Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
Son Eklenen Metin Şiirler
CAN VUSLATA ERDİ SARIKAMIŞ’TA
ESKİ DİLDE AŞK-I YAKARIŞ
Neredesin Anne''cigim
HANİ ÖLÜMSÜZDÜ AŞK
BÖYLE KADER Mİ OLUR ?
Öyle Anlar Yaşadım Ki
KULLAR ARASINDA BİR GÜL
Gelmesine Artık Gerek kalmadı
SEN BENİ HİÇ YAŞANMAMIŞ SAY
Aktif : 95
Bugün :   3392
Toplam : 12166147
Toplam Üye: 6087
IP :   54.205.241.107
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
 
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
NEDEN KORKAYIM
Hayatla kavgam vardı savaştım baş kaldırdım
Hep kendimi korudum sözlerimle saldırdım
Hiç kafama takmadım ne duydum ne aldırdım
El alem de ne dermiş söyle neden korkayım

İçimde aşk küllenir kalp artık sevmeyecek
Aylar yıllar dolansa bir daha dönmeyecek
Maşukunu çok sevsen güle güle diyecek
El alem de ne dermiş söyle neden korkayım

Yalnız bir hatırası kaldı şimdi yanımda
Öyle bitmeyen sevda çocuklarım kanımda
Varsın uzasın yollar hasretleri canımda
El alem de ne dermiş söyle neden korkayım

Öyküm gezer dillerde bir ah oldu uzandı
Gençlik kar gibi erdi kahırlarım yamandı
Yüzümde sert çizgiler yaş tükenen zamandı
El alem de ne dermiş söyle neden korkayım

tulay_polat

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle

Bir varmış iki yokmuş, bir garip şair varmış
Emeklemiş bir zaman, sonradan işi çözmüş
Kör topal kalemini, yara aldıkça sarmış
Edebiyat çok yönlü zorla girişi çözmüş...



Ufaktan adımlayıp sırrını aralamış
Uçsuz bucaksız sanki şaşırıp duraklamış
İmgelere asılmış tutunup konaklamış
Uzanmış kıyısına düş deryasında yüzmüş...



Şairlerle tanışmış, hoşbeş sohbetler etmiş
Sayamamış kaç kişi bir değil sanki yetmiş
Karabasanlar koşmuş o an şairler gitmiş
Garibim ayılınca sinirlenip de kızmış...



Artık uyku tutar mı uzanıp koyun saymış
Saydıkça bitmez olmuş, bu huyundan da caymış
Yakalamış birini o da elinden kaymış
Kara kara düşünmüş kendi kendini süzmüş...



Birden kalemi kapmış, oturup da geriden
Sallamış ötelerden birazcık da beriden
Düşünüp taşınmadan karalamış seriden
Gözünden yaşlar akmış anlamış ki öksüzmüş...



Polat Tek
21.12.2014
...
YÜREK KİTABIM
Ve yine adın geliyor aklıma
Ya da hiç gitmiyor mu demeli
Hayalin geçerken gözümün önünden.

Hiç yazılmamış bir kitabın
Hiç yazılmamış bir şiirinin içinde gizli adın
Alfabesini bilmezler,okuyamaz kimseler
Bir ben bilirim bunu
Bu benim yürek kitabım.

Neden acı veriyor
Bilinmeyen hikaye
Kahramanları olduk
Bir sen bir ben bu öyküye.

Hiç yazılmamış
Hiç yaşanmamış
Yüreğimin sırrıydı
Gün yüzüne çıkmamış.

İlelebet kalacak
Yüreğim var oldukça
Sırra kadem basacak
Yüreğim durduğunda

Tek kahramanlarıydık biz
Yazılmamış bir kitabın
Yazılmamış bir şiirinde.
Sende olmasa bile hep yaşayacak
Benim yaralı yüreğimde

Muzaffer KULA (ŞİİRİSTAN1)

...
Kocadım herhalde, kocamam derken
Dede oldum bugün sevinçliyim ben
Kendimi genç görsem, desem de erken
Dede oldum bugün sevinçliyim ben.

Karayken aklaşan saçla sakalmış
Anladım ki gençlik geride kalmış
Ömrü uzun olsun, torunum gelmiş
Dede oldum bugün sevinçliyim ben.

Bülbül bahçelerde, gülü arardı
Hüzünler olsa da, neşede vardı.
Ruhumu sıcacık bir duygu sardı
Dede oldum bugün sevinçliyim ben.

Analı babalı Hayırlı olsun
Bilirim şimdi sen şekersin balsın.
Dilerim herkesin başına gelsin
Dede oldum bugün sevinçliyim ben.

Mahir’im mutluyum, ben ne edeyim
Yerimde duramam nere gideyim
Ben dede görmedim fakat dedeyim
Dede oldum bugün sevinçliyim ben.

Mahir Başpınar. 20.12.2014 /21:30
...
Bu kadar mı sevmek ister insan
Ve sevemez
Beddua gibi

Kızgın, kırgın merhametten yoksun bakışların
Öylesine sağır, öylesine kör
Bana çok gördüğün gurur asaletindi
Şimdi ne bağır, ne de gör

Sen sana ne kadar uzaksan, ben o kadar yakındım
Ben kaçan korkak, sen kaçamayacak kadar korkak
Kaçmak bazen kendinden sıyrılıp kendini seyretmektir
Kantara koyup kendini tartmaktır
Kaçmak umuda sığınmaktır, saçak altıdır
Kaçmak cesarettir
Kaçmak sağduyudur bazen
Başına geleceği sezmektir
Kaçıyorum

Kusura bakma demiyorum
Varsa
Bak

Bu da geçer demeye hacet yok, ama
Bu da geçer...


An'da yaşanan yıllara inat
O sabırsız mekânda
Öpmeye ramak kala
Sonrasını düşünmeden
Yürekler arası bir iç savaştı
Yenildik


...
Davasına bürünmüş dava adamı İslam’la koşsun
Gönlü, gözü, hayatı tevhid nuruyla dolsun
Allah’a kul, Peygambere ümmet olarak coşsun
Zaferimiz İslam, izzet ve şerefimiz şahadet olsun

Hedefe ulaşmak zor olmamalı senin için
Allah’ın ipine sarılmakla kolaylaşır yol senin için
Sakın vaz geçme davandan korkakça kör nefsin için
Göreceksin tevhid’le şerefin şahadet olacak senin için

Korkma göksünü Allah yolunda siper etsende
Her zorlukla bir kolaylık ebediyen seninle
Koş hadi durma tevhid bulsun zaferi seninle
Zaferimiz İslam, şerefimiz şahadet olsun seninle

Bırakın umutsuzluk umudunu yitirenin olsun
Varsın yolumuzun üzerinde çakallar olsun
Zorlukları engelleri aşarak umudumuz dolsun
Zaferimiz İslam, izzet ve şerefimiz şahadet olsun
...
Ansızın boğaza canın gelince
Nereye bakarsın, neye bakarsın.?
Ölüm durumunu aklın bilince
Nereye bakarsın, neye bakarsın.?

Eşin, yavrun, dostun çoğu başında.
Dua yarışında, su telaşında.
Bir hareket yok gözünde, kaşında.
Nereye bakarsın, neye bakarsın.?

Gözlerin tekbir yere odaklanmış,
Aradığın neyse sanki saklanmış
“İyileş “diye çok şey adaklanmış
Nereye bakarsın, neye bakarsın.?

Geçtimi aklından hayat filimin
Faydası yok, gördün gücün, ilimin.
Orhan zamanıdır gönül dilimin.
Nereye bakarsın, neye bakarsın.?


ORHAN AFACAN
İZMİR-VAKİA SUR. AYET-83
2014-TEMMUZ

...
Sevdiğim elini çekme ne olur,
Bu aşka yüreğim dayanmaz artık.
Ayrılık sancısı içimde kalır,
Kaderim beyaza boyanmaz artık.


Sevdiğim saçların boynuna varır,
Zülfünün uçları yanakta durur,
Çektiğin sürmeler kalbime vurur,
Gözlerim sevdandan uyanmaz artık.


Sevdiğim ne olur giyme fistanı,
Yerleri süpürür eteğin yanı.
Daracık giyerek ağlatma beni,
Göğüsler gözümden utanmaz artık.


Sevdiğim sözünde var bir incelik,
Aşkımı saklıyor saçında belik.
Ömrümün tamamı bir tek buselik,
Yüreğim aşkından soyunmaz artık.


Sevdiğim akıtma gözden yaşları,
Ellerim mendildir yüreğim arı.
Yollarda ölüyor hasret kuşları,
Sevdiğim yetmez mi bunca naz artık?


Alptekin Yazar
***
"Sensiz Aşk"
Adlı Şiir Kitabımdan,
Sayfa - 44
...
Sordum geceler boyu dedi yalnızım
Biliyorum gelecek kayan yıldızım
Bir niyet tuttum bile bekleyeceğim
Yıldızlara yol açtım yürüyeceğim..

Çobanyıldızı gibi parlıyorsun Yeşilim
Gökyüzünde füze gibi uçuyorum
Samanyolu göründü uzakta birden
Aynı yerde buluşuruz yine sen ve ben..

Yürüyerek gökyüzüne ulaşacağım
Yıldızlarla dans edip oynayacağım
Birer birer sepetime dolduracağım
Senin için yeni dünya yaratacağım..

İkimize bir dünya acep var mı ola
Mutlu olup yaşasak bir gün orada
Sevgi yolu göründü uzakta yeşilim
Aynı yerde buluşuruz yine bir tanem...

Sami Arlan..


...
USTA

Ustaydı elindeki kalemi
Yazıyordu biteviye
Yüreğinden geliyordu her kelimesi
Her sözü bir oktu
Kimleri anlatıyordu sözler
Bazen seni bezen de beni
Gözler doluyordu her kelimesinde
Bugün senin yarın benim
Yaşanmışlıkları vardı
Yaşanamamışlıkları
Ok gibi oturuyordu yüreklere
Kendini buluyordun içeriğinde
Ustaaaaaaaaaa
Sen bunları nereden biliyordun
Beni mi yaşadın
Benimle miydin o an
Hissettiklerimi nereden anladın
Nereden
Sözler sanki yüreğimden fırladı
Seninde mi öyle
Yaralarını seninde mi sızladı
Usta yüreğimi nereden biliyordun
Kırıldı mı seninde kalemin
Yazmıyor yüreğimi okuyorsun
Seninde mi yürek yangınların var
Sen ağladın mı şiiri yazarken
Hıçkırıklara boğuldun mu
Çünkü ağlıyorum ben

Ey ustaaaaa
Sen çok yaşa
Dünya durdukça var ol be usta
Mürekkebin tükenmesin emi
Yüreğine kan damlamasın
Acımasın yaraların
Sen çok yaşa be usta
Sen çok yaşa

Demet
...
Çarıksız çorapsız düştük yollara
Kuş gibi dizildik kuru dallara
Kol kola sarıldık cansız kullara
Karlı boran vurdu Sarıkamış’ta.
**
Aşamadım şu dağların yolunu
Deremedim kardeleni, gülümü
Gönül yandı gitti savur külümü
Dağlar pusu kurdu Sarıkamış’ta.
**
Kimimiz evliydi kimi nişanlı
Kadere yenildi oğullar şanlı
Dönmedi geriye cepheden canlı
Kıyameti gördü Sarıkamış’ta.
**
Yıldızlar süzüldü indi toprağa
Gözyaşları canlar verdi yaprağa
Gözlerim kitlendi baktı bayrağa
Canlar canı verdi Sarıkamış’ta.
**
Yıldız gibi birer birer süzüldük
Yürür iken buz kesildik dizildik
Ak göynekle buzlu karda yazıldık
Can vuslata erdi Sarıkamış’ta.
**
Vatan için nice yollar geçtiniz
Şahin gibi kanatlanıp uçtunuz
Kar altında kardelence açtınız
Can vuslata erdi Sarıkamış’ta.
**
Tüm şehitlerimizin mekanı cennettir inşallah.Ruhları şâd olsun.
...
Sap ile samanı karıştıranlar
Arpayla buğdayı yarıştıranlar
Ateşle barutu barıştıranlar,
Desem ki yalandır,inanma sakın!

Havada turnayı gözünden vursam
Doğru söyleyeni dokuz köy kovsam
Gemiler yanarken kenarda dursam,
Desem ki yalandır, inanma sakın!

Koyunu tuzlasam suyun içmese
Yaptığım köprüden namert geçmese
Ekinler bol olsa ortak biçmese,
Desem ki yalandır, inanma sakın!

Meydanlara çıksam nutuklar atsam
Düşmanı görünce pusuya yatsam
Çok para verseler rantını satsam,
Desem ki yalandır,inanma sakın!

Evimde eşyalar meşeden olsa
Kazdığım kuyuya altınlar dolsa
Kazandığım para cebimde kalsa,
Desem ki yalandır, inanma sakın!

Bisiklete binsem göklere çıksam
Yıldızlarda dursam uzaya baksam
Hararetim artsa güneşi yaksam,
Desem ki yalandır,inanma sakın!

DOĞANAY şairim dediysem haşa
Beddualar etsem dağ ile taşa
Mevlam sabır verse kel olan başa,
Desem ki yalandır,inanma sakın!

Kemal DOĞANAY

...
İlmek ilmek yüreğime ördüğüm
Manalı gözlerin oldu kördüğüm
Beyhude geçmişin yaralarına
Şifa olsun diye aşktır sürdüğüm
Bilesin ki yarim derde devamsın
Bembeyaz sayfamda kara sevdamsın


Sözcükler yürekte, susup kalalım
İnanmak istersen söküp alalım
Umut gemisine vefa doldurup
Güven limanında suya salalım
Her şeyin içinde saklı aynamsın
Nefes nefes cansın kara sevdamsın


Yaralı gönlümde beklenen seldin
Aktıkça kalbimin zırhını deldin
Bülbülün bir güle sevdası gibi
Senleştim bir anda, iyi ki geldin
Anladım ki artık haklı davamsın
Dualar dolusu kara sevdamsın
...
Dur deyince zalimlerin işine
Hem ısırır hem kira ister dişine
Su katınca haram çorba aşına
Ödül koyar, yiğit, senin başına

Adil olan bakmaz kimsenin ırkına
Su yürütmez evladının arkına
Çomak sokar haram düzen çarkına
Gönül vermez dolarına, markına.

Değirmende dövülür tohum; olur un
Dövülen değirmen ise döven mel'un
Yiğit, iman ek sinelere; Rabbine sun.
Hasadın hesapta; ekmeğin cennette olsun.

İmanlar yanıyorken su götürene bakıla;
Yiğit, yangına koşarken Sahabe gelir akıla.
Takılsa ayağı bir kaç prangaya, çakıla;
Yusuf olmak der; nasip şükür bu kula.














...
AŞKININ YOLUNA REVAN OLDU BU GÖNÜL
GEL DE TARUMAR EYLEME ŞU CİHANI SAADETİMİ
ACZ OLDU RAY_U DEHR GÖRMEZMİSİN BİR BENİ
SANA FEDADIR BU CAN_I NİSAR EY GÜZELLER GÜZELİ

YANAR İÇİM BİLMEZMİSİN GEL DE BİR KELAM HASBİHAL ET
GAM_I KÜSAR’IM OL BENİ MESUD ET
ESİRGEME BENDEN SEVGİLİ O AFITAB_I CEMAL’İNİ
BENİ SENLE ŞEFEFLENDİR BENİ ŞAD ET

DEM-BE DEM DEĞİL HER DAİM HAVSALA DA A ’YÜN A’YAN
O GÜZEL SİMA’NI UNUTMAK MÜMKÜN MÜ SENSİN CAN-I CANAN
AŞKINLA ABAD OLDU BU NACİZANE FANİ BEDEN
SANA FEDA OLSUN EY HÜS-N BU A’MAR-I RUŞEN

CÜRETİMİ BAĞIŞLA EY CANIMIN CANANI
LAKİN EHVAL’İM ŞUDUR Kİ KIRMAK İSTEMEM GÖNLÜNÜ
SANA BELKİ VAADEDEMEM SAADET-İ SARAYI YAHUT ZER-Rİ
SANA FEDADIR BU CAN-I NİSAR EY GÜZELLER GÜZELİ

NE BEYAN-I HALE CÜR-ET NE FİGANA TAKATİM VAR
NE RECA-YI VASLA GAYRET NE FİRAKA KUDRETİM VAR
BEYHUDE ÖMRÜ-MÜRUR UĞRUNDA SOLDU BAK GÜLLER
EY HAYATIMIN GAYESİ AYN-ÜL HAYAT
BENİM SANA HADDİMDEN FAZLA EŞEDD-İ İHTİYACIM VAR

SEDAT KESİM
...
Degerini Bilmeli yaninda''yken Degerini bilemedim yanimdayken seni simdiden cok Özledim nerede''sin ANNE''CIGIM Nerede....
Özlediim beraber oturmayi sen bir kösede ben bir kösede sigaramizi icmeyi kavgalarimizi sakalarimizi herseyi herseyi Özledim ANNEMMM...
Nerede pamuk ellerin nerede sicak gözlerin ? ? nerede ,,Kim artik bana dur diyecek kim artik ellerimden tutup bu yanlis diyecek kim söylermisin...
Korkuyorum artik sensiz gecelerde sen hic korkma Anne''cigim Bambaska insan olacagim bundan sonra Kendimle savasmayi yikilmamayi ADAM gibi ADAM olacagim...
Herkez birer birer gitti acilarimizi kalbimize Gömdük Sende yok olanlar KERVANINA katildin..
Gel diyecegim ama gelemessin biliyorum uzakmis gibi görünen halbu ki bize cok yakin bir yere gittin...heryerde anilar heryerde sen ANNEM

08 Aralik..2002
...
Bak yine dustun aklima...

Mevsimlerden huzun aylardan yalnizlik
Sensizligin ic cekislerindeyim
Ben hala haketmedigimi dusunuyorum boyle bir sonu
Gel gor ki yine sensizligin can cekislerindeyim

Ne cok severdin sahil kenarinda oturup sohbet etmeyi
Martilara ekmek atmayi ne cok severdin
Dalip dalip giderdi mavinin sonzuzluguna bakarken deniz gozlerin
O kadr uzakmiydi duslerimiz yalanmiydi sevislerimiz
Onu bile ozluyorum ne garip omzuma basini koyup aglamani

Aksam ezani okununca bir telas baslardi bizde
Hadi derdin hadi eve gec kaliyorum
Babam gelmistir simdi merak ederler beni
O zaman bile canim acirdi biliyormusun
Cunku bir an olsun bile tahammulu yoktu senden ayri kalmanin

Hic aksam olsun istemezdim
Gecenin matemide bir baska cokerdi ustume sessizligide
Ve birde senden ayri kalmanin huznude cabasi
Nerden bilirdim senden sonra bana gecelerin yoldas olacagini

Nasil ederdim sabahlari bir bilsen
Uykularda bile hep senliydi duslerim
Yoktu hic aklimda
Yoktu hic apansizca terkedislerin

Hatirlarmisin o gunleri
Hafta sonuydu sinemadan cikmistik senle
Agustosundaydik onbesin kavuran gunesinde
Icimiz yanmisti da dondurma alalim demistik
Paramiz yetmemisti tek bir dondurma almistik
Olsun hic uzulmedik paramiz yoktu belki ama
Ozgurduk mutluyduk sanki sevda masallarinda
Sahte sevgilerin zenginliginde degildi gozumuz
Bize yeterdi bu ask cok pahaliydi duslerimiz oysa

Bir aksam gunesi daha batiyordu gun biterken yine
Yine sensizligin sarmis tum benligimi
Senden ayri kalmak ne kadarda acitiyordu icimi
Radyoda huzun makaminda bir sarki
Ne olur ne olur don bana bak batiyor diyor Orhan Gencebay
Yine golgelendi bak aksam gunesi

Simdi nerelerdesin kiminlesin adresin bilinmez
Oyle bir gittinki benden sanki bulmaya omrum yetmez
Gittiginden beri mevsimlerden huzun bende aylardan hazin ve yalnizlik
Sende cok iyi biliyorsun bu gonul senden baskasini bu denli sevemez

Sana yazdigim son mektup bu sevgili umitsizim artik caresiz
Bende kaldi mektubun dedimya adresinde belirsiz
Biliyorum ne yazik ki bu feryat figanda faydasiz
Ahh benim deniz gozlum bugday tenlim ahh...
Sevislerim sevilislerim aldanislarim
Ne yazik ki ne yazik ki anilarda kaldi yasananlar

Artik sozde kaldi bu olumsuz dedigim askim....

Sedat Kesim

NOT: SESLENDİREN: DOĞAN BİLGE
...
ey oğul;
Şu koca kainata aldanma, hele etrafına bakın
kime kaldı ki...

Gördüklerin, sadece Rabbinin bir lütfu
yaşadığın kadardır ölçüsü
ki, ömrüne çakılmıştır zaten takvimi...

Nice güzellikler bile, bir zaman sonra eriyip gitmiştir,
tıpkı hazan da düşen yapraklar gibi,
baharda açan çiçekler kadardır güzelliği.
Toprağa düşen cemrelerde
bembeyaz kar altından, boynunu uzatan kardelenler gibi,
kısadır oğul kısa
o da elbet ölecek...

Ey oğul;
incitirsen, senide incitenler olur
yabana atma bu sözümü, kulağına küpe et
iyilikte şems gibi ol
kötülükten ırak ol, sakın !
hem kim kazanmış ki zulüm etmekten, şerden...

Mevlana ne güzel demiş
''Gel, gel, ne olursan ol yine gel''
geç değil dua kapısı,
dünya malına tamah etme, rabbine hep zikir et
fanidir oğul fanidir
sen de bir gün öleceksin...

Ey oğul;
hele bir düşün !
Adem peygamberden son peygambere kadar
ne için geldiler,
kimin içindi onca ayet, onca davet
unutma oğul unutma
topraktan geldin toprağa döneceksin...

Polat Tek
20.12.2014

...
Kapıyı açtığımda gülümseyerek önce merhaba dedi

''bize güvenmenizi söylemiştim,ama dinlemediniz ''dedi
''biz kocanızın arkadaşlarıyız,o bizim için çok önemli biriydi,kaybı bizde çok büyük bir boşluk oldu,ailesini korumak istedik,evli olduğunu biliyorduk,elmaslardan ve annesinin yolladığı bilgilerdende haberimiz var,kocanız sizi şaşırttı ama gizli olmak zorundaydı,bizim işimizde bu''

''Yasadışı kokan işlerin ense köküne yapışmak.Biz herhangi bir kuruluş değiliz gizli olmak zorundayız,o yüzden kocana kızmamalısın,bebeğinin yanında olmamasına sevindim,siz hala tehlikedesiniz,belgeleri teslim ettiğiniz merkezden aldım,üssüme ulaştırdım,gereken her şey yapılıyor,Dünyada sistemlerini öyle güzel geliştirdiler ki zenginleri baz aldılar,ayinleri zenginler yönetiyor,güçleri para liderleri devletten bile zengin adamlar,onlar çok akıllılar,politikacılar sanatçılar ünlüler iş adamları hepsini ablukaya alıp Dünyaya yeni bir din modern evrim diye şeytanları ile kafa tutacaklar''.


''Onlar örümcek ağı gibi Avrupa duvarlarına bile sarılmaya başladılar,o yüzden buradan şimdilik ayrılın,bizde burada olmayacağız,size gerekli bilgileri aktaracağım,biraz İtalyancam bozuk ama beni anladınız umarım,kocanız bir Kafkas türkü,bende onun çok yakın arkadaşıyım
şimdi ise Dünyanın heryerinde tüm bu pisliklerden arıtmak için varız, sakın unutmayın.!''dedi

o anda heyecanlanarak


Bakın ben kocamı yaşatıyorum onu asla ve asla öldürmedim ,ve sanki o ölmedi,rüyalarımdan tutun Fransa'dan buraya gelirken uçakta yanımda oturan yaşlı kadının sözlerine kadar ,

''kocan ölmedi kızım yaşıyor'' diyen kadın beni iyice ümitlendirdi,dediğimde


''Evet bizde şüpheli bakıyoruz,uçaktan son anda indirilmiş olabilir,kaçırılmış olabilir ,onu heryerde arıyoruz,bizde o uçakta olmadığına inanıyoruz,ama bunlar hayal değil elimizde bazı küçük kanıtlar var, ve tam emin değiliz,kocanızı kaçırarak onun yerine başka birini onun kılığında makyaj hileleri veya estetik ve diğer altarnatiflerle uçağa bindirmiş olabilirler ,ve o bindirilen adam o uçak kazasında ölmüş olabilir,en ufak detayları dahi inceliyoruz haklı çıkabilirsiniz.''


''Şimdi burayı terkedin,bizden haber bekleyin,sabırlı olun,yerinizi öğrendiler,bu evi biliyorlar,şimdilik burada olmanızı istemiyoruz,siz bize onun emanetisiniz,evet buradan derhal ayrılın..''dedi



GİDİYORUM



Arkamdaki bir gölgenin uzadığını farkediyorum

sanki yanımdaymışsın gibi

bazen bir ölüm kadar ağırlaşıyorum kaskatı ve hareketsiz

lanet olsun,kanatanlar var şu yüreğimi

şimdi gidiyorum bu şehirden

özlemeyecek burada biliyorum beni hiçbiri

kulağıma değen nefesin yok nasılsa

anlamsız bu şehrin şarkıları anlamsız o festivaller

mağaralar görüyorum karanlık soğuk

içinde açlıktan bitap üstündeki elbiseler liğme liğme

can çekişiyorsun sonun gelmiş gibi

son anlarım dediğin saatler

umudunu yitirmişsin gibi

sularda değilsin nemli soğuk kayaların terkedilmiş

kalın taşlardan yapılmış sanki surlara yakın bir yer

ama göremiyorum bir ada sanki

bitkin ellerin titriyor son sözlerin

beni sakın unutma seni son nefesimde bile

en asil bir sözün sıcaklığında seni şu sonuma kadar seveceğim

der gibi



HAVADA DALGALANAN O SESİN
KARANLIK BİR HÜCEREDEN CILIZ
ÇOK HALSİZ AÇ VE SUSUZ

GÜNEŞİ BİLE YOK BİR DERİ BİR KEMİK
DUR !SAKIN ÖLME!
BEKLE
SANA DOĞRU KOŞUYORUM
YAŞAMALISIN
UNUTTUĞUN GÜNEŞİ
TEKRAR HATIRLAMAK İÇİN


MİKAYLA

...
Ne karaymış benim şu alın yazım
Güllerim açmadan soldu dalında
Bir yaban girdi de gönül bağıma
Dalından kopardı gülümü benim

Bülbül ağıt yakar gülün üstüne
Gül koklanır mı hiç yarin üstüne,?
Bilmiyorum felek bana kastın ne ?
Bülbül konmaz oldu dalıma benim

Kaderim/dir bana hep düğüm atar
O yarin sevdası bağrım/da yatar
Eller almış yari yan gelip yatar
Benim bağım viran bülbüller kaçar

Yoksa bu sevdadan yokmudur hayır ?
Yarab-bi büyüksün sen bizi kayır
Böyle/si kaderi peşimden ayır
Her yerde karşıma çıkıp durmasın

Der DURAK’ım her dem kara bağladım
Senelerdir yâr'den ayrı ağladım
Yâr'in hasretiyle yürek dağladım
Baharlarım bitti de anlayamadım

Durak YİĞİT
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ

DEĞERLİ DOSTLARIM BUNDAN BÖYLE ŞİİRLERİMDE PUANLAMA BUTONU KAPALI OLACAĞINDAN LÜTFEN PUAN VERMEK ZAHMETİNDE BULUNMAYINIZ..NEDENİ İSE ŞİİR BİLE DENİLMEYECEK YAZILARIN SEÇKİYE GİRMESİNİ DOĞRUSU HAZMEDEMİYORUM..HAK EDEN YAZARLARIN YAPITLARI NE YAZIKKİ GÖZ ARDI EDİLİP...HİÇBİR SANAT DEĞERİ OLMAYAN YAZILAR GRUPÇULUK YAPILARAK GERÇEK DEĞERMİŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR..DİLERİM SİTE BUNU NAZARI DİKKATE ALIR..BU PUANLAMA SİSTEMİNİ İPTAL YOLUNA GİDER...BENİM ŞİİRLERİM SEÇİLMİYOR DİYE DEĞİL BU TEPKİM... SEÇKİ...BENİM ŞİİRLERİM BEĞENİLSİN VEYA BEĞENİLMESİN BENİM UMURUMDA BİLE DEĞİL..AMA HAK EDEN ŞİİRLERE HAK ETTİĞİ DEĞER VERİLSİN HEPSİ BU....
...
SEVGİLİ ARKADAŞLAR



BEDİRHAN KEKLİK


SEZİN PINAR

YILDIRAY COŞKUN

ARİF ODABAŞI

DENİZ NAS

IŞIK ARSOY

CELAL KEKLİK

V,S BELLİ KİŞİLER. İŞTE ANLAYIN



SİTELERİ GEZİN BENİM ŞİİRLERİM SEÇKİYE GİRİYOR.BURADA YERLERDE SÜRÜNÜYOR.BURADA PARMAKLA GÖSTERİLECEK BİR KAÇ KALİTELİ ŞİİR YAZAN ŞAİRLERİMİZ VAR.



ŞİİRE DEĞİL GURUBA PUAN VERİYORLAR. BUNLAR GURUPÇU TABİ



SAYGILAR.
...

Yureginle al kalbimi..
Omrume omur kat..
Gozlerinle al canimi..
Omrune omur katayim..
Canina can olayim..
Nefesine nefes..!!

Seni sensiz yasiyorum..
Sen beni bensiz yasama..
Suya hasret cicek gibi..
Ben ozledim seni..!!

Dilimden dokulen sozcukler..
Seni yaziyor diye..
Kiskanir oldum seni..
Kalemimdeki murekkebden..
Bir gunes kadar ozledim seni..!!

Kirlarda dolastigimiz o gunlere..
Sahittir agaclar, cicekler sevdamiza..
Gecen aylar, yillar omrumu calsada..
Bir gunes kadar ozledim seni..!!

Ben Ozledim Seni..!!
...
Bagri yanmayan aski bilemez
Aşk bagri yaniklarin tutuldugu Nurdur
Sosyete ve siyasete emanet edilemez

Sema doner, Dünya döner, çark döner
Hazreti Celaleddin huzurunda adi siyaset döner.
Aşkı makama sarıldı, sosyetik sözde varisler,
Zahiren sahnede aşk ile sema döner.

Konya' ya gitmek aşkı bilmek degildir
Kendini bilmeyen Mevlanayı dahi bilemez
Sema dönmek ne güzel, ne güzel Ney!
İçi boşsa nağme, muhtaç gönüle sinemez.

Şeb-i Arus iki kelime midir sadece Farsça?
Kapı olur ya zindan-i ebediye, ya da bir köşk-u sırça
Sus, kusma kin de dinle Vicdan çalgisindan bir parça.
Bir kulaktan giren Ney, Ney' den anladigin mana ney!



...




Öyle anlar yaşadım ki
Dağlara mecnun şairlere ilham olan
Kelimelerin diri diri yakıldığı
Göklerin, dağların bile korkup titrediği

Öyle anlar yaşadım ki
Yokluğunda ezberlediğim
Ruhumda çocuk gibi büyüttüğüm
Gözlerimde zekatını ödediğim

Öyle anlar yaşadım ki
Yüreğimi koşturan
Adını zikrederken yaralandığım
İçimden göç eden umutları uğurlarken

Öyle anlar yaşadım ki
Tuzu kuru aşklara bir kibrit çakıp
Gecenin bir yarısı anıları yakıp
Öyle bir pay ayırdım ki, kendime

Öyle anlar yaşadım ki
Gönlüme kilit vurup paslandığım
Hazanı yükleyip boğazıma kadar battığım
Can sızıma vuslatı mı sardığım

Öyle anlar yaşadım ki
Cansız bedenimi al umutlar altına uzatıp
Kendini paralayan sinemi atsız ata devirip
Bir hiç uğruna omuzlarda taşınan

Öyle anlar yaşadım ki

Remziye ÇELİK
19.12.2014

...

/…ayazda bir çocuk öksürür…
çantasında sefer tası yok
ay ışığı emer…emzik yapmış serçe parmağını…karnı tok(!).../

anasız babasız çocuklar…;
yapraksız çıplak fidanlar gibidir
eninde sonunda serçenin kanatları kelebeğe ağır gelir
ve çiçek tozları misali...
kayıp kimlikler ambarı çıkmaz sokaklara serpilir
.
lapa lapa yoksulluk düşer paylarına...
çırılçıplak düşleri hiçliğe rehindir
ne uyku masalı,
ne de boyama kitabı bilir
ne bisiklet pedalı,
ne de pembe kurdelâlı topaç çevirir
.
her biri...;
zembereği boşalmış bir canda...
serçe ürkekliğinde,
kaldırım taşları gibi aşına aşına zaman geçirir
kurabiye kokusuna hasret
imkânsıza batırılmış ekmek
-açlıkla büyünmez-
umuda katık tırnaklarını yiyerek...
kâgir bir ömür bitirir
..
dizleri yaralı, pantolonları yamalı...
yüzleri tebessüme aç
elleri insan sıcağına muhtaç
yedi rengi hiç bir arada görmez...
hayatın tozunu hep onlar alır
sokak direkleri misali
adam yerine konmaz...dipnotta kalır
...
varlıkları pişmanlığa diyet...
bir küçücük kaçamaktır
adları...;
Ayşe, Fatma,
Umut, Murat, Hürriyet
tek sabıkaları yaşamaktır
saçları kekik kokmaz
ama bakışları menekşe...sesleri ıslaktır
güneş gözlerinde yıldızlar yanıp sönse de
çocuk yüzlerinde...
umut saçan rengârenk bir yaşam gülse de
aslında onlar...
hiç renkli çerçevesi olmayan siyah beyaz fotoğraftır
...
..
.
//...siler mi kara yazgıyı ahlar vahlar,
yeşertir mi dalından kopan yaprağı…boşa akan gözyaşları
duyulmaz mı...
döne döne ana kucağı arayanların,
ağlayacak bir mezar taşı bile bulamayanların...yürek yakan yakarışları
unutturabilir mi yutkunmalar,
okyanuslar kadar derin...masum ve mahsun...hüzün kokan bakışları...//
.
-utanılmaz mı kuşlara kucak açan dallardan
zira som altındır insan olana…bir çocuğun çakıl taşları-

1984

*tahsin özmen,bez bebekler de üşür,çatım ajans&baskı yay,ank,2006
...
Kullar arasında bir gül kokusu gelir mekkeden
O Allah resulüdür bir nur yükselir kabeden
Onu sevmek bile ibadettir şayet seveceksin gönülden
Faydası olmaz ki onu anlamazsan boşa geçmiş olur hergünün ömürden

Mekke ufukları ağarırken;
Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed dünyayı şereflendirdi
O gün bir başka doğmuştu güneş o ne büyük bir rahmetti
Son peygamberiydi yüce Allahın gönderdiği son elçi
Onu yürekten sevmekte ibadetlerin en güzeliydi

Çok küçükken kaybetmişti babasını yetim kalmıştı mübarek
Mucizelerle büyümüştü oydu hak dini şereflendirecek
Gençliği ticaretle geçmişti amcasıyla beraber
Yedi çocuk babası olmuştu Hatice annemizle evlenerek

Birgün Oku emri geldi yaratıcının elçisi Cebrail Aleyhisselamla
Bir nur yükseldi nur dağından hira mağrasında
O zaman şereflendirildi mübarek son peygamberlikle
O en yücedir işte şüphesiz kullar arasında

İslam adına savaşlar yaptı uhut hendek bedir
O aslında kan akmasın istedi zalim olan kafirdir
Davet etti hak dine mevlana misali gel diye
Gelenler huzura erdi gelmeyenler rezildir

Son sözlerini söyledi veda hutbesinde
Şüphesiz hepsi doğrudur yalnız anlayabilene
Şahit ol dedi yüce yaradana şahit ol mevlam
Ne mutlu ki sana layık bir kul olabilene

Gelmişti ayrılık vakti sene altıyüz otuz iki
Resulüm o zaman altmış üç yaşında idi
Allaha kavuşmaktı artık istediği yapmıştı layıkıyla görevini
Buyur etti Azrail Aleyhisselamı yap dedi sen de görevini

Şefaatinden mahrum eyleme bizi gül kokulu resulullah
Sana fedadır canlar senin yolundan gelmeyenlerse helak
En büyük aşk sensin cennet sensin sensin inan son durak
Sancağının altında toplanmayı nasip eder inşallah yüce Allah

Şiir: Sedat Kesim

...
Aklıma bahçede beni kıskıvrak yakalayan kadının kaslı kolları geldi,onun sıcacık sözleri ama sert ve inançlı bir gövdesi vardı,ayni ağaç gövdesi gibi,bana söylediği, kocan bir Kafkas Türkü biz büyük bir aileyiz şimdi sende bu aileye katıldın,bebeğinin olduğunu biliyoruz sen bizim emanetimizsin demişti,o kadar şey yaşadıktan sonra onlara güven duymamakla ben haklıydım,kocamı İtalya'dan büyük ülkelere bilgi sızdıran bir casus sandım,ama beynimdeki binlerce soruya paniklemekle elbetteki haklıydım.

Ölüm ve acıyı zoraki şarap diye yudumlatırken hayat felaket habercisi olacaktı kapımda her zaman ,normal benliğimden bembeyaz elbisemi sıyırmış çırılçıplak tenime incecik yaşamdan siyahları giyinmiştim artık ,aslında ısınamadığımız şu ölüm incecik bir yaprak gibi yakındı her kesin tenine,ne zaman ve nerede olacağını kestiremediğimiz zamanların içerisinde sinsice sessizce duruyor keskin gözleri ile bizi kolluyordu.


Ben kocamı sadece rüyalarıma saklamıştım,gündüzleri ise o bir hayaletti,olsun sadece geceleri görünüyordu,ama böylede mutluyduk,ama ona artık ulaşamıyordum,sütun gibi bacaklarımın olduğunu söylerdi,ayaklarımın minicik olduğunu söyler arada şakalar yapardı,çocuk gibi minicik tırnaklarımdan bahseder ,ojelerimi itina ile o sürerdi,topuklarımı törpüler yanlış sert ayakkabılar giyme diye ikaz ederdi,tüm bedenimi yağlardı,kremlerle yumuşadığımda mutlu olurdum,bana yemeği kendi hazırlardı bazen ,kendi elleri ile yedirirdi.


Romanya'da bir hayat geçirdiklerini biliyordum,Türk oldukları aklımın en uç minicik kısmına bile gelmezdi,kaşık börek sarıburma göbete kalakaş bavursak üyken börek annemden dediği yemek tariflerini bana öğretmesi bundandı ,bana bir dolu gümüş bilezikler yapardı,duvarlarda hala el izleri gümüş tabaklar bakır tabaklar ,bana çok değişikti tüm bunlar

mutlu bazen kavgalı evliliğin bir fotoğraf karesiydi işte,bazen onun gidişlerinden süpürgeli cadıya dönüşen bağırıp çağıran ,başka kadınlarmı var?ucuz basit kirli hayatımı seçtin? benden ne çabukta bıktın, diye kıyametler koparan bendim.




Seni her ne olursan ol,bağır çağır deli kız yinede seviyorum derdi,ah benim minik yüzlüm sana bazı şeyleri anlatamam dediğinde onu ertesi gün yine kapıda uğurlardım,işte böyle benim hayatım kısa süreli mutluluklarla doluydu hep,hani bir hikaye yazarı bir hikayeye başlar tam dalarsın elin diğer sayfaya uzanır heyecanla okumaya başlarsın,hikaye tam şekillenir ortasına doğru *son *yazar hikayenin ortasındaki son ,kitabı fırlatıp atarsın onun gibi bir şey işte.


Bazı şeyler aydınlansada kapalı kutunun içerisinde daha bir dolu sırlar vardı,o sırada kapının önünde birilerinin olduğunu farkettim,evde fazla kalmam doğru olmazdı,yavaşça üst kata çıkarak pencereden uzandım,kapıda yine ayni kadın vardı,koşarak kapıya doğru gittim,kapıyı açtığımda bana gülümsüyordu



ET SUYU SORPA


Şimdi görünmeyen her şey acı ile göğsüme saplandı

daha önceki bağıran kin dolu sözlerim başını öne eğdi özür diliyordu

okyanusun diplerinde donup kalan gözlerim nefretle bakıyordu

denizin manzarası korkunçtu artık sanki ne varsa içine emiyor

derinliklerine sürüklüyordu artık

yanaklarım solgun şehir buz gibi senin mosmor kesmiş ellerini hissediyorum

işte o an şifadır diye sabah içmeye zorladığın

et suyu sorpa geliyor aklıma

hani oğlak etinden bol yoğurtlu

üzerine naneli tereyağı mis gibi mutfaktan uğrayan kokular

haydi kalk o derinlerden artık ne olur uyan

ikimizde üşüyoruz donmak üzereyiz mosmor kestik yaşamda

helede ıslak soğuklardan nefret ediyorum kemiklerimi ağrıtıyor

haydi gel bulutların üzerine çökmüş sisli alacakaranlıkları topla

taşı yok et onları biryerlere

para para para diye inleyen şu zavallılara

şu etek dolusu elmas parçalarını dağıt şunlara ellerinle

çabuk mutfağa gir

o kokuyu dumak istiyorum

mutfak önlüğü nerede? diye bağırıp durma

dön bak kapının arkasında değişmedi


ayni yerinde


MUTFAĞI TALAN ETTİN YİNE
AMA OLSUN
BU ÇORBA
GÜÇ VERECEK DİRİLTECEK
SULARIN DİBİNDE DONMAK
ÜZERE OLAN KEMİKLERİMİZE

MİKAYLA





...
Yazmaktan kim usanır, kalem dilin olursa
Gönülden gönüledir şiir bizim özümüz
Anlatırsın derdini, gözüne yaş dolarsa
Nesilden nesiledir şiir bizim sözümüz...


Nice nice dağları, sıra sıra aşarsın
Kara kışta olsan da çiçeklenip koşarsın
Tadına varır isen ilham ile coşarsın
Yollarına yol olur şiir bizim gözümüz...


Başımızın tacıdır arada bir yoklarız
Yan gözle bakanları inceden ayıklarız
Ona bir şey olursa durmadan sayıklarız
Bakmaya kıyamayız şiir bizim kızımız...


Edebî sanat ile doruklara çizgisi
Şiirsel yapıtlarla hece hece ezgisi
Zihinde tasarlanan imgelerle bezgisi
Kader yazmışsa eğer şiir bizim yazımız...


Kalem sağlam olursa, yalan yanlış akmıyor
Okuyanlar anlıyor birden lafı çakmıyor
Kuralları bilirsen kimse yandan bakmıyor
O ilham gelir ise şiir bizim sazımız...


Hedefimiz bellidir, kalem kılıçtan keskin
Düşman nedir bilmeyiz dostluklar eder teskin
Edebiyat yazmaktır sanmayın yaptım baskın
Edebi ölçülerle şiir bizim izimiz...


Halk dilinde mâniler bizlere neşe olur
Ariflerin sözleri yıkılmaz meşe olur
Sıkıldığın anlarda sayfalar köşe olur
Bize kızıp darılmaz şiir bizim nazımız...


Düşmanlık bir kenara, köprü bile oluruz
Hece hece düşeriz şiirlerde kalırız
Bilinen gerçeklerle, yolumuzu alırız
Engel nedir bilmeyiz şiir bizim dizimiz...


Canımız sıkılınca, kalem olur dostumuz
İmgeleri dizeriz mısra mısra destemiz
Anlatır okuyana, şiirseldir bestemiz
Bazen inceden akar şiir bizim sızımız...


Gündemin konusunu yazarız sıra sıra
Hak nedir öğretiriz çizeriz kıra kıra
Hicivle yükleniriz ezeriz vura vura
Şairin ilacıdır şiir bizim dozumuz...


Doğruluktan yanayız sözümüz olur silah
Sakın kimse kendini, sanmasın birden ilah
Eğer yolun eğriyse, mecliste derler yallah
Savunmaya geçeriz şiir bizim kozumuz...


Şair bilip bilmeden sanmayın karalamış
Olayları saptırıp kapıyı aralamış
Öyle durup dururken habersiz yaralamış
Kalıp farklı olsa da şiir bizim yüzümüz...


Şairlik kolay değil kalem olur küreği
Hayalleri yüzdürür çakar yine direği
Kendi yolunu çizer, bulur ise ereği
Kederli vakitlerde şiir bizim güzümüz...


Yazmanın çeşidi çok, şair bilir işini
Anlatır da anlatır, yazı ile kışını
Gözünden aksa bile, siler kendi yaşını
Okumaktan bıkmayız şiir bizim cüzümüz...


Yağmur olur düşeriz dere olur akarız
Gönülden gönüle de yeşil ışık yakarız
Yazılan şiirlere kalp kırmadan bakarız
Evlat sevgisi gibi şiir bizim hazımız...


Kalem doğru olunca kim dur diyebilir ki
Usulünü bilince kim zor diyebilir ki
Yazılan şiirlere kim kor diyebilir ki
Edebiyat yolunda şiir bizim hızımız...


Polat bir garip şair, sabrını zorlamayın
Kimse için yazmadım boşa azarlamayın
Öyle durduk yere de zemin hazırlamayın
Hak nedir bilmeyene şiir bizim közümüz...

Polat Tek
19.12.2014
Kara kalem çalışması...
...
Bin canla seviyorum Türkiye’mi

Dirilir, dirilir de ölürüm ben

Çok özel yaratmış Hak bedenimi

Ancak Türkiye’mle örtünürüm ben.



Sakarya nehrinden Dicle, Fırat'a

Sağanak, sağanak dökülürüm ben.

Âliyle kardeştir Ökkeş, Rıfat’a

Zengin nüfus, zengin bir kültürüm ben-



İstanbul aşkıyla Fatih olurum.

Dağları Çağlara götürürüm ben

Kocatepe’de mevzii bulurum

‘’Akdeniz’i ilk hedef’ ’görürüm ben.



Söğütlü Osman’ım, kayı boyundan

Kur’an’ aşkıyla büyütülürüm ben.

Çekinmem, korkmam en kötü oyundan

Düşmanın gözünde iz sürürüm ben



Toprağa tohumdur alın terlerim—

Zemzem kadar bereketli, gürüm ben

Resulün ‘’aguş’ açtığı askerim

Ezelden beridir hür, özgürüm ben...





Dört mevsimde çiçek acar bahçemde

Dostluğa, sevgiye gömülürüm ben.

Laz,Kürt,İstanbul kokusu lehçemde

Aruz, aruz kalbe örülürüm ben



Cephede kahraman, devlette memur

Okulda öğrenci görülürüm ben

Çalışmamla olur vatanım mamur

Takdirde edilir, övülürüm ben.



Misafir perverim, ikramım boldur

Bir lokma ekmeği bölüşürüm ben.

Mevlana’yla, Yunus gittiğim yoldur.

Yaratılmışı hep hoşgörümüm ben

ORHAN AFACAN
...
Sözümün eriyim bilirsin sende
Yüce divanda hak elbet sorulur
Saklamam imkansız seni bu tende
Gönül selim elbet bir gün durulur

Aşkın ateşinde yandırdın beni
İsmin yüreğimde unutmam seni
Yollara baktım da nerdesin hani
Dönmezsen bu yürek elbet yorulur

Hep aklımda kalan bir çift siyah kaş
Perişan haldeyim mevsimin hep kış
Bu dünyada sendin bir tek arkadaş
Sesini duymazsam kalbim kırılır

Günler aylar geçse kaybolmaz düşüm
Beni hep kandırdın olmadın eşim
Şimdi sokaklarda bir çilekeşim
Neşemi yok ettin ruhum daralır

...
Söyleyin vefasız denen zalime
Gelmesine artık gerek kalmadı
Eller bile duysa, ağlar halime
Bilmesine artık gerek kalmadı
Bende dayanacak yürek kalmadı.

Yaramın üstüne acı sürüldü
Önüme hasretten duvar örüldü
Bir tatlı tebessüm, çok mu görüldü
Gülmesine artık gerek kalmadı
Ağlasam, gülsemde merak kalmadı.

Sarardı resimler bak lime, lime
Acılar dolanır kalır dilime
Kalbim paramparça, düştü elime
Bölmesine artık gerek kalmadı
Gövdemi tutacak direk kalmadı..

Bu elem, bu keder, büktü belimi
Yüreğimde saklı her bir bölümü
Düşünmedim değil kaç kez ölümü
Ölmesine artık gerek kalmadı
Mezarımdan başka durak kalmadı.

İbrahim Değerli.18.12.2014
...


Ceylan, Maral kol gezerdi
Şanlıurfa Dağlarında
Güzelleri göz süzerdi
Şanlıurfa Dağlarında

Peygamber çiçeği vardı
Bütün bozkırı sarardı
Gelmez oldu şimdi ardı
Şanlıurfa Dağlarında

Mezopotamya Sümbülü
Halfeti’nin özel gülü
Cennete çevirir çölü
Şanlıurfa Dağlarında

Göçmen Kelaynak kuşları
Birecik’te yuvaları
Meşhur karayılanları
Şanlıurfa Dağlarında

Seni görmeyen gözler kör
Kıymet bilmeyenler nankör
Çizgili sırtlanları gör
Şanlıurfa Dağlarında

Değerini bilen bilir
İlk tapınaktır denilir
Göbeklitepe yükselir
Şanlıurfa Dağlarında

Menengiç hür yaşarken dün
Koruma altında bugün
Terin olsun övündüğün
Şanlıurfa Dağlarında

HALİL MANUŞ
...
Kapanır her gece gözlerim,
Açılınca gün doğumunu izlerim.
Düşün bakalım bu döngü neden?
İhtiyaç duymasaydı ya uykuya beden?
Görmeni istedi belki Yaradan!
Uyumayacaksın sen ebeden!
Bugünün sabahı gibi uyanacaksın birden.
Aniden ve kabirden...
Kör gözlere parmak gibi; bak öğren numuneden.
Saat gece iki kırkdört, hadi ben yine ölüyorum.
...
Çalınmadan açılan kapı nerde?
Sen tokmağa dokun hele!
Olsa bile incecik perde;
Sen tokmağa dokun hele.

Azıcık ediver zahmet,
Kapı çalmak bi himmet,
İçerde bekleye nimet,
Sen tokmağa dokun hele!

Var Hak'ın divanına,
Al salih amel yanına,
Sığın Rabbin şanına,
Sen tokmağa dokun hele!

Kim çevrilmiş ki kapıdan!
Az hatıra çok hürmet,
Belki olur bir rahmet,
Kevser'de bekliyor Ahmet (a.s.),
Sen tokmağa dokun hele!

Çal kapıyı bir kere
Açar sana deryayı,
Ümit,heyecan vere;
Sen tokmağa dokun hele!

O' nu bilmeyen yolu bilmez.
Yolu bilmeyen kapıyı bulmaz.
O kapıda bir gül solmaz.
Sen tokmağa dokun hele!

Nasipmiş bak mübarek yol,
Yol dindir; ne sağ ne sol,
Murat Hak rızasıysa mütevazi ol,
Sen tokmağa dokun hele!

Çal kapısını Hak' ın;
O' na dönüşün yakın;
Yoldan sapmadan sakın;
Sen tokmağa dokun hele!



...
Bu senin için son şiir;
Tüm yazdıklarımı yüreğime kilitledim
Sadece bu şiir senindir...
İlk defa kalemim bu kadar titriyor
Parmak uçlarım yok adeta
Bedenim bir cesetten farksız
Kuruyan bir sayfaya düşüyor nefretim
Boğazıma dolanan hıçkırıklar cabası
Artık seni anlatan imgeler de yok
Çağlayan bir nehir edasında akmıyor artık yüreğim
Seni anarken bu gece...


Bu senin için son şarkı;
Geçmişe yolculuk telaşı içindeyim
Dumanı üstünde şarkılar var dilimin ucunda
Biraz sen biraz ben olan...
Söylenen sözler kadardı saplanan acı
Ki, dinlediğim nakaratlar da gizliydi bazı acılar
İçim yanarken bu gece...


Bu senin için son gözyaşı;
Sen ki, film şeridi gibi akıp geçtin ömrümden
Nem kaparken yamaçlarım
Senden arta kalan yağmurlar vardı,
Kirpiklerimde birikip gözümden süzülen...
Zihnimi kemiren o sancılar, yüreğimle kol kola
Sağanak olup düşüyordu her defasında
Çocukluğumu saymıyorum
İçim kanarken bu gece...


Bu senin için son elveda;
Hissediyorum
Yolun sonuna yaklaştım
Hakkını helal et...
O mavi umutlar tükendi
Saçlarına taktığım yıldızlar kayıp
Gözlerinde yüzdüğüm deryalar kurumuş
Doğacak güneşim yok
İçim donarken bu gece...

Polat Tek
18.12.2014
KARA KALEM ÇALIŞMASI...
...
Gökyüzüm kararmış bir şeyler eksik,
Derinlerden bir ses “mah” dedi sustu.
Dünya ölürmüymüş, nefesi kesik!
Âzamet-i ilâh,“şah” dedi sustu.

Yazılmştır alnında ki kadere
Ömrün yollarında binbir emare,
Hiç karşına çıkmamış mı bir kere,
Hayıflanır gibi, “Kah” dedi sustu.

Yüzyüze gelmeden soğuk vedâyla,
Hâlimi anlattım kısık sedâyla,
Acır gibi bakıp, şaşmış edâyla
Zararım çok gibi “vah” dedi sustu.

Doğru, yanlış eksik kararlar alıp,
Dünyanın son bulmaz zevkine dalıp,
Dün çok erken, oysa bugün geç kalıp,
Nerdeydin der gibi“âh” dedi sustu…

Ayser ÖZBAKIR
...
La telini titretir gibi bu gece ellerim.
Soğuk bir gökyüzü, solmuş gülün sen yüzü.
Kalem olmuştu parmaklarım,
Sana adanmış dizelerde gezindim.
Ve adını andım mumun titrek alevinde.
Seninle dolu özlemlerimi,
Teker teker çıkarıp koydum masaya.

Seni hatırlatan her şarkıda,
Islandı kirpiklerimin, geçmişe dalan uçları.
Sensizlik çığlıkları kol gezerken ruhumda,
Bomboş kalan sol yanımda,
Kalp tekledi.
İsyan etti gencecik yüreğinin yokluğuna.

Beni bırakıp giderken bir başıma,
Yalan dünyanın tam ortasında,
Çok kızmıştım ya sana,
Unuttum çoktan!
Senden kalan tek şey, bu mevsim.
Şimdilerde daha bir soğuk.
Üşüyorum ayazlarında.
Savruluyorum her rüzgarda.
Uçurum kenarından düşmeden,
Tut beni gökyüzünden...(RAHMETLİM'E)

MUTAHHARA ARLI ÖZKÖK
...
Allak bulllak olmuştum,ne çok hikayen varmış meğer ,hangisinin ucundan tutayım?söylesene,bu sessizlik beni öldürüyor boğuyor aslında neşeye vurduğum zamanlar yalan,bana anlatmadığın sır tuttuğun bana göstermediğin o yaşamının içerisinde gezinip duruyorum bak şimdi.


Önümdeler sayfa sayfa alay eder gibi hemde,rüyalarım bile endişeli sana ayırdığı zamanlar ise korkulu,ama hala inatla içinde birileri niye yaşadığını söylüyor ?,bilinçaltında benim isteklerimin bir oyunumu bütün bunlar yoksa?

neyse , yeni bir gün daha işte

Cecilia'nın polis memuru olan o arkadaşı son günlerde bize çok yardım etmişti,onun varlığı beni rahatlatmıştı ,sahi ya adı neydi,?adını sormayı unutmuştum,Cecilia ona adı ile bahsetmiyordu,coco diyordu samimi ve daha tatlı olsun diyemiydi ,olabilir,belkide,sonradan adının Corrado olduğunu öğrendim,şimdi akıl odalarım dahada gezgin olmuştu aslında.Annesi Türkmüş,peki ya peşimde beni koruyan insanlar ?Hayır hayır bence sadece arkadaşları değildi ,içimden bir ses benim arkamda onun ailesindende biri var diyordu,ama gizli arka planda beni korumak için biri uğraşıyordu,elimde hatırı sayılır büyük miktar elmas vardı,annesinin yolladığı elmaslar,bunlardan kurtulmalımıydım?bilemiyorum,ve ne kadar olduğunu Cecilia bile bilmiyordu ,


Corrado bana yardım edebilirdi,ona kocamın annesi hakkında bilgiler bulmasını istedim,sağmıydı yoksa?bir şeyler oluyordu ama bir türlü açıklayamıyordum,altıncı hissim ,bu zeki ve oldukça akıllı kadın kocasının girdiği örgütü çökertmek için onlara dost görünerek müthiş bir oyun oynamıştı,oğluna sürekli bilgi sızdırıyordu,ve iş birliği içerisinde yasa dışı örgütü çökertmeye çalışıyorlardı,kesinlikle böyle açıklanabilirdi,aklıma eski dost eski emekli emniyet amiri Gerardo amca geldi,o kocamın ailesini ve kocamı küçüklüğünden beri tanıyordu.


Kocam babasının o küçük yaşlardayken öldüğünü söylemişti,onu annesi daha çok büyükannesi büyütmüştü,evet kocamın babası o daha küçükken hastalanarak ölmüştü,benim peşimdeki koruyucu meleklerin ne tür açıklaması olabilirdi?kocamın arkadaşları niye beni korumak için peşimdeydi? kocam sağdı belkide ondan haber alıyorlardı,yada onu bulmadan önce benim emniyetim için uğraşıyorlardı.


Annesi son mektubunda oradan kaçın başka yerlere yerleşin oğlum diye niye yazmıştı?iyice düşününce onuda çözüyordum galiba,kocası yasal olmayan örgüte sürekli yardım ediyordu,hani şu pagan tapınaklarının kalabalık çemberlerini büyüten önemli isim oydu, baş aktörüydü ve bol parası olduğu için çok sayılıyordu,birileri tarafından öldürüldü,derken annesi işin içine girdi,ama onları yanılttı oğlu bir polisti hemde uluslararası bir polis,ona bilgi vermek için sızdırdı,ve de onların kafalarını kopartmak için dost göründü,elimdeki belgelerin peşindeydi o şeytanın örgütü,annesinin mektupları ve kocamın çektiği resimler,ben yanılıyordum,elmaslardan daha çok şu belgelerin peşindeydiler,tabi ya ben belgeleri mektupları unutmuştum,çok sinirli ve tedirgindim saçlarımdan hırsımı çıkarıp dahada kısaltıyordum şimdi


Yarın ilk işim annesinin mektuplarını ve tüm delilleri yerine teslim etmek olacaktı,fotokopiler ve diğer çektiğim tüm resimleride hatıra olsun diye saklayacaktım,kartalın pençeleri iyice açılmıştı artık ,bana ulaşacakları gün merkezde olacaktım,ve annesinin emekleri boşa çıkmayacak putların mekanı çökecekti,bir macera filmi gibiydi ,ama benim oynadığım filmin sonu bir türlü gelmiyordu,


Veee Mikayla ;

elmasları dilediği gibi harcayarak ömrünün sonuna kadar palmiyelerin arasındaki hamakta sıcacık meyve kokteylindeki pepetten genzine aktardığı tatlar okuduğu macera dolu kitaplarla ,mutlu oldu diye yazacaktı,hayır oysa ben öyle bir son değil kocasını buldu evet o haklıydı,kocası sağdı,rüyaları haklı çıktı ona sarılırken herkes şaşırdı
diye bitmesini istiyordum...




BÜYÜCÜLERİN ZAFERİ



Modern evrim geçirmeli şu dünya diye bağırıyor kürsüye çıkmış

cinsiyeti varmı yokmu bilmiyorum

tanrı ve tanrıçaları çağırıyor mitolojinin esrarlı yapraklarından

mistik orta doğunun kokulu duman çubukları

kafası olmuş duman

tanrınız benim diye bağırıyor durmadan

güçlü ya ,elmasları kanata kanata çıkartıyor toprakların altından

kutsal kitabı kendi yazmış

büyücülük öğretiyor durmadan

güç dediğin şey elimde işte,onun için mi taktın adamlarını peşime

din diye sahte kamplarını kuruyorsun durmadan

ruhlarını teslim ediyorlar şehvetin kokusu buram buram

şarap fıçısında çırılçıplak şaraba bulanmış bir kadın

kepçe kepçe teninin değdiği şaraptan ikram ederken başları dönüyor

daha içmeden o kokusundan

canı isteyen tanrı oluyor bu dünyada anlaşılan

param altınlarım elmaslarım var diyor

gelin bakalım

tanrıçanız benim şimdi o halde

cehennem kulübünüzün başı benim

benim o kraliçe

üstün bir akıl üstün bir zeka kudret sahibi o yüce yaratıcıyı tanıyan

bir annenin

oğluna yazdığı mektuplarda cehennemin esas yönünü

göstermek için var olacağım elbet

hepinizin o minik beyninize



CEHENNEM KAMPLARINI KURUP
CENNET DİYE BÜYÜLEYİP SUNAN

KUTSAL KİTABI KENDİ YAZAN ADAM
ÇÖZÜYORUM GALİBA ŞİFRENİZİ

BAKIN DEĞİŞTİRİYORUM YAZDIĞINIZ SENARYOYU DURMADAN


MİKAYLA







...
Üstümüzden aylar yıllar geçse de
Gönlün sevip başkasını seçse de
Zaman geçti deyip günüm biçse de
Seçeceksin diye bekleyeceğim

Karşıma geçip de açsan gül gibi
Mekanım olsa da bir kaya dibi
Olmasan da bu gönlümün sahibi
Geleceksin diye bekleyeceğim

Görüp de yüzünü öteye dönsen
İnadıma başka birini sevsen
Öldüğümü sanıp yanıma gelsen
Bileceksin diye bekleyeceğim

Evlenip çoluk çocuğa karışsan
Bu sevda yolunda benle yarışsan
Yüz bin kez küsüp de bir gün barışsan
Güleceksin diye bekleyeceğim

Tükense dünyada bu son nefesin
Geçer sanma bu sendeki hevesim
Ahirette dahi kararım kesin
Seveceksin diye bekleyeceğim

Yusuf der gönlümü sana vermişim
Yollarına gonca güller sermişim
Bu dünyada bir tek seni sevmişim
Döneceksin diye bekleyeceğim

Yusuf ONUK-21.11.2013
...

Kırıp kalemi üstüne
Atmıyorsam sebebi var
Ortalığı birbirine
Katmıyorsam sebebi var

Şimdi bu reva mı bana
Yapılan sığmaz hesaba
“Ya sabır” çekip de sana
Çatmıyorsam sebebi var

Ne ettim de kızdın böyle
Senden geldi hep dert, çile
Kırılsam da; yaban ele
Satmıyorsam sebebi var

Boynum çekilse de dâra
Sığınman hiç ahu zara
“Bana ne” deyip çamura
Yatmıyorsam sebebi var

Halil; sensiz, bil ki ölü
Bendeki aşk yakar çölü
Senden başka yaban gülü
Tatmıyorsam sebebi var

HALİL MANUŞ
18/12/2014 09:30

...
İnanmazdım işlemediğim bir günahın bedelini ödeyeceğime.
Ödetmişler,faiziyle gönüllü olmuşum bilmeden!
İçim çok acıyor liğme liğme dökülüyorum zamana...
Gelecekten zerre ümit,yaşanacaklardan değil yaşanmışlıklardan zerre eser yok.
Yaşamadığım adı boşluk olan zamanlar rüyaya eş değer;
Neyi ne zaman yitirdiğimi,neden var olduğumu niye yittiğimi,
Neye yetemediğimi bilemiyorum.
Bir silsile yaşadığım,huzurdan gururdan zerre eser yok!..
Çabaladıkça yok olurum,yok oldukca varolacağım sebepler uzaklaşıyor bir bir.
Anlayamıyorum......
Ne insanlarda ki kini,
Ne de elde etmek icin geride bırakacakları zaferleri.
Hepsi değil midir ki yaşanılan düşlerden uyanınca,
Sıkılmış avuçlar da hiç tutulmamış bir boşluğun soğukluğu.
Acıyan parmakların avuçiçlerine geçirilmiş tırnakların acısının,
Katmer katmer çoğalttığı pişmanlık.....
Şimdi varlığının sonsuz olduğunu düşündüğün dünya da bırak kazandığını düşündüğün herşeyi,
Hakkımı al yediğin sömürdüğün hayallerimi,en güzel zamanlarımı,üzüntülerimi.
Ve ardından ekle benden yana kazandığın günahları.
Ağırlığında ezil,yok ol kan pıhtısı kadar bile can kalmasın bedenin de....
En ağır lanetler yapışsın yakana,
Günahsız olanın canımın canını yaktığın huzur dediğin zamanın
huzursuzluğunu tat,işkence olsun aldığın her nefes Tanrı redetsin seni,dualarını pişmanlık gözyaşlarını!
19 kasım 2010
...

 

 
     
Şiir : NEDEN KORKAYIM
Şair : tulay_polat
Okunma : 1
Şiir Yıldızı : 1 1 kez
Tarih/Saat : 21.12.2014 / 21:15
Gönderen : tulay_polat
Kategorisi : Hayat
İndirilme/Yorum : 0
Şiir Yıldızı
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
İnanma Sakın!
M_Ali_Unsal
( 4,2 / 5 )
Can Vuslata Erdi Sarıkamış’Ta
M_Ali_Unsal
( 3 / 2 )
Kara Sevdamsın
Arif_Odabas
( 3 / 2 )
Ah Bir Olsaydı
ISIK_ARSOY
( 1 / 1 )
Kar Taneleri
selamiyigit
( 1 / 1 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
CAN VUSLATA ERDİ SARIKAMIŞ’TA
ESKİ DİLDE AŞK-I YAKARIŞ
Neredesin Anne''cigim
HANİ ÖLÜMSÜZDÜ AŞK
BÖYLE KADER Mİ OLUR ?
KULLAR ARASINDA BİR GÜL
Gelmesine Artık Gerek kalmadı
SEN BENİ HİÇ YAŞANMAMIŞ SAY
Bulanık Düşünce Yoğrulmaları
Ateşin Aşkı-Fatih Şahin Işık-Kitap İmza
BİTİRDİ BİZİ
Baba Olmak Geçer Aklınızdan Babanıza...
HER YER ULUS ANGARA
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..