandır şaşar bir anda odur beşer
Aşk ile Allah deyince Melekler nur ile iner
Gelin aşk ile Allah desin tüm beşer

Şeytan kullar Allah deyince deli olur şaşar
Şeytan bilemez ki hangi deliğe kaçar
Müminler tüm kullar Allah deyince coşar
Söyleyişlerimizde Allah ismi ile edelim kelam
Her gördüğümüz insanlara her daim verelim selam

Müslümana insanlığa zulüm değildir reva
İman ile tüm dertlere gelir anında deva
Zulüm ile olunmaz dünyada saltanat sürülmez sefa
Sonunda rezil olursun sürünürsün cehennemde çekersin cefa
Orada çare bulamazsın derdine dersinki halim ne ola
Arasan da feryat etsen de bir daha bulamazsın orada verilmez mola
Bu çektiğin sana revadır ateşler içinde yan dön bir sağa bir sola

Gelin Allah aşkı ile her daim olalım
Gül kokulu Resulün izinde yürüyelim
Budur yakışan yaşayan ve ölen tüm kula
İmanı taşıyarak herkes yolunu bula
Yolumuzu bulamazsak da halimiz nice ola
Yüce Allah her daim bizim ile ola
İman ile Kuran’ı Kerim’in
Gül kokulu Resul yolunda gidenlerden eylesin cümlemizi
Mehmet Aluç


...
GÜNAHKAR

HAVALI HAVALI YÜRÜR
KENDİNİ BÜYÜK SANIRSIN
ASLINDA KÜÇÜK GÖRDÜKLERİNİN
TOZLARI GİBİ KALIRSIN

EVLİ BEKAR DEMEZ
HER KADINA ASILIRSIN
NAMUS GÜNAH BİLMEZ
KENDİNİ ADAM MI SANIRSIN

RAKI MASASINDA
KADEH TOKUŞTURURSUN
HARAM HELAL DEMEZ
BULDUN MU CEBİNE SOKUŞTURURSUN

PARANLA SATIN ALIRSIN GÜNAHLARI
BEDAVAYMIŞ GİBİ PEŞİNDEN KOŞUŞTURURSUN
KÜFÜR ,ZİNA ,HIRSIZLIK
YÜZÜNDEN OKUNUYOR ARSIZLIK

RÜŞVETİ SENDE ,KUMARI SENDE
HARAMI SENDE ,ZİNASI SENDE
KİRLETME KENDİNİ,GİRME GÜNAHA
ELBET VERECEKSİN HESABI AHİRET ALEMİNDE

EMANET BU CAN BEDENDE
TEMİZ KALSIN RUHTA TENDE
YATACAKSIN ELBET MUSALLA TAŞINA
TADACAKSIN ÖLÜMÜ HER NEFS GİBİ SENDE

KADIN ERKEK FARKETMEZ
GÜNAH HERKESE GÜNAH
HARAM HERKESE HARAM
YANINA KALIR SANMA GELECEKTİR HESAP SIRAN


GEL TÖVBE ET
HALA AÇIKKEN TÖVBE KAPISI
KENDİNE GEL ARTIK
KAPANMASIN SANA CENNET KAPISI

BU DÜNYA GEÇİCİ, BU DÜNYA BOŞ
MÜSLÜMANCA YAŞAYANIN SONU OLACAK HOŞ
HADİ GEL TÖVBE ET
HAKİKİ DÜNYA İÇİN RABBİNE KOŞ

MUZAFFER KULA(ŞİİRİSTAN 1)









...



Ve son kez baktilar,
Ocak dedikleri,kara zindan kapisinda.
Gökyüzündeki bulutlara,
Agaclara,ciceklere,kanat cirpan kuslara.
Son kez baktilar...
Acidan baska birsey görmedikleri dünyaya.
Sonra...
Dalip gittiler,geri dönülmez karanliklara.
Bir lokma ekmek icin,
Baslarinda baretleri,sarildilar yine kazmaya
Vurdular,vurdular yine kazmayi.
Silemediler..
Kömür karasiyla yazilmis,o kara yaziyi
Bilemediler..
Adim adim o aci sona yakalstiklarini.

Cok gecmemisti,henüz daha.
Bir patlamaki,yer gök inim inim inledi
Kimi yarali,kiminin cansizdi bedeni.
Talihsiz Mehmette onlardan biriydi.
Yasiyordu henüz,cok aci cekiyordu besbelli
Moraran dudaklardan dökülen,son sözlerdi belki;
"Dolabimda vasiyetim,onu babama verin,
Oglumu okutsun benim gibi zindanlarda ölmesin.
Esime,mesaiye kaldi yarin gelecek desin,
Oglumun dogum günü,bugün onlari kimse üzmesin..!
Sizlerde bana hakkinizi helal edin"....
O,bu dünyada aldigi son nefesti Mehmedin.
Simdi ücyüz arkadasiyla,en güzel yerinde Cennetin.
Allahim,bu nasil bir kader,
Bu,nasil bir ölüm.
Cehennem atesindende beter..
Tutamadiysak hayatta,
Buz tutmus ellerini
Sebep olanlara nalet olsun,
Kapatamadiysak yari acik gözlerini.


18.05.2014
.

Mahmut Mücahit Özdemir
...


Zamanlardan hangi vakitti bilmiyorum
Zeytin yeşilinin kutsallığındaydı ellerin
Gözlerim gözlerine kirpiklerinden kelepçelenmişti
Bastığın yerde değil
Baktığın yerde kalıyordu izlerin
Tesbih tanesi gibi sözler dizmiştim
Söyleyemediğim!..
İmamesi SENİ SEVİYORUMDU
Diyemediğim!...
Sen farkında değildin…

Yaz ortasında karlar yağıyordu saçlarıma
Mevsimler yer değiştiriyordu durmadan
Sen yer değiştiriyordun…
Yüreklerimizin istasyonları arasında
Hangi kampana gelişin,hangisi gidişindi ?
Gel-gitler yaşanıyordu zamansızca
Sabahladığımız gecelerden sonra
Gün doğsun mu,doğmasın mı bilmiyordu
Sevdaya destur çekecek bir kibre ulaşmıştın
Yine de ben seni seviyordum
Sen farkında değildin!....

Sözlerin keskin bir bıcaktı
Şah damarımı kesiyordu en derininden
Kan kırmızısı,gül kırmızısına karışıyordu
Son kırlangıçlar da havalandı göç yollarına
Döner miydi,dönmez miydi bilmiyorum
Son yaprağı düşürmek üzereydi rüzgâr
Ellerin ellerimde terlerken soğuyordu
Hissediyordum başlamadan bitirdiklerimizi
Oysa gözlerin ne kadar güzeldi
Güldüğünde zaman güler,
Mekan gülerdi.
Ben gülerdim….
Ben senin gülüşüne aşıktım,
Sen farkında değildin!....

Bazı kurtuluşlar esareti,
Bazı esaretler kurtuluşu ifade eder sevgili
Sen benim kurtuluşum olan esaretimdin
Bir nokta gibiydin hayatımda
Bitiriyor muydun,başlatıyor muydun belli değildi
Kâh buluttun yağacak gibi
Kâh güneştin yakacak gibi…
Bir semazen dönüşündeydi eteklerin
Vedasız-medasız kaçacak gibi.
Halbu ki ben senin kalmanı istiyordum;
Diyemesem de…
Sen farkında değildin!...

...
Kırılmış gönlünün duygu bardağı,
Gururlu halinden ne beklenir ki!?
Dağılmış ömrünün sevgi çardağı,
Kibirli halinden ne beklenir ki!?


Tatlı söz etmeye yanaşmaz dilin,
Sevda illerinde dolaşmaz yolun,
Vuslat hamuruna bulaşmaz elin,
Kusurlu telinden ne beklenir ki!?


Sınırsız hislerim sevdana yolmuş,
Şu gönül yılladır yadınla solmuş,
Bedenim dinmeyen acıyla dolmuş,
Kahırlı yolundan ne beklenir ki!?


Çektiğim acıyı benliğin bilmez,
İstesem talihim yüzüme gülmez,
Kaygısız yüreğin sözüme gelmez,
Tehirli dilinden ne beklenir ki!?


Alnıma yazılmış sevdanın zoru,
Kalbime yer etmiş hasretin koru,
Can yakar cevabı bulmayan soru,
Zehirli balından ne beklenir ki!?


Alptekin Yazar
...
Kim demiş ki; dostluk baki, vurdu ya
Boş boşuna beni kırma, sen de git
Kör kuyuya itti hain, vurdu ya
Boş şeylere hayal kurma, sen de git...


Hey akılsız! benden başka, kim öyle
Yazgımın tek eseri, vurdu böyle
Adaletin bu mu? dünya, sen söyle
Son darbeyi sakın vurma, sen de git...


Yârenlikten; kalan canı, son anı
Şeref olsa şanı kalır, yok sanı!
Azrail'e gerek var mı? al canı
Ben ölmüşüm, öyle durma, sen de git...


Hasta oldum düştüm, sen de közledin
Namert eli uzatırken izledin
Cümle âlem sordu, dostun gizledin
Ne haldeyim diye sorma, sen de git...


Ha ölmüşüm ha kalmışım aldırma
Kimselere hesap sorma sen de git
Göçtüm işte cenazemi kaldırma
Dertlerime kafa yorma, sen de git...

4+4+3=11(Geceye anlık)
20:00 / 21:27

Polat Tek
24.08.2014
...

 

 
     
Şiir : Vakit Geldi
Şair : Dragooon01
Okunma : 15
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 29.08.2014 / 1:23
Gönderen : Dragooon01
Kategorisi : vuslat
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Mustafanın Gemisi
DUYURU
( 4,96 / 102 )
Tesbih Tanesi Gibi Sözler Dizmiştim
bilalbutun
( 4,56 / 9 )
Küçük Pencere
yildiraycoskun
( 4,43 / 7 )
Eskiden‚ Kar Yağardı Erzurum'a
selamiyigit
( 4,43 / 7 )
İstiklal Marşı
Remzi_KURNAZ
( 3,67 / 3 )
İyi Değilim
MehmetBilecen
( 3 / 2 )
İsimsiz Şiir...
M_Ali_Unsal
( 3 / 2 )
Yorgunatlar Meydanı / Sürdirek Aşk
yildiraycoskun
( 3 / 2 )
Hem Kendini Yaktın Hemi’De Beni
guzgulu
( 3 / 2 )
Yüreğim Üşüyor
M_Ali_Unsal
( 1 / 1 )
Yıkım
seckingunduz
( 1 / 1 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
YorgunAtlar Meydanı / Sürdirek Aşk
TESBİH TANESİ GİBİ SÖZLER DİZMİŞTİM
HEM KENDİNİ YAKTIN HEMİ’DE BENİ
ÇIĞLIK YÜKSELİYOR..!!
MUHALEFET MOR'SOĞAN
BAĞRIMA BASACAK YAR BULAMADIM
Ev Yapımı Bir Yalnızlık
Irmak Serenadında Küheylan Serzenişleri
MUSTAFANIN GEMİSİ İSKENDERUN
“Aşk ”’ artık ,O, Bir ceset yığını
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..