Skip Navigation Links
Anasayfa
Radyo
Şair/Ses
Şiirler
Sesli Sözlük
Kayıt/Montaj
Seslendirme
Cıngıllar
Duyuru
İletişim
Skip Navigation Links
Günün Yıldızı
Haftanın YıldızlarıExpand Haftanın Yıldızları
Ünlülerden
Antolojimiz 2013
Bizden Biri
Makaleler
Etkinlikler
Video Şiirler
Anonsmatik
İngilizce Şiir
E-Posta/Kullancı Adı Şifreniz
 
 
   
 
Haftanın Şiirleri
1.
2.
3.
4.
5.
ŞAİRLER YILDIZLI
tarifsiz acı bosna 10 bölüm
mustafadogan
(4,69 /29)
Aşkın Dilsiz Hali
Arif_Odabas
(4,48 /25)
17
3,67
18
3,67
Ah Be Can
Mawish
(3,67 /3)
21
3,56
ARAFTAYIM
girdap
24
3,38
GÖNLÜMÜN ERİ
guzgulu
(3 /2)
İSTANBUL GİBİYİM
mdk60
(1 /1)
SU GİBİ
kemaldoganay
BİR HÜZNÜN HİKAYESİ
mdk60
(1 /1)
ANNEM...!!!
sesizsairDoGaN_NL
(1 /1)
51
1
Meyhane Durak Yerim,
momoli
(1 /1)
Son Eklenen Metin Şiirler
İSTANBUL GİBİYİM
BU KADAR DELİCE..!!
SERZENİŞ ( YEDİ GÜZEL ADAM YEDİ GÜZEL KADIN )
Aktif : 81
Bugün :   2451
Toplam : 12667909
Toplam Üye: 6237
IP :   54.161.147.106
Başlangıç: 1 Mart 2011
 
Online Üyeler :  
 
Player yükleniyor...
Diğer Seslendirmeler
 
Ceylanım
Duygu dolu mısralarda özelsin,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!
Sen ruhumda eşsiz tatlı güzelsin,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!


Selvi boylum ne söylesem az sana,
Bal dudaklım hislerini yazsana,
Sevgi dolu her bir sözüm haz sana,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!


Yüreğimden sana yazdım binleri,
Yâr unutmam senli tatlı günleri,
Kalbe sürdüm ruhundaki enleri,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!


Seni üzmek hiçbir kula yakışmaz,
Seven yürek sevdasıyla takışmaz,
Dargın gözler şiir gibi bakışmaz,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!


Dalga dalga ağı attım hamsiye,
Ben aşkımı söyleyemem kimseye,
Sevgin tende koruyucu şemsiye,
Kara kaşlım, kara gözlüm, ceylanım!


Alptekin Yazar

Alptekinyazar

Mesaj Gönder Arkadaş Ekle Favori Kişi Mail Gönder Bildir Şikayet Et Engelle
Anadolu'nun işi çok zordu,Nisa'nın yanılmadan okuması kimliğini bozmadan bir yerlere tırmanması biraz zor olacaktı,gazetelerde o dönemlerde soykırım üzerine yazılar vardı,derilerini yüzeceğiz diyen bir dolu yemin eden insanlar .

Hint Avrupa karışımı insanlar Anadolu'dan sürüldüklerinden beri kin içerisinde Trag fik soyu deri yüzecek kadar vahşileşecekler kin uzun süren davalar Türk düşmanlığı tüm dünyada sürecekti.Dünya ülkelerinden gülümseyerek bakan kimse yoktu Osmanlı dan ilerleyerek akan kin nehirleri kanlarını başka renge boyamıştı.


Bazı ırklar minicik çocukların derilerini canlı canlı yüzecek kadar akıllarını yitirmiştilerdi.


Nisa liseyi çoktan bitirmiş üniversite yıllarında toplum ve insan olarak hazırladığı uzun tezlerinde hak ettiği ödülü alacaktı.


Tarih çözülmesi çok zor sayfalardı,ve hiç bir zamanda kin düşmanlık olan kısımları silinemeyecekti.

Nisa fazla düşünmek istemiyordu,Racel ve o okulu bitirdiler,Racel artık Türkiye'de yaşamıyordu,arada hatırını sorduğu arkadaşının başarılarını dinliyordu,Nisa okul dışında başka alanlarada yönelmiş yeminli sözlerini yerine getiriyordu.Tasarımları ile Dünyaya açılmıştı,ilk yaptığı çanta ve sonrası, Nisa büyüyordu


Yabancıları tercih etti,onlara dost oldu,çünkü dışarıya kolunu uzatmalıydı,yaşam kıpırdanışlarında farklıydı onun dünyası artık,paraya önem vermediği halde paranın ne büyük bir güç göstergesi olduğunu gördü,annesi bir göçmendi,belki o da karışmıştı,çünkü onlar bir göçmendi,gözlerindeki değişik renk bunun ifadesiydi.


Nisa ırkçılık üzerine vahşetler üzerine yaşlanana kadar hep birşeyler karalayacaktı.

Türkler Kürtler Lazlar Araplar Çerkezler Rum Ermeni Katolik Gürcü

OSMANLI BİR MOZAİK DEĞİLMİYDİ?

Süryaniler Yahudiler Kaldaniler Çingeneler Dürziler Kazaklar Bulgarlar bu kadar kalabalığın kollarına Almanlar gibi soğuk duvarların dibine iterek sarı mühürlermi taksalardı?

Oysa onlar tam tersini yaparak ana yaptılar sultan yaptılar nikahlar kıydılar.Kanlarına karıştırdılar.


ŞEYTAN EMREDİNCE

Soy ağaçlarında kimbilir kimler vardı?

Osmanlıda çoktan harmanlandı

sen ben o neyin derdinde hala

herkes işine baksa

kini unutsa ya

bu tarihe akan kanlar yüz kızartıcı değilde ne

kan davası içinde

hala birilerini öldürme peşinde

kendi ırkına saldırıyor adam

ellerini kesiyor kızların kadınların

ermeni kinimi var içinde?

aleviydi diyor

kürttü diyor

türk değildi

namaz bilmiyordu tef çalıyordu kadını kızı camisi yoktu diyor


mum üflüyordu


çıplak geziyordu saçlarında rengarenk boyalar vardı


tahrik etti memeleri

bana işaret etti o mini eteği diyor

bahanesi ne çokmuş şu şeytanların

tecavüz et

öldür kurban et emrinde aklını yitirmiş kanı bozuklar

Türk kimliğinden çıkarılmalısın

sen

yok edilmeden önce


NİSA

*********************************************
VE YETMEDİ

DETERJANCILAR BEYİN YIKAYICILARI GAZETECİLER



O YABANCI GAZETELER


KURTARICILARININ
KİTABI TEVRATTI DEDİLER !

SEBETAY SEVİYİ ÖVDÜ DEDİLER!


GAYRİ MEŞRU DİYE GÜLÜŞTÜLER
HANIMININ YEĞENİYLE ZİHİNLERDE EŞCİNSELLİĞİ GÖRÜNTÜLEDİLER
BU ADAM GAY DEDİLER
RESİM HEYKELLERİ TEKMELENİRKEN

YAHUDİ İNGİLİZ YAZARLARA İNANDILAR

SHEMA DUAL“SHEMA YISRA’EL, ADONAI ELOHENU, ADONAI EHAD!” (yani “Dinle ey İsrail, Rabbin olan Tanrı tektir”

KARAİM YAHUDİSİ MUALLİM ONA TEVRATI ÖĞRETMİŞ DEDİLER
DEDİLERDE DEDİLER



BÖLÜNMELERE HAYIR DERKEN

GENÇLERE

BU SÖZLERE DESTUR !!!HEPİNİZ SAVULUN!
DEMEK DÜŞER







SON
...
Ben asi çocuğum
keşkeleri boynuma asıp hüzünleri bağrıma basıp
öfkeleri geceye bırakırken
gözlerim hep ağlamaklı olsa da,acılara gülen biriyim
Ben asi çocuğum
tüm sevmelerden firar etmiş
militan yüreğime ferman yazdıracak kadar suçlu biriyim
Ben asi çocuğum
kalbimin kırık sazına vurup sen çalan telleri kopartıp
ruhuma düşman
kendime isyankar olacak kadar şerefsizin biriyim
Ben asi çocuğum
yaşanacak büyük aşkları kör kuyulara itip
sonra suçlusu sensin deyip
idam hükmünü verecek kadar lanetin tekiyim
Ben asi çocuğum
tek düze bir yaşama kendini mahkum edecek
pişmanlıklar içerisinde yanacak acımasızın biriyim
Ben asi çocuğum
herşeyden vazgeçip seni sevmeme değmezmişsin deyip
kendinden nefret ettirerek,
adın batsın dedirtecek kadar yalancının tekiyim
ben bilindik tüm kavramların en asi çocuğu
zamanın tüm namussuzluklarına kadeh kaldırıp
şerefine diyecek kadar kalleşin tekiyim
hiç elveda etmeden geçmişe dair ne varsa hafızamdan silerek
yarına ulaşamamış sevda sözcüklerimi boşluğa bırakıp
ölüme merhaba
Azraile hoş geldin diyecek kadar umutsuz vakanın biriyim

Gülbin Özer
...
Laf kafayı sıkar emice, dayı…
Hesap kitap bitmez tükenmez sayı…
Şaşırırsan günü, geceyi, ayı…
Dağıtır efkârı yudumla çayı…

İstersen bulunmaz hani getiren,
Abı hayat olur bulup yetiren…
Âşık maşuk sanki hasret bitiren,
Dağıtır efkârı yudumla çayı…

Rengini almıştır tavşankanından,
Yokluğu alır da gider canından,
Kıymetlidir padişah fermanından,
Dağıtır efkârı yudumla çayı…

Eserken rüzgârlar daldan, budaktan,
Gurbete aksan da kopma ocaktan…
Tadını unutma çekme dudaktan,
Dağıtır efkârı yudumla çayı…

Karadeniz Rize vatanı ise,
Hayranım kaşıktan gelen o sese…
Sinir stres atar birebir yese,
Dağıtır efkârı yudumla çayı…

Burhan Kale
...
Topragin bol olsun annem
Bugun yad etti yüregim seni
Akip gecti senelerim de
Sevginden kucagindan uzak
Sicagina sevkatine hasret
Yoklugunda bile bir an
Ben seni hiç unutmadim ki
Ben seni hiç unutamadim ki
Çoçuk hayalerimde hep sen vardin
Sen olmasanda yanimda
Her zaman yuregimin bir kosesinde
Sadece sen sakliydin
Sensiz gecti özlemle yillarim
Yanimda olan hep sensizlik
Bir unutmadigim varligin
Birde unutamadigim adin
Annem
Annem
Genclik duslerinde yasayan kadin
Ne zaman bir kadinla konussam
Ya sen diye bakar Kokunu ararim
Ne zaman bir kadin gorsem
Ya sana benzetir yanarim
Annem
Annem
Gözlerine baksam sen
Kalbine girsem yine sen
Bir kadini incitmek Istemem
Seni incitmekten korkarim
Annem
Annem
Birak ben kirilayim annem
Zaten sensizlikle calinmis hayatim
Nefes nefes Çekmemisken kokunu
Yasama dogarken maglup baslamisim
Annem
Annem sen yasamadigim kadin
Sen Tadamadigim sevgi
Sen ulasamadigim yol
Sen duyamadigim ask
Sen doyamadigim açligim
Sen sanssizligim
sen yanlizligim
Annem
Annem
Sen annem
Yasamadan hissettigim
Görmeden sevdigim
Tek kadin ANNEM

...

Oldürdün beni yoklugunla..
Dogan bir günes isiltisinda..
Hasretin degdi yüregime..
Kirildi kolum kanadim..
Bir seher vaktinde...!!!

Aglama yüregim..
Aglama..
Aglama sevdam..
Aglama...!!!

Beni yaktin kül ettin..
Her günüm duman icinde..
Yaniyor yüregim hasretinle..
Kirildi kalbim bir "HIC" sebebine...!!!

Aglama gözlerim..
Aglama..
Aglama yüregim..
Aglama...!!!

Neler geldi basima oyy felek..
Bir öksüz misali düstüm dertlere..
Kirildi kolum kanadim..
Bir seher vaktinde...!!!
...
Derbeder yurdunda garip ahiyim,
Gönül deryasında gemi yürüttüm.
Hem büyük aptalım, hem de dahiyim,
Muhabbet yolunda ömür çürüttüm.

Ektiğim güllerden zehirli diken,
Sivrilip batması boynumu büken.
Mecnunun çölünde padişah iken,
Peşimden binlerce iti ürüttüm.

Âşıklık ilminin gizli âlimi,
Zebunluk yolunun Yavuz Selim’i,
Olmuşken sevdiğim bilmez halimi,
Zemzem pınarında duygu arıttım.

Ödülüm Allah’ın verdiği çile,
Yaşayıp giderim hasretim ile.
Rastlayan oldu mu, benden sefile?
Harabat ehline hüzün yarattım.

Yağmur bulutuyla selam saldığım,
Gözünün renginde hayat bulduğum,
Geceler boyunca derde daldığım,
Mehtabın şavkına onu arattım.

Özümden sevdiğim bilmezse beni,
Demek ki, kalmamış imanı dini.
Vuslata kapandı yolların sonu,
Sevda pazarında zulmü kâr ettim.

Aklımdan şüphem var, hâsılı kelam.
Yerine varmıyor saldığım selam.
Kalbimin pınarı başımda belam,
Duygu yağmurumda umut kuruttum.

Mehmet NACAR

...
İstanbul gibiyim düşlerim yorgun hüzünlerim kalabalık
Sokağında kayboluyorum türlü dertlerin
Acımasız olmuş hayat ve yine acı yalnızlık

Bir yanımda sevinç var bir yanımda hüzün
Düştüm ama tutan yok ellerimden
Çaresizim biliyorum Hep mi yaşı gözüm
İstanbul gibiyim hüznüm çok zirvesindeyim kederin

Aslında beyaz tüm hayallerim simsiyah yarınlar olmasa
Meçhullerde sanki geleceğim keşke ayrılıklar yol bulmasa
Bazen anlamlı bazen anlamsızım bazen tutarlı bazen tutarsızım
İstanbul gibiyim işte belkide ondandır bu koca şehirde yalnızlığım

Bir anım bir anımı tutmaz mı hiç
Nefes almazmı birazcıkta olsa yüreğim
Yorgun gözlerim dalmaz mı hiç uykuya
Dinlenmek bilmez mi yıpranmış şu bedenim

İstanbul gibiyim işte uykusuz gözlerim yorgun bedenim
Bir yanımda gülenler var bir yanımda can verenlerim
Halin nedir diye soran olmaz kimin umrunda şu perişan halim
İstanbul gibiyim işte kendimden bile habersizim

Belkide bir umut var yarınlarımı süsleyen düşlerimde
Karamsar değilim yinede ümitle bakıyorum geleceğime
Hep güzeli hayel ediyorum tüm içtenliğimle
Hep güzel görüyorum gözlerimde

Belkide sadece kendimi kandırıyorum
İstanbul gibiyim işte aslında çok bunalmışım
Görünüşüm ihtişamlı olsada
Masmavi bir güzellik sarmış olsada her yanımı
Dedimya istanbul gibiyim işte;
Sessiz haykırışlarda yüreğim
Belkide ben böyle yaşamaya alışmışım...

Sedat Kesim
...
UMUDUN GÖZLERİ

Uzun zifiri geceler
Sardıkça kollarımızı
Beklentileri hüzne taşıyan
Bir gölgedir dünya kurulalı
Aydınlanamayan sırra

Karanlığa düşen düşler dalsa da derinlere
Her gecenin kapısı aralık durur sabaha
Kuyular kucak açar
İstenmeyen kör rüyalara
Beklentiler yürür
Her gün yeniden bir başka hülyaya

Umut saçar gülen güneş
Kimi gözden yoksun
Gangrenlik iç sancıya

Susamışlara su
Çirkini sevdirendir ahenk
Aşk yavaş yavaş gelir
Alevi kül, pas tutmuş yüreklere

Heyecan açar göz bebeklerini
Bahar anaçlığıyla
Çiçekler doğurur rengârenk
Her filiz ayrı can bulur

Unutulmuş melodiler ses olur
Dökülüverir dilden beste beste
Nişandır, işarettir
Yolu sevgiden gecen
Gurur damarını kesen gönüllere

Tamda bitti dediğin yerden
Sil baştan başlarsın
Umudun gözlerinden cennet akar
Sen olan her şeyi geri verir
Sen istemeden
Bin kere musallayı görse de
Yine, yeni, yeniden dirilirsin
Bakmasını bilirsen

Deniznas (S.E)
...

(Yok olan neslimiz)

Yok, olmakta bir nesli nasıl anlatsam sana,
Özü gitmiş bir Millet olmaz Devletten yana.

Yıkılsa da Osmanlı, Cumhuriyet doğmuştu.
Yetişen yeni nesil, karanlığı boğmuştu.

Zamanın çarklarında medeniyet şımarttı,
Çok da zaman geçmeden bozulma çabuk arttı.

Batılılaşalım derken kültürüne özendik.
Gitar, piyano derken çullarına bezendik.

Kimi eteğe baktı şalvarını hor gördü.
Kimi viskiye taktı rakı ne diye sordu.

Kimi, çirkin işlerin peşinden koşa durdu.
Kimi ülke dışında, unuttu asil yurdu.

Bakmadı geçmişine ne atası aklında,
Ne imanı aklında, ne hatası aklında.

Barbar dendi ataya başını öne eğdi.
Medeni oldum sandı aklı göklere değdi!

Madem hedef çağdaşlık, almayalım şeklini,
Yetişen gençliğimiz kaybetmesin aklını.

Kalkındık şimdi derken kendimizi kandırdık.
İstiyor Batı diye yelkenleri indirdik.

İlmi saklar kendine, asla kimseye vermez.
Sömürür pek çok ülke, fakirin aklı ermez.

İlmi aramak varken, yolumuzu şaşırdık,
Bön bön bakıp onlara pisliğini aşırdık.

Ne benzedik ne koptuk, garip bir Millet olduk.
İmrendik hallerine eğlencelere dolduk.

Şaşkın ördek misali suya tersine daldık,
Ne yarandık Batıya, ne de onlarsız kaldık.

Kendi değerlerine çok çok değer verdiler,
Devletimi, töremi her kulvarda yerdiler.

İşlerinde dürüstlük, adalet temel hattı.
Bizim yolsuzluğumuz onları memnun etti.

Vize alma yolunda bizi nazla seçerken,
Gerçekleri anladık zaman hızla geçerken.

Tanınmaz hale geldik kaybettik özümüzü,
Batının bol parası kararttı gözümüzü.

Kuruluş felsefemiz belleklerden silindi.
Türlü türlü rejimler önümüze kılındı

Ülkeyi kuran nesle dil uzatan oluyor.
Boşa savaş yapmışlar diye nefret soluyor.

Atatürk kimdir diye bir soruyu soralım?
Cevap verir gencimiz: ’’ Hele kafa yoralım.’’

On binlerce şehide böyle gençlik yakışmaz,
Vatan için ölenle satan asla bakışmaz.

Kaybettik bunca nesli diye vah eden beyler,
Tanrı sizleri neyler, neylerse güzel eyler.

Her gelen ötekini acımasız suçluyor.
Sanki kendisi doğru, yanlışları üçlüyor.

İnsana yatırımda, boşa geçti çok yıllar.
Hataları bilmedi yola gelmez akıllar.

Boşa çırpındık Âdem, çarpık nesil yanıldı.
Bir umut var ufukta mazi tekrar anıldı.

Faydası olur sanmam oturup ağlamanın,
Ah vah edip yanarak yüreği dağlamanın.

Benliği kaybolmayan Millet evlatları var,
Vatan uğruna ölüm, olmaz şehide ar.

Bu Millet çok kez böyle umutsuz güne kalır,
Güneş gibi parlayan önderi rehber alır.

Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, Arnavut, Boşnak, Yörük,
Ant içtiler birliğe, lakin gönüller buruk.

‘’Birlikten kuvvet doğar’’ sözüne kulak verdik,
‘’Ne Mutlu Türk’üm Diyen’’ canları hazla sardık.

‘’Bir musibet iyidir, bin nasihattan ’’ anla,
Musibet karşımızda, temizlenir imanla.

‘’Tarih tekerrür eder’’ şimdilerde edecek,
Yanlış yapan akıllar başımızdan gidecek.


Mehmet Macit
23.08.2009
İzmir

...
Çıldırdım her gece yüreğim yanar
Kimse şu derdimi bilmez bilirim
Gurbet ellerinde gözlerim kanar
Duyarsa sesimi gülmez bilirim

Yıllarım geçiyor dertli ve harap
Issız bir çöldeyim görürüm serap
Almıştım yarime bir kaç çift çorap
O bana hediye almaz bilirim

Gönlümde yeşerir sevda filizi
Kalbimi parçalar masmavi gözü
Her gün içip içip çalardım sazı
Sazda küstü artık çalmaz bilirim

Efkar bastı beni saatler durdu
Acılar hüzünler kalbimi sardı
Çekip gittiği gün tokadı vurdu
Şu yarama derman olmaz bilirim

O çok sevdiğim yar bilmez günahı
Mutlak çekecektir verdiği ahı
Her şeyin bittiği vuslat sabahı
Eğer kaybolursam bulmaz bilirim

Bahçemdeki güller kokmuyor artık
Adı hep aklımda çıkmıyor artık
Gözlerim yollara bakmıyor artık
Ümidim kalmadı gelmez bilirim

...
Milli ruh kalmadı gence verecek
Yavaş yavaş bayram sona eriyor
Türküm diyen suçlu esir olacak
Duyar mısın atam vatan gidiyor.

İsmini duyanlar olmuş rahatsız
Dil uzatıyor duy sana suratsız
Gece gündüz durmaz hain edepsiz
Duyar mısın atam vatan gidiyor.

Ar namus kalmadı sözleri yalan
Kurduğun ülkeyi ediyor talan
Düşmana dost diye selamı salan
Duyar mısın atam vatan gidiyor.

Düşmanlarda bunlar özür diledi
Yurdumun bağrına hançer biledi
Türk evladı bilmem buna neyledi
Duyar mısın atam vatan gidiyor.

Zahiri’m Allah'a boyun bükerim
Zalimin zulmünden çile çekerim
Vatanım uğruna candan geçerim
Duyar mısın atam vatan gidiyor.

Tahir GÖRENLİ.15.02.2015
...
GÖL KO(R)KTU


Ay kırıldı
Göl ko(r)_ktu
Yıl geçti
------------------------------------------------------- değiştin…

Bulutlar küskün
Martılar suskun
Gün döndü
------------------------------------------------------- alıştın…

Kirpiklerim yoruldu
Kalemim yasta
Rüyalar bitti
------------------------------------------------------- korkuttun…

Telve yoğun
Yüreğin ta kendisi olmuş
Üç vakte kadar
------------------------------------------------------- sıkıldın…

Söz uçmuş
Yazılar dünden yalancı
Her şeyi
-------------------------------------------------------- sildin…

Kefenler çürümüş
Toprak aç
Sur’a erken
------------------------------------------------ ------- üfledin…





------------------------------ Zaman kolumdan uzakta akıyor
------------------------------ Karabasanlara ev sahibi uykularım
------------------------------ Falcılar fincan kırıyor
------------------------------ Defterim bomboş
------------------------------ İçimdeki çocuk toprak doyuruyor….

------------- ----------------------------------------------------- Artık sus_tum…
------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Arzu Buse ERASLAN
28.07.2010
19.28
ANKARA(Hüzün Diyarı)
...
Kızma sakın çağırdın da kapına;
Gelemedim gelinmiyor aytanem…
Yanağımda gözyaşımın kervanı;
Silemedim silinmiyor aytanem…

Derde düştüm dermanımı kınadım;
Her yaramı neşterinle sınadım;
Senden ayrı gece gündüz denedim;
Gülemedim gülünmüyor aytanem…

Yordu artık beynimdeki bilmece;
Emir eyle sona ersin işkence;
Boşta gezen şu aklımı dün gece;
Çelemedim çelinmiyor aytanem…

Parmak izi sıra sıra boynunda;
Kırk harami dolaşıyor beyninde;
Buyur etme gam çukuru koynunda;
Kalamadım kalınmıyor aytanem…

Kırıldı mı el mi tutmaz kalemin;
Boşverde mi dilindeki kelamın;
Kırk yılda bir derman diye selamın;
Alamadım alınmıyor aytanem…

Kadehlerim birbiriyle yarışır;
Saç – sakalım birbirine karışır;
Söyle yaran hangi dilde konuşur;
Bilemedim bilinmiyor aytanem…

Ali ALTINLI – 26/02/2015
Saat: 12:21

...
MENORANIN UCUNDAN SIZAN YEDİ IŞIK

Ülkesinde çoğu kuyumcuydu,çoğu zengindi,önemli gazeteciler,politikacılar,giyim mağazalarından tut gerçekten Racel haklıydı,Nisa ırkçılık yapmayı sevmiyordu,insan denilen bir kalıp zihin muhteşem beyin iyiye doğruya gerçeklerine sahip çıkan bir ruhun güzergahında sakin bir yol çizmek birlik beraberlik ruhunda olmak kardeşlik dostluk çizmesini giyerek doğru ve güzel adımları atmak güzeldi.


Geçmişlerinde Nazi Almanya'sından olacak koyu ırkçılık sarı rozetlerin ortasında yahudi yazan itilip kakılan insanların var oluş çabaları .

Ayni misyonun dahada kızıl renklisini taşımaları belkide bundandı,evrensel sembol davudun kalkanı köşeli yıldız hegzegram yedi rakamı dünyanın altı günde yaratılışı işte o kral yıldızı Racel'in künyesinde ufak işaretlerde altın harflerle yazılıydı.


Altını parayı ne çok seviyorlardı sanki hiç ölmeyecek gibi dünya telaşındalar diye gülümsediği oluyordu ,hayret onu okutuyorlardı,oysa beş kuruşun hesabını yapan insanlardı,acaba ileride ona borç ların şu kadar diye bir fatura keserlermiydi?o yüzden bir an önce hayata atılmalıydı.


Ailesini alıp belkide buralardan kaçmalıydı,o yüzden aklını kullanmalı fakirliğin zenginliklere çıkış gösterdiği gizli merdivenleri bulmalıydı,yahudi olunmaz yahudi doğulur diyordu Racel kendi ülkesinde ona hava atan yahudi kıza şimdilik susmalıydı,içinden bir ses çoğu buradan gidecek yönündeydi,üstelik din kitalarınıda kendileri yazmışlardı,ırklarının soylu olduğunu yazıyorlardı,bencillik,bencilik sürgün bir toplumun bir yerlerde zoraki kucak bulmasındandı.


Rasel'in sözlerini hiç unutmayacaktı,Peygamberlerin çoğu İsrailoğullarından geldi ,yaradan bizi herkesten üstün kıldı.

Ve biz saraylarınıza kadar girdik,sizi yönettik dininizi kullanarak sürekli yücelttik,ama bizdik aslında onlar kendimiz,ve sizi yine yöneten bizlerden kişiler olacak ve siz bizi ilahlaştıracak alkışlarınız ile yine ayni gün bizlerden olanları göklere yükselteceksiniz

diye kahkahalarıyla gülmüştü



ALTI KÖŞE



Sader gecesinde altıgen tabakların köşesinde yeminleri

kalkanın altı yönü Dünyaya meydan okuyacak biliyorum

küreler dikilecek üst üste

menoranın üzerinden sızan ışıkların dibinde

yedi yazıyor yüzüğünde defterinde

kendisini övüyor her seferinde

bağırıyor anla artık


yaradan bizi hepinizden üstün kıldı diye

zenginlik para toprak yıldızlı dünya sermayesinde


o sarı rozetlerin altı köşesinde


intikam sözcüğü içilecek

masum çocukların kanında günün birinde

kuvvet diye

iksir diye



NİSA

...
Sevdan yüregime kazinmis..
Yok etmek istesende edemezsin..
Sevmenin, özlemenin..
Ne demek oldugunu..
Icimdeki firtinalari..
SeN bilemezsin...!!!

Yoklugun bana öyle bi koyduki..
Sen olmasan bile varligini görmek..
O kadar güzeldi ki..
Sen bunu bilemezsin...!!!

Ben SeNi sevdim, cook sevdim..
Sevdamin büyüklügünü..
SEN TAHMIN BILE
EDEMEZSIN...!!!
...



Gurbet elde bezer olduk,
Hasret özlem çeke çeke.
Geçti gençlik acı dolduk,
Hasret özlem çeke çeke..

Adı gurbet yükü ağır,
Dil söylese kulak sağır.
Ne döş kaldı ne de bağır,
Hasret özlem çeke çeke..

Emir HAK'tan böyle ferman,
Tecelli bu bizler kurban.
Ne güç kaldı ne de derman,
Hasret özlem çeke çeke..

Yıllar yılı akar yaşım,
Kahır doldu içim dışım.
Soğuk gelir sıcak aşım,
Hasret özlem çeke çeke..

Baba gurbet elde şaşar,
Elem keder sırtı okşar.
Çoluk çocuk bezgin yaşar,
Hasret özlem çeke çeke..

DAMAD ezik Damad yorgun,
Candan bezgin hergün durgun.
Gurbet elde yaşar sürgün,
Hasret özlem çeke çeke..

23-02-2015




...
Meziyete mucizeyi ekleyip
Sinem yarıp, hayâlimi görseler...
Besmeleyi bir duaya yükleyip
"şifâ" deyip, dil ucuma verseler.

Avuç açsam Yaradan'a yakarsam
Her duaya ihlâs ile yaş karsam
Merhem sunsam, yaraları onarsam
Hak edenler arzusuna varsalar.

Işık yaysam, fersiz kalan gözlere
Tâkat olsam yorgun, çöken dizlere
Hayat gelse kâhır kokan sözlere
Karanlığın defterini dürseler.

Yıldız olup gökyüzüne yayılsam
Mehtaplara ganîmetten sayılsam
Anıların başucuna koyulsam
Her geceden hatırımı sorsalar.

Yağmur olsam, yağsam susuz çöllere
Bir yol bulsam en nâdide güllere
Uzatsalar nârin, zarif ellere
Sevgi ile kuşatsalar, sarsalar.

Sandık olsam, odalarda beklesem
Güzellerin çeyizini saklasam
Vuslata dek göz nurunu koklasam
Gün gelince yüreğimi yarsalar.

Güneş olsam, göz kırparak uyansam
Karanlığın kapısına dayansam
Her çiçekte ayrı renge boyansam
Derman diye ilaçlara karsalar.

Zalim dağlar olmasa da oralı
Ferhat'ları bırakmasam yaralı
Hiç kalmasa bahtı kötü, karalı
Tüm aşıklar murâdına erseler...
...


Bir yaprak düştü dalından
bir baharı anlatıyor bana
bir düşü
bir gülüşü
bir de
sıkıca tutunamadığından
bir düşüşü


teli kopuk
mızrabı kırık saz gibi şimdi
suskun.

gözlerinde yüz yıllık bir arzunun izleri
merhamet ister gibi uzatır elini
küskün


ulu bir nazarla bakarım
elimdeki yaprağa
kıyamam ona
gömemem toprağa


onunla doğdu ak mintanlı gün
gece güne aralandı
gök yüzü çekti üzerimden griliğini
ay ışığı değdi elime
oldu toy düğün

o
ipek mendil gibi sırmadan
yavuklunun elinde sunulan


o sarı bir yaprak
kuş gibi düştü ayak ucuna
bir zümrüt gibi özel
ince narin işlenmiş nakşında ki çizgiler
katmer katmer açan yedi verenler gibi güzel



Çiğdem Çimen


...


Sen gözlerime bakıp hiç konuşmasan bile
O suskun hayalinle bana ne çok şey derdin
Ve öylesine garip öyle tuhaf bir hile
Belki de bunun için hiç bitmeyen kederdin

Gecenin derininde her an seni saklardım
Ve sabahlar ederdim hiç kimseler görmeden
Tek gözümü kırpmadan uykuyu yasaklardım
Nice ahlar ederdim hiç kimseler görmeden

Şimdi küskün ve dargın dört duvar arasında
Romanını yazdığım ey olmayan sevgili
Sen ki zamana tutsak yokla var arasında
Gölgesi üzerimden kaybolmayan sevgili

Nasıl yaşanacaksa inan yaşarım emret
Taşırım üzerimde hasret prangasını
Sessiz bir filim olsun ben oynarım sen seyret
Saplarım damarıma yokluk şırıngasını

kurtbey /Niyazi Tuncer / istanbul
1/8/2014 2:16:34 PM

...
Deseydin ki eğer seni sevemem
Bu kadar peşinden koşarmıydım ben
Bakmasaydın gözlerime gülerek
Bu kadar delice coşarmıydım ben

Gül diye sarıldım nice dikene
Yüreğime türlü acı ekene
Darılmazdım bana hayır derkene
Bu kadar delice taşarmıydım ben

Çalsaydın taşlara vurup katıra
Çektiğim acılar gelmez hatıra
Döktüm sevdamızı şiir,satıra
Bu kadar delice yazarmıydım ben ?

Seni bunca yorup sıkmam canımı
istiyorsan al dök dök sen kanımı
İşte boş bıraktım hep sol yanımı
Bu kadar delice yaşarmıydım ben ?

Umut ekip bakmaz idim yollara
Muhtaç ettin beni zalım kullara
Bindirip DURAK'ı koydun sallara
Dönülmez yollara düşermiydim ben

Durak YİĞİT ((BATU_41))
Gönüllerin Şairi
KOCAELİ
https://www.youtube.com/watch?v=31Dbc3VPsck
...
ey aşk
biz ne yaptık ki sana
vurdun habersiz...
sevmek kaderimiz ise
yaşarken ölmek niye (!)


o gitti
hem de tek kelime etmeden
gidiyorum bile demeden
bu defa ki gidişi
diğerinden farklıydı


o, bir kez daha gitti
...ben iki kez daha öldüm


eskiden olsa
bir küser-bir barışırdık
dünya yıkılsa bile
umurumuzda değildi
mutluluk kanımızda cirit atarken
yüreğimize sığmazdı ritmik atışlar
o zamanlar daha umutluyduk
şimdi ne değişti de o gitti
hem de böyle zamansız terk etti


ben bu oyunu sevmedim
artık aklıma da sözüm geçmiyor
yüreğime düşüyor kor ateşler
uykular zaten haram
karabasanlar sıra-sıra
korkuyorum
biz sana ne yaptık ki aşk !


biliyor musun?
her defasında
onun yokluğuna uyanıyorum
sanki kıyamet sabahı,
içime düşen ateşlerde cehennemi yaşıyorum
ruhum acıya bu kadar yakınken
yaşamıyorum ki


uykusuz geceler
soğuk düşler doğuruyor
avuçlarıma düşüyor on yedi yaprak
umutlarım dipten kururken
ben on yedi kez ölüyorum
farkında mısın?


Polat Tek
25.02.2015
Karakalem çalışması...
...
Her gece rüyamda görsemde bile,
Odana ışıklar yakmayacağım…
Her sabah yanıma gelsende bile,
Başımı uzatıp bakmayacağım…

Kınalar yollasan yeşilli allı
Çiçekler göndersen kıvırcık dallı
Baklavalar yapsan şerbeti ballı,
Su gibi üstüne akmayacağım…

Aklını yitirsen dağlara çıksan
Bülbül gibi ötsen bağrımı yaksan
Her akşam üzeri yüzüme baksan,
Şimşek olsam bile çakmayacağım…

Ne sen bana anlat, ne ben sorayım
Gördüğüm düşleri hayra yorayım
Fırtınalı günde sanki borayım,
Kırdığım zinciri takmayacağım…

Merak ediyorsanselvi boyluyum
Soyumu diyorsan asil soyluyum
Kalbimi kırmazsan güzel huyluyum,
Kurulmuş tahtını yıkmayacağım…

DOĞANAY’ım güneş bağrımı yakar
Gemiler yol almış sefere çıkar
Gönülden gönüle bir yıldız akar,
Bütün zorluklardan bıkmayacağım…

Kemal DOĞANAY

...

Akıl defterimden buldum ismini
Hayalime çizdim güzel resmini
Sorsam söylermisin bana neslini
Nesiller bozuldu güzel sen kimsin.

Tahir GÖRENLİ

...
alnında bir öpücük, yeşil
bir dal kırıldı,
yağmurun serinliği, buldu
sana sarıldı
kuşağında sırlı tüyler, sallandı
birkaç defa, karıştın
masallara kim olduğun soruldu

gülden düştü yaprağın, düşlerin
renk renk kelebek, uçan
atlar yoruldu, masalsız
kaldın sen masalsız, çünkü
hayallerin vuruldu…

...




Bu düş merhametsizler için değil

İyi oldu uyumadığın döşümde

Senin terazin tartmaz bendeki beni

Senin ellerin çözemez bendeki düğümleri

Sen sabrı Eyyub'ta

Zehri yılanda sanmışsın sadece

En bed dualar dilimde

Sana değil kendime

Ne olur âmin deme

Sadece af dile







...




...
El ayak çekilince, her gece sessiz sessiz
Gönüllerde bir otağ, dertli baş arar hüzün.
Güz güneşine benzer; tebessümden yoktur iz
Solmuş, sararmış çehre; çatık kaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.

Derip renkler içinden kasvetin karasını
Ağlatır, üzer, açar umutla arasını
Âşikar etmez, gizler, göstermez yarasını
"Eyvah", "keşke" içinde, kor ateş arar hüzün
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.

Ya aşk ya ayrılıktır, onmaz derdine sebep
Haddini aşmasına müsâde etmez edep
Acısını tarife âciz kalır mürekkep
Yaz ayında kar bekler; bora, kış arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.

Engel aşılmaz ise, yol sarptır neşelere
Saklanır melül mahzûn, en kuytu köşelere
Bağlanır basireti, sarılır şişelere
Kadehlerin dibinde arkadaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.

Bazen gün-be-gün artar, onmaz elemin demi
Gayret etse de insan, yan yatar, batar gemi
"Suç kimde, sebep nedir" kalmaz artık önemi
Vefalı bir sadık dost, bir sırdaş arar hüzün
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.

Hayat yormussa şayet, diz için her yol yokuş
Sabır sınır aşınca, toprağa düşer bakış
Uçmak için can atar, can denen o nazlı kuş
Kulağı salâdadır; Soğuk taş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün...
...

(Kanayan yaralarım)


Şehitten izler kaldı mezar kazan kürekte,
Gözlerden yaş akıyor, kandamlası yürekte.

Düşer toprağa bir bir, baharında yiğitler,
Ne son olur bu makber, ne son olur ağıtlar.

Her karışı sulanmış Vatan aşkıyla kanla,
Ataların can verdi, hikmetini sen anla.

Acı çekti bu millet, Vatan, Bayrak diyerek,
Kudurdu zalim haçlı nice cana kıyarak.

Şimdilerde bir oyun oynanmakta yeniden,
Ülkemdeki birliğe hançer vurdu aniden.

Mahalle komşusuna bakıyor haset dolu,
Sen ben diye bölündük kimler çizdi bu yolu?

Suçlayamam kimseyi, lakin ortada her şey,
Oynandıkça bir oyun, oyuncular alır rey.

Yazdım açıkça Âdem, iyi anla oyunu!
Hain sarmış her yanı, gözle hain soyunu.

Mabettir bu topraklar, her yanı saklı makber.
Kaldırsan her bir taşı, inler Allah’û ekber.

Coğrafyanın sahibi, uzaktan gelen Millet,
Vatan deyip kurdular, görkemli birkaç Devlet.

Adına bakma sakın, kurulan her bir Devlet,
Türk töre ve diliyle, yaşadı uzun mühlet.

Devletin çevresinde, yaşadı pek çok kavim,
Birlikte yaşamaya, gösterdi büyük azim.

Kimi zaman dillerde, çok oldu değişmeler,
Kimi zaman dinlerde, yok oldu değişmeler.

Kaynaştı bunca kavim, büyük Millet oldular.
Türk bayrağı altına coşku ile doldular.

Yıllar geçip giderken, fitne girdi Millete.
Aldanıp kapıldılar, sen ben denen illete.

Hak, hukuk dillerinde sürüp giden bir şarkı,
Uyuttular Milleti, aldılar Garbı, Şarkı.

Pek çok evladı kaldı, ötelerde bir yerde.
Çok acılar çekildi, kan döküldü her yerde.

Gözlerden aktı yaşlar, zor oldu canlı kalmak,
Başka Devlet içinde kolay mıydı Türk olmak?

Yunan’ı isyan etti, pek çok eşler ayrıldı.
Vahşetti Bulgar zulmü nice başlar ayrıldı.

Kafkaslar başka bela, Türk öldürmek bir sanat,
Çölde Arap haykırdı gördüğün Türk’ü yok et

Yoktu birbirinden fark asil Millete karşı,
Durmak kolay değildi bunca zillete karşı.

Milletin acıları, biraz dindi diyorken,
Başladı başka bela, pişmiş aşı yiyorken.

Kurulmuştu yeniden, daha güçlü bir Devlet,
Gelmedi işlerine yıkmalıydılar elbet.

Sömürdüler Arap’ı petrole doymadılar.
Soydular Afrika’yı zenginlik koymadılar.

Latin Amerika’yı kolaydı işgal etmek,
Gözler döndü Asya’ya mümkün olmadı yetmek.

Önce Anadolu’yu istediler halletmek,
Kardeşi kardeşine düşman diye belletmek,

Kürtler ayrı bir Millet! İsteriz onlara hak,
Çok severler Kürtleri! Gizli oyunlara bak.

Türk’ler Kürtlerin kanı, akrabası yoldaşı,
İnançlar aynı dinden safta mümin kardeşi.

Bu Milletin içinden Ali Kemal’ler çıkar,
Küfreder Atasına, birliğe kurşun sıkar.

Vardır elbet Akif’ler, Sütçü İmam, Neneler,
Vatan, Millet diyerek uğraş verir seneler.

Derinden fitne işler, kan girer aramıza,
İhanet ağır gelir kanayan yaramıza.

Dağa çıkmış Kürt genci, hainlerle görüşür.
Yıkanmış beyinleri, kardeşiyle vuruşur.

Anlamsız bu savaşta kazanan kim olacak?
Kadınlar ağıt yakıp saçlarını yolacak.

Kurgulayan beyinler, sinsice gülüyorlar.
Cennet vatan ülkemden güneyi bölüyorlar.

Demokratik hak diye çok şey talep ettiler,
Yetmedi bu onlara birde terör kattılar.

Amaç sözde özerklik, maksat gizli sürmektir.
Nihai hedefleri Kürdistan’ı kurmaktır.

Koca bir Anadolu dar mı geldi onlara?
Her vilayet her şehir sığmadı mı donlara?

Tek farkımız onlardan konuşulan ana dil,
Bir araya gelince anlaşmak zor da değil.

Biraz Arapça, Farsça karışmış dillerine
Her yandan pek çok Millet doluşmuş illerine.

Hepimiz aynı dinden, kız alıp, kızan verdik,
Derin akraba olduk meydana oyun serdik.

İsteyene verelim güneyde küçük Devlet!
Orda kim yaşayacak batıya gitti Millet.

Batıya giden Kürtler geriye mi dönecek?
Ortak olduk, iş yaptık ocaklar mı sönecek?

Kalleşçe bir plandı, gizli saklı bir oyun,
Sanmayın Millet aptal, kavala uyan koyun!

Milletimin sabrını denemeye kalkanlar,
Boğacaktır sizleri, bayraktaki alkanlar.

Korkma evladım Âdem, nice yiğitler çıkar,
Bu çirkin oyunları itin başına yıkar.

Tarih yazan Milletim nice zorluklar aştı.
Gemiler dağdan aştı, gören gafiller şaştı.

Bölünmek başarıdır diye nutuk atanlar,
Ey! Okumuş cahiller öze fesat katanlar;

Yem olur bölünenler bunu hâlâ görmezler,
Görürlerde aslında ihanetle yormazlar.

Bunların nedeni ne? Diyorsan şimdi bana,
Eğitim eksik kaldı, ders vermedik insana.

Çok acılar çektik, daha çekecek Millet.
Elbet güneş doğacak bitecektir bu zillet.

Kimse unutmasın ki Vatan Türklerin yurdu.
Kürt’ler, Türk’ler el ele Cumhuriyeti kurdu.

Gelecek güzel günler kardeş halkın olacak.
Uyuma artık halkım kalbe sevgi dolacak.

Duymalı yönetenler kardeşlik türküsünü,
Büyük devlet olmanın sırrını, ülküsünü,

Oyunda bir yemekte, bayramda bir düğünde,
Anlatmalı birliği her günde her öğünde.

Sırtımızı kaşıyan bizden başka el olmaz.
Bizler fakirleşirken, onlarda kese dolmaz.

Fitne dolu insandan uzak olasın Âdem,
Zehir olur kusturur verdiği tatlı badem.

Oldukça zor görevin düşman haddinden fazla,
‘’Ne mutlu Türk’üm’’ sözü, kalbine dolsun hazla.



Mehmet Macit
10.08.2009
İzmir

...


Yarım kalmış, iyi uyunmamış bir uykudur hayat
Çabuk veda edilir çocukluğa, gençliğe
Bilinmez kıymeti eller tutuyor, gözler görüyorken
Ayak taşa çarpana, yoluna yaşlılık çıkana kadar
Gülistanda gezer akıl...

Canını ırmağa teslim eden yaprak hızında yol alır gençlik
Koşsan da arkasından tutamazsın
Kah acemi parmakların arasından
Kah yalnızlığın nemli avuçlarından kayar, düşer toprağa...

Kendini tanıyana dek, yolun yarısı bitmiştir
Devrilen günlerle saçlarına kar yağmıştır
Adımların yavaşlamış, elin bastonla tanışmıştır
Ve yaşlılık, soğuk bir kış gününde kapını çalan misafirin olmuştur...

Bu gidiş geriyedir, çatırtılar duyulmaya başlar iskeletinden
Baltalanmış bedeninde ağrılar gezer yol yol
Giden günlerin ardından, gözler yaş döker
Puslu bakar göğün penceresinden, soğuyan güneş
Kırık kanatlı kuş misali uçuşur hücrelerinde siyah-beyaz dalgınlıklar...

Dağın tepesinden döne döne iner umut vadiye
Kayalar düşer insansız yollara
Yollar yokuş, yollar çamurlu, sendelersin
Yaprakların yarım soluğu duyulur uzun boylu ağaçların arasından
Sen, yitik bulutlar ağlıyor sanırsın üzüntünden
Çözülmez bir denklemdir oysa ki, insana sunulan hayat
Ve kızıldır, kızarıktır taşın üstündeki ölü kuşun tüyleri...

Kolay değildir geçmek, kalple-beyin arasındaki ince köprüden
Bir yarış başlar zamana karşı kimliksiz gölgelerin karanlığında
Ne kaçmak, ne beklemek çare olur ölüme
Yalnızlık, sessizlik, bir de ihtiyarlık el eledir o an...

Yanık güneşten bir parça düşer toprağa gözünün önünde
Şaşar kalırsın!..Toprak sana bakar, sen toprağa...
Tutsan elin yanar, tutmasan hayatın
Ve sen omuzlardasın
Şiir biter...

Ankara/8 Ocak 2015
Rukiye Çelik

...
İTİZAR

Yalnızım, kelimeleri silinmiş kitaplar kadar,
iki kapak arasına sıkışmış bom boş sayfalar.


Kırgınım, yuvası taşlanmış kuşlar kadar,
suçumu arıyorum çalılar arsında.


Kimsesizim, itilmiş, horlanmış bir meczup kadar,
herkesin kucaklaştığı kocaman meydanlarda.


Aldandım, anlaşılmadığını anlamayacak bir ahmak kadar,
kaçıyorum kendimden çok uzaklara.


Yorgunum, kuytularda büzülüp uyuyacak kadar,
vefasızca taşlandı, kanıyor yüreğim.


Düşerken gururla, kalbinden vurulmuş bir asker gibi,
yine yapışsa umuda bırakmasa ellerim.


Yalnızlığım, kırgınlığım kimsesizliğim ve yorgunluğum,
hepsinden daha güçlü SANA duyduğum sevgim.


Umudum, güvenim, çarem ve tek bilenim
itizarımı kabul et, halimi affet RABBİM

...
Hem yiğidi hem kızı emzikli çocuk ak saçlı adamı dışardan kılıç içerden dehşet telef edecek hasımlarımdan öç benden nefret edenlere ödeteceğim,satırlarında insanların mürekkebine banmış kitabı ürkütüyordu,sen benim topuzum cenk silahımsın seninle milletleri kırıp ülkeleri helak edeceğim,seninle genç adamları ere varmamış kızları kıracağım seninle çiftçiyi çiftini kıracağım seninle valiyi kaymakamı kıracağım
işaya 13/9 tesniye 3225


İşte Rabbin acımasız günü geliyor evler yağmalanacak yavruları gözlerinin önünde parçalanacak o kadınların ırzına geçilecek .işaya 15_16


hangi kitap emrederdi ?nasıl bir şeydi saat gece üçü gösterirken kan kardeşinin kitabını çözmeye çalışıyordu,ırkçı Alman lider ayni yöntemle mi onları vurmuştu?kafası iyice karışmıştı.Tevrat değişmiş kan kokuyordu,vampirlerin eline geçmiş olmalıydı sapıklık baş tacıydı,kabbalist hahamlar tef çalarken Anadoluda zayıf buldukları Alevileride kendilerine saf tutturmuşlardı.


Ders falan çalışmıyor kan kardeşim dediği Racel'in dinini inceliyordu,onlara minnet borçluydu,yahudilerin kurduğu lisede farklı kelimelerle beyni yıkanıyordu,ırkçılık kin vahşet sularında yıkanmış insanlar İspanya'dan Osmanlı'ya sığındıklarında Anadolu artık yahudi cenneti olmuştu,saraylarda hükümdarların anası karısı yahudiydi,


Racel sürekli mesihini savunurken kurtarıcınızda bizdendi,sizi Tevrat kurtardı diyordu,Latife hanımda sabataistti diyordu ,Nisa o anda tek bir şey söyledi benimle kavga etme atalarım neyse ne ben Türküm ve kurucumuzda Allahın yolladığı bir elçi,ben onun ataları ile ilgilenmiyorum,kitabı Tevrat olsa bile bu vatan için canını ortaya koyan lider onun annesinin ettiği dualar Tevrattan değil Kuran'dandı Racel,ne önemi var dualar güzelse kan kokmuyorsa Tevrat incil ne önemi var,senin kitabın kan kokuyor Rachel kan.


Bir gün beni anlayacaksın,bunlar koskocaman bir saçmalık,size yapılanlar güzelmiydi,adi sabun yazıyordu insan yağlarında ,ırkçılık her zaman zarar verdi insanlara bölünmeler,vahşet kokan savaşlar.Duydunmu sarı kız?

Racel inatla şöyle diyordu'' sizleri Tevrat kurtardı,ve en zenginler yine o mesihin izinde olanlar göreceksiniz en zengin onlar olacak koskoca şirketleri ile devleşecekler,yine her zaman hakimiyet onlarda olacak sizi yönetenler onlar olacak gelecekte dahada kudretlenecekler .''



Gazetelerde o dönem bir dolu küçük çocuk cinayetleri vardı.

Nisayı annesi okulun kapısından alıp eve kadar kendisi götürüyordu,bunlar kimdi cinayetlerin kökeni Türk olamazdı hayır kesinlikle dönmelerdi,yeni kurbanlar istiyordu

VAMPİRİN KUTSAL BABASI SUSAMIŞTI KAN İÇMEK İSTİYORDU





VAMPİRLERİN KUTSAL BABASI



Kılıcını kandan alıkoyana lanet olsun diyordu

başı dönüyordu içeceği kandan

zayıf gördüklerine sarılıyordu şeytan

vampirin oğlu dişlerini gösteriyordu arkadan

kan kan kan !


insan kanıydı kokan

ne çok seviyorlardı yudum yudum

güç sanılan

tecavüzler insan katliamlarını

iğneli fıçıların içinde dönen minik yavruları

süzülen kanların ucunda muslukları

atom bombasını keşfeden yahudi solomonu

niye seviyorlar vahşeti

Dünyaya hakimiyet türküsü

içeriden ta Osmanlıdan fetihler

biz uyurken sağımızda solumuzda içimizde

ayinlerin nefesinde dipdibe kopkoyu

ninnilerle tefler çalıyorlar çağlar boyu

üflenen mumların ucunda

dönüyor şimdi kadını kızı oğlu


NİSA
...

Yorganın altında hesaba yattım
Uykuda koyunlar saydım öylece
Üç üste beş alta çıkarıp kattım
Yinede uykusuz kaldım dün gece

Matematik ağır kafam basmazdı
Okuldan tezkere aldım bu yüzden
Hiç bir ders bu kadar beni kasmazdı
Bakarak eğriyi çalardım düzden

Hayatın mektebi öğretmeni çok
İlk öğüt babadan kulak elinde
Çalışmazsan eğer ekmeğinde yok
Taşırsın küfeyi sırtta belinde

Haytalık işlemiş girmiş bedene
Hani nasıl desem biraz serseri
Gelen ağam olmuş naz ım gidene
Sap olur diyerek vurdum keseri...

Baltanın ucuna uymadı kalıp
Aklımız sokakta kaldırım benim
Arada pembeli hayale dalıp
Taşıdı beynimi hoyrat bedenim

Gözüm desen kara budak da ne ki
Karpuzlar koymuşum koltuk altıma
On parmak marifet bu nedir peki
Sultanım diyerek çıktım tahtıma...

Niyazi TUNCER / Kurtbey /İSTANBUL
1/6/2009 10:28:24 PM

...
Yolculuk anında çıktın karşıma
Yaraladın beni eskisi gibi
Bir ateş düşürdün benim başıma
Yaraladın beni eskisi gibi

Unutmuştum sanki gülen yüzünü
Yine yüreğime koydun hüzünü
Hatırlattın baharını güzünü
Parladın beni eskisi gibi

Sanki suç bendeymiş gibi davrandın
Bütün dertlerini hep bana sardın
Unutma sen eski vefasız yardın
Karaladın beni eskisi gibi

Bindin otobüse aklımı çeldin
Vurdun hançerini bağrımı deldin
Nereden çıkıp da karşıma geldin
Sıraladın beni eskisi gibi

Yusuf’a gösterdin gül cemalini
Nasıl anlatayım arzu halimi
Soramadım sana eski zalimi
Kiraladın beni eskisi gibi


Yusuf ONUK-23.02.2015
...
Gönül bağlarına diken ekilmez
Muhabbet sazına söz ara gönül...
Yalnız bu dünyanın kahrı çekilmez
Bir arı misali, öz ara gönül.

Hakikat aşikâr; zarar da kâr da
Marifet yürekte, kalpteki harda
Dehlize düşer de kalırsan darda
Yunus’dan Veysel’den iz ara gönül.

Allah sevdiğini sınar çileyle
Şeytan fırsat bilir gelir hileyle
İsyana meyilli nefsi lâl eyle
Musibet içinde haz ara gönül.

Ok hedeften şaşar yayı germeden
Dal meyvaya durmaz emek vermeden
Davetsiz misafir yere sermeden
Düş gerçek peşine; gez, ara gönül...

Zirveye bakan göz ser’ine yüktür
Haddini bilenin boynu büküktür
Ruhların arzusu seyr-u sülüktür
Dizdize verecek diz ara gönül.

Kudret sahibi O! Ederse murat
Allah dostlarına düz yoldur sırat
Münkir’in eline Hakk vermez berat
Geç hassas eşikten, giz ara gönül.
Geç hassas eşikten, giz ara gönül.
...
BAŞLIKSIZ ŞİİR

SEVİNME ELİNE GEÇTİ DİYE YETKİLER
KÖTÜYE KULLANIRSA BU YETKİYİ HAİNLER
GÜN GELİR ,İHANET ETTİĞİN ELDEN GELİR
DÖNER SANA YAĞLI MERMİLER

KAR SANMA YAPTIKLARINI APTAL DEĞİL MİLLET
BİLİR KİMLERİN NE MAL OLDUĞUNU
İNSANLIKTAN DEM ALAMAMIŞSIN BELLİ
GÖSTERİYORSUN HERKESE NE MAL OLDUĞUNU

SEN HEP BÖYLE KİRLİ DEĞİLDİN
UNUTMA ANANDAN TERTEMİZ DOĞDUĞUNU
NEFSİNE YENİLİP,KİMLERİN ÖNÜNDE EĞİLDİN
KULA KUL OLDUN ,UNUTTUN ASIL KULLUĞUNU

DİYECEK BİR ŞEY BULAMIYORUM
LAKİN KAPASİTEN YETMEZ ANLAMAYA
SEN UNUTMUŞSUN ADALETİ DOĞRULUĞU
YERSİN BİR GÜN MUTLAKA TEKMEYİ
TEPETAKLAK KAÇARSIN KISARAK KUYRUĞUNU

BAŞKALARI İÇİN DEĞER MİYDİ
ŞEREFİNİ ALÇALTMAYA
ARDINDAN SÖVDÜRÜP
MİLLETİ GÜNAHA SOKMAYA

DÜŞÜN BAKALIM
NASIL DÜŞTÜN BU HALE
YA KENDİNE GELECEKSİN
YADA ALLAH’A HAVALE

(NOT:ŞİİRİN HİÇ BİR SİYASİ PARTİ YADA KURUMLA İLGİSİ YOKTUR)
MUZAFFER KULA

...
Başımda estirdin sevdalık yeli
Dilimden düşmeyen gönlümün eri
Oldun gözlerimde bir bahar seli
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Yazarım durmadan hep hece hece
Gezersin düşümde gündüz ve gece
Gönle bahar gelir inan görünce
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Seni anlatmaya yetmez sözlerim
Nere baksam seni arar gözlerim
İçimde volkansın yanar özlerim
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Dudağım tenine deyse yanacak
Dilim usanmadan onu anacak
Sen olmazsan yürek nasıl kanacak
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Gülzarımda gülüm başımda tacım
Ey gönlümün yari sana muhtacım
Birtek senin ile diniyor acım
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Sende Gülşen gibi eğer sevseydin
Aceb ne olurdu biraz ivseydin
Çıkgel artık durma orda deseydin
Dilimden düşmeyen gönlümün eri

Gülşen Sarıoğlu
GüzGülü
19.02.2015 İZMİR
...
SEVGLİLİ ŞİİR DOSLARIM BU GÜN İNÇELEDİM DAHA ÖNÇEDE İNCELEMELERİME GÖRE SÜREKLİ BİRİLERİ KAMARA ARKASINDAN 1 VERİP KACIYOR YÜREĞİ OLAN BEĞENMEDİM YAZSIN AYIPDIR BENİM 1. OLMA DERDİM YOK 1. SİZ OLUN SİZLERİ VİÇDANINIZLA BAŞ BAŞA BIRAKIYORUM RAHAT OLUN YORULMANIZA GEREK YOK İCİNİZİN ALMADIĞI ŞİİRİN OYLAMASINI İPTAL ETDİM



ARİF HİKMET YANMAZ
TEL:05377409705


SORUNU OLAN 24 SAAT ARAYA BİLİR .
...
Perdegi
...
17.Yüzyılda Osmanlı toprakları İzmir Agora'da 22 yaşında Mesih olduğunu söyleyen o genç adam Musevilerin kutsal zihin örtülerinde önemli bir yerdeydi,Dünyayı tüm kötülüklerinden kirlerinden arındırarak Yahudileri İsrail'e taşıyarak kutsal İsrail'in tapınaklarını inşa edecekti,ruh birlik ve beraberlik ruhuydu,kanlarının asil olduğunu kimse ile karışmaması gerektiğini düşünüyorlardı.


Racel'in künyesinde asil kan yazıyordu


Asil kancılar her kıtada binlerce mürid toplayarak sürekli büyüyorlardı ,döneminde Osmanlı'da bile binlerce kişiyi peşine o doğruluğuna sürükledi,Müslüman görünümlü Hristiyan görünümlü kabbalacılar sarayın içerisinde çoktan girmişlerdi,müslüman görünüyorlar Kuran'ı başuçlarında silah olarak gösteriyorlardı,ama aslı çok farklıydı.

Çok akıllı insanlardı,inananları Amira diyorlardı,beklenen Mesih elbet onları yükseltecek kim olduklarını Dünyaya gösterecekti,müslüman ve Hristiyan çevresinde uyanmış kimseleri yine uyutmayı bir hile ile başarıyorardı


Gizli toplantıları ile herkesten güçlü olduklarını savunuyorlardı,Tire İzmir Yahudi yerleşiminin güçlü olduğu bir kucak, sancaklarının hayalini kurduğu yerdi.

Mesih dedikleri gücün babası İspanya'dan göç etmişti,İngiliz ve Hollanda şirketlerini temsil ederek liman kentinde zengin olmayı başarmıştı.


Racel'in Ailesinde güç o inanç sistemi Amiranın yoluydu,Rasel Nisaya destek sözünü verdiğinde Nisa tedirgindi,annesi yabancılardan hep korkmuştu,o dönemlerde çevrede kurban diye öldürülüp kesilen küçük bakire kızlar vardı

lıkır lıkır kan içen sapkın yahudilerden bahseden gazeteler.


Annem kabul etmeyecektir,dedi,ama çok fakirdiler belkide bu destek aileye nefes olacaktı,aile iyi niyet göstergesini para yardımı ile maaşa bağlayarak bir dolu yiyecek sepetleri göndererek yaptı,kadıncağız kızını kıramayınca Nisa orada bulunan liseye yazıldı.

Anne Reyhan hanım tedirgindi adam sadece biz değil derneğimiz yardım ediyor dediğinde kadın derneği yasal ve ülkeye bağlı bir kuruluş sandı.


Okul Rachel sayesinde bitecekti,üniversite kapıları bu aile sayesinde açılacak ve o aile diğerleri ile kendilerini melek olarak ilan edeceklerdi.



GÜNAHLARIN KUTSALLIĞINDA



Günahların kurtarıcı büyük gücü

sizi yasalardan sıkıntılardan kurtarmaya geldim diye bağırıyor


başka işaretleri gösteriyor

sahte müslüman hristiyanlar


kafalarını kurtarma telaşı aslında


yalan yemin kolay nasılsa

adar bayramı mumlarını üfleyecek bıkmadan ihtiraslarında

sapkınlıklar sancağı dikilecek direklere

başta İstanbul İzmir sonra Bursa

şehirlere yayıldılar inancın lütfunda

Raşel söylesene

madde madde ibranice

neler yazıyor o kağıtta?

diz çöküp kimlere dua ediyorsun

bülbüller ötüyor

dedelerinin ters konmuş mezarlarında


Mart bayramların eş değiştirme telaşında

sevinmeyi bekleyen günahların kutsallığında


gömülü geçmişin mantığı


o gizli yasak sokaklarında









NİSA





...
Kimine hos..
Kimine bos..
Kimine eziyet..
Kimine emanet...!!!

Iste hayat..
Vur davullari..
Cal zurnalari..
Istedigin kadar kos..
Diledigin kadar cos...!!!

Iste hayat..
Kimine çözüm..
Kimine zulüm..
Salla gitsin..
Yasa bitsin...!!!
...
hey! çocuk
adın ne senin


Ben sokak çocuğuyum abi
adı mı kim koymuş
onu da bilmiyorum


öyle bakma bana
korkuyorum


gözlerini çevir benden
kirlenmesin,
hem daha güzel şeyler var
onlara bak abi...


merak etme
ben iyiyim karnım da tok
demin yaşlı bir amca simit aldı bana
kardeşimle paylaştım
doymadık ama olsun
taze ve sıcacıktı...


biliyor musun?
zaten kimse bizi sevmiyor
biz ne yaptık ki...
hem
kimse ekmekte vermiyor bize
hep çöpe atıyorlar
çöpten alınca da kızıyorlar
sövüyorlar
bazen de dövüyorlar
sizin ananız babanız yok mu?
diyorlar,
yok işte abi
olsa böyle mi olurdu halimiz


biz ne annemizi gördük
ne de babamızı
gözümüzü sokakta açtık be abi
acaba annem ya da babam hayatta mı onu da bilmiyorum
keşke yanımda olsalardı
doyasıya sarılabilseydim
o zaman korkmazdım kimseden değil mi?


bazen üşüyoruz uyurken
kimse üzerimizi örtmüyor...
hem
bizim neden evimiz yok ki abi
neden kimse sahip çıkmıyor ki
biz insan değil miyiz
söylesene be abi


neyse be abi
seni de lafa tuttuk
kızma olur mu?
sende var git yoluna
bizde ekmeğimize bakalım
Allah büyük...


Polat Tek
23.02.2015
Karakalem çalışması...(04:15)
...

 

 
     
Şiir : Ceylanım
Şair : Alptekinyazar...
Okunma : 43
Tarih/Saat : 27.02.2015 / 11:54
Gönderen : Alptekinyazar...
Kategorisi : Sevgi
İndirilme/Yorum : 0
Haftanın Seslendirmeleri
1.
2.
3.
4.
5.
Seslendirenler YILDIZLI SESLER
Tarifsiz Acı Bosna 10 Bölüm
mustafadogan
( 4,69 / 29 )
Yar/Im
ISIK_ARSOY
( 4,68 / 19 )
Halden Düştüm Hafız...
Dogan.Bilge
( 4,6 / 20 )
An/La
cimlerinmelodisi
( 4,5 / 18 )
Aşkın Dilsiz Hali
Arif_Odabas
( 4,48 / 25 )
Serzeniş ( Yedi Güzel Adam Yedi Güzel Kadın )
ERDAL_SONUC
( 4,47 / 17 )
Delirmek Yasak !
Remzi_KURNAZ
( 4,47 / 17 )
Mavi Ağıt-Doğaçlama Beste//Söz Olsun
yildiraycoskun
( 4,47 / 19 )
Ahdettim...Affetmem...
Gozbebegim
( 4,39 / 18 )
Uzaklar
cimlerinmelodisi
( 4,33 / 15 )
11
4,23
Belki Gelir
nural
( 4,23 / 13 )
Umutlar Açacaktı Ellerimde
nural
( 3,67 / 3 )
13
3,67
Ah Be Can
Mawish
( 3,67 / 3 )
Yüreğini Al Gel
AyRiLiK
( 3,6 / 5 )
Gönlümün Eri
guzgulu
( 3 / 2 )
Annem...!!!
sesizsairDoGaN_NL
( 1 / 1 )
İstanbul Gibiyim
mdk60
( 1 / 1 )
Meyhane Durak Yerim,
momoli
( 1 / 1 )
Bir Hüznün Hikayesi
mdk60
( 1 / 1 )
Son Eklenen Sesli Şiirler
İSTANBUL GİBİYİM
BU KADAR DELİCE..!!
SERZENİŞ ( YEDİ GÜZEL ADAM YEDİ GÜZEL KADIN )
Meyhane Durak Yerim,
BİR HÜZNÜN HİKAYESİ
SENİ DİNLERKEN..!!
tarifsiz acı bosna 10 bölüm
SENİ SEVMEKMİŞ YANMAK
TANRIM ETME KULLARIYIN KÖLESİ
Seninle olmanın en Güzel yanı ..,
Ben sana mecburum / Aysel git başımdan
SERZENİŞ ( YEDİ GÜZEL ADAM )
Ağlamaklı Olacak Herşey
GÖNLÜM DÜŞTÜ BEYTULLAH'A
tarifsiz acı bosna 9 bölüm
tarifsiz acı bosna 8 bölüm
Site kurallarını okumak için tıklayınız Her Hakkı Saklıdır© 2010 web:iletisim@serkanweb.com

Üye Olarak Giriş Yapmalısınız..